sanalbasin.com üyesidir 6
FOTO HABER
  • 12 Şubat 2016, Cuma 21:57
Hasan UğurEpirden

Hasan Uğur Epirden

"NASIL SEKS YAPMALIYIZ ?..."

"NASIL SEKS YAPMALIYIZ ?..." Bakanlık açık açık tarif ett... "NASIL SEKS YAPMALIYIZ ?..." Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından hazırlanan eğitim programında yeni evlenecek çiftlere, evlilik öncesi önerilerde bulunuldu. Eğitim programı için hazırlanan kitapçıkta "Cinsel ilişki bir vazife anlayışı ile değil her iki tarafın da memnun olacağı şekilde yaşanırsa mutlu evlilik olur" ifadeleri kullanılırken, kürtaj ve sezaryenle ilgili çiftlere önemli bilgiler verildi. Başbakan Erdoğan ın eşi Emine Erdoğan ın desteklediği Evlilik Öncesi Eğitim Projesi hayata geçti. Habertürk ün haberine göre eğitim kitapçığında çiftlere Seni seviyorum , sen benim için önemlisin gibi ifadeler kullanmaları. Ele ele tutuşmaları, sarılarak film izlemeleri önerildi. Kadın hasta olduğunda erkeğin çorba yapması veya erkek hasta olduğunda kadının alışverişe gitmesi, faturaları ödemesi gibi özel durumlarda çiftlerin birbirine yardım etmesi önerildi. CİNSELLİK İÇİN UYARI "Cinsel ilişki bir vazife anlayışı ile değil her iki tarafın da memnun olacağı şekilde yaşanırsa mutlu evlilik olur" sözlerine yer verilen kitapçıkta "İlk gece yaşanacak olan ilişkide kanamanın olmaması, fark edilemeyecek kadar az olması, ya da aşırı kanama olması kişinin yaradılışı gereği durumlardan biridir" denildi. Çiftlere kürtaj ın sadece anne ya da bebek sağlığı tehlikede olduğu durumlarda tercih edilmesi gerektiği anlatıldı. Sezeryen in ise büyük bir cerrahi girişim olduğu, hayat kurtardığı gibi sağlık sorunları yaratabileceği belirtildi.                                                                                                                

BİR ÇİFT LAF… GEDİĞİNE ÖZEL…
Son zamanlarda, özellikle Federasyonumuzdaki kan ve anlayış değişikliği sonrası bazı hazımsız rumuzlu kişiler şahsıma abuk sabuk eleştirilerini sıklaştırdılar… 
Kendimi yazdıklarımdan sorumlu hissediyorum, onların anlamak istediklerinden değil ?... Gereksiz, rastgele eleştiri sadece tahammülsüzlük yüklü bir husumet olduğu gibi aynı zamanda gizli hayranlık belirtisidir…
Karı koca her sabah kahvaltı yaparlarken, kadın kocasına yandaki komşu kadının astığı çamaşırların ne kadar kirli olduğundan söz eder dururmuş…
Bir gün karısı hayretle dürtmüş adamcağızı…
“-Hayret ?... Bak bu gün komşu kadının astığı çamaşırlar bembeyaz ?...”
Kocası oturduğu yerden cevap vermiş !...
“-Bu sabah kalktığımda, dayanamadım camımızı sildim !..”

Toplumumuzda kendi pis camının arkasından saf ve temizliği kirli görmek isteyenler ve buna şartlananlar ve de bundan faşist bir zihniyetle zevk alanlar o kadar çoğaldı ki ?...
Kendi kapasitesizliklerine, yeteneksizliklerine, vasıfsızlıklarına bakmadan, her konuya pervasızca ve hayasızca dalıp, alternatifsiz eleştiri üretenlerin ortak yanları sadece psikolojik ezikliklerinin bir nevi dışa vurması olarak nitelendirdiğim kronikleşmiş “Kompleks”leridir !...                                                               

