Hasan Uğur Epirden

Hasan Uğur Epirden

SÖZÜN BİTTİĞİ YER…

Hasan Uğur Epirden
Bazı şeyler gerçekten unutulmuyor...

Geçen yıl bu gündü... “ÇOK MUTLUYUM” rumuzuyla son yazılarımdan birinin altına yorum yapan kimliği meçhul biri beni eleştirmişti... İsmi yerine rumuz da kullansalar, eleştirilere daima saygı duyan biriyim… Herkes fikrini söylemeli, paylaşmalı… Doğrular ancak bu şekilde tartışarak ortaya çıkar… Ancak bazı yorumlar cevap hakkını da beraberinde getirir, bazen kişi altında ezilir, un ufak olur… Önce yorumu hatırlatayım;

Epirden hocam, federasyon hakkında eleştirilerinizde haklı olabilirsiniz hatta sorularınızı cevaplamadıkları için de kızabilirsiniz ama federasyon durmuyor devamlı çalışıyor, bir şeyler üretme gayretinde. Yeni kurulan bir federasyon 3 yılda daha ne yapabilirki? Kusura bakmayın ama biraz ayıp olmuyor mu? Temcit pilavı gibi federasyon yok prestij kaybetmiş yok güven kalmamış gibi suçlamalarda bulunuyorsunuz. Size cevap vermemeleri bence kibarlıklarından kaynaklanıyor. Ayrıca sizin her sorunuzu da üst makamlara savunma verir gibi cevaplamak zorunda da değiller. Lütfen biraz mantıklı ve objektif olun.”

Okuduğunuz gibi, yorumcu hem bana haklı olabileceğimi söylüyordu (?), hem de “federasyon durmuyor, çalışıyor…” diyordu, yani kendi içinde ikileme düşmüştü, bu bir rahatsızlık göstergesiydi... Federasonun sorularıma, iddialara cevap vermemesini “kibarlık” (!) olarak nitelendiriyor, en garibi de,“yeni kurulan bir federasyon 3 yılda daha ne yapabilir ki ?…” diye ahkam kesiyordu ?…

Sanki 3 yıl değil de 3 haftadır görevdeydiler ?… Utanmasa “çiçeği burnunda federasyon…”deyiverecekti ?… “Durmadan çalışmaları” sonunda neler ürettiklerini bizlere açıklayamadan basit bir savunmasını yapıyordu Federasyonun...

Dev bir mirası nasıl yok ettiklerini, tavan yapan prestijimizi nasıl yerlere düşürdüklerini, bir çivi bile çakamamanın yanında mevcut tesisleri nasıl savurganlıkla pasif hale getirdiklerini, “Fabrikatörlük”becerilerini, Plaj voleybolundaki dev tatil hamlelerini (!), yalan yanlış beyanlarını, şeffaflık ve paylaşımcılık vaadleri sonrası nasıl tek bir soruya bile cevap verememelerini görmezden gelen bu sanal avukatlığa soyunmuş yandaş kişiye verilecek en büyük cevabı tam orta yere oturtmuştım...

Daha önce de birkaç defa paylaşmıştım, ama bazılarının balık hafızasını düşünerek tekrarlama ihtiyacı duyuyorum...

Bu hatırlatmayı yaparken de birisinin kendilerine güvensizliği hatırlattığım bir benzetmemden yola çıkarak aklınca beni ters köşe yapma hamlesine de sanırım okkalı bir cevap olacaktır...

Sözün bittiği yer”e kestirmeden gene geleyim... İçinizde mutlaka hatırlayanlarınız olacaktır ama ben prestij ve güvenirliğini yitiren Mutlu Başkan ile önceki Federasyon bünyesine zamanın efsane başkanıErol Ünal Karabıyık sayesinde giren, sonrasında kendilerine güvenip arkasını dönen başkanlarını arkadan hançerleyen, yanlarına aldıkları Hükumet gücü sayesinde yönetime gelenlere hala inanıp güvenenlere Erol Başkan‘ın odasının duvarlarında plaketler, ödüller ve fotoğraflar arasında yer alan bir çerçevedeki altın madalyalı beratı ve altındaki imzaları (!) incelemelerini salık veririm…

Bakın ne yazıyor o beratta: BU ALTIN MADALYA BERATI TÜRKİYE VOLEYBOL FEDERASYONU BAŞKANI SAYIN EROL ÜNAL KARABIYIK’A VOLEYBOLUN GELİŞMESİ, SEVİLMESİ, YAYGINLAŞMASI, GÜÇLENMESİ, MARKA DEĞERİ KAZANMASI UĞRUNDA VERDİĞİ UĞRAŞLAR, TÜRK VOLEYBOLUNA KAZANDIRDIĞI TESİSLER, TÜRKİYE VOLEYBOL FEDERASYONUNU BİR DÜNYA FEDERASYONU YAPMA YOLUNDA SERGİLEDİĞİ PERFORMANS VE CANSİPERANE UĞRAŞLARI İÇİN, KENDİSİNİ ASLA UNUTMAYACAĞIMIZI VE UNUTTURMAYACAĞIMIZI BELGELEMEK VE BU SÖZÜMÜZÜN TARİHE KAYDEDİLMESİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA, 6 ŞUBAT 2010 CUMARTESİ GÜNÜ YOL ARKADAŞLARI OLAN BİZ TÜRKİYE VOLEYBOL FEDERASYONU ÜYELERİ TARAFINDAN İMZALANARAK TAKDİM EDİLMİŞTİR.

