page contents
YEŞİLAY
Kızılay Web Banner 120X600
ATATÜRK
  • 25 Mayıs 2019, Cumartesi 14:12
MUSTAFA DİYARDEMİRSOY

MUSTAFA DİYAR DEMİRSOY

TIRPANCI AHMEDO

Dümdüz ovası, çatlamış narı, asil atı ve yiğitlikleriyle anlatılan Suruç ovasının güneydoğu tarafında sınara yakın bir yerde bulunur doğduğum köy.                                      

Henüz kuraklığın çok belirginleşmediği dönemlere denk geldi köydeki yaşanmışlığım.                                      

Kışla beraber boy veren ekinler, ilk baharın sonlarına doğru iki canlı, biraz ağır yüklü olmaktan, biraz tatlı bir mahçubiyetlikten boyun eğen yeni gelinler gibi boy veren buğday başaklarını sarkıtırdı.                                                     

En çok ta mercimek ekilirdi. Yeşilken  deste deste kopartıp  tanelerini yediğimiz mercimeklerin yazın hasat zamanlarında  köydekiler  ya yolma yapardı ya da tırpancılara kabala verirlerdi.                                                              

Köyümüze her yıl daha çok Ağrı Patnostan olmak üzere bir çok yerden tırpancılar gelirdi. 

Köyde bir çok kişinin arazisi olmasına rağmen bir aydan fazla kalan tırpancılar nedense çok az tarlası ve ekili mercimeği olan dedemle ninemin evinde misafir kalırlardı  çoğunlukla.       

Dedemlerin yanında  büyümüş benim gibi 8-9 yaşlarındaki halim de o bir aylık süre çok güzel geçerdi.                                                                            

İster bizim mercimeklerin tırpanlaması olsun isterse de başka akrabaların ya da köylülerimizin ki olsun öğlenleri çalışanlara boz renkli atıma biner su ve ninemin hazırladığı çıkındaki yemeği götürürdüm.                                     

Yazın ortasında, çatlamış topraklarda yılanları bile çıldırtan aşırı sıcaklarda terden sırılsıklam olmuş tırpancılar yemeği yiyip suyu kana kana içtiktikten sonra tırpan tutmaktan nasırlaşmış  parmaklarıyla tabakalarından  mavi damgalı saydam beyaz kağıtlara koydukları ince kıyılmış tütünden kaçak sigara sararıp içtiktikten sonra, izmaritler yangına sebep olmasın diye toprağa iyice bastırıp  söndürürlerdi                                                       

Tırpanlar güzelce bilyelenir sonra yan yana dizilir ve sağdan sola aynı ritmik hareketlerle mercimekleri biçmeye  kaldıkları yerden devam ederlerdi.                                                                         

Tırpanların keskin ağızlarından çıkan kesmenin verdiği hışıtılı sese hepsinin bir ağızdan koro halinde söyledikleri klamlar(şarkılar) eşlik ederdi. Tırpanların sesi, şarkının sözleri civardaki koyunların melemeleri çobanların  ıslıkları bir birine karışır benim için büyülü bir hal alırdı.                                                                          

Tırpancıların arasında uzun boylu, esmer, sakalı yakışıklı bir adam vardı.

Ona Ahmedo diye seslenirlerdi.

Ahmedonun sesi hepsininkinden gür çıkardı.  Dedemin hediye ettiği puşiyi sıcaktan korunmak için başına takar, akşam üstü serinligindeyse boynuna öylesine dolardı.

Bazen anlamadığım kavrmlar kullanır birşeyler anlatır diğerleri  de ona saygıyla yaklaşırdı . Sanırım bir hapishane geçmişi de vardı.                  

Ahmedo benim için  uzaklardan gelmiş amcamdı  sanki, ona sorular sorar, şakalaşırdım.

Bir keresinde akşam üstü iş paydosu olmuş tarladan eve döneceğimiz  zaman o tarlada bulunan bir atın sırtına atlamış, ben de kendi atıma . Ve köye kadar yarış yapmıştı ben onu geçebilmek  için neredeyse atımın  yelesine yapışıp elimdeki ipi kırbaç gibi ata vurmuştum, ve köye neredeyse aynı anda girmiştik.                                                               

Akşamları evimizin önünde oturur ben sonradan kör olmuş ve elleri titreyen dedeme sarmayı öğrenmiş olduğum kaçak sigara sararken dedem de ninemin altı tırtılı leğene koyduğu incecik kırmızı bulgur, isot ve salçayı karıştırarak çiğköfte yapardı. Ona hayretle bakan tırpancılar dinlenirken Ahmedo ise elini kulağına götürür Derveş i Abdi (Derviş ile Adile ) destanını o vurgun sesiyle söylerdi.                          

Dedem ve ninemin kış masallarıyla büyümek benim için bambaşka dünyaların kapıları açılırdı.

Ahmedonun da sözleriyle beraber atlar, süvariler, kılıçlar ve savaş alanı belirir Dervişi Aduleye kavuşabilmesi için bende kılıcımı çeker savaşırdım. Bazen kendim Derviş olur Aduleyle gizli gizli buluşurken olduğum yerde uykuya dalardım.                                                                      

Ekinlerin sonu gelmiş evvel ki yıl ki gibi Ahmedo amcaların gitme vakti gelip çatmıştı. Ve ben de tuturdum ilahi onlarla gideceğim diye. Gitsem Ahmedo amca bana şarkılar söylecekti hem bana sözü vardı benim  yaşındaki yeşil gözlü kızıyla da tanıştıracak tı bana seslenirken ki ismimin ondaki karşılığı esmer damatti.                  

Sonra onlar gitti ben kaldım. Üzüntüden bir hafta evde hasta yatmıştım.

Civar köylerde bile bir lokman hekim gibi bilinen sevgili ninem beni iyileştirmek için bir çok karışım yapmıştı.                    

Aradan iki yıl geçmiş ve bir daha ne Ahmedoyu ne de arkadaşlarını  gördüm artık.                                                

Suruça gitmiştim çarşı merkezde bir fotoğrafının önünde geçerken stüdyonun cemakaninda Ahmedo amcanın dedemin hediye ettiği puşili fotoğrafını görünce şaşkınlık ve sevinç karışımı bir duyguyla kapıdan içeri girip benim de bir pusili fotoğrafımı çek demiştim. Fotoğraf çekindim on gün sonra gelip alırsın demişti fotoğrafını bir de Ahmedo amcaninkini demişti adam. Çünkü ben adam bu benim amcam demiştim.                                                

Bir kaç gün içinde  ani bir kararla biraz eşyayı bir at arabasının üstüne yükleyip, Suruç otobüs durağına ordanda otobüse binip Ceyhana göç etmistik.

Bir daha ne Ahmedo amcamı görebildim.

Ne de çekindiğim fotoğrafları alabildim.                                                               

Bütün bunları bana hatırlatan Angelopolusun "Sonsuzluk ve Birgün" filmi oldu. Defalarca izlediğim filmi bana rumlari hatırlattı  sonra ozan  Homores' u İlyada ve Oddessa destanını  hatırlatı.

Ordan Dervişi Abdi destanına  çağrışım oldu.

Onu söyleyen Ahmedo da bir ozandı  benim için .

Tıpkı Baki Xido, tıpkı Şakiro ve Ebdale Zeynike gibi. Şimdi Tarlabasinda eski rum evindeyim onlar gittiler ya da zorla yurtlarından edildiler gel(e)mediler, biz bir yerlerden gelip yerlerine yerleştik. Kim bilir bu evde daha önce  hangi destanlar söylendi.              

 

Oyuncu - yönetmen

Mustafa Diyar Demirsoy


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

HANGİ KİTAP SANA UYAR?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 23.10.2019 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
Kadınların Sayfası
yukarı çık