MİNİ VOLEYBOL
Önceki Federasyonun, büyük yaygaralar kopararak, Aroma’nın sponsorluğunda Milli Eğitim Bakanlığı ile ortaklaşa (!) başlattığı ancak sağlıksız bir zemine oturtulduğu için hiçbir faydası görülmeyen Mini Voleybol projesi de ikmale kalmıştır !… “Sınıfta kalmıştır !...” demiyorum, zira akılcı bir planla kurtarılabilir bir şansı bulunmaktadır… Bu konuyu önümüzdeki süreç içerisinde düşüncelerimle bezeyip, Federasyonumuza sunmayı düşünüyorum… Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı ile bu denli bir ortaklık yapılıyorken, okul salonlarından istifade edilememesi de ayrı bir handikaptır…
Özetle, bu konuların üzerine mantıklı, sağlıklı, kararlı bir planla gitmeli, voleybolumuzun gerek okul kaynaklarından, gerekse kulüp alt yapılarından beslenmesi yolunda önemli adımlar atılmalıdır…                  

XXXXL OLMAK

Şükran teyzenin kilolarının yarısı göğüsleri...Taksiye binerken göğüsleri geçtimi iş kolaylaşıyor... Zaten arkayı ortaladığında, zavallı taksinin burnu sürat tekneleri gibi havaya kalkıyor...Şoförler de ne yapsınlar, gökyüzünden başka, yolu da görebilmeleri için neredeyse direksiyonu ayakta, bisiklet kullanır gibi kullanıyorlar !...
Zile basarken de bazen göğüslerini kullanıyor... Ama siz sormadan gençliğini bir anlatıyor, bir anlatıyor ki sormayın !... Gençliğinde meğerse fidan gibiymiş... Bel ölçüsü de 56… Bir çok sporu yaparmış ama 100 metreyi çok iyi koşarmış... Birincilikleri bile varmış... Anacım, o göğüsler kimde olsa tüm kısa mesafeli yarışlarda deparla birlikte ipi göğüsler... Yalan mı ?...
Şükran teyze aynı zamanda müthiş feminist... Geçen yıl, Duygu Asena nın "Kadının Adı Yok" kitabını 4.kez okuduktan sonra havaya girmiş, koca mahalleyi riske sokup,Bakkal Rıza efendinin dükkanının önünde sutyenlerini yakmağa kalkışmıştı...
Antalya Büyükşehir Belediyesi nin vefakar ekipleri, canlarını hiçe sayarak kendilerini alevlerin ortasına atarak, tam iki gün içinde yangını kontrol altına alabilmişlerdi...
Şükran teyze çok zeki bir kadın... Yangını evde çıkarsa, maliye müfettişliğinden emekli eşi Hamdi amcanın yangından kurtarılacaklar listesinin en sonuna kendisini koymuş olduğunu çok iyi biliyordu... 
Gazeteler Şükran teyzeyi kocaman puntolarla, ve büyükçe bir fotoğrafını basarak kullanınca yıldızı bir anda parlayıverdi... Bu arada bir TV dizisi teklifi aldı... Ancak sonradan duyduğumuza göre diziyi çekecek yönetmen göğüslerine kafayı takmış, "Bu kadını kadraja aldığım zaman diğerlerine yer kalmaz bahanesiyle (!) bir çuval inciri heba ederek, Şükran teyzeyi ve ünlü ikizlerini (!) TV seyircilerinden mahrum bırakmış !.... (Kıskanç yönetmen, ne olacak !...)
Bu arada fırsattan istifade ederek, tanıtımını daha iyi yapmaya çalışan XXXL firması, gecesini gündüzüne katarak ona uygun bir sutyen yaratarak gönlünü almayı ihmal etmemiş... Aramızda kalsın o nadide parçayı bir başkasına diktirmeye kalkışsa belki de bir servet ödemesi gerekebilirdi !...
Gerçekten de kilolu insanların giyecek bulmada zorluk çekmesi ve çoğunun perişanları oynadığı bir gerçek...
Sağ olsun, Mistral firması bana 20 küsur çok x larj (!) tişort hediye etmese ne yapardım ?... Gerçi terzim mezura Devran, benim tüm ihtiyaçlarımı üç beş misli mesai harcayarak karşılayabiliyor ama o da artık benden bıktı... Ziyaretine gittiğim zaman içeri girerken yüzü sanki maliyeci görmüş gibi birbirine karışıyor, içini bir hüzün kaplıyor ki sormayın !...
