İREM NURGÜL DURMUŞ

İREM NURGÜL DURMUŞ

ÖZGECAN'DAN SONRA BİR PAZAR TEFEKKÜRÜ... HEPİMİZE BAŞ SAĞLIĞI DİLERİM...

Özgecan dan sonra bir PAZAR TEFEKKÜRÜ... Hepimize baş sağlığı dilerim...

---

Kan şekeri düşmüş, krize girmiş insan gördünüz mü? Mesela ramazan aylarında iftara yakın. Dünyanın en şeker insanı mesela normal koşullar altında sevimli, güler yüzlü, mis gibi ama açlık kan şekeri ele geçirmiş onu. Ağlıyor, bağırıyor, titriyor, ne dediğini bilmiyor ve sadece küçük bir küp şeker veriyorsun ağzına, kendine gelmeye başlıyor. Onun bağırması, çıldırması, kızması kendi suçu değil, elinde değil, insülin hormonundaki dengesizlik alt etmiş onu.

2007 yılıydı. Tüm ailesi başka bir şehirde olan burada sadece kocası ve çocuklarıyla tayin sebebiyle bulunan bir hanım tanıdığım sinir krizi geçirdi. Dışkapı SSK ya götürdük. Doktor bir dönem hastanede yatmasının şart olduğunu, sinirleri bu haldeyken evine giderse bir krizle kendini ve hatta çocuklarını bıçakla doğrayabileceğini söyledi. Hastaneye yatırdık ve ben memleketinden birileri gelinceye dek hastanede refekatçi kaldım. Hayatımın en enteresan deneyimlerini gördüğüm bir kaç gündü. Benim tanıdığım hanımı genelde ağır ilaçlarla uyutuyorlardı. Dünya iyisi, muhteşem, harika bir hanım. Onu öyle çok severim ki, tanıştığım günden bu yana ve hala çok çok severim. Sevmemek mümkün değil zaten. Onu sevmeyen kimseyi görmedim. Sadece o dönem yaşadığı bir travma ile kendinde değildi ve şimdi tamamen geçti de zaten. Ama bana o dönemden muhteşem deneyimleri hediye etti. O sürekli uyutulduğu, ben ise zaten çok az uyuyabildiğim için diğer hastalar ve hasta yakınları ile fazlaca zaman geçirdim.

Bir ara orada bir kaç günde gördüklerimi kitap olarak yazmayı bile düşünmüştüm ama 2007 yılında hem çalışıyor hem okuyordum derken vakit kalmadı, bir daha o günleri yazmadım da. Şimdi aklıma geldi. Mesela bir hanım vardı yan odada. Sürekli seks idi derdi. Gün içinde bir makineyle gelen ve hastaların vücutlarına o kabloları takıp sonuçları not alıp doktora sunan kel, göbekli bir hastane personeli adam vardı. O geleceği zaman tüm kırmızı seksi iç çamaşırlarını odaya serer, adam gelince soyunmasına gerek olmadığı halde soyunup zorla göğüslerini adama elletmeye çalışırdı filan. Adamcağız zorlanırdı. Adamın kıpkırmızı yüzünden sonra dayanamadım "topla etraftan bu kırmızı dantelli külotları, neden etrafa seriyorsun?" dedim. "Yıkadım kurusun diye serdim. Ne var bunda, sen hiç çamaşır asmıyor musun?" diye beni azarladı. Çok değişikti. Hastalar kaçmasın diye kapılar kilitliydi ama bir gece kaçmış galiba. Ben refakat ettiğim dostumun yanında uyuyordum, bizim kapı açıldı bu geldi. "Ne yapıyorsun, ne var?" dedim. "Fazla şampuanın var mı, abdest almam gerek, banyo yapacağım, şampuanım bitmiş" dedi. Gece gece hastanede kimi buldu ve ne yaptı bilmem. Neyse işte bir gün kızı ziyarete geldi. Yirmili yaşlarda üniversite öğrencisi bir kız. Annesi ile bağrıştı, "senden utanıyorum" dedi ve gitti. Günlerce kendimi o kızın yerine koyup acı çekme duygusundan kurtulamadım. Babamdan başkasını tövbe haşa asla ihtimal dahilinde bile değil ki erkek olarak değerlendirmeyecek, namuslu bir kadının evladı olmanın ne büyük bir şükran sebebi olduğunu farkettim. Oradaki bir çok hastadan çok etkilendim ama o hanımın gündüzleri hastane penceresinden bakıp da elbisesinin altından koca iri göğüslerini aşağıdakilere farkettirme çabası bana büyük bir utanç vermişti. Hasta yakını olmadığım için doktorlara nesi olduğunu soramadım ama sanırım dürtü bozukluğu, nemfomani ve bunlara bağlı saldırganlık diye düşünüyorum.

