sanalbasin.com üyesidir 6
Hozzt satış
Hozzt Satış Ortaklığı
  • 31 Mayıs 2016, Salı 13:07
SERDARYILMAZ

SERDAR YILMAZ

İnsana Dair

Gündüz beklentilerini karşılamayınca geceye hasret duydu insanoğlu. Geceyle haşır neşir olmaya başlayan insanlar, gündüze hasret yol almaya başladılar kendi yaşamlarında. Gündüzün anlamsız bakışları, gecenin mahremiyetiyle her karşılaştığında, yalnızlıklarına sarılır oldu insanlar.

Farklı yorumların ve bakış açılarının da var olduğunu dile getirmek toplumumuzun farklılığını da ortaya koyuyorken, yaşadığımız postmodern toplumların içindeki beşerilerin yapmak isteyip de yapamadığı ne kadar çek şey birikmiş durumda. Doğduğumuz andan itibaren bize dayatılan dayatmaların gölgesinde yaşıyor ve ölüyoruz.

İnsanlığın zerre kadar değeri kalmadığı bir zaman diliminde derken bile hepimizin aynı olmadığını biliyorum bilmesine de, bununla birlikte sevginin hafife alındığı, hatta yerlerde süründürüldüğü, sürekli olarak birilerinden bir şeyler beklemenin ve sırtımızı en sağlama dayama alışkanlığı biat kültürünü tetikledi günden güne…

Kitap okuma alışkanlığımızın neredeyse kaybolduğu, teknolojik bağımlılığın tavan yaptığı alışkanlıklarımız oluştu şimdilerde. Son moda ve pahalı telefonlarımızın esiri olduk. Telefonun şarjı bittiğinde sanki bizimde devrelerimiz tükenmiş bir halde panikler haldeyiz hepimiz. Saçma sapan televizyon programları hak getire.

Bodoslama daldığımız sistemin içinde her birimiz daha çok şikâyet eder olduk. Çözüm üretmek yerine sürekli olarak birilerine laf sokmayı marifet sanmak da en büyük yanılgılarımızdan bir tanesi oldu çıktı. Sosyal medyanın çanak tuttuğu böylesi durumlarda bilgilisi de, bilgisizi de, bildiği bilmediği her konuda ahkâm kesmeye başladı şimdilerde…

Yaşadığımız hayatın gerçekte acılar ve mutluluklar yumağının iç içe geçmesiyle oluşan senaryolardan ibaret olduğunun bilincinde olarak, rol alan oyuncularında üzerine düşeni hakkıyla yerine getirdiğinden hiç kuşkum yok.

Mutluluk ve düşler, düşlemeler bir anafora kapıldığında, bir tebessüme hasret insanlar var ve de var olacaklar muamma kalabalıkta…

Sürekli olarak depresyon halleri hâsıl oldu her birimizde. İnsana sevgi ve hoşgörüyle yaklaşmak yerine tamamen maddesel anlamda bir eşya gibi bakar ve yaklaşır olduk. İçimizdeki özgürlüğü dışımıza yansıtmayı beceremediğimiz içinde birilerine bağımlı olarak yaşamaya alıştık, daha doğrusu alıştırıldık.

Eleştirdiğimizde doğrudan komünist damgası yerken, eleştirmediğimizde ise dinci oluyoruz günümüz coğrafyasında. Hepimiz kendi açımızdan düşüncelerimizi çok önemli zannediyoruz. Gerçek şu ki, sorgulamayan bir toplum sürekli olarak kapitalizmin gölgesinde üretmekten ziyade tüketmeye alıştırıldıysa öz’ümüzü kaybedip çakma bedenlerin içinde sahte hayatlar sürdürüyoruzdur…

Toplumsal bir genelleme yaptığımız zaman birçoğumuz okumak ve yorum yapmaktan bile çekinir olduk. Çünkü korku psikolojisi hakim oldu zihinlerimize. Bununla birlikte sosyal medya sayfalarımızda ağzımızdan salyalar akarak naralar atıp en masum insan rolüne bürünmemizde trajikomik bir durum oluşturuyor.

Hangi ideoloji bir insan hayatından daha değerli olabilir ki?

İçimizde kendi ellerimizle büyüttüğümüz korkular bütün bedenimizi esir almış durumda. Hangisi yanlış, hangisi doğru diye düşünmekten bile korkar olduk. Çünkü hepimizin doğruları da, yanlışları da farklılaştı. Üstelik kendi düşüncelerimizi iğrenç naralar atarak söylemeye çalışıyoruz. Birbirimizle konuşurken bile ağzımızdan tükürükler saçılıyor etrafa…

Sofraya oturduğumuzda en büyük bereketin, aldığımız nefes olduğunu ne zaman unuttuk biz? Ölüm hayatın bu kadar içindeyken, ne zaman kanıksadık her gün şehit edilen güvenliğimizden sorumlu onca insanı?