Mistral tişortlarım mükemmel... Hepsi de beyaz olduğu için benim üzerimde hep aynı tişortu görenler de içlerinden bana başka bir giyeceğim yokmuş ta sadece bir tek tişortla idare ediyorum diye epey üzülüyorlardır ama birden yirmiye kadar numaralayacak halim de vaktim de yok !...
Amma ve lakin, o Ölüdeniz de otel balkonuna asılı olan donumun nasıl sırra kadem bastığını tüm otel güvenliği ve istihbarat birimleri dahil çözemediklerine hala yanar dururum... Salı pazarında işporta tezgahında ona rastladığım zaman sanki dünyalar benim olmuştu... Artık o ve ben birbirimizden ayrılmaz bir bütündük... iyi günlerimde, kötü günlerimde beni sarıp sarmalayan hep oydu !... (Neler saçmalıyorum ben ?...)
O hiç bir kimsenin kullanamayacağı boyuttaki bu mono parçam, sanırım yamaç paraşütü kurbanı oldu !...
Şaka bir tarafa, daha da uçmadan sadede gelmeye çalışayım... 
Sağlıksız ve düzensiz beslenme bugün dünyanın bir kesimini şişmanlığa yani obesiteye sürükler, ölüme davet ederken, diğer büyük bir fakir bölümü de sefaletten ve açlıktan çaresiz ölüyor...
Yani anlayacağınız... Yemek ve yememek !... Her ikisinin de sonu ölüm !...Hal böyleyken yiyerek ölmek tabii ki tercih sebebi... (mi acaba ?...)
Anlayacağınız, dengesiz, istikrarsız bir dünyada yaşıyoruz...
Büyük bir çoğunluk için, devir "Yaşamak için yemek" ile "Yemek için yaşamak" arasındaki sağlıklı kararı (!) verebilme, o ince karar ve prensip çizgilerini düzgün çizebilme devri...
Kontrolü gel de elden kaçırma !...
Zengin Türk mutfağının dayanılması zor cazibesi, gelişmiş ülkelerde vakitsizlik, tembellik ve becerisizlikten oluşan pratikliği olan "Fastfood", özellikle geniş boğazlı ve hacımlı bagajlı mideler için "Obesite"ye davetiye çıkarmaya yetiyor...
Bir de uyuz olduğum "Perhiz" kandırmacası var !... 
Yok haftada 5 kilo verilen diyet !...
Yok altı ayda incecik bir vücut !...Hepsi kandırmaca... Para tuzakları...
Yahu alçıdan heykelim olsa, "benim" diyen bir heykeltraş zor inceltir !...
Diyet insanın beyninde oluşmalı...
Ben de o hatayı bir zamanlar yaptım !... 
İlk başlarda da taze heves ve kuvvet, her şey sanki yolunda gidiyordu... Hatta kendimi bir ara Recep Tayyip Erdoğan a bile benzettim !... ( Zaten o gündür, bu gündür iki yakam bir araya gelmedi !...)
Ama bir gün... bir kokteylde, beynim masa üzerinde tepsilerde dizili kanepeler tarafından baştan çıkarılınca, ellerim tacizde bulunmaya kalktı !... Hatta daha da ileri gidip tatlılara yumuşak inişlerde bulundu !...
Böylece verdiğim kilolar tekrar kesin dönüş yaptı…
…………………….
Adam diyetisyene gitmiş...
Diyetisyen gayet sakin almış eline kalemi...
"-Sabahları kibrit kutusu kadar tuzsuz beyaz peynir, orta boy bir salatalık, 2 galeta, bir şekersiz çay...
Öğle avuç içi kadar haşlanmış tavuk, 4 yaprak marul, 1 elma...
Akşam ise haşlanmış bir küçük kefal, yarım domates, yarım dilim kızarmış kepekli ekmek, bir armut..." diye reçetesine yazıp, uzatınca bizimki dayanamayıp sormuş ...
"-Anlayamadığım bir şey var !... Bunları yemeklerden öncemi yoksa sonramı yiyeceğim ?..."
…………………….
Amaaan !... Boş verin !...Şu kısa ve acımasız dünyada bence arzu ettiğiniz gibi yaşayın !...
Bu arada, bir gün, gerçekten yukarıdakine benzer bir diyet mönüsü yazarlarsa, bunu yemeklerden önce atıştırın !...
Hem iştah açar... hem de alt yapı olur !...
Gene de siz bilirsiniz !...                                                                                                 

