ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

DİL İNSANIN ANAVATANIDIR

Düşünün küçücük bir birikiminizi ve bu birikimle çok şey yapmayı düşündüğünüz her şeyinizi hatta evlatlarınızın geleceğini hatta neslinizi kaybettiğinizi düşünün. Bu sizin için neyi ifade eder? Bu sizin için bir yok oluşun da ifadesidir. Dilini kaybeden elini ve belini de kaybetmiştir demektir. (El burada il, memleket, vatanı; bel ise nesli ifade etmektedir.) 
Çok zor şartlar altında yeryüzünde yer aldığımız bu dünyada kazanımlarımızı dilimiz ve yüreğimiz sayesinde temin ettiğimiz bilinen bir gerçektir. Varlığınıza dair emareleri hep o dilimizle orta koyduk. Geçmişi geleceğe taşımayı dilimiz sayesinde gerçekleştirdik. 
Kültür bir milletin değerlerini geleceğe taşımadır. Dili kaybettiğiniz anda geçmişimizi, kültürümüzü, benliğimizi, geleceğimizi, tüm taşınacakların hepsi birden kaybediliyor demektir.
Var olmak, asli olarak doğasından hiçbir şey kaybetmeden vücut bulmaktır. Bir bina yapılır her şeyi ile mükemmel ve albenisi ile cezp edicidir. Ancak yıllar ondan boyayı alıp götürdüğünde o binanın size ait olmasından utanırsınız. Ancak yılların bir şeyleri söküp götürmesine fırsat vermeden o güzelliğe siz yeni güzellikler katabilirsiniz. Çatı kiremitlerini yeniler, mermer olamayan merdivenlerine mermer monta eder, hele de bir bahçe oluşturursanız ve güller arasında bir kameriye koyarsanız o bina sizin olmaktan çok herkesin benim olsun dediği bina konumuna gelir. 
Dil de öyle, ilk söyleyen ile son söyleyen arasında olumlu gelişme varsa dil canlılığı gereği daha da büyümüş serpilmiştir. İlk söyleyen ile son söyleyen analaşamıyorsa dilin boyasını bırakın sıvası dökülmüş, damı akıyor konumdadır. Dilin doğallığından bir şeyler alıp yerine başka şeyler koyarsanız ilk özelliği öksüz kalır ve sizinle barışık olmaz. Sizinle barışık olmayan dili de siz bir şekilde kendi ellerinizle yok edersiniz.
Oysa o dille sevdalarınızı, sevgilerinizi aktardınız. Annenizin saçınızı okşanırken veya tararken söylediği övgüleri dinlediniz. Ninnilerinizi söyleyen annenizin söylediği ninnilerin güzelliğinde uyudunuz mışıl mışıl. Sizi uyutan sesler mi, yoksa bir dilin ruhunda var olan sihrimiydi? Hangisiydi ruhunuz okşayan? Anneanne büyükbabanın anlattığı masallardaki sadelikte prens siz değil miydiniz? Bir ormanda kaybolan çocuğun elinden tutan siz değil miydiniz? 
Dil budur işte. Yaşarsınız içinde, bahçesinde koşarsınız, siz büyüdükçe dil de büyür. Biraz çit çubuk çekersiniz etrafına, daha sonra güzel bir bahçenin içinde yemişler yetişir ve sizin nesliniz onların yemişlerinin tadına doyamaz. Ancak o bahçeye bakmaz, bahçe meyvelerine piç aşılar yaparsanız bozulan bahçede kendiniz dahi duramazsınız. Diktiğiniz meyveleri kendiniz dahi tanıyamazsınız. Önce bahçeniz bozulur, sonra sokağınız, mahalleniz, kentiniz ve kendiniz… Bir adamı düzelttiğimizde bir dünyayı düzeltebiliriz belki ama bir dili bozduğumuzda bir dünyayı yeniden düzeltme şansı kalmaz. 
Türkçe kullanımının giderek çoğalmakta olduğu dünyamızda öncelikle Türkler bu dile sahip çıkmalıdırlar. 
Günümüzden 2500 yıl önce yaşamış Konfüçyüs; “Bir ülkenin yönetimini ele alsaydım, yapacağım ilk iş, hiç kuşkusuz dilini gözden geçirmek olurdu. Çünkü dil kusurlu ise, sözcükler düşünceyi iyi ifade edemez. Düşünce iyi ifade edilemezse, görevler ve hizmetler gereği gibi yapılamaz. Görev ve hizmetin gerektiği şekilde yapılamadığı yerlerde âdet, kural ve kültür bozulur. Âdet, kural ve kültür bozulursa adalet yanlış yollara sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. İşte bunun içindir ki, hiçbir şey dil kadar önemli değildir !.. 
Ben de diyorum ki; dilini kaybeden anavatanını kaybeder. Kayıpları arasında sadece ayıplarını bulur. 
Zübeyir YİĞİT

30.11.2012 / Aktarım anında Bu Yazı 555 kez okundu

 


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.