sanalbasin.com üyesidir 6
Hozzt satış
Hozzt Satış Ortaklığı
  • 18 Şubat 2016, Perşembe 23:16
Hasan UğurEpirden

Hasan Uğur Epirden

MUHTEŞEM VAKIFBANK!...

Maça fırtına gibi başlayan takımımız Naz’ın dengeli süper pas dağıtımıyla Rabita Bakü’nün bloklarını dağıtarak, 4 servis hatasına rağmen ağırlılığını koyarak farkı maçın başında açmaya başladı…

Rakibin en büyük skoreri Montano ilk sayısını takımına ancak 14-9’da kazandırabildi…

Setin hiçbir anında temposunu düşürmeyen takımımız bu seti ezici bir file üstü hücum/blok üstünlüğüyle 25-17 kazandı…

2. Sette toparlanan ve maça asılan Rabita Bakü oyunda belirli bir denge getirdi… Sayı makinesi Montano da devreye girerek hücumlarda ve hatta servislerde sayılar üretmeye başladı… Kıran kırana bir restleşme olmaya başladı… Sadece file üstünde değil, alan savunmalarında da enfes defans topları çıkmaya başladı… Ama kızlarımız kontrolü daima ellerinde tuttular… Buna rağmen Guidetti maçtaki ilk molasını, o da riske girmemek için bu sette 22-19’da aldı… Bu seti de 25-19 alan takımımız şampiyonluğa bir adım daha yaklaştı…

3. Sete bu kez Montana’nın çok etkili hücumlarıyla ve sert servislerle başlayan Rabita Bakü’yü, oyunu önde götürmeye başlamasına rağmen 11-11’de yakaladık… Ve karşılıklı sayılarla ilk kez 19-18 öne geçtik… Sonrasında da farkı açarak 24-21’de maç sayısı atmaya başladık… 3. Maç servisinde son sayı takımını inatçı hırsıyla motive eden, aküsü kahraman kaptan Gözde’ye sert smacıyla nasip oldu… 25-23…

Oturmuş formda kadrosuyla Vakıfbank kendisi gibi yenilgisiz rakibini 3-0 yenerek sürklase etti, tartışmasız Avrupa’nın en büyüğü olduğunu (Bence Dünyanın da en iyi takımı) bir kez daha kanıtlamış oldu…

Maçın yıldızları Naz (*****) ve Fürst’tü (*****)…

Ancak Gözde (****), Brakocevic (****), Glinka (****), Gizem (****) de muhteşemdiler…

Muhteşem olan bir diğer kişi de Guidetti’ydi (*****)

Bu arada takımları şansız bir maç kaybedip hedefi ıskalamış olmanın burukluğuna rağmen Vakıfbank’a tüm maç boyunca büyük destek veren Galatasaray taraftarlarını da kutluyorum…

Şampiyonlar Ligi Finallerin ev sahipliğini üstlenen ve olağanüstü bir organizasyon yapan Galatasaray Kulübü ve sponsoru Daikin’i…

Türk Bayan voleyboluna ivme getiren destekleri ve yatırımlarıyla Vakıfbank’ı,

Ve… Tüm sporcu kızlarımızı, Taraftarlarımızı, “Kadın” tanımlamalarına çok kızdığım halde eksiksiz naklen yayınlarıyla tüm voleybol severleri maçlara taşıyan NTV SPOR’u yürekten kutluyorum…

Ödül dağıtımlarında gözümden kaçmayan bir konuyu sizlerle paylaşmak istiyorum…

Türk voleyboluna ivme kazandırarak geleceğe yelken açıp taşıyacağından en ufak şüphemin olmadığı sayın Başkanımız Özkan Mutlugil gene mütevazı kişiliğini gösterdi, bir madalya sunumunun dışında ekibiyle birlikte kenarda kalmayı yeğledi, fotoğraf tablolarına bile girmedi… Oysa önceki Başkan “Tek Adam” Karabıyık, hemen ortaya zıplar, ne kadar ödül varsa, versin vermesin ekran kadrajından çıkmazdı…

Son sözüm meclisten içeri girse de Gençlik Spor Bakanı Suat Kılıç’a…

İyi ki gelmediniz sayın Bakan ?...