M. Akif ÜSTÜNDAĞ, Selahattin ŞAHİN, Mehmet ÇAKMAK, Özkan DALBAY, Serdar KESKİN, Geza DOLOGH, Ahmet M. ALTINDAĞ, Nazmi BAYAMLIOĞLU, Mustafa EKŞİ, Ersin YILMAZ, A. Serdar TİRYAKİ, Özkan MUTLUGİL, Ahmet GÖKSU, İsmet ERTUĞRUL

İşte tam bir ibret vesikası… Altında imzaları bulunanlardan Özkan Mutlugil’in başkan, Mustafa Ekşi’nin ve Akif Üstündağ’ın asbaşkan, Mehmet Çakmak ve Ahmet Göksu’nun da kıdemli üyeler olarak nasıl da verdikleri sözü gerçekleştirme gayreti içinde olduklarını 4 yılda hep beraber gördük !…

Ülkemize şampiyonluk kazandıran takımların fotoğraflarını sırf içinde Karabıyık da var diye salonlardan kaldırdılar, Federasyon kaynaklarına sahip çıktığı için “kurt köpeği” yakıştırması yaptılar; neymiş “ne kendisi yer ne de başkasına yedirir”miş ?...

Milli maçlar için bastırdıkları üç-beş yüz davetiyeden birisini de ona göndermeyi çok gördüler… Davet edilmediği için gittiği milli maçı bilet alarak seyircilerin içinde izlediği için şovmenlikle suçladılar… Hem de bir zamanlar oybirliğiyle adını vermek istediklerinde “Benim başkanlık dönemimde böyle bir şeye izin veremem.” diye adının verilmesini engellediği salondaki milli maça davet edilmediği için bilet alarak gittiği için…

(http://www.ajansspor.com/voleybol/genel/h/20100119/tvf_kampusunun_spor_kompleksi_aciliyor.html )

Daha nice ibret alınacak davranış… Zaten ibret alınacak olaylar yaşamıyor muyuz günümüzde ?… Hiçbirisi de yalanlanmadı işin en düşündürücü ve üzücü tarafı... Bu bir vefasızlıktır, zayıflıktır, komplekstir, ihanettir dahası haysiyet fukaralığıdır…

Art niyetli insanlar bulunduğu mevki ve ortam ne olursa olsun, geçmişi ve sembolleri ne silebilir, ne de unutturabilirler ?… Bu zafiyet ancak onları gözlerimizde un ufak eder, o kadar… Gelecekte yaptıklarıyla anılırlar, kendileri unutulur giderler… Bundan böyle de bu kural değişmeyecek, öyle olacak, göreceksiniz ?…

Şimdi akıllı, dürüst, voleybolu seven ahde vefaya inanan saygıdeğer kimlikli aile bireylerimizin dışında Federasyonu oluşturan muhteremlere (!) neden güvenimi yitirdiğimi umarım artık bir daha sorgulayan olmaz ?…

Bu arada hiç unutmuyorum, Mutlu Başkan’ın Yeni Yıl Mesajında “Türk voleybolunun bu noktaya gelmesinde emeği geçen kulüplerimiz, antrenörlerimiz, sporcularımız, hakemlerimiz, sponsorlarımız, basın mensuplarımız ve tüm camiamıza TVF Yönetim Kurulu olarak teşekkür ediyoruz.” sözlerini de ayrıca hatırlatarak, içlerinde rahmetli babası olmak üzere gelmiş geçmiş tüm Başkan büyüklerini pas geçmesinin vefasızlığın ötesinde bir kompleksin tetiklediği büyük bir saygısızlık ve seviye düşüklüğü olduğunu bir kez daha vurguluyorum…

Merhum Vahit Çolakoğlu‘ndan, Naci Bayamlıoğlu‘ndan, Hüsnü Can‘dan, Haluk Aykulu‘dan, merhum babası Özcan Mutlugil‘den, Teoman Yazgan‘dan, Ahmet Gülüm‘den ve ona maalesef rüyasında bile göremeyeceği bu yolu aça Erol Ünal Karabıyık‘tan özür dilemeden önce onların herbirisinin kaçta kaçı olduğunu hele bir iyice düşünsün ?…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.