ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

ÇOCUKLARA KIYMAYIN EFENDİLER

Cinsel istismar yoluyla ruhu kanamış çocuklar, ileri yaşlarda da bu kanın durmadığını görmektedirler. Çocuk yaşta gelin olmakla çocuk yaşta istismara taciz veya tecavüze uğrayanlar arasında pek fark yoktur. Kaldı ki son zamanlarda Yüce Dinimizle uzaktan yakından alakası olmayan kadınlı erkekli cahil takımı ki, (kendilerine sorsanız en büyük dindarlar) Çocuk yaşta evlenmeyi teşvik etmek için yarışıyorlar.

Çocuk yaşta taciz ve tecavüze uğrayan çocukların, hiç kimse duymasa dahi kendisinin bilmesi kahrolmalarına yetecektir. Akıllarına geldikçe o anlar yüreğindeki yara yeniden kanayacaktır. Yalnız kaldığı her an, kendisiyle her yüzleşmesi bir ölüm anı gibi olacaktır! Hatta bu anlardan birinde intihar bile etmiş olacaktır. Okuduğu, duyduğu her haber, cinsel istismarın travmalarını tüm şiddetiyle duyacaktır yüreğinde. Bir kez daha kanı içe doğru akıtacaktır!

Toplum vurgun yemiş çocuklarla dolu maalesef! Hele hele babadan, kardeşten, dayıdan, amcadan yenmiş vurgunlar çocuğun ruh dünyasında hiç kaldıramayacağı bir şeydir. Ben kimim sorusuna cevap veremeyen çocuğun vuruğu yüzüne yansıyacaktır.

Toplumumuzun günden güne fakirleştiği bir çağı yaşadığımız son yüzyılda, bir de çocuk sayısının artışı ile ilgili teşvik yapılmakta buna karşılık besin yetersizliğinden ve kış şartlarına dayanamayan çocuk ölümleri var ne yazık ki!

Azımsanamayacak sayıda ANA çocuğunun ekmek parasını kendi bedeninden kazanıyor. Yollara düşmüşler, otobanlarda boy gösteriyorlar!  Küfür, şiddet ve acı sözlerle dolu kazanılmış parayla ekmek kuyruğunda belediye satış kulübelerinin önünde.

En acısı da ananın bedenini tercih etmeyen çocuk kıyımcıları annenin hayır diyemeyeceği tekliflerle çocuklarının körpe bedenlerini istiyor. Beden aç, kör nefis her şeyi istiyor! Allah deldiği boğazı aç bırakmakla, ekmeğe muhtaç etmekle sınıyor. Kaybeden çocuk oluyor!

Burada suçlu olan ana kadar toplumdur, ana kadar bedeni isteyen ahlaksızdır, ana kadar devlettir. Çok çocuklu bir anne bir çocuğunu ve kendi bedenini diğerleri için kurban ediyor. Çocuk açısından bakıldığında ne ahlakın, ne insanlığın, ne sosyal adaletin kabullenemeyeceğini söylemek kolay. Ancak sınavı kaybetmiş bir ananın da yaşamı içler acısı!

Sorarsınız kendisine; “kolay değil, hele de büyük kentlerde taşralarda yaşayıp aynı havayı teneffüs etmek! Kör nefis neler istiyor, neler!” Sonra parmaklarını gösteriyor ana. “Beş kişiden oluşan bir ailenin her öğün sadece ekmek yese, günlük beşin üzerinde ekmek gerek! Bu da aylık 300 lira, kira 400, elektrik su; 150, yol 150, çay şeker 300, yağ bulgur makarna 200,  eder 1500. Gelir asgari ücret ve 1300 TL. Aile bütçesi her ay 200 Tl açık verir. Kredi kartı sapkınlığı da yapmışız! Nasıl kapanacak ananın bedeni olmasa!”

Ya çocuklara yapılan teklif?

Ana düşmüşse bu dipsiz bir kuyunun içine bir çaredir belki. Bir iptir tüm ailenin tutunacağı,  körpe bedenlere yapılan teklif karşısında kim düşünür çocuk ruhundan sızan kanı, kim düşünür ahlakı! Ahlaktan ötedir, öncedir ihtiyaç!  

Bir ana diyorsa bunları cennet kaymıştır o toplumun ayakları altından. Kimse boşuna yalvarıp yakarmasın cennet diye. Yürekte kaybedilmiş cenneti kıyamda secdede aramak nafile.

Bir ahlaksızın teklifi bu dünyayı ve insani ihtiyacı karşılayacak kadar yüksek olduktan sonra kim arar öbür dünyadaki cenneti!


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.