Burada da, Ankara’da olduğu gibi, kupayı hosteslerin ellerinden kapıp tek başına vermeğe kalkar, gene protokolü yerle bir eder, ülkemizi gene zor duruma sokardınız ?...

İnşallah Acıbadem Ligi erkekler ve bayanlar şampiyonluk kupalarını takdim etmek için teşrif edip bizleri onurlandırırsınız ?... 

VAKIFBANK YANILTMADI...

Şampiyonlar Ligi 4’lü finallerinde 2 güzide takımımız vasatın üzerine çıkan, zaman zaman zevkli ve heyecanlı bir maç oynadılar…

Galatasaray Daikin için 1. set çok önemliydi…

Arkasına müthiş seyirci desteğini alarak maça çok iyi başlayan, iyi servis atıp, beklenenden daha başarılı servis karşılayıp, defans yapan sarı kırmızılı kızlar, Calderon’un süper oyunuyla skoru 18-13’ye kadar taşıdılar… 20-20’de yakalandılar, 2 kez de set servisi atmalarına rağmen bu büyük avantajı kullanamayınca büyük fırsat teptiler… Bunda Brakocevıc in ikisi "Ace" çok etkili servsilernn ve ücumlarının rolü büyüktü... İlk seti alabilselerdi, maçın seyri değişebilirdi ?...

2. Sette moral ve motivasyon açısından oyundan oldukça düşen Galatasaraylı kızlar, 3. sette 11-16 geriye düştükten sonra tekrar toparlandılar, artık kaybedecek bir şeyleri olmadığının bilincine vardılar ve maça son kez asılarak durumu 20-18’e getirdiler… Ama bu avantajı da kullanamadılar… 

Bayan Milli Takımımızın başına bahşedilen (!) Barboloni’nin, transfer hatalarına yeteneksizliğini de eklediği ve bu takıma fazla bir şey veremediği görüşündeyim…

Bu takımda Molnar’ın ne iş var ?... Hücum ve blok gücünden yoksun bu sporcuyla Galatasaray Daikin bir smaçör/blokör eksik oynadı… Brakocevic ile yerlerini değiştirip, bir sanal maç oynatsak, sonuç tam tersi olur ?...

Galatasaray Daikin gibi özellikle Şampiyonlar Liginde, 4’lü finallerine ev sahipliği yaparak, sözde şampiyonluk hedefleyen bu takıma düzgün ve etkili, yakışır bir pasör çaprazı bulunamamasıyla resmen yazık edilmiştir…

Bu arada Galatasaray’ın orta oyuncu, Gioli çaprazı zaafı sürerken Nilay gibi tecrübeli oyuncuyu soyundurmamasını Barbolini’nin dehasına (!) bağlıyorum ?...

Gelelim Vakıfbank’a…

Oturmuş kadrosuyla turnuvanın favorisi olarak gördüğüm bu takımımız bu günü kazasız, belasız atlattı ama yarınki Rabita Bakü maçı için tehlike sinyalleri aldım… Vakıfbank’ta Glinka’nın performansının, yani katkısının yarın çok daha fazla olması gerek… Maçın başında tutuk olan, defansta ağır, hücumda zayıf kalan Glinka, sonraları eski gücünü ve etkinliğini gene de aratmasına rağmen açıldı…

Ben yarınki final maçında rakibimiz Rabita Bakü’nün, başta yüksek etkili hücumlarıyla skoreri Montana olmak üzere smaçörlerini dikkatli bloklarla bezdirmelerini bekliyorum… Servislerimize dayanmak, pasör noktalarına iyi top getirmelerini önleyerek formda orta oyuncularını elimizden geldiğince oyundan düşürmek zorundayız…

Naz artık bir oyun kurucu olarak dünya starı…

Brakocevic dört dörtlük oynuyor, nazar değmesin…

Gözde bence maçın yıldızıydı… Bir voleybolcunun yapması gereken her şeyi yaptı…Ona da nazar değmesin…