GERÇEK ATATÜRK SEVERLER... GERÇEK MİLLİYETÇİLER... LÜTFEN BU GERÇEK YAŞAM HİKAYESİNİ SONUNA KADAR OKUYUNUZ...
Yaşlı kadın yatağından kalktı.
88 yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle pencereye doğru yöneldi. Pencereyi açması ile birlikte odaya baharın güzel kokusu ve kuş cıvıltıları doluştu.
Penceresinden gözüken Kurtuluş Parkına bakarak yaşlı ciğerlerine sabahın ılık esintisi ile doldurdu. Mutfağa yöneldi. Çayla birlikte bir iki lokma bir şeyler atıştırdı.
Oturma odasına yöneldi. Eski bir fiskos masasının yanındaki koltuğuna ilişti.
Masanın üstü çerçeveler ile doluydu. Bir tanesine uzandı, camının üzerinde titreyen parmaklarını dolaştırdı.
Çerçevenin içindeki fotoğrafta İstiklal madalyalı kara yağız bir adamla, makyajsız olmasına rağmen güzelliği göz alan bir kadın birbirlerine bakarak gülümsüyorlardı.

Yaşlı kadın ‘Günaydın Anne, Günaydın Baba’ dedi. Usulca yerine koyduğu çerçeveye bir bakış daha attıktan sonra başka bir çerçeveyi eline aldı.
Bu siyah beyaz fotoğrafta da subay üniformalı bir adamla bir gelin yan yana duruyorlardı. Yaşlı kadın çerçeveyi titreyen dudaklarla öptü. ‘Günaydın Kocacığım’ dedi. Kadın bu çerçeveyi de bıraktıktan sonra üçüncü ve son çerçeveye uzandı.
Artık gözlerinden yaş damlıyordu. Fotoğraftaki biri erkek diğeri kız çocuklara bakıp ‘Günaydın Evlatlarım’ dedi.
Tüm çerçevelere kısaca göz atıp ‘Sizleri, hepinizi çok özledim’ dedi.

Gözlerinde biriken yaşları sildi. Artık ağlamak için bile yaşlı hissediyordu kendini. Ağır ağır doğrulduğu koltuğundan eski telefonuna doğru yöneldi. Ağır ağır numaraları çevirdi. Karşısına çıkan adama ‘Bir taksi istiyorum’ dedi ve adresi verdi. Kapısını kilitleyip, apartman merdivenlerine yöneldi. Yıllarca çekmediği zorluk kalmamıştı ama şimdi bu merdivenler hayatının en büyük engeli olmuştu. Ağır ve dikkatli bir biçimde iniyordu.

Sabırsızlanan taksi şoförünün çaldığı korna sokağı inletiyordu. ‘Patlama be adam’ dedi. Nihayet taksiye binebildi.
’Teyze hoş geldin’ dedi 25-30 yaşlarındaki şoför. ‘Nereye gidiyoruz?’
Kadın kısa bir sessizliğin sonunda ‘Tüm bir gün beni taşır mısın?’ diye sordu.
‘Sana 500 lira veririm.’
Adam küçümser bir gülümseme ile, ‘Mal sahibi benden her gün 500 lira istiyor teyze’ dedi.

Kadın gülümsedi

‘O zaman sana 650 lira vereceğim ne dersin?’

‘Kurtarmaz ama senin güzel hatırını kırmayayım. İlk önce nereye gideceğiz?’

‘Anıtkabir’e’

‘Anıtkabir’e mi?

‘Evet’

‘Tamam teyzeciğim’

‘Yaş kaç teyzeciğim?’

‘Seksen sekiz’

‘Maşallah Allah uzun ömür versin teyzeciğim’

‘Allah sağlıklı mutlu ömür versin oğlum’

‘Haklısın teyzecim’

Taksi Anıtkabir’in kapısına gelmişti. Şoför ‘Teyzeciğim geldik’ dedi. Dalgın görünen kadın ‘Evladım burada yardımına ihtiyacım var’ dedi. ‘Benimle gel’ Adam şaşırmıştı. ‘Tabii teyze’ dedi. Kuşkulu gözlerle ‘Bizi buraya alırlar mı?’ diye sordu.