Hiç ölmeyecek gibi mi zannediyoruz kendimizi? Peki, bu dünyadan giderken geride bıraktığımız miras ne olacak, hiç düşündünüz mü?

Kurulan hayallerimizin bile başkaları tarafından küçümsendiği, ilkel bir çekişmeyle birlikte kendimizi beğendirme arzusu bu kadar mı egolarımızı tatmin edecek?

Birine telefon açtığımızda, nasılsın diye sormak yerine ağzımızdan çıkan ilk cümle çoğunlukla neredesin, nerde kaldın vs. oluyor. Oysa böyle değildik biz. Verdiğimiz randevuya saatinde gitmeyi onur meselesi yapardık. Eğer gelmiyor ya da gecikiyorsa mutla çok önemli bir sebebi olduğunu bilirdik. Oysa şimdi?

Doğaya hasret, betonlar içinde yaşamaya mahkûm edildik. Bir şey değil iyice kanıksadık hepimiz bu durumu. O zaman neden sakin bir yerlere gitme ihtiyacı duyuyor birçoğumuz? Özgürlük anlayışımız sadece fazla para harcamaktan mı ibarettir ya da başımızı örtmek midir? Toplumumuzda kadın başını örttüğünde kendini özgür hissederken diğer tarafta hunharca öldürülüyor. Erkek egemen bir toplumda bir adım geride kalması itinayla sağlanırken, sürekli aşağılanıyorken, tecavüze uğruyorken, üstelik tecavüzcüsüyle evlendirilmek isteniyorken kadın özgür müdür gerçekten?

Peki ya erkek!

Külhanbeyi tavırlarla ortalarda dolaşırken; karşı cinse yılışmak, küçücük çocuklarla evlenmek, diz kapağından bile tahrik olmak özgürlük müdür? Kadın karşılık verirse iyi vermezse en adi orospu demek midir erkeklik?

Kimin gücü kime yeterse!

Her cinsin içinde kendine göre vardır farklılıklar. Egolara hâkim olmak, hepsini olmasa da sorunların büyük bir çoğunluğunu çözer. Ego bize değil, biz egomuza hâkim olabilirsek insanı kadın/erkek olarak değil öncelikle bir insan, bir birey olarak görebiliriz. Ruhumuz da, bedenimizde doğduğunda kötülükler içinde yaratılmamıştır. Her ne oluyorsa sonradan oluşuyor. Dayatılan sistem içerisinden kiralık bedenlere dönüşüyoruz her geçen gün. Bunun sonucunda günden güne yalnızlaşıyoruz. Sonrasında da yalnızlığımızdan şikâyet ediyoruz durmadan…

Yetiştirdiğimiz çocuklara daha iyi bir hayat sunabilmek onlara yeteri kadar maddi imkân sağlamak mıdır?

Bizler sunulan hayatı ne kadar da boşuna harcıyoruz. Ya dindar olmak zorundasın, ya da ateist. Ya sağcı, ya da solcu olmak zorundasın. İşçiysen sömürülmeye razı olacaksın. Patronsan sömürmeyi kanıksayacaksın. İnsan olabilmenin erdemi bunlar mıdır peki?

Neden sıkıştırılıp kalıyoruz dayatılan hayatların içerisinde. Çünkü yüreğimizdeki cesaret daha doğduğumuz andan itibaren alınıyor yavaş yavaş. Biraz başını kaldırsan, sistem anında tepene çöküyor. Yapacaklarımız engelleniyor. Üstelik engellemeye çalışan eğer bir insansa, neden engellediğini bile bilmeden çemkiriyor anında sana. Neden mi? Kendisine öğretilen o! Cennete gidebilmek için bu dünya da yaptığı her şey mübah olduğun zannediyor çünkü.

İnsanın varoluş nedeni, insan davranışlarına ne kadar da aykırı hâlbuki…

İnsanoğluna günah diye öğretilen her ideolojiyi doğru dürüst araştırıp okumadan kendi kendimizin hâkimi ve sanığı olma durumuna düşüyoruz ister istemez. Sonrasında da hiç durmadan şikâyet ediyoruz kendi yaşamlarımızdan. Genellemeler ne kadar büyükse, şikâyetlerimizin çokluğu da o kadar fazlalaşıyor tabi. Kendi kimliğimiz kendimiz tayin etmek yerine toplumsal kimliğimizin çarkları arasında ezilip yok oluyoruz günden güne…

Şikâyet etmek yerine, çözüm üretebilmek ve farkındalıklarımızı artırabilmek temennisiyle.

SeRDaR / 31 Mayıs 2016 / 12:04


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


YAZARLAR

tümü

ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 14.12.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık