ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

GAZZE'NİN MELEKLERİ

Ben Gazze’de yapayalnız bir kızım, ne anam var, ne babam, ne bir akrabam, ne de bir akranım. Ne kadar ses verdiysem duyan olmadığı için sessizliğimi kader olarak görmeye başladım. Sesimle duyuramadıklarımı yazımla duyurarak yüreğimin yalnızlığına bir ana, bir baba, bir akran, bir akraba olur mu diye sesleniyorum yüreklere.
Bu gün memleketimde ateşkes olacakmış. Yedi günlük silah çığlığını duymayacağım saati öyle sabırsızlıkla bekliyorum ki. Saat 21 de silahlar susacakmış. İlk işim derin bir uykuya dalmak olacak. Huzurda uyumayı nasıl özledim bilemezsiniz. Ne olur biraz sessizlik verir misiniz? Aslında özlediğim bir ana kucağı ama anam yok. Bir teyze kucak verse… Ama taşa bile razıyım yeter ki silah uykumu bölmesin. 
Şimdi sizleri düşünüyorum. Bana ses vermeme nedenlerinizi, sağır kulakları kör yürekleri düşünüyorum. Haklısınız aslında ses vermemekle, sesimi duymamakla. Zira bazen kendimizi bir sessizliğe hapsederiz korkumuzdan. Paslı parmaklıklar oluruz yüreğimize korku emir verdiğinde. Bir kuş gibi çırpınan yüreğimize öyle bir gardiyan oluruz ki, yüreğimiz kendi elleriyle kendini en dar hücrelere koyar. Birileri öyle ister biz de öyle yaparız. Gazze ne yana düşer usta, hayat ne yana. Mantığımız Gazze’de ama yüreğimiz nerede? Guantanamo’ya sürgüne mi gitti? Bu kadar mı mahkum yüreğiniz işgalcilere?
Mantığımızın gittiği yere (GAZZE’ye) bir türlü bahar gelmez. Lapa lapa karlar yağar oradaki yüreğimizin mevsimlerine. Bir kuş konmaz oradaki yüreğimizin penceresine. İnsanlık razı gelir oradaki kadere korkusundan.
Tuzağa düşmüş kuşlar gibi kanat çırpar Gazze’nin çocukları. İnsanlık görmez. Kanatları kırılır Gazze’de meleklerin. İçimizi sızlatan, ölüme dair yalnızlığa, bombalardan başka cevap veren olmaz. Zulme dur diyen olmaz.
Bir kızın çığlığını duyarım bomba düşme anında. Bir esir katarı gider kızların babalarına dair çığlıklarını duyduğum. 
“Baba! Diyorlar ki sen suçlusun… 
Baba! Sen suçlu değilsin… 
Baba! Seni benden neden esirgediler.
Seni tutukladılar beni bir kez öpmeden, 
Annemin gözyaşlarını silmeden… 
Anne! her sabah yanaklarında gözyaşı görüyorum,
Filistin her şeye layık değil mi?
Her gün güneşe sesleniyorum
Anne! Babamı bir kez görebilecek miyim?
Yoksa kıyamete kadar bir daha göremeyecek miyim? 
Yoksa annemin gözyaşları kıyamete kadar akacak mı?
Baba, neredesin! 
Neredesin! Ey ezilmiş çocukluğum!
Ey ezilmiş çocukluğum ben Filistin’in çiçeğiyim.
Babamı hiç öpmedim, güneş doğduğundan beri…
Bayramlar, bayramı şenlikler şenliği kovalıyor.
Şehit üstüne şehit düşüyor.
Babam demir parmaklıklar arkasında!
Kölelerin tutulduğu duvarların ötesinde…
O gün ne zaman? 
Parmaklıkların parçalanacağı gün ne zaman?
Her sabah çocuklarını öpen babalar!
Çok şey mi istiyorum?
UTANIN… UTANIN… UTANIN…
Ve babam demir parmaklıklar arkasında…
Babamı istiyorum”
Siz de duyuyor musunuz? 
Sen ne yaptın da hapse attılar baba” “Sen ne yaptın da öldürdüler anne” “Her an bir düşmanlığın selamını getiren ve kanımızı akıtan bombalarla selam gönderen amcalar teyzeler, bir kez de insanlığın selamını gönderemezler mi insanlık bize?” diyen çığlığı duyuyor musunuz?

Her an bir şey olacakmış gibi, beklenti içine düşen Filistin halkını, bir kurşun öldürmese de tehlikeli sessizliğimiz öldürür.
Bazen diyorum, sessizliği bozup doksan dokuz yüreği öldüren yüreğim, eşkıya kıyafetini giyse ve dağına çıksa, yüzüncü yüreği öldürse Allah günah yazar mı? 
Çözüm değil ama. Her zaman daha güzel çözümler var insanlık adına. Şeytani düşüncelerden kurtulup Rahmani düşünmek lazım. İnsanca düşünmek lazım. Evlatlarını prens, prenses, melek diye seven amcalar teyzeler, Gazze’de yaşayan bir kız çocuğunun da bir melek olduğunu aklınıza getirin.. Susmayın amcalar, susmayın teyzeler. Filistinli Melekler sizden şeker beklemezler yaşam beklerler. Susmanın iç yangınını iki kat arttırdığını görün. Vicdanları ve doğruları mazgallara atıp mazgalları kirletenleri görün.
Ölüm diyarı olan Gazze’deki Meleklerin çığlığına ses verin. Oradaki vaveylaya eyvallah deyip geçmeyin. 
Yanındayız GAZZE’nin MELEKLERİ.

24.11.2012 / Bu Yazı 874 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.