O ana kadar dalgın ve yorgun görünen kadın, bir anda irkildi. Gözlerinden ateş fışkırarak ‘Ne demek almamak? Sen daha önce hiç gelmedin mi buraya?’ dedi ‘Hayır’

‘Kaç yıldır Ankara’da yaşıyorsun?’

‘Ben Ankaralıyım teyze. Doğma büyüme’

‘Ee o zaman’

‘Ne bileyim bir kez okulla gelmiştik bayramda. Bayram olmayınca burası kapalı sanıyordum ben’

Kadın sinirli bir şekilde kafa salladı.

Şoför utanmıştı. Mozoleye çıkan mermer merdivenlere kadar konuşmadılar. Merdivenlere geldiklerinde Şoför kuşkulu bir şekilde

‘Nasıl çıkacaksın Teyze?’ diye sordu.

‘Her ay nasıl çıkıyorsam öyle’

‘Her ay geliyor musun?’

‘Evet’

Uzun bir uğraşla merdivenleri çıktılar. Mozoleye doğru ağır ağır ilerlediler. İçerisi çok serindi. Şoför büyük bir azimle yürümeye çalışan kadının koluna girmişti. Kadının nefes alışları sıklaşmıştı. Nihayet mozolenin önüne geldiler. Kadın şoförün kolundan ani bir hareketle kurtuldu. Çantasını açtı. Tek bir karanfil çıkardı. Mozoleye doğru ilerledi. Çiçeği mozoleye koydu. Şoför şaşkınlıkla olayı seyrederken kadının ağzından şu sözlerin döküldüğünü fark etti.
‘Hayatım boyunca sana verdiğim sözü tutmak için çalıştım’. Ağır ağır geriye çekilen kadın ellerini açıp Fatiha okumaya başladı. Şoför kısa bir şaşkınlığın ardından ona katıldı. Kadın bir anlık suskunluktan sonra, ‘Hadi gidelim’ dedi.

Geldiklerinden çok daha ağır bir şekilde arabaya döndüler. Şoför kadının durumundan endişelenmeye başlamıştı.
‘Yoruldun mu Teyze’ dedi.
Kadın sustu.
Bir süre suskunluktan sonra ‘Evet hem de çok yoruldum’ diye cevapladı. Nereye gidiyoruz?’

‘Bankaya’!

Şoför arabasındaki kadının herhangi biri olmadığını anlamıştı. Bu yaşlı kadının Atatürk’e verdiği söz ne olabilirdi? En sonunda dayanamadı.

‘Teyzeciğim bir şey sorabilir miyim?’

‘Sor bakalım evladım’

‘Anıtkabir’de Atatürk’e bir söz verdiğinizi söylemiştiniz. O söz nedir?’

‘Uzun hikaye evladım’

‘Olsun be teyze anlat ne olur’

‘Ben lisedeyken bizim okulumuza gelmişti Atatürk. Beni de ona çiçek vermek için seçmişlerdi. Çiçeği verdiğimde bana ismimi sordu. Bende ‘Adalet’ dedim. Bunun üzerine ‘Ne güzel ismin varmış’ dedi. ‘Okulu bitirince ne olacaksın’ dedi bana. Hemşire dedim. Oda ‘Güzel meslek ama bence sen Hakim ol ismine çok yakışır’ dedi. Ben kadından hakim olmaz ki dedim. Kaşlarını çattı, ‘Sen istedikten sonra olur. Senden söz istiyorum hakim olacaksın’ dedi .’

‘Sen ne dedin peki?’

‘Mustafa Kemal emretmiş ne denir? Söz verdim.’

‘Peki olabildin mi Adalet Teyze?’

‘Evet ben Cumhuriyetin ilk kadın hakimlerindenim.’

‘Vay be. Sende ne hikaye varmış Adalet Teyze’

‘Herkesin bir hikayesi vardır evladım. Herkesin hikayesi de kendine göre değerlidir. Eğer insanların hikayelerini bilip anlayabilirsen insanlara daha anlayışlı davranabilirsin’ ‘Haklısın Adalet Teyze. Bu banka mı gelmek istediğin’?

‘Evet’!

‘Yardım edeyim mi? Bende geleyim mi?’

‘Hayır. Sen burada bekle lütfen. Bu arada adın neydi evladım?’

‘Osman teyzeciğim’

‘Tamam Osman. Beni 45 dakika kadar sonra buradan al olur mu?’

‘Tamam teyzeciğim’!

Adalet hanım bankadan içeri girdi. Osman öğlen saatinin geldiğini
fark edip yemeğe gitti. Yemek boyunca Adalet hanımı düşündü.
‘Kim bilir neler yaşamış, neler görmüştür’ diye düşündü. Tam vaktinde bankanın önündeydi. Adalet hanım 15 dakikalık gecikme ile geldi.

‘Hoş geldin Hakim Teyze’

‘Çok uzun zamandır bana Hakim denmemişti.’

‘Hoşuna gitmediyse söylemeyeyim?’

‘Yok aksine hoşuma gitti. Sağol’

‘Nereye gidiyoruz?’

‘Seyranbağları’na

‘Tabii’

‘Hakim Teyze çok yer gezmişsindir sen’

‘Tüm Anadolu’yu karış karış gezdik rahmetli kocamla’

‘Ne iş yapardı amca?’

‘Subaydı.’

‘Ne zaman vefat etti?’

‘1952′de’

‘Çok olmuş. Gençmiş’

‘Kore savaşında şehit oldu.’

‘Allah rahmet eylesin Hakim teyze’

‘ Sağol’

‘Seyranbağları’na geldik nereye gideceğiz?’

‘Sağa sap. İkinci binanın önünde dur.’

‘Tamam. Buyur Hakim Teyze. Geleyim mi ben’ ‘Yok bekle burada’

Osman beklemeye başladı. Bir ara merak etti. Binanın uzaktan görünen levhasına baktı. ‘Seyranbağları Kız Yetiştirme Yurdu’ yazısını okudu. Anlam veremedi. ‘Bu kadın burada ne yapar ki?’ diye düşündü.

Yarım saat sonra Adalet hanım göründü. Yanında orta yaşlı kibar bir hanım vardı. Adalet hanımı arabaya ağır ağır bindirdi. Kadın ‘Adalet Hanım size ne kadar teşekkür etsek azdır. Her zaman yanımızdasınız. Kızlarda sizi çok seviyor. Ne olur arayı çok uzatmayın. Yine gelin’ dedi.

Adalet hanım, buğulu gözlerle ‘İnşallah. Kızlara selamımı söyleyin. Bende onları çok seviyorum. Onlara iyi bakın’ dedi.

Araba hareket etti.

‘Nereye Hakim Teyze?’

‘Hemen iki sokak öteye’

Osman iki sokak ötede bu sefer başka bir binanın önüne park etti.
Bu binada da ‘Ankara Seyranbağları Huzurevi’ yazıyordu.

‘Bekle beni’

‘Tabii Hakim Teyze’

Yine 1 saate yakın bir bekleyişin sonunda bu sefer etrafında bir çok yaşlı kadın ve adamla çıkageldi Adalet Hanım. Sarılıp
öpüştükten sonra oradan ayrıldılar. Osman dikiz aynasından Adalet Hanım’ın gözlerinden akan yaşları fark etti.

‘İyi misin Hakim Teyze’

‘İyiyim Osman. Eski dostları görünce insan bir hoş oluyor’

‘Nereye gidiyoruz?’

‘Cebeci Asri Mezarlığına’

‘Tamam’

‘Teyze nerelisin sen?’

‘Aydın Sökeliyim. Babam orada pamuk ekerdi. Annem ev hanımıydı. Sonra Kurtuluş Savaşı oldu. Babam savaşa gitti. Söke işgal oldu. Biz dağlara kaçtık annemle. Saklandık dağ köylerinde. Savaş bitince Söke’ye döndük. Allah’a Şükür Babam’da sağ salim döndü savaştan.’

‘Sonra ne oldu?’

‘Liseye Aydın’a gönderdi babam. Orada Atatürk’le karşılaştım. Sözümü tutmak için İstanbul’a gittim. Hukuk fakültesine girdim. Orada rahmetli eşimle karşılaştım. O Harbiye’de okuyordu o zaman. Mezun olunca evlendik..’

‘Çocuğunuz var mı?’

‘Bir kızım bir oğlum vardı.’

‘Neredeler şimdi?’

‘Oğlum dışişlerinde çalışıyordu.’

‘Ne güzel’

‘1978′de Fransa’da Ermeniler öldürdüler.’

‘Üzüldüm Hakim Teyze. Başın sağ olsun. O da babası gibi şehit oldu yani’ Evet. Şehit babanın şehit oğlu. Allah kimseye evlat acısı vermesin.’

‘Amin. Ya kızın?’

‘O eşi ve çocukları ile İzmit’te yaşıyordu. Öğretmendi. 1999da depremde hepsi vefat ettiler.’

‘Allah rahmet eylesin. Boş boğazlığımla üzdüm seni Hakim Teyze kusura bakma’

‘Sanki sormasan aklımdan çıkıyorlar mı evladım. Sen üzülme sağol’

‘Geldik Teyze’

‘Tamam evladım. Al işte paran artık gidebilirsin.’

‘Hakim teyze buradan nasıl döneceksin? Ben seni bekleyeyim eve bırakayım.’

‘Yok beni alacaklar buradan’

‘Hakim Teyze bu para fazla. Kusura bakma ben sana yalan söyledim.
Taksinin sahibi benden 350 lira bekliyor. Affet beni. 350 ‘yi ona veririm. Gerisi kalsın.
Bende para istemem. Bugün senden aldığım hayat dersinin parasal karşılığı yok zaten.’

‘Çocukların var mı?’

‘İki tane ellerinden öperler.’
Taksinin güneşliğinden çocuklarının resimlerini çıkarıp gösterdi.

‘Adları nedir?’

‘Kemal ve Ayşe’

‘Oğlumun adı da Kemaldi.’

Sessizliğin ardından Osman’ın elindeki parayı ittirdi Adalet Hanım..

‘Onlara bir şeyler al benim için. Onları okut. Ama yalansız, dolansız, çok çalışarak helal lokma ile büyüt ve okut.
Atatürk’ün bana yaptığı gibi içlerindeki gücü fark etmelerini sağla.
Bir de vatanını, milletini sevmelerini öğütle onlara.’

Osman Adalet Hanımın ellerine sarılıp öptü. Ona iyi evlatlar yetiştireceğine söz verdi.
Adalet hanım mezarlığın kapısından ağır ağır içeri girerken; Osman yaşlı gözlerle onu izliyordu.
Hayatının en büyük dersini kendisi küçücük, yüreği yaşadığı acılara rağmen kocaman ve güçlü bu yaşlı kadından almıştı.
Osman arabasını mal sahibine götürmeye karar verdi. Bu gün daha fazla çalışamazdı.

Ertesi gün Ankara’da garip bir yağmur yağıyordu. Sanki gök delinmişti. Osman taksiyi mal sahibinden almış, durağa gelmişti.
Çay ocağının yanında duran gazeteyi aldı. İlk sayfadaki haberlere göz gezdirdi.
Siyaset doluydu gazete. Hiç anlamazdı. Sıkılıp adli olayların yer aldığı üçüncü sayfayı açtı. Taksiciler arkadaşları ile ilgili kötü haberleri genellikle oradan alırlardı.
Göz gezdirirken bir haber dikkatini çekti:
’Dün gece geç saatlerde Cebeci Asri mezarlığında bulunan cesedin Cumhuriyet tarihinin ilk Kadın Hakimlerinden Adalet YILMAZ’a ait olduğu belirlendi. Adalet YILMAZ’ın bulunduğu yerdeki mezarların eşine ve oğluna ait olduğu belirlendi. YILMAZ vefat ettiği gün bankadaki tüm parasını çektiği, bu parayı ikiye bölerek Seyranbağları’ndaki bir kız yetiştirme yurdu ile bir huzurevine bağışladığı belirlendi. Polis, Adalet YILMAZ’ın mezarlığa ölmek için gittiğini düşünüyor.’

Osman bir anda sarsıldı. Gözyaşlarına engel olamıyordu. Taksici arkadaşları hiçbir şey anlamadılar.
Bir daha da hiç anlatmadı Osman bu yaşadıklarını.
Herkesin tek bildiği Osman’ın bardaktan boşanırcasına yağan yağmur altında
’Gökler bile sana ağlıyor’ diyerek ağladığıydı..

İşte bu günlerde de adalet ağlıyor.

