son dakika
16 Eylül 2014 Salı
Ana Sayfam Yap
HASAN UĞUR EPİRDEN

E-Posta:

BURSA ÖZEL... HASAN UĞUR EPİRDEN


Bursa Nutku / 5 Şubat 1933 Bursa


AMAN DIKKAT !...
GÖZALTINA ALINMAK İSTEMİYORSANIZ, OTOBÜS ,METRO DURAKLARI VE BİLUMUM BEKLEME YERLERİNDE, HATTA MILLI MARŞ ÇALINIRKEN (!) SAKIN OLA Kİ SABİT BEKLEME YAPMAYINIZ, ANINDA TÜRK POLISI YAKALAR, GÖTÜRÜR... YAPACAĞINIZ IŞ ÇOK BASIT... YERİNİZDE 
SAYINIZ, VOLTA ATINIZ, AMUDA KALKINIZ, DÜZ DUVARA TIRMANINIZ...
BENDEN SÖYLEMESİ…


HASAN UĞUR EPİRDEN



 


BURSA ÖZEL…


ÖZÜRLÜLER TUVALETİ DE OLMASA ?...


Yapılan bir nezaket ihlali (!) nedeniyle Federasyonumuzun hiçbir davetine katılmama kararı almama rağmen, sevgili ağabeyim Cengiz Göllü’nün nazik ve içten davetine “Hayır” diyemeyerek adına inşa edilen spor salonunun açılışında bulunmak üzere büyük bir zevk ve heyecanla yeşil Bursa’nın yolunu tuttum… 
Böyle özel günleri severim… Bazen yıllardır birbirlerini göremeyen eski dostlar, emektarlar bir araya gelir, özlem giderirler… O gün de öyle oldu… 
Ancak açılışa davet edilen Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın önceden ilan elden saate uymayıp, Milli maça 13 dakika kala gelmesi, alel acele, maçı seyretmeden dönmesi hoş karşılanmadı… Zaten çoğunluğunu voleybol ailesinin oluşturduğu davetliler de gelişinde oturdukları yerden kalkmadılar, alkışı hak ettiği 2 yerde de esirgemediler… Bunlardan ilki Atatürk’ün “Ben sporcunun zeki, çevik ve iyi ahlaklısını severim…” sözlerini tekrarladığı, ikincisi ise, kurdeleyi büyük jest yaparak Cengiz Göllü’ye kestirdiği anlardı… İçeri girdiğimizde maç başlamıştı…


Gelelim salona… Kimse kusura bakmasın, “Yapılmış yapılmıştır…” veya “Hiç yoktan iyidir…” gibi sıradan teslimiyetçi laflarla yalakalık yapamayacağım…
Salon rekor mimari ve teknik hatalarla dolu meydana getirilmiş ?... Yapan da yaptıran da tam birer bilgi ve tecrübe özürlüsüymüş ?... Salonun sokağa paralel bakan koridorundan bizler geçtik ama voleybolcular kafalarını eğerek geçebilirler… Üstelik kenardaki yangın muslukları bir gün kaş göz çıkarabilir ?... Dehliz gibi dar… Kazayla sevgili kardeşim, kilodaşım Ufuk Soygür karşıdan gelse trafik (!) orada tıkanıverecek ?...
Tribün konumu külliyen yanlış… Büyük seyirci kapasitesini kucaklayacak kısmı saha arkalarına tercih edilmiş, yanlarda ise (ki bir taraf şeref tribünü) seyirci kapasitesi neredeyse salonun 8’de biri… İlk 2 sıradan sahayı göremiyorsunuz ?... Üste de marifetli mimar kuş bakışı tribünler yapmış ama, önüne kimse aşağı düşmesin (!), pardon maç seyretmesin diye korkuluk koymuş ?... 
Sözde 5 bin kişilik salon yapmışlar ama o kapasiteye üstte 1 pisuar, 2 kabinli, (Bayanlarınkini teftiş edemedim ama her halde pisuarsızıdır ?...) aşağıda ise 2 ayrı yerde sadece birer kabinli, bir de özürlülere ait, tek kabinli 2 tuvalet reva (!) görmüşler… Yani aynı anda 5 erkek, verilen rehber bilgiler ışığında 4 bayan hacet görebilir ?... Basit bir matematik hesabıyla her hacet noktasına 556 seyirci düşüyor… Ayıptır söylemesi, çok su tüketen bir vatandaş olarak kapısında “WC“ yazılı yerleri hep “Vatan Cephesi” (!) olarak görür, bu yüzden de “Yangın Çıkışı”ndan bile fazla değer (!) veririm… “Akla gelen, korkulan başa gelir !...” demeleri boşuna değil ?... Eğer o “Özürlü Tuvaleti” olmasaydı, orada harbi “Özürlü” olacaktım !... Tabii ki o anlarda bir yerlere (!) övgü dolu (!) sözcükler gönderdim… 
Salon akustiği berbat… Anonslar içerde aylak aylak (!) dolaşıyor, anlayabilene aşk olsun ?...
Müdür ve diğer görevlilerin odaları sanki birer nezarethane, tecrit odası ?...
Bu arada toplumu barındıran, spor salonu, sinema/tiyatro, AVM gibi yerlerin kapıları içe doğru değil, dışa doğru açılmalıdır…


Salonu yaptıran, inşaat kurdu (!) eski başkan “Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık ve de dahi (!) mimar, el ele vermişler (!) her halde “En kötü salon” yapma iddiasıyla yola ?...


Salonda organizasyonun aksamadan sürmesi için didinenler vardı… 
TVF Marketing sorumlusu Sezgin Eren, Bursa Voleybol il Temsilcisi, kibar, nazik ve misafirperver dostum Şevket Günay, yılların spiker açığını ve sıkıntısını gideren, Vakıfbank kurumsal iletişim uzmanı ve de coşku veren azmanı (!) Mustafa Apaydın ile maçtan sonra Basın bölümüne bizzat gelerek, büyük bir nezaketle hepimizin ellerini teker teker sıkarak, orada bulunmamız dolayısıyla (Ki vazifemiz…) teşekkür etme inceliğini ve büyüklüğünü gösteren Voleybol Federasyonu Başkan Vekillerinden Mustafa Ekşi çok özellerin başlarında yer aldılar… 
Seyirci muhteşemdi… Kulağımın dibinde nefeslileriyle bilmem kaç desibel üfleyerek taciz sınırlarını (!) zorlamalarına rağmen verdikleri marş düsturlarıyla moral motivasyonlarını üst düzeye çıkaran Vakıfbank Bandosu elemanlarına da “Nefeslerinize sağlık” diyorum…
Turunç reçelleriyle geldiğim Bursa’dan kestane şekerleriyle ve de güzel anılarla döndüm… 
Cengiz Göllü ağabeyimin mutluluğu ve hak ettiği onuruna şahit olmak çok özellerim arasında yerini aldı… Genç neslin ondan çok öğrenecekler var… 
Federasyonumuzun Türk voleyboluna kilometre taşları olarak yön vermiş ebediyete intikal etmiş ve yaşayan efsaneleri de bir şekilde ölümsüzleştirmesi konusundaki teklifimi bu vesileyle yineliyor, Değer Eraybar (M), Enver Göçener, Ayhan Demir (M) ve de görev şehidimiz Deniz Esinduy’u (M) ilk sıralarda değerlendirilmesini öneriyorum...



CENGİZ GÖLLÜ ÖLÜMSÜZLEŞTİ...


Türk Bayan Voleybolumuzun bugünlere gelişinde en önemli rolü oynayan efsane antrenör Cengiz Göllü adına bugün açılışı yapılan salonda Avrupa Ligi Bayanlar 2. maçını Romanya ile oynayan B Bayan Milli Takımımız maçı 3-1 kazanırken fazla göz dolduramadı...


Nilüfer Belediyesi’nin tahsis ettiği arsada temelleri önceki Voleybol Federasyonu Başkanı Erol Ünal Karabıyık tarafından atılan salonun açılışı Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’ın oldukça gecikmesiyle ancak Milli maç saatine 15 dakika yapılabildi…


Suat Kılıç’ın teşrifi (!) voleybol ailesi bireylerinin çoğunlukta olduğu kalabalıkta sadece protokoldaki birkaç kişi tarafından alkışlandı…


Hararetli ve gençliğe dayalı beklentileri ağırlıklı konuşmasında, Atatürk’ün spor düsturuna ait hitaplarında alkış toplayan Kılıç ın, çok özel bir jest yaparak açılış kurdelasını “Ağabeyim” dediği Cengiz Göllü’ye kestirmesi gerçekten örnek davranıştı…


