ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

ÜS SAVAŞI

ABD’nin de, Rusya’nın da Ortadoğu’da ve Batı Asya üzerinde yeni ve son sistem donanımlı üslere ihtiyacı vardır. Sonuçta gün gelecek bu iki ülke bir gün birbirlerini vuracaklardır. Bunu her iki devlette bilmektedir. Bu yarış onun içindir...

ABD ve RUSYA; Batı Asya’da (Azerbaycan, Gürcistan Ermenistan, İran, Türkiye) Ortadoğu’da (Irak, Suriye, Mısır, Lübnan), Kuzey Afrika’da (Libya) Akdeniz’in içinde (Kıbrıs ve konumu müsait olan adalar) üsleri için uygun yer bakmaktadırlar. İsimleri verilen ülkeleri boşu boşuna etkisizleştirmemişlerdir. Çünkü bu gibi ülkeler onların tam da aradıkları ülkelerdir. Irak, Libya, Mısır, Lübnan sessiz ülkeler konumuna geldi. Neden sesleri kesildi de ondan! Şimdiki hedef Türkiye’nin sesini, nefesini kesebilmektir!

ABD ve RUSYA’nın bu devletlerin topraklarında büyük üslere ihtiyacı vardır. Sayılan toprakların onlar için ülke değeri yoktur. Onlar için sadece bir kara parçasıdır! Oysa onların yer dedikleri topraklar; üzerinde yaşayanlar için, uğrunda ölünen topraklardır! Yani vatandır. Yaşayanlar için canından değerlidir. Irak, Libya, Lübnan, Afgan ve Suriyeli kadar hiç kimse bilemez bunu. Çünkü özellikle denizlerde ölen bebekler buralılardır.

Ne gariptir ki üs kurmak isteyenler için bu yerlerin hepsinin de altı üstünden daha değerlidir. ABD ve RUSYA buralar için gerekirse birbirleriyle savaşıyor, gerekirse bölge devletlerini birbiriyle savaştırıyor. Her ikisinin de aklında “her ne pahasına olursa olsun” ilkesi var. Birçoğunda istediğine kavuştu bile. Kuzey Irakta kurulan uydu devlet böyle bir devlet değil midir? Oradaki insanlara verilen başka söz sizi daha da büyüteceğiz sözü değil midir? Yani BÜYÜK KÜRDİSTAN sözü değil midir? Bu sözün gereğini yerine getiren Barzani Türkiye’ye gelerek Diyarbakır’da, sanatçısı ve siyasetçisiyle birlikte “MEGRİ, MEGRİ” diyerek kutlamadı mı başarıyı?

Türkiye Büyük bir devlettir. Kendine bırakılsa kendini korur hatta dünya devi bile olur. Zamanında bunu gerçekleştirmemişler miydi, dünyaya kanıtlamamışlar mıydı! Akdeniz buna tanıktır, Viyana buna şahittir.

Beyinlerinin arkasındaki düşünce de Türkiye ve Türk insanına karşı zerrece sevgiye rastlamak mümkün olmayan bu devletlerin düşüncelerinde, yansıyan yaldızlı bir ışık onların gözlerini almasındandır.  

Heyhaaaaat!!! Türkiye gibi bir yıldızdan geldiğini onlar biliyor ne yazık ki vatan diye sahip çıkanlar bunu bilmiyorlar!!!

Bir gün bu insanlar tıpkı Suriyeliler gibi vatansızlaşırlarsa şaşmam.

O halde Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar değerliydi. Orada birkaç üs yetmezdi. Onun için dostları ve müttefikleri de korunmada yardımcı olmalıydı. Türkiye yıllar yılı bir savaşın içerisinde aslında. Türkiye için bir tek BM, ABD, NATO askeri öldü mü? Bu nasıl koruma o halde!? Kendini korutmak için ölecek askerleri hep Türkiye’den istedi ama! Örnek mi? 1950 Kore: 52.000 asker; 1993-1994: Somali: 300 asker,  Bosna-Hersek: Ağustos 1993- Aralık 1995, 1464 kişi, 18 uçak, 1995'ten Aralık 2004'e kadar bir tugay; 1993 Yugoslavya: 1 F-16 filosu; 1992-1996 Adriyatik: 18 firkateyn, muharip gemi, 2 denizaltı, 4 akaryakıt gemisi ve yaklaşık 5 bin personel;  1997 Arnavutluk: 779 kişiden oluşan 1 deniz piyade taburu. 2000-2004 Doğu Timor 8 subay. 2000-2004 Gürcistan 10 Subay. 2002-2005 Afganistan 3350 asker. 2001 Makedonya Ağustos-Ekim 1 bölük tim. Kuveyt 75 asker görev yaptı. Halen de devam eden görevler bunlar arasında değildir. Kim kimi koruyormuş ve kim kimin için ölüyormuş tablo gösterdi bize. Hem de bu kadar üssü Türkiye’ye konuşlandırmışken. Bu kadar dedik te bir tablo da onun için yapmamız doğru olur. Bu tablo sizi de korkutacaktı eminim. Çünkü tablonun mayası, hamuru, kendisi korkunç. Mesela Adana - İncirlik (ABD hava kuvvetleri 39. Ana jet üssü). İzmir-Bornova, İzmir - Çiğli (ABD hava kuvvetleri’ne (USAFE) bağlıdır. 42 uçak ve 300 asker-personel bulunan üste I-HAWK ve Roland füze sistemleri). Balıkesir (9. Hava Jet Üssü: 6 adet “vault” denilen füze rampası.) Muğla Aksaz (Deniz Üssü) Ankara-Ahlatlıbel. Diyarbakır-Pirinçlik. Evet dahası, devamı var ama yazmak içimden gelmedi lütfen okur araştırsın.

Yıl 2016 hani şu 100 yıllık Sykes-Picot anlaşması var ya işte batı Ortadoğu planının son aşamasında, Kılıf oldukça göz doldurucu Neo-Osmanlıcılık (Yeni Osmanlıcılık) üzerinden Türkiye'yi teslim alıyor. İçeriğinde ne var ne yok bilmeden Osmanlı’nın torunları sımsıkı sarılıyor buna. Kim Osmanlıyı inkar eder, kim tanımaz hangi ahmak inkar ve saygısızlık eder Osmanlı’nın güzel değerlerine. Ama Osmanlı’da parçalanmak diye bir şey yoktu. Ve Osmanlıyı birleştiren sevgiydi, inançtı, milliyetçilikti, saygıydı. Proje halka sunulurken hendek, dağ,  mağara, kırsal ve kent savaşları yapılıyor. İnsanlar canlı bomba olmuş. Batının amacını görmeyenlere şaşıyorum. Yukarıda sayılan üsleri boşuna mı kurmuşlar, pardon kurmuşlar yanlış oldu kuşatmayı boşuna mı yapmışlar. Ah bir de kendi aralarında anlaşabilseler Salı göstermeyecekler bize. Bu projenin merkezi BOP İsrail, hedefi ise Irak ve Suriye’de Kuzey Kürdistan Türkiye’de Kürdistan, nihai hedef Büyük Kürdistan. Belki bu topraklar da vaad edilen topraklardır kimbilir! ABD’nin başka ve en büyük hedefi TÜRK kelimesini tarihin tozlu sayfalarına gömmektir. Türk, hem de bir prof “Türk diye bir kavram yok” dememiş miydi? En kolay yolu biliyor ABD, bunun için güncellediği BOP ile Türkiye'yi "Kuzey Irak ve Kafkasya" üzerinden İran ve Rusya'yla karşı karşıya getirmeyi ve Pentagon'un bu zemin üzerinden bölgeye müdahalesini sürekli kılmayı hedefliyor. Şimdilik Suriye ve Irak’ı parçalayıp, Kürt devletini kurup, bunu Türkiye'ye doğru genişletmektir hedefi. Bunlar neredeyse gerçekleşti sayılır. PYD yasal askerse ABD’ye göre oradaki topraklar üzerinde konuşlanmış askerin bastığı yer de yasal devlet topraklarıdır. Gözün aydın Irak, Gözün aydın Suriye, Gözün aydın Türkiye!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.