ZÜBEYİR  YİĞİT

ZÜBEYİR YİĞİT

CAMBAZA BAK

CAMBAZA BAK Dünyada her şeye karşı değişen bir hoşgörü, ne yazık ki bir tek para karşısında gebeliğinden kurtulamadı. Oysa bir nefes kaç servet eder düşünmeden, nefese balta vuran eller, nefes alan bir canlıyı kesip yok etmiş, nefesinden yararlanan insana da “gaz yeter” deyip cömertlik göstermişlerdir! Bir medeniyet çölü içersinde vaha gibi duran yeşil alanlar, vaka diye algılananlar tarafından kesilip ruhuna Fatiha okutulmuştur… Kıymışlardır yeşilin canına. İstanbul Gezi Parkındaki kendi yaşamlarına da can veren yeşil alana kıyanlar, yurdun en ücra köşesindeki bir insanın da yaşama hakkına tecavüz edip, beddualarını alarak günaha girmişlerdir. Vahaya can veren de, vaka diye algılayan da insan. Allah kendilerine servet diye verdiği yeşilin, nefes alıp verdiğini bilmeyecek kadar cahiller, nefes alıp vereni kesip, insanı suni nefes olan gaz ile besliyorlar. Bu ne ilkellik bu ne vahşet! Nefes bazen bir iç çekiş, bazen bir ah ile akciğerden gibi gözükse de gönülden dışarıya bırakılan havadır. Kul ile Allah arasında bağdır bazen. Yaşamla ve Allah arasında olan bu bağı koparmak isteyenlerin ilk vukuatları değil gerçi. GEZİ PARKI yeşile yapılan tecavüzler zincirinin bardağı taşıran son halkasıdır. Orada balkonuna mahkum yaşlılara, dünyayı tanımak için arabasında gezen bebeğe, salıncağında sallanan, kaykayında kayan çocuğa kıyılmıştır. Orada nefes alıp vermede zorlanan havaya, nefes darlığı çeken kuşlara kıyılmıştır. Orada nefesler kesilmiştir. Bu kesime karşı duruş, yeşile olan duyguları sömürmek, yada vicdani bir meseleye dönüştürmek değil, nefese el atma, yok etme ve nefesin yok ediliş gerçeğini dünyaya duyuruştur. Marmara havzasında kurulan bütün devletlerin kimliğidir yeşillik... Hele, hele cihana yön veren yüce peygamberimizin; “Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin.” Dediği gerçeğini unutmadan, O’nun izinden giderek yaşamak bir yüce istekse, bu kesimin, kıyametin aslı ne o zaman? Tabiatı gereği Ege, Marmara ve Karadeniz böyle istemiş ve burada el ele vermişlerdir. Mavi ile bozdan yeşil doğmuştur. Bu doğuş insana ve doğaya hayat veren nefes olmuştur. Medeniyet bir ülkeyi geleceğe taşıyan bir köprü ve geleceği kuran kurucu bir unsurdur. O halde biz neyi yıktığımızın farkında mıyız? Bu topraklarda din ile devlet arasındaki ilişkiler peygamberimize inanıştan sonra hep canlı bir şekilde süregelmiştir. Şimdi i “Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin.” Sözüne sıradan mı demeliyiz? Kafasına göre söylenmiş bir söz mü demeliyiz? Yenidünyayı yeniden tanzim ederken bu realiteyi göz önünde bulundurmak gerekmez mi? Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez “Toprağı vatan kılan, toplumu millet yapan en temel unsur inanç değerleri manzumesidir. Tarih bize göstermiştir ki; inancını kaybeden toplumlar dilini, dinini, kültürünü de kaybetmiştirler.” Diyenin kimliği çok önemli. Diyanet işleri başkanı… İnanç toprağı vatan kılıyorsa Başkanın temsil ettiği değer Peygamber efendimizin buyruklarından oluşan değerlerdir. Peygamber efendimizin dediği ortada. “Kıyametin koptuğunu görseniz de elinizdeki fidanı dikin.” Şu karşı karşıya olduğumuz, yani İstanbul Gezi Parkında yaşanan durumu birisi bana izah etmeli. Başkana göre toprağı vatan kılan sacayağından biri bana göre kırılıyor demektir. Yurda düşman ülkelerin ürünlerinin satılacağı Alış Veriş Merkezler kurulacakmış. Alalım ürünleri verelim nefesleri. Biraz da İsevilik, Musevilik yaşamından tadalım o ülkelerin ürünlerinin tadından. Biraz da ithal hayat idame ederiz ne çıkar. Köprünün temeli atıldığı gün, ağaçların kesilmesi ne ilginç. Dünyaya ahret gözüyle bakmayan cambazların taktikleri ne ilginç. Bir güzelliği gösterirken bir güzelliği yok etmek. Cambaza bak deyip çalıyorlar insanın nefesini. Zübeyir YİĞİT

01.06.2013 / Aktarım anında Bu Yazı 564 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.