15.10.2012 / Aktarım anında Bu Yazı 645 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 6 5 1 0 11 16
2 Beşiktaş 6 4 1 1 5 13
3 Göztepe 6 4 1 1 4 13
4 Fenerbahçe 6 3 2 1 4 11
5 Kayserispor 6 3 2 1 2 11
6 Medipol Başakşehir 6 3 1 2 0 10
7 Akhisar Bld. Genç. 6 3 1 2 -2 10
8 Bursaspor 6 3 0 3 3 9
9 Trabzonspor 6 2 2 2 1 8
10 Kasımpaşa 6 2 2 2 0 8
11 Yeni Malatyaspor 6 2 1 3 -1 7
12 Aytemiz Alanyaspor 6 2 1 3 -3 7
13 Atiker Konyaspor 6 2 0 4 -1 6
14 Medicana Sivasspor 6 2 0 4 -3 6
15 Karabükspor 6 1 2 3 -2 5
16 Gençlerbirliği 6 1 1 4 -6 4
17 Antalyaspor 5 0 3 2 -4 3
18 Osmanlıspor FK 5 0 1 4 -8 1
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Giresunspor 6 4 2 0 7 14
2 Çaykur Rizespor 5 4 0 1 5 12
3 Vartaş Elazığspor 6 3 2 1 2 11
4 Altınordu 6 3 1 2 6 10
5 Ümraniyespor 5 3 1 1 4 10
6 İstanbulspor 6 3 1 2 1 10
7 Adanaspor 5 3 0 2 -2 9
8 Boluspor 6 2 2 2 2 8
9 Balıkesirspor 5 2 2 1 1 8
10 MKE Ankaragücü 6 2 2 2 1 8
11 Adana Demirspor 5 2 1 2 -1 7
12 Gazisehir Gaziantep FK 6 1 3 2 2 6
13 Manisaspor 6 2 0 4 -2 6
14 Erzurum BB 6 1 3 2 -3 6
15 Samsunspor 6 1 2 3 -4 5
16 Eskişehirspor 6 0 4 2 -3 4
17 Gaziantepspor 6 1 1 4 -10 4
18 Denizlispor 5 0 1 4 -6 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Menemen Belediyespor 2 2 0 0 5 6
2 Keçiörengücü 2 2 0 0 4 6
3 Amed Sportif 2 1 1 0 7 4
4 Afjet Afyonspor 2 1 1 0 2 4
5 Sivas Belediyespor 2 1 1 0 2 4
6 Tokatspor 2 1 1 0 2 4
7 İnegölspor 2 1 1 0 1 4
8 Bucaspor 2 1 0 1 2 3
9 Sancaktepe Belediyespor 2 1 0 1 1 3
10 Etimesgut Belediyespor 2 1 0 1 1 3
11 Bodrumspor 2 1 0 1 0 3
12 Hatayspor 2 1 0 1 -1 3
13 Kocaeli Birlik Spor 2 1 0 1 -2 3
14 Tuzlaspor 2 0 1 1 -3 1
15 Sarıyer 2 0 0 2 -3 0
16 Kastamonuspor 2 0 0 2 -4 0
17 Eyüpspor 2 0 0 2 -5 0
18 Mersin İdmanyurdu 2 0 0 2 -9 0
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 2 2 0 0 5 6
2 Bandırmaspor 2 2 0 0 4 6
3 Sanliurfaspor 2 2 0 0 4 6
4 Gümüşhanespor 2 2 0 0 2 6
5 Kırklarelispor 2 1 1 0 1 4
6 Karşıyaka 2 1 1 0 1 4
7 Fethiyespor 2 1 1 0 1 4
8 Konya Anadolu Selçukspor 2 1 0 1 1 3
9 Nazilli Belediyespor 2 1 0 1 -1 3
10 Zonguldak Kömürspor 2 1 0 1 -3 3
11 Sakaryaspor 2 0 2 0 0 2
12 Bugsaşspor 2 0 1 1 -1 1
13 Hacettepe Spor 2 0 1 1 -1 1
14 Pendikspor 2 0 1 1 -2 1
15 Fatih Karagümrük 2 0 0 2 -2 0
16 Kahramanmaraşspor 2 0 0 2 -2 0
17 Silivrispor 2 0 0 2 -3 0
18 Niğde Belediyespor 2 0 0 2 -4 0

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
penti
yukarı çık