Metin Özçimen

Metin Özçimen

DUAYEN OLMAK - HASAN UĞUR EPİRDEN OLMAK

Duayen olmayı başarmak unutulmazların içinde yeralmak demektir…Bu benim kendi görüşüm…Tarihe bakarsak, unutulan ve hatırlanan duayenlerin ne kadar azaldığını görebiliriz…Azalmasının sebebine gelince, kitap ve makale okumak zor geliyor yeni nesile, yazan kalemden hiçbir zaman zarar gelmez…susan kalemler her zaman tehlikelidir…Benim için duayen yazarların içinde aramızda kalmayı başaran Hasan Uğur Epirden ismi çok önemli…Hasan Uğur Epirden’in basın camiasının, müzik camiasının, spor camiasının, magazin camiasının, şiir ve edebiyat camiasının, voleybol camiasının unutulmaz isimleri arasında yeralmış olması ve çok yönlü aktif bir yazar olması farklı bir anlam daha katıyor…Bu hafta köşemde Hasan Uğur Epirden’in çok anlamlı yazılarından paylaşımlar yapmak istiyorum…

ŞAİRLER ERKEN ÖLÜYOR

Kendimi bildim bileli elim kalem tutar, yazarım… Köşe yazısı, şiir, hikaye, senaryo, parodi…1968 yılından bu yana yazdığım şiirleri şu ana kadar 6 kitabımda topladım, ekonomik nedenlerden ötürü anıları içeren 2 kitabım da, doğumlarını bekliyor…

Mütevazı bir şair ve yazarım…

İnsanın duyduklarını, en yakınındakilerle bile paylaşamadıklarını satırlara karalayarak kalabalıklara asması, ölümsüzleştirip, sonraki nesillerine miras bırakması çok anlamlı bir girişim !...

Sorunlu sanatçılar dünyasında, meğerse şairler en mutsuz olanları, en kötü “son”larla tanışanlarmış… Hatta şairlerden “Talihsiz sanatçılar” diye söz edilmiş…

Elimdeki kitapta tüm yazarların ve şairlerin diğer sanatçılardan biraz daha çatlak olduğu, alkolizmin, ruhsal sorunların, depresyonun ve intiharın daha çok görüldüğü ifade edilmekte…

Yaşamın hep kısalığından söz ederler… Doğrudur !... Yaşam kısadır !... Tüm acımasızlığının bazen kanattığı bazense okşadığı kalpler bu yükü çoğu zaman taşıyamaz, hayat birden noktalanır… İşte bu noktalanma üzerine yapılan ciddi bir ankette şairlerin çok erken yaşama veda ettikleri sonucu çıkmış…Çok yönlülüğümün arkasına sığınarak, bu araştırmayı önemsemek istemememe rağmen gene de dayanamayıp okudum…

Bir Amerikan dergisi elimdeki… Araştırmayı yapan bir psikolog… Profesör James C. KAUFMAN… Yer : California Eyalet Üniversitesi… San Bernardino Kampusu Öğrene Araştırmaları Enstitüsü…

Araştırma içeriğinde Türk şairlerinin de bulunduğu tam 1987 ölü edebiyatçı var !... Önde gelenleri, Amerikalı, Türk, Kanadalı, Meksikalı, Çinli, Doğu Avrupalı erkek ve bayan romancıların, şairlerin, oyun yazarlarının ve araştırmacılar… (Ne yazık ki tarife tıpa tıp uyuyorum !...)

Buna göre şairlerin yaşam ortalamaları 62,2 yıl, araştırmacı yazarlar 67,9 yıl, oyun yazarları 63,4 yıl, romancılar ise 66 yıl… (Çok yaşamak için bundan böyle araştırmacı yazarlığıma ağırlık veriyorum !...)

Türk yazarlarla ilgili olarak, Akdeniz Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden Profesör Günseli Oral ile iş birliği yaptığımda, ortaya çıkan sonuçta sadece Türk şairleri arasındaki tabloda 62,1 ortalaması var…

Kitapta şairlerin daha fazla düşündüğü, fazla düşünen insanların depresyona daha yakın oldukları, zirveye erken yaşta ve yalnız çıktıkları, içe dönük, dışavurumcu, üretimci oldukları için ruhsal sorunlara daha meyilli oldukları, böylelikle kendi hayatlarını törpüledikleri anlatılıyor…

Oral, verdiği bilgilerde Türk şairinin biyografisini de şöyle çizmiş…

Türk şairlerin çoğu farklı meslek gruplarından gelmekte ve şairliği hobi olarak yapmaktalar… Oysa Batı’da şairlik kazancı yüksek bir meslek…

Araştırmanın Türkiye ile ilgili bölümünün,şöyle bir zamansız yitirdiğimiz şairlere bakarak doğruluğunu üzülerek kabul ediyorum…

25 yaşında beyin kanamasından kaybettiğimiz ZEKAİ ÖNGER, 29 yaşında intihar eden NİLGÜN MARMARA, 36 yaşında kaybettiğimiz ORHAN VELİ KANIK, 46 yaşında hayata veda eden CAHİT SITKI TARANCI, 58 yaşlarında hayata gözlerini yuman EDİP CANSEVER, ÖZDEMİR ASAF, TURGUT UYAR…

Tüm dileğim sadece araştırmaları yapılan edebiyatçıların değil, tüm gerçek sanatçıların ülkemizde refah içerisinde, insanca, sağlıklı, dertsiz ve saygın, uzun bir ömür içinde yaşamaları…

İçimizde bunu fazlasıyla hak edenler çoğunlukta…

ŞİİRLERİM ZENGİNLİĞİM…

“Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur !...” demiş Özdemir Asaf… Bu yüzden kendimi şanslı saymaktayım !... Binin üzerinde şiirimin her biri bana bir evlat kadar yakın ve daima bir şeyler anlatır durur !...
Bazılarında karamsardır kelimeler… Peşi sıra hüzün ve acı getirir !... Götürdükleri ise beklentilerle dolu yıllardır !... 
Sevdalar yaşatır insanı, tutkular olgunlaştırır, beklemekse güçlendirir !...
Bazen geleceğine inanarak beklemek bile O’nu içinizde saklar !... Bir umuttur, bir vesiledir, yaşıyor olduğuna inanmaktır !... Bazense gerçek bitiş korkuları sonlandırır her şeyi, tüm yaşanmışları… Kapıyı sıkça çalan anılara küser, açmazsınız gönül kapınızı !... Bu O’nu tekrar bekleme gücünü kaybettiğiniz korkusundandır !... Solan renkler artık boyanmaz olmuştur !... Geride bırakılanlar unutulmaz olsa bile !...
Bir şiirimde ölüme gülmüşüm !... Bir diğerinde gidenle gömülmüşüm !... 
Okuyunca yalnızlığımı daha iyi anlatır birkaç şiirim !... Kalabalıklardaki yalnızlığımı kim benden daha iyi mısralara dökebilir ki ?...
Birinde bir bulutun üzerinde bulursunuz beni… Ellerimde anlamlı sevgiler, benimle yükselerek gelirler !...
Eski bir bakış gönül perdemde tekrar vizyona girmiştir…
Soluk soluğa karaladıklarım, zorlu yarışlarda yorgun düşmüşler, geride kalıp, kaybetmişlerdir !...
Küçüklüğümde ne kadar büyükmüşüm meğer ?... Büyüdükçe gençleşmek olsaydı oysa yaşamda ?...
Çoğu kez de korku duygusuyla duygu korkusu birbirlerini kıskanmışlardır benliğimde…
Gözlerime anılarımı saldım mı, gönlümü bir kırbaçla şaha kaldırdım mı, hep yalnız kalmak isterim !... Ve, saklanmak suskun itiraflarla gecenin koynunda !… İçimde erişilmez kalelerin surları bazen çatlamış, çokça da yıkılmıştır !...
Bir türlü anlaşamamıştır beynimle kalbim !... Birbirlerine küs kaldıkları çok olmuştur !... Tutku zekaya dar getirmiştir benliğimi !... Tıpkı hüsranın umuda yaptığı gibi ?...
Gölgem, karanlıklarda bile peşimden gelir !... Ama aydınlıklarda bilmem niye hep önümdedir ?...
Düşünürüm bazen, birlikteliğimizden bir durakta inince niye yalnız kalan hep ben oldum diye ?... 
Bazen mısralarım dolu dolu suskunluğumu haykırırlar !... Herkes duyar, duyması gereken hariç ?... Uzaklıklar niye yakınlaşmaz ?... Tezatlık bozulmasın diye midir bu birleşme korkusu ?...
Yorulmadı bir kelime hiç, şiirlerimde… Daima bir yerlerde haykırdı sessizce… “Aşk”tı, anlatamadı derdini, sığmazdı gerçi şiirlere ?... Oranı ondan fazla oluşuydu belki sebebi ?... Mekan fark etmezdi, burası orası, orası burası olabilirdi ama ne ora ne bura o kelimeye yaranamadı gitti !...
Umutlarım şarabın en ateşlisinde yeşile küstü, içtikçe dargın kaldım !... 
Uykularımda gözlerimde fırtınalar, rüyalarımdaki mendireğe sığınamadılar hiç !...
Şiirlerimdeki yaz-boz tahtalarına renkli kelimeler astım !... Geceler acımasızdı, tüm renkleri benden çaldı !...
Onu ararken benliğim yalnız kaldı !... Çoğalan yalnızlıklar bir olup beni boşluklara saldı !...
Yere son düşüşüme kadar kararlıyım yazmaya !… Gönül bu, batmış dikenler bir kere !.... Akar da akar yüreğim, kırmızının her tonuyla !... Kalemim tükenmez değil ama bilmez toprak paklar önlenemez sonu ?...
“Her insanın bir öyküsü vardır ama her insanın bir şiiri yoktur !...” boşuna dememiş Özdemir Asaf !...
Beni boşuna “Zengin” eylememiş ?...

Hasan abi kalemin hiçbir zaman kırılmasın…seni seviyoruz…yazılarınla yanımızda olmaya devam etmen dileğiyle…Voleybolseverlerin gönlünde ayrı bir yerin olduğunu hiçbir zaman unutmamak dileğiyle…bu yazımı okuman dileğiyle…Ankara dan okurlarımın selamlarını gönderiyorum…                

Görüşünceye kadar, dostça kalın…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.