Bahar ve Fürst takımın askerleri… Yarın file önü blok koşularında ikisinden de çok şey bekliyorum…

Gizem muhteşem… İnanılmaz savunma yapıyor… Takımın emniyet anahtarı…

Kenarda bekleyenler, Saori, Güldeniz ve Melis takıma kritik anlarda büyük katkı sağlıyorlar…

Ve Guidetti…

Tartışmasız, açık ara, ülkemizdeki en iyi yabancı antrenör…

Ona geçen yıl çok yüklendim, haklıydım ama bu yıl eleştireceğim en ufak bir hatası ve davranışı yok ?... Kenarda didiniyor, sanki kızlarıyla birlikte oynuyor… Neredeyse sahaya girip, top çıkaracak ?...

Kısaca bu gün Guidetti/Barbolini ve Brakocevıc/Molnar farkları maça bariz damgasını vurdu…

Maç öncesi kritiğimde 2 takımın güç/kalite/performans kıyaslamasını yapmış, bu maçta Vakıfbank’ı kağıt üzerinde % 57 favori görmüştüm… Birkaç tenkit aldım… Bir otorite (!) % 87’lerden söz etmiş ?... Maç bitti… Sayılarda sadece % 2 yanıldım… 64-78… Oran : % 55…

Yarınki final çok zorlu geçecek… Takımımızı biraz daha şanslı görüyorum… İnşallah yarın hem Vakıfbank ile, hem de Galatasaray Daikin ile seviniriz ?...

Galatasaray’ı da kağıt üzerinde biraz daha şanslı görüyorum… Sakın ola, grupta 2 kez yendiğimiz, oldukça yükselen formuyla sezon başındaki görüntüsünün çok üzerinde olan ve takım oyununu en iyi oynayan, mücadeleci ve inatçı yapısıyla formda Unendo Yamamay Busto Arsizio’yu gözümüzde küçültüp, maça “Nasıl olsa gene yeneriz ?...” rahatlığında çıkmayalım ?...

Yarın 2 takım seyircilerimizin de birbirlerine destek vermesini bekliyorum…

GALATASARAY DAİKİN : Lo Bianco***1, Calderon****19, Neriman***13, Gioli**7, Sinem**2, Molnar*1, Sano (L) **, Gamze*1, Özgenur*1, Derya ?, Ezgi ?, Selime**1

Koç Barbolini*

VAKIFBANK : Naz****, Gözde*****18, Glinka***7, Brakocevic*****21, Fürst***8, Bahar***3, Gizem (L)****, Melis**, Saori** Güldeniz**

Koç : Guidetti***

TEKNİK MOLALAR/SET :

1.Set : 8-4, 16-13 / 26-28

2.Set : 8-7, 13-16 / 17-25

3.Set : 8-5, 11-16 / 21-25

VAKIFBANK, GALATASARAY DAİKİN I 3-0 YENDİ!

BARBOLİNİ YERİNE FATİH ÜREK OLSA?...

Çanakkale şehitlerini saygıyla anıyoruz...

BARBOLİNİ YERİNE FATİH ÜREK OLSA ?...

Bayan Milli Takımımız için çok arandıktan sonra (!) bulunan, Galatasaray Daikin’i elinde oyuncak yapan meşhuuuuuur (!) Barbolini efendi, rakibini küçümseyerek (!) 3 liberoyla çıktığı, Neriman’ı deneme tahtasında (!) pasör çaprazı olarak dahiyane kullandığı Beşiktaş BÜ maçını rakibine resmen peşkeş çekerken ve de eseri 0-3’lük Sarıyer faciasından sonra 2-3’lük yeni bir skandal sonuca daha imza atarken, siyah – Beyazlıların kurt antrenörü Adnan Kıstak da bu sunumu iyi değerlendirdi, tokadını attı… Hele hele Barbolini’nin 7-15 biten 5. sette de devam eden umursamazlığı bu sonuçları hak etmeyen cefakar Galatasaray taraftarlarını da çileden çıkardı…
Barbolini’nin bu takıma ne verdiğini bana bu şubeden birileri anlatsın ?... 
Bayan Milli Takımımıza da ne verebileceğini de başkaları ?...
Şu soruma delikanlıca, harbi cevap arıyorum…
Barbolini’nin yerine Galatasaray Fatih Ürek’i, veya Cemil İpekçi’yi veya Kamer Genç’i takımın başına getirseydi, ya da kızlara “Antrenör/Koç falan yok, çıkın kendi kendinize antrenman yapın, kafanıza göre de maça çıkın, oynayın !...” deseydi, bundan daha kötü sonuçlar alınabilir miydi ?...

Bayan Milli Takımımızın (Allah korusun ?...) muhtemel başarısızlıklarının sorumluluğunu nazarımda Federasyonumuz Barbolini’nin önünde birinci derecede taşıyacaktır…
Bu görüşüm doğrultusunda Federasyonumuzu, kendilerinden çok şeyler beklediğimiz değerli Yönetim Kurulu üyelerini bir kez daha hassas düşünmeye davet ediyorum…
Ne demişler, “Yanlışın neresinden dönerseniz kardır…”

AHMET BESLER’DEN ÖNERİ PAKEDİ :

Voleybolumuzun ağır ağabeylerinden “Redkit” Ahmet (Besler) sonunda belli dayanamamış, Türk voleyboluna bir reçete yazarak ciddi (!) önerilerde bulundu…

“Giderek artan İtalyan koç sayısı yüzünden Lig maçlarımız bence gelecek yıllarda RAİ Sport TV’ de naklen verilecektir. Onların sayesinde yayıncı kuruluşlarımız para kazanacaktır. Kulüplerimiz artan İtalyan koç sayısı dolayısıyla, oyuncularına Bayan Donatella dan dil dersleri aldırtmalıdır. Zira bu beylerin ne dediğini bizimkiler bir türlü anlayamıyorlar. Maçlarda alınan molalarda salon müzik sorumluları artık Tarantella çalmalıdır. Yedek oyuncular bu dansı öğrenmelidir. Takım formalarını İtalyan Kreatörler hazırlamalıdır. Takımlarımızın gıda ve beslenme programlarını İtalyanlar hazırlamalıdır. Bazı takımlarımızdaki İtalyanlar zaten yeme içme konusunda en az koçlukları kadar başarılıdırlar. Adı Gökhan, Adnan, Mehmet, Reşat, Nedim, Kamil, Üzeyir gibi isim sahiplerinin antrenörlük lisanları ya iptal edilmeli veya kulüplerince süresiz sözleşmeleri fesh edilmeli ki bir daha utanmadan antrenörlük kelimesini bile ağızlarına alamasınlar, Voleybol Antrenörler Derneklerimiz bu konuda İtalyan antrenör dernekleri ile ortak düzenleme yapmalıdır. İtalyan koçların getireceği oyunculara kulüplerimiz kayıtsız şartsız kabul şartını sözleşmelerine imza koymalıdırlar. Son yıllarda Filenin Sultanlarına karşı siftahı olmayan İtalyanlara karşı bu ayıbın sonlandırılacağına dair söz verilmesi pek doğru bir davranış olacaktır. Velhasıl Padişah Vahdettin ve taraftarlarının söyledikleri gibi “Bizden adam olmaz Mirim” diyerek bizi özellikle Voleybolda topluca İtalyanların idare etmesinin benimsenmesinin karar altına alınması gerekmektedir Türkçedeki parayı vereni düdüğü çaldığı özdeyişinden (İtalyanlar hariç) kelimesinin eklenmesine karar verilmelidir. Bu yazdıklarım için bence kalben Türk Vatandaşlığına geçmiş olan Govanni Guidetti ve yardımcısı Ale’den özür dilerim.”