---

Abdülkadir Geylani nin yemeden, içmeden dâhi çok uzun süre yaşayabildiğini biliyoruz. Çünkü o beden kaydından kurtulmuş aydınlanmış bir ruh. İnsan-ı Kâmillerin bedenlerine ve bedenlerinin isteklerine köle olması elbette beklenemez ama henüz en en alt seviyede yemesi, içmesi ve seksi hayatının tüm merkezi olan, henüz hayvani durumundan insanlığına geçiş yapma aşamasında olan esma terkiplerini de reddedemeyiz.

Dünden beri anasayfamda Özgecan olayı, 20 yaşında bir kızcağıza tecavüz edilmiş ve kafası kesilip öldürülmüş, cesedi yakılarak "CİN DERESİ ne" atılmış. Dostlarımın hep "bu katili asalım, keselim, doğrayalım" yazıları çıkıyor. Elbette ben de katili bağrımıza basalım demiyorum. Allah korusun, Allah korusun, Rabbûl Alemiyn in sonsuz Rahiym liğine sığınırım, hiçbirimizin başına böyle bir olay gelmesin, Allah hepimize imtihansız imtihanlar versin.

"Aminnnn" ve şimdi Kuran-ı Kerim den bir ayete bakalım:

En âm Sûresi / 59.ncu Ayet: "Gaibin anahtarları, onun yanındadır, onları ancak o bilir; karada ve denizde ne varsa bilir. Bir yaprak bile düşse bilir onu ve yeryüzünün karanlıkları içinde bir tek tane yoktur ki, yaş ve kuru hiçbir şey bulunamaz ki apaçık kitapta tespit edilmemiş olsun"

Dostlarım,

İçinizdeki acıyı, merhameti, vicdanı anlıyorum. Evimde menekşemin bir yaprağı zarar görse içim cızzz ediyor benim. Elbette Özgecan için ben de merhamet ve derin bir üzüntü duyuyorum. Duymamam beklenemez elbette. Sadece bir noktaya dikkatinizi çekmek istiyorum. Düşen her yapraktan dâhi haberi olan Allah, Özgecan tecavüze uğrayıp, boğazı kesilip, yakılırken bu durumdan habersiz miydi?

Muhakkak ki düşünen bir toplum için bunda büyük ibretler var.

Soma da maden işçilerimiz çok acımasız bir şekilde can verdi. Toplum bağırdı; "sorumlular yakılsın, asılsın, kesilsin" diye. Sonra ne oldu? Ermenek te maden işçilerimiz yine topluca ve çok acı bir şekilde can verdi. Anladık ki bu bağırmalar çözüm değil. Gerçek İSG çözümlerine ihtiyaç var. Tecavüz için de durum aynı. Gerçek çözümlere ihtiyaç var.

Seksin bu kadar bastırıldığı, din adamlarının bu kadar bilinçsizce fetvalar verdiği ülkede, genelevlerin toplumun gerekliliği olduğunu algılayamadığı bilinçte, kalıcı ve gerçek çözümler üretilemedikçe, en alt düzey hayvani güdülerine esir insanların yeme, içme ve seks gibi durduramadığı güdülerinin psikolojik risklerine gerçek çözümler sunulamadığı sürece bu olaylar olacak.

Yine açlıktan gözü dönmüş bir insanın ekmeğe saldırması gibi, bir kızın sütyen askısından tüm vücudundaki dürtülere esir olan bir esma terkibi şuursuzca ona saldıracak ve sadece spermlerini dökme güdüsüyle kendini kaybederek kafasını kesecek, sonra "ne yaptım ben?" korkusuyla onu zalimce yakacak vs.

Bana kızmayın, içimin acısı sizinkinden farklı değil. Ben de Özgecan ve ailesi için üzgünüm. Ancak katiller ve katillerin ailesi için de üzgünüm. Toplumumuz için üzgünüm ve idam midam neyse de gerçek bir risk önleme politikası dilerim.

Hepimize sakin ve mümince, İslâm (teslim) bir akıl ve gönülle tefekkürler yapabileceğimiz bir pazar dilerim.

15.02.2015 / Aktarım anında Bu Yazı 572 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.