ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

GÜL KOKULU İNSANLAR

 

Metin Özçimen, Gürhan Olcaytürkan, Nermin Girisit, Ayaz Tanoğlu, Ferda yalçın, Gökhan Olcaytürkan, Sultan Özateş, Sibel Adıgüzel Çayır, Mehmet Metin Baş, Ömer Faruk Arlı, Hülya Yalçınkaya, Necati Arslanmirza, Fuat Bahçeci, Barbaros Çelikoğlu, Orhan Toprak, Gülcan Yalçın, Soner Genç
Bazı gönüller vardır gülü anlatan kitaplar gibidir. Her satırında bir gül kokusu vardır. Gül ve kitaplar bir araya gelirse ağırlığından taşınmaz olurlar. Ancak öyle gönülce şeylerdir ki, gönlünüze yük olmadan sığarlar. Okursunuz doyamazsınız. Baştan alır yeniden okursunuz. Sabırsızlanırsınız bir sonraki sayfaya geçmek için, ama yüreğiniz bulunduğunuz sayfadaki gülden ayrılmak istemez. O sayfada Metin Özçimen vardır patronum. Onu gören gülen bir güneşi görür. Biraz tombulcadır ama o bedene dar gelen bir yüreğe sahiptir. O yürek ancak sığar o bedene. 
Aynı özelliklere sahip bir tombul daha tanıyorum. Gürhan Olcaytürkan satırlar onu gül diye tanımlar o satırlara gülerek gül eker. Kendisine sorarsanız şiir der. Bize sorarsanız bereket tanrısının gönderdiği “Kibele” 
Biz onu görmeden sevdik, dokunmadan ısındık, selamın güzelini onda gördük. Her bir Türk’ü Dünyaya tanıtmak için çırpınan gönül elçisi, Sayın Nermin Girisit, her bir şiiri, gülden sayfalara yazılan bir kitap olarak tanıdığımız Nermin Girisit’ten bahsediyorum. 
Okumayı ondan öğrenebilirsiniz, yorumu ondan. Okumak yorum dedim de, en ayaz zamanlarda yaz diye sarıldığımız bir yürek var Ayaz Tanoğlu kardeşim. Şeker ağabey der bana. Şeker hastalarına ilaç. Şeker tadında bir insan. Çayınızda Ayazı eritip, hem çayınızı tatlandırır hem içinizi ısıtırsınız. Geleceğe güzel gözlükten bakan menejer. 
Gelecek deyince akla geleceği yaşatmak gelir. Gelecek, yani “Ferda”, Çok uzaklara/Senli şehirlere/ Güneşler doğuyor/ Her sabah diyor . Her sabah bana bir güneş ısmarlayan “Eftelyam” Mısraları güneşe elçi gönderen saygıdeğer Hanımefen Ferda yalçın. Peki Gökhan OlcayTürkan olmasaydı kim çözecekti Eftelyam’ın mısralardaki gizli yaşamı. Yazanlar, çizenler mısralara gizli şeyler koyuyor. Kızalım mı, sevelim mi bilmiyorum. Gökhan Olcaytürkan “Mısralardaki Gizli Yaşam”ı çözdüğü yetmiyormuş gibi bir de TÜRKİYE POLİS RADYOSUNDA deşifre ediyor. Yani ihbar ediyor. Boyu darağacı olsa dahi, biz onun fidan boynundan asılmaya hazırız. Peki bu asılmanın resmini kim yapacak? Sözleri ve resimleri ile denizi avucumuza koyan boyanın, fırçanın, tuvalin, şövalenin şövalyesi Sultan Özateş tabi; Eğitimdeki değerlere inanmışlığı, şiirleri ve yazıları ile, girişim ve çabaları ile yakala yakalayabilirsen. Resim dedim de aklıma bir resim geldi. Uzaklarda gökteki mavi bulutlar kadar güzel. Adı güzel kızım, yere düşmemiş yağmur damlası, Sibel Adıgüzel Çayır; İzmir işgal altında. Polis bunun farkında ama İzmir bunun farkında değil. Gönlünden fışkıran sel ile dolar Ege. Ege deyince akla Soma’nın som altınını mutlaka yüreğinizin bir yerlerine koymalısınız. Adı Mehmet, yani Türk’ün genel adı, Sakin, bilge, şair “Metin”, sıranın başı Mehmet Metin Baş; Baş adalettir, baş şeraittir. Şeraitin başında adaletin kılııcı “Ömer” adaletin simgesi, “Faruk” Haklıyı haksızdan ayıran, adaletli, Allah deyince dilinde gizli bir tefsir, açık bir ilmihal, adaletin ve aklın simgesi Arlı. Gül kokulu dost, ırmak olduğunu bilseniz dahi dalmaktan çekinilmeyen. O sizi boğmak için değil, şerden korumak için alır koynuna. Ömer Faruk Arlı. Tatlı düş, hayal yüz Hülya. Yalçın kayaların derinliklerinden sızan ve gönül imbiğinde damıtılıp, bal süzgecinden geçirilerek sunulan, ıhlamur tadında içilen ses Hülya Yalçınkaya; Şiirlere Haydi bre efeler deyip seğmen havası ile, sanki Ata’nın Ankara’ya gelişini hatırlatan, yüreğinin tokluğu diline yansımış koca yürek Necati Arslanmirza; Yüksek Dağların Çocuğu, Rahmetli Kıvırcık Ali’ye tavla dersi adı altında, mütevazılığinden yenilen. Sazı, sesi ile Artvin’in yenilmez çocuğu, Fuat Bahçeci, Fuat Bahçeci çalar Barbaros Çelikoğlu döker yüreğindeki çileyi gamı, şerbet gibi gelir bize acı ile hamı, gönlü olgun, yüreklerin güneşi, güneşin doğmasını sağlayan şair, horon teptiren Yüksek dağların bir başka çocuğu Barbaros Çelikoğlu; Baharın ve sonbaharın aynı anda yaşandığı, bahçesinde çiçeği ve sararmış yaprağı aynı anda yansıtan, mevsimlerimizin hüznü, hüzün gözlü Orhan Toprak; Gizli eller, gerçek yürekler, ağladığımızda ağlayan, güldüğümüzde gülen, olmazsa olmazlarımız sevgili Gülcan Yalçın ve Soner Genç:
Ben mi? Bir izleyici
Bu isimleri ortak özellikleri için kaleme aldım. Yaşadığımız koflaşmış, kokuşmuş dünyada, insanların biraz da gül kokusuna ihtiyaçları vardır diye yazdım.
06.01.2013 / Aktarım anında bu yazı 881 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.