FENERBAHÇE’DEN ALTIN TEPSİDE İKRAM…

Bir tarafta sözde şampiyonluğa (?) oynayan Fenerbahçe… Diğer tarafta Ligde kalma mücadelesi veren Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt… Arada 2 gömlek fark… Sonuç : Fenerbahçe : 1 - Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt : 3
4. Yani son setin skoru : 16-25... 
Konuyu 2 ayrı açıdan değerlendiriyorum… 
CEV Cup 2.si Fenerbahçe’nin düştüğü durum ?... 
En önemlisi; Fenerbahçe’nin Ligde düşme/kalma mücadelesi verenlere karşı ciddiyetsizliği ?... 
Yeşilyurt tabii ki oynayarak kazandı, tebrik ediyorum ama iki takım da birbirleriyle 100 kere oynasalar acaba Yeşilyurt kaç kez kazanır, takdirlerinize bırakıyorum… Bu beklenmeyen sonuç Fenerbahçe’ye hiç mi hiç yakışmadı… Kısıtlı imkanlarla Ligde tutunmaya çalışan, bu uğurda koca bir sezon yırtınan takımlara ayıp olmadı mı ?... Bu arada Kamil Söz hakkındaki olumlu düşüncelerim de sisler arasına girmeye başladı…

TAY TAY” FALSOLARI…

Voleybol ailemiz içinde son yıllarda falso üzerine falso yapan, pot üzerine pot kıran, tartışma konusu olan gazeteciliğine toz kondurmayan, bircik eski “Emekli” (!) Başkanına şirinlik yapayım derken dozu kaçıran, kapsama alanımda emekleyen Tayyar Sümen, namı diğer “Tay Tay” bildiğiniz gibi, engin voleybol kültürüyle (!), radarlarının da yardımlarıyla (!) İstanbul dışındaki onca maçı da yeteneğiyle (!) uzaktan kumanda bir güzel harmanlayarak panoramalar hazırlar, zaman zaman oynamayan oyuncuları neredeyse bir muhabir olarak “Haftanın Karması”na alır, önemli maçları da yazar çizer, en önemlisi de fotoğraflar…

Geçen Fenerbahçe – Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt maçını manşette 1-3, yazısında ise 2-3 verdi ?... Bakırköy Belediyesi Yeşilyurt takımını da Bahçelievler Belediyesi – Yeşilyurt yapıverdi… Çaylak editörlerin elindeki ajansı da bunu bir güzel yayınladı… (Aşağıda…Yazımı hazırladığım anda da hala farkına varılıp, düzeltilmiş değil ?...)
Sıra gazetecilik (!) hayatına gelince mangalda kül bırakmayan, bilmem kaç yıldan söz eden, Başkan Özkan Mutlugil’e fetvalarıyla taktikler verip (!), yol göstermeye kalkan, kalkarken de uzak durmasını salık verdiği bizlere, haddini fersah fersah aşarak, terbiye özürlü ifadesiyle “Papaz, taş kafa, sinecen ve ikiyüzlüler” yakıştırmalarını yapan, sonrasında da tepkiler karşısında kıvırıp, o benzetmeleri hayali kişiler (!) için yaptığını yumurtlayan “Tay Tay”, traji komik haliyle ona güvenerek kapısını açan spor ajansının ve de o ajansa güvenerek alıntı yapanların da prestijleriyle oynamış oldu… Bakalım “Tay Tay”ın daha ne çarpıklıklarını, tersolarını göreceğiz ?...
Kendi deyimiyle gazeteciliğinin bilmem kaçıncı yılında ama daha hala emekliyor… Ona boşuna “Tay Tay” demiyorum ?... Yakışıyor…

PLAJ VOLEYBOLU KIŞ LİGİ SONA ERDİ…

Plaj voleybolumuzda kış ligi son “Açık Turnuva” ile tamamlandı… Erkeklerde yaman maçlar oldu… Seviye geçtiğimiz 2 yılın üzerindeydi… Bayanlarda aynı şeyleri söyleyemiyorum… Ancak Federasyonumuz plaj voleybolunda kararlı… Çok önem veriyor… Daha önce de siz değerli okurlarımla da paylaşmıştım, gerek Başkan Özkan Mutlugil, gerekse başarılı koordinatör Erkal Taş ile Ankara’da yaptığım bire bir görüşmelerde düşüncelerimi paylaşarak önerilerimi sıraladım… Bunların tümü zorunlu hamleler… Umuyorum, hepsini yaşama geçirirler de eski Başkan “Tek Adam” Karabıyık zamanında masallarla uyutulan (Tek uyumayan bendim !...) dibe vuran, yerlerde sürünen Plaj Voleybolumuz olmasını arzuladığımız yerlere ve seviyelere gelir ?…