Gelelim, yaklaşık 2000 kişinin coşkuyla izlediği maça… Zayıf Romanya karşısında, zaman zaman oyundan düşen kızlarımızda hayli eksiklikler göze çarptı… Maçın yıldızı Polen’i (xxxx) aldığı sorumlulukla daha olgunlaşmış gördüm… Büşra (xxx) hatasıza yakın, olgun voleyboluyla takımı sırtlayan 2. İsimdi… Birgül (xxx) defans ve hücumda geçen maçta olduğu gibi hayli katkıda bulundu… Asuman (xx), aynı Asuman… Defanstan nokta toplar gelmediği anlarda bocalıyor… Hala ayakları ağır kalıyor… Geciktiği topları manşetiyle hücum noktalarına ulaştırabiliyor… Bu yüksek toplar da rakip takımın blok kurgusu için yeterli zaman tanıyor… Çok daha süratli olması gerek… Süratten söz etmişken, özellikle Dicle Nur (xx) ve Gözde (xx) defansta ve file önü blok koşularında oldukça ağır kalıyor… Süratli top oynayan takımlara karşı çok zor durumlarda kalırlar… Ben pasör Gamze’yi çok beğeniyorum… Asuman’dan daha iyi pasör olacak… Libero Serpil (xxx) de beğendiklerim arasında… Özgüveni fazla, takımın defansta emniyet süpabı… Bu kadar çok eleştiri yapmama rağmen maç tecrübesini arttıracak, Mehmet Bedestenlioğlu hocanın elinde zamanı iyi kullanacak takımımız bu saydığım handikaplarını umuyorum giderecektir…


Yarınki Bulgaristan maçı zor geçecek… Kızlarımıza başarılar diliyorum…



MUHTEŞEM GALİBİYET


Hasan Uğur Epirden Hoca, Türkiye - Bulgaristan Bayan Milli maçını yorumladı...


Bursa’da oynanan ve TÜRK Voleybolunun efsane antrenörü Cengiz Göllü’nün adının verildiği salonun ev sahipliği yaptığı Avrupa Ligi 1. etap turnuvasında, ilk 2 gün Macaristan’ı 3-2, Romanya’yı da 3-1 yenen B Bayan Milli takımımızı neye yalan söyleyeyim Polen ve Büşra, biraz da Birgül ve libero Serpil dışında pek beğenmemiştim…


Son gün Bulgaristan maçından da pek ümidim yoktu…


Bulgarların tecrübeli kadrosunun, hele hele süratli oyunuyla ağır bloklarımızdan rahat sonuca gideceği, servis karşılamada ve de defansta tutunmamızın öyle kolay olamayacağı görüşüm hakimdi… Üstelik takımımızı oluşturan, ilerisi için çok ümitler beslediğimiz kızlarımızın Büşra dışında hepsi koca sezon boyunca takımlarında yedekte kalmış, maç tecrübeleri ve özgüvenleri eksik sporcularımızdı… 


Maç başlar başlamaz da tahminlerim sahaya yansımaya başladı… Çok etkili servislerle hücum kurgumuzu bozan, kombine süratli hücumlarıyla da bloklarımızı dağıtan Bulgarlar ilk 2 seti antrenman maçı havasında güle oynaya 21-07 ve 21-13 kazanırlarken salonda eminim, kimse takımımızın geri dönüşü olasılığı konusunda iyimser düşünmüyordu… Buna ne yazıktır ki, ben de dahildim ?... 


Ama o nefeslerimizi tuttuğumuz o 3. setten itibaren takımımız, inanılmaz bir mücadele sergilemeye, muhteşem oynamaya başladı… Sahneye Polen çıktı, aldı sazı eline, Bulgarları tokat üzerine tokat atarak perişan etmeye başladı…  Hele hele, rakibimizin 3 maç servisini kırar, seti 26-24 kaparken, o ana kadar tutuk olan Büşra dahil diğer kızlarımız da motive olarak gaza geldiler, coştular…  


Çok iyi servis atan, müthiş defans yapan kızlarımızın blokları da devreye girince şaşıran ve oyundan kopan, yüzleri düşen Bulgarlara karşı 4. seti 21-18, son seti de voleybol resitali vererek ve Bulgarlara sahayı dar getirerek 15-6 alıp maçtan 3-2 galip ayrıldığında sahada, tribünlerdeki sevinç görülmeye değerdi… Tüylerim diken diken oldu… Son yıllarda, Sultanlarımızın, Ankara’daki Olimpiyat Elemelerinde Almanya, Rusya ve Polonya maçları hariç, hiç bu kadar zevk almamıştım…  


Federasyonumuzun öncelikle Mehmet Bedestenlioğlu’nu bu takımın başına getirmesi, bu kızlarımızın önlerini açması konusunda aldığı cesur ve doğru radikal kararlardan dolayı yürekten kutluyorum… Mehmet Bedestenlioğlu dün, yaptığı muhteşem koçlukla, üvey evlat muamelesi yapılan Türk antrenörlerinin neler yapabileceğini, nasıl bir seviyede olduklarının da temsili resmini çizdi…Eminim, utanıp, ders alanlar vardır ?... 


Gelelim kızlarımıza…


Uzun yıllardır yapmadığım, daha doğrusu yapamadığım bir şeyi yaptım, maçın, (Turnuvanın da…) yıldızı Polen’e fazlasıyla hak ettiği beş yıldızı helalinden veriyorum…


Evet Polen (*****) lıktı… En zor pasları bile hücumda sayıya çevirdi… Maç sayısı atan Biulgarlara o zor toplarda, yüksek bloklarını çatır çatır geçerken eli titremedi… Çok iyi servis attı, blok yaptı, defanstan zor toplar çıkardı… Kısaca yapmadığı, yapamadığı röveşata ile smaç (!) vurmak, smaç vururken de aynı zamanda Vakıfbank Bandosuna trompetle eşlik etmek kaldı ?...  


Büşra (***) maça tutuk başladı… İlk 2 sette, Bulgarların attığı etkili servisler nedeniyle ortaya pas atılamayınca oyunda hücuma katkıdan uzak, sadece blokları ve servisleriyle kaldı… Ama sonra bir açıldı, pir açıldı… Hele oyunun kader anlarının birinde, arka arkaya 2 kez Bulgar kızlarının sert hücumlarını bloklarıyla arka arkaya ağızlarından içeri sokuşu vardı ki, mest oldum…  


Maçın kahramanlarından biri tartışmasız Fatma’ydı (****)… Oyuna ilk altıda başladı, müthiş oynadı… Etkili servisleri, sert bıçkın hücumları ve de arkadaşlarına güven veren manşetleriyle galibiyette büyük rol oynadı… Milli takımımız bu maçla çok önemli bir oyuncu kazandı… 


Maça tutuk başlayan, manşetlerde aksayan ve de oyundan düştüğü için Mehmet hoca tarafından kenara alınan Birgül (***) sonradan hocası tarafından oyuna cesurca  tekrar alındı ve de galibiyette katkıda bulundu… 


Asuman (**) tecrübeli ama nazarımda hala çok iyi pasör değil… Ağır kalıyor… Oyunu okumakta zorluk çekiyor… Orta oyuncuları, defanstan çıkan topların da etkisiyle layıkıyla besleyemiyor… Oyuna, yerine alınan pasör Gamze (***) geleceğe çok daha göz kırpıyor… Nitekim dün bu görüşümü doğrular bir oyun çıkardı, oyunun zaferle bitmesinde büyük rol oynadı, resmen “Bu takımın gerçek pasörü benim !...” dedi… 


Libero, “Fındık Kurdu” Serpil (****) aldığı net servise manşetlerin yanında defanstan öyle toplar çıkardı, pasör noktasına öylesine servis yaptı ki, maçın gizli kahramanlarından oluverdi… 


Uzun kızlarımız, Dicle Nur (x), Özgenur (**), Gözde (**) ve Buse’nin (**) başta file önü koşuları ve defansları olmak üzere çok çalışmaları gerek… Oldukça ağır ve hantallar… Özgenur içlerinde bir adım önde olanı… Ama Türk voleybolu, sarıp sarmaladığı ve emin ellere teslim ettiği bu kızları kazanacak, ilerde çok zaferlere imza attıklarına şahit olacaktır… 


Eldeki mevcut kadronun hepsini, 12 sporcumuzu birden, böylesine zor ve kritik maçta satranç taşları gibi oynatan ve de “Şah / Mat” yapan Mehmet kardeşimi maçtan sonra kutlamıştım ama bir kez daha kucaklayarak kutluyorum…


Yardımcı antrenör kardeşimi, Ataman Güneyligil’i de kutluyorum… Özellikle Bulgaristan maçı öncesinde uyarılarımı dinlerken göz bebeklerinde gördüğüm o derin saygı beni memnun etti… 


Organizasyonda didinen TVF Marketing sorumlusu Sezgin Eren’e, Bursa Voleybol il Temsilcisi, kibar, nazik ve misafirperver dostum Şevket Günay’a, zafere anonslarıyla katkıda bulunan, Vakıfbank kurumsal iletişim uzmanı ve de coşku veren azmanı (!) Mustafa Apaydın’a (Yılların spiker açığını ve sıkıntısını giderdi…), bana yaşama sevinci ve yazma keyfi veren dostlarımın da içinde yer aldığı muhteşem seyirciye, kulağımın dibinde nefeslileriyle bilmem kaç desibel üfleyerek taciz sınırlarını (!) zorlamalarına rağmen verdikleri marş düsturlarıyla moral motivasyonlarını üst düzeye çıkaran Vakıfbank Bandosu elemanlarına, ve de maçtan sonra Basın bölümüne bizzat gelerek, büyük bir nezaketle hepimizin ellerini teker teker sıkarak, orada bulunmamız dolayısıyla (Ki vazifemiz…) teşekkür etme inceliğini ve büyüklüğünü gösteren Voleybol Federasyonu Başkan Vekillerinden Mustafa Ekşi’ye en derin saygılarımı ve engin sevgilerimi sunuyorum.



SON DAKİKA…


Yazımı yayına hazırlarken, üzücü bir haber aldım… Bulgaristan ile yapılan hazırlık maçında Naz sakatlanmış… MR çekilmiş… Gelişmeleri sitemizden takip edebilirsiniz… Kendisine “Geçmiş Olsun” diyorum… Umarım ciddi bir sorun yoktur ?...


BURSA GÖRÜNTÜLERİM…



Naci Bayamlıoğlu Başkanım ile…



M. Korhan Gün ve Nejat Sancak ile…



Nedim Özbey ile…



Cengiz Tokgöz ve Enver Bağlarbaşı ile… (Alev Anakök de olsaydı kare tamamlanırdı ?...)



Voleybol Basınının en önemli genç neferleri M. Korhan Gün ve Ufuk Soygür ağır topları biz ağabeyleriyle…



Başarılı Ulusal hakemimiz Selin Güçlü ile…



Nadide Kaya ile…



HUKUKUN GUGUK OLDUĞUNUN İFADESİ…


2013-06-19 Bu Yazı 452 kez okundu

Son Yazıları

DERSİMİZ : KIRLANGIÇ
BÖYLE HAYVANSEVERLİK OLMAZ !...
“FORMAT” MI ATMALI, “DELETE” Mİ ETMELİ ?...
ZORUNLU AÇIKLAMA! HAZIMSIZLIK VE RAHATSIZLIK YARATAN (!) YAZIM
AFİŞ BELEDİYECİLİĞİ
HEZİMET'İN ADI : BARBOLINI : 0 SAORI : 3
TARİH BÖYLE YAZILIR...- Hasan Uğur Epirden yazıyor
VER ELİNİ JAPONYA...
AYNALAR BAZEN YANILTIR
GRAND PRİX 1. AYAĞININ ARDINDAN...
BAŞIMIZ SAĞ OLSUN - Hasan Uğur Epirden
KOCAMAN AYIPLAR...
SEZONA BAŞLARKEN...
EPİRDEN 2014'ÜN ARDINDAN...
KIZLARDA UMUT, ERKEKLERDE HÜSRAN...
AYIPTAN ÖTE...
DAVETSİZ MİSAFİR...
KIYAMET HABERCİSİ KOMÜNİST TRENLER ?...
SEÇİM DAYATMASI...
SADECE 6222 ÇÖZÜM DEĞİL ?...
Yorumar


Nadide Kaya 2013-06-19
Voleybol'un Duayeni,Yazarımız
Voleybol'un Duayeni,Yazarımız... Hasan Uğur Epirden , kaleminize,yüreğinize,emeklerinize sağlık. Çok teşekkürler... İyi ki varsınız,her koşulda yanınızdayız!...Sevgi ve Saygılarımla