ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

MEDYANIN ROLÜ

Demokratik toplumlarda medyanın üstlendiği işlevler ile sosyal mukavelenin yöneten kısmındaki işlevler arasında hemen hemen fark yoktur. Yönetişim bilimi içerisinde yöneten yaptığı işleri, yönetilen de yapılan işleri medyadan öğrenirler. 

   Birey toplumsal hayatın bir parçasıdır. Ancak birey çok kez bunun farkında değildir. Etken fikirlerin etkisinde kalarak edilgenleşen fikirler zaman zaman toplumun olumsuz yönelişine neden olabilir. Gereksiz tepkilerle hem kendi, hem içinde yaşadığı toplumun başına bela olabilir. İffetli bir medya hedef kitlenin bilgi ve eğitim düzeyinin yükseltilmesinde rol alan medyadır. Elit çoban oyundaki tarihsel örnekte olduğu gibi her oyu eşit kılacak bilgi birikimini aktarmaktır. Bunun için kültürel mirasın korunmasını milli bazda değil dünya bazında düşünür.

   Ülke sorunları karşısında benzer duygu ve düşüncelerin paylaşımını sağlayıp kamuoyu oluşturmasını sağlar. Bir toplumun içinde yaşadığı ortamdan çıkıp daha yüksek yaşama düzeyine erişme isteğine ön ayak olup, toplumsal amaçları açıklayarak, yol gösterme ve özendirme yöntemiyle bireyin bu amaçlar etrafında güdülenmesine ortam hazırlar. 

   Medya siyasetçinin ve siyasetin güdümünde değil, hele hele kendini yaşatacak toplumu ayrıştırmak, yandaş, candaş, taraf olmak bir zaafa asla düşmemelidir. Medya kendi alanı dışında bir dukalığa ad olmamalıdır. Ülkemizde olduğu gibi, gazete, dergi ya da ekran; siyasetin, patronun reklam panosu konumunda olmamalıdır. 

   Medyanın işlevlerinden hareketle, yoğun olarak yaşanan bir tartışma; ülkemizde, özellikle içinde yaşadığımız şu son zamanlarda tehditler övülüyor, tehlikeler siyasetçinin istediği gibi yönlendiriliyor, ülkemizin içinde bulunduğu işgalin üstünde yaldızlı bezlerle örtülüyorsa medyanın iffetinden değil bitmişliğinden söz etmek gerek. Oysa geçmişte yaşadığımız örneklerde işgalin üstüne tek başına yürüyen, ilk kurşunu atan, Hasan Tahsin gibi gazeteciler vardı. Ülkeyi milli birlik ve beraberlik çatısı altına toplayan Halide Edip Adıvar'lar gibi yazarlar vardır. Ülkenin marşını yazan Mehmet Akif’ler vardı. Şimdiki medyadaki haber verme işlevinde olduğu gibi yalan, yanlı, yanlış gazeteciler yoktu. Haber verme işlevine ilişkin olarak, doğruluk, tarafsızlık, objektiflik, kamu yararı gibi kavramların etrafında dönen ve sonuçta etik bir perspektif yakalamayı hedefleyen tartışmalarla toplumu etrafında toplayan kitle iletişim araçları vardı.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.