SON DAKİKA…

Plaj Voleybolu Milli Takımlar Baş antrenörlüğü görevine Brezilyalı ünlü çalıştırıcı Carlos Galletti getirildi… 
İsabetli bir hamle… 
Anlaşma detaylarını bilmiyorum…
Umarım sadece “Part Time” değil, sürekli görev yapar ve de aynı zamanda Plaj Voleybolu antrenörlerinin çoğalması ve yetişmelerinde aktif rol oynar ?...

YER BEĞENMEDİ…

Eski Başkan Erol Ünal Karabıyık seçimi kaybedince o engin voleybol sevgisi de sanki erozyona uğradı…
Karabıyık, Şampiyonlar Ligi 4’lü Finallerine teşrif etti… Kendisine gösterilen eski Federasyon Başkanlarına ayrılan, diğer değerli eski Başkanlar, Naci Bayamlıoğlu, Özcan Mutlugil ve Teoman Yazgan yanındaki protokol yerini beğenmeyip (!) kendisine uygun başka bir yer seçti, nedenini kimsenin anlayamadığı sanki bir protestoda bulundu... Çok üzüldük !...

“KADIN” TANIMLAMASINA BÜYÜK TEPKİ…

(Okuyamayanlar için…)
Geçen hafta tekrar, güncelleyerek kaleme aldığım ve çok büyük destek gören yazımı okuyamamış olanlar aşağıdaki linkten göz atabilirler…

İLAVE YORUMLAR…

OĞUZ TONGSİR (Spor Yazarı) : “Kadın kaba kaçıyor. Bayan desek, erkeklere de bay mı diyeceğiz? 
IŞIK MENKÜER (Erkek Milli Takım ve Arçelik, Galatasaray eski antrenörü) : “Konu uzun zamandır gündemde ama Türkiye bir türlü ortak lisanı bulamadı.
Yıllardır alıştığımız Bayan tanımı daha kibar ve kulağa hoş geliyor. Ancak yine belirtmeliyim ki yabancı dilden direk çevrilerek kullanılması Türkçemize yakışmadı. Ben Bayan duymayı ve kullanmayı tercih ediyorum..”
ŞULE AKINCIBAY (Eski Voleybolcu, TMOK Üyesi) : "Kadın" oldum olası kullanmak istemediğim bir kelime... Ama zamanımızda o kadar çok hayatımıza girdi ki... En basitinden arkadaşlarımızla açtığımız serginin ismi bile "6 Kadın 36 Fotoğraf...." 
ALP ÖNER (Eski voleybolcu) : ”Çok kaba buluyorum fakat kadınlar günü veya kadınım, kadınca derken daha bir çok misal verilebilir, rahatsızlık duymuyoruz. Bu olguya da daha önceden kadın voleybolu denseydi belki fark eden bir şey olmayacaktı? Bundan dolayı bir dayatma hissettiğim için rahatsızlık hissediyorum…”
SAVAŞ GÖKBAYRAK (Basketbol antrenörü) :Erkek voleybol takımları karşıtı Kadın voleybol takımları demek daha doğru olacak. Ancak, Genç, Yıldız, Küçük ve Mink kategorilerine ne diyeceğiz? Minik Kadınlar, Küçük Kadınlar kulağa pek hoş gelmiyor… Basketbolda alt yapılarda Kızlar ibaresi kullanılıyor. Sporun her kesiminde Alt yapılarda bu ibarenin kullanımının doğru olduğu düşüncesindeyim…
GİZEM ÇAĞLAYAN (Plaj voleybolcusu) : “Bence bayan denilmeli… Kadın tanımı çok kaba ve hoş değil…”

KAYA MUTLU GİTTİ, MERSİN’DE VOLEYBOL BİTTİ…

Şimdilerde yan gelip yatmakta (!) olan, kurucuları arasında yer aldığım, kısa adı VAD olan Voleybol Antrenörleri Derneği kuruