sultanbeyli escort kartal escort maltepe escort tuzla escort ataşehir escort ümraniye escort pendik escort
YEŞİLAY
Kızılay Web Banner 120X600
ANKARA
  • 01 Ağustos 2019, Perşembe 23:51
MUSTAFA DİYARDEMİRSOY

MUSTAFA DİYAR DEMİRSOY

KÜÇÜK FARE'NİN HÜZÜNLÜ BAKIŞLARI

Sürekli yıkanıp giyildiğinden dolayı rengi solmuş, yıpranmış yarı İspanyol modalı sarı pantolonundan, yırtılmış ayakkabılarından,artık kendisine küçük gelen buz mavisi ceketinden ve boynuna taktığı eski moda geniş çiçekli kravatından dolayı diğer öğrenciler arasında en çabuk fark edilen öğrenciydi.

Öğrencilerle birebir aynı olup ortak olarak kullandığı tek şey ceketinin sol üst cebinin üst kısmında kırmızı zemin üzerinde Ceyhan Pamukeli Ortaokulu yazısının olduğu armaydı. Bedenen arkadaşlarından biraz daha uzun boyluydu. Sakalları çıksın diye kör jiletlerle traş olurken yüzünü az kazıtmamıştı. Televizyonları olmadığından dolayı akrabalarının evine her gittiğinde bir köşede oturup televizyonu saatlerce soluksuz izlerdi. Sürekli izlemek istediği “Zenginlerde Ağlar” isimli Brezilya dizisindeki Maria’nın kocası Louis Alberto’ ya özendiğinden favorileri hep uzundu.

Sabahları okul girişinde nöbetçi öğretmenlerin kılık kıyafet ve saç kontrollerinden kaçmak için ya erkenden gidip ders zamanı gelene kadar bir köşede beklerdi ya da geç gelip herkes sınıflara girdikten sonra derslere girerdi.

Birkaç defa C. öğretmenin nöbet denetimine takılıp ondan tokat yemesini kendine yedirememiş,yapabileceği en kötü hareketi yapmıştı. Okulun önünde park halindeki öğretmeninin arabasını demir parayla çizerek intikamını almıştı.

C. öğretmen o gün de bahçe nöbetçisiydi. Son derse girme zili çaldığında ağaçların olduğu yerde bekleyen Rüstem, öğretmen kendisini görmesin diyearkadaşını kendine siper ederekokulun bahçesinden sınıfa girmeyi başarmıştı.

Dersin bitmesine az kalmıştı ve Rüstem neredeyse açlıktan bayılacak duruma gelmişti. Öğretmen herkesi sırayla tahtaya kaldırıp verdiği İngilizce ödevi okumalarını istemişti. Sıra ona doğru gittikçe kısalırken önünde yedi öğrenci kalmıştı. Sıra kendisine gelene kadar teneffüs zilinin çalması için içinden sürekli dua etmişti.

Çoğu zaman kalemi, defteri kitabı olmayan, sürekli aynı elbise ve ayakkabıyla dolaşmak zorunda kalan Rüstem,masallardaki fakir oğlan, zengin kız misali bir de sınıfın en güzel kızı mavi gözlü Ayşe’ye âşık olmuştu. Ayşe, Rüstem’in kendisinden hoşlandığını biliyordu ve Rüstem’in bu duygu durumunu kendisine bir eğlence alanı haline getirmişti. Bir keresinde Ayşe’nin Rüstem’e çarpık ve zayıf Türkçesinden dolayı “Allah’ın Kırosu” demesi yüzünden Rüstem Ayşe dışında kendisine gülen herkes ile kavga etmişti.Yokluktan, açlıktan dolayı bir türlü yoğunlaşamadığı ve bu yüzden sürekli başarısız olduğu derslerinin kötü durumunun nedenlerini ne öğretmenlerine ne de arkadaşlarına gururuna yedirip bir türlü anlatamamıştı, zaten ona göre herkesin biliyor olması lazımdı. Derslerinin kötü olması ise ailesinin hayati bir sorunu değildi zaten. Böyle bir şeydi yokluğun rengi, herkesin gördüğü, bildiği ama görmezden, bilmezden geldiği… Oysa çırılçıplaktı fakirlik.

Sıra kendisine geldiğinde zil çalmıştı. Tahtaya çıkmaktan kurtulan Rüstem, okuldan eve gelirken açlıktan neredeyse yürüyemiyordu. Nerede yemek yiyebileceğinin planını yaparken kendisiyle birlikte yürüyen İbo aklına geldi. Nasılsa yakın arkadaşıydı ve aynı sırayı paylaşıyordu. İbo’ya şirinlikler yaparak İbo’nun evlerine doğru gitmeleri için onu yönlendirmeye çalıştı. Kafasındaki plana göre İbo eve giderken onuda yemeğe davet edecek ve o da karnını bir güzel doyuracaktı. Sabah yapmadığı kahvaltının acısını da çıkarmış olacaktı.

İbo’nun ailesine ait iki katlı evlerinin altında kıraathaneleri vardı. Bu kıraathane genelde dolup taşar, oturulacak yer kalmazdı. İnsanlar gelip videodan VHS kasetlerden bazen Buruce Lee, CahaceChen, Jean Kluade Van Dame, Rambonun filmlerini seyrederlerdi, fakat kraathane daha çok porno filmleri izlettirirdi. Film başına en az beş çay içmek zorunlu olmasına rağmen Rüstem artık aileden sayıldığından bu işi bedavaya getirip izlediği sayısız porno filmle ihtisasını neredeyse tamamlamıştı.
İbo’nun evine tam varmışlardı ki ablası Fadime, balkondan kardeşine seslendi: “İbiş direk yukarı çık, sevdiğin yemek soğumasın” dedi. İbo da “Yaşasın, Kuru Fasulye!” deyip Rüstem’i unutarak koşa koşa binanın kapısından içeri girdi. Arkasından bakakalan Rüstem, belki beni görüp balkondan seslenirler diye belli bir müddet bekledikten sonra kimseden ses çıkmayınca yoluna aç ve üzgün bir şekilde devam etmek zorunda kaldı. Yolda yürürken hem aç kaldığını hem de sevişen güzel kadınları izleyemediğini düşündü. Bazen film izledikten sonra İbo’nun evlerine yemek yemeye gittiklerinde Fadime’nin yer sofrasını sererken giydiği şalvardan kocaman kalçaları göründüğünde, biraz önce izlediği filmlerin etkisinden erkekliğinin ereksiyonunu engelleyemiyordu. Dikleşen erkeklik organının fark edileceğinden hem korkuyor hem de utanıyordu. Arkadaşının ablasına sulandığına dair suçluluk duygusunu beyninden ve bedeninden bir türlü atamıyordu. Ama bu sefer açlığından ve çaresizliğinden olsa gerek ki sadece kendisinin duyabileceği bir ses tonunda “Ulan, elime geçse bende filmlerdeki gibi Fadime’ yi …” dedi.
Anne ve babasının kullanılmayan eski bir briket haneyi ev olarak kullandıkları sokağın sonuna geldi. Sıvasız, üstü sacla kapatılmış, pencereleri basit naylonla örtülmüş,elektriksiz, tuvaleti az ötede ve şehir hattına bağlı olmayan gecekondusunun kapısının önünde çömeldi. Ailesi mevsimlik işlerde çalıştığından dolayı Rüstem burada tek başına yaşıyordu.

Babasının verdiği harçlık bitmişti, borç defteri de kabarmış olduğundan PiçSaho’dan da artık borca bir şey alamıyordu. Evin içine girmektense, dışarda kalırsa belki oradan geçen bir tanıdıktan ekmek parası isteyebileceği düşüncesiyle çömeldiği yerde kalmayı tercih etti. Bir saatten fazla oturdu.Ailesini mahcup etme korkusuyla gelip geçen hiç kimseden para isteyemedi, zaten istese de gelip geçenlerin para falan vereceği umudu yoktu. Sonradan evde dünden kalan bir tabak bulgur pilavının kaldığını hatırladı. Heyecanla ayağa kalkarak hızla kapıya yöneldi. Çantasından anahtarı çıkarıp, kilidi açıp zinciri söktü.

Gözüneilk çarpan, kulübenin orta yerinde grimsi hareketli tepecikti. Ayağını yere vurunca tepeciğin içinden onlarca fare sağa sola doğru kaçıştı. Birtane fare yavrusu kaçmayıp kapıdan giren ışığın paralelinde olduğu yerde kaldı, ona bakıyordu. Birkaç saniyelik karşılıklı bakışmadan sonra küçük farenin minik bakışları onu hüzünlü bir duygu durumuna hapsetti.Yaşadıklarını beyninde saniyeler içinde hızlandırılmış bir film şeridi gibi taradı. Rüstem, gözyaşlarını silmek için hareketlenince küçük farede karanlık köşeye doğru kaçtı. Fareler koca tabağın dibinde kalan birkaç kaşık pilav dışında pilavın hepsini yemişti. Açlıktan midesi kazınan Rüstem, eline aldığı kaşıkla geride kalan pilavın küflenmiş iğrenç kokusuna aldırmadan ilk kaşığı ağzına koydu ve pilavı ağzına koyduğu gibi tükürürcesine yere attı. Çeşmeye koşup ağzını defalarca çalkaladı, rahatlamayınca parmaklarını ağzına sokarak kendini kusturmaya çalıştı. Boş olan midesinden hiçbir şey çıkmadı. Çömeldi ve ağlamaya başladı.

Ağlamak Rüstem’in açlığını gidermemişti. Aklına son şansı geldi, Keremo’un dükkânı… Kel Keremo’nun dükkânının önüne gidip alış verişini yapanların işini bitirmelerini bekledi. Bakkalın giriş kapısı sokağa baktığı halde Keremo havalı olsun diye yan cama kapaklı bir pencere yaptığından dolayı gelen müşteriler bazen içeri girmeden oradan para verip istediklerini alıyorlardı. Rüstem de o pencerenin önünde durup Keromo’dan ilkin yarım ekmek istedi. Keremo tam ekmeği keseceken, “Ekmek tam olsun, içinde de iki tane haşlanmış yumurta koy ve üstüne pul biber serp” dedi. Keremo güzel bir dürüm yaptı, gazeteye sardıve Rüstem’ uzatıp para vermesini bekledi.Rüstem “Bir tane de meyve suyu ver abi” deyip Keremobuzdolabına yönelince kaçmaya başladı. Keremo,dolaptan meyve suyunu alıp döndüğünde Rüstem’in elinde dürümüyle caddede dörtnala koştuğunu gördü.Keremo yürüyerek Rüstem’i yakalamayacağını anladı. Dükkânının önüne bıraktığı bisikletine binip kendisine oku saplayıp kaçan matadordan intikamını almaya çalışan boğa misali hırs ve nefret ile Rüstem’i kovalamaya başladı. Rüstem,kaçarken dürümünü dehızlı bir şekilde yemeye çalışıyordu. Evine doğru yöneldi fakat Keremo’nun peşinden geldiğini anlayınca yol güzergâhını değiştirip yolun karşı tarafına doğru koşmaya başladı.
Keremo onu yakaladığında, dürümden eser kalmamıştı. Rüstem, soluk soluğaydı ama biraz kendine de gelmişti. Kendisini döven ve burnunu kanatan Keremo’ya kendini suçlu hissettiğinden dolayı karşılık vermeyen Rüstem; canı beklediğinden daha fazla yanınca karşılık vermeye çalıştı. İkisi didişmeye devam ederlerken yanlarında bir minibüs durdu.  İçinden C. Öğretmen indi, aralarına girip onları ayırdı.Keremo’yuda Rüstem’den öteye itti. Rüstem, kendi okulunun atletizm takımından öğrencilerin eşofmanlı bir halde etrafında toplandığını görünce gözleri yaşardı, rahatlamıştı. İlçenin en iyi koşucusu ve Ülke genelinde  derece yapmış Ayşe de Rüstem’i çevreleyen öğrencilerin arasındaydı. Keremo C. öğretmenin iteklemeleriyle uzaklaşırken “Hırsızsın oğlum, Hırsız! O ekmeğin hesabını vereceksin!” diye bağırıp gitti. Rüstem, yüzündeki kanı silerken başını kaldırıp Ayşe’yle göz göze geldiğinde utancından başını önüne eğdi. Ayşe, sırt çantasından çıkardığı kâğıt mendille Rüstem’in yüzündeki kanı silmek için davrandı, fakat Rüstem, Ayşe’yi de tersleyerek eski briket haneye doğru koşmaya başladı. C. Öğretmeninin onu durdurma çabaları da sonuç vermemişti.

Rüstem, çadırlarda yaşayıp pamuk ırgatlığı yapan ailesinin yanına gitmeye karar vermişti. Evine gidip yüzünü yıkadı. Kanayan burnundaki kanı durdurmak için burun deliğine pamuk tıkadı. Giyebileceği toplam iki gömleği vardı. Yırtılan gömleği yerine evdeki son gömleğini giydi ve dışarı çıktı.

 

            Mustafa Diyar Demirsoy


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

PSİKOLOJİN NASIL?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.08.2019 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
ayyıldız-mayo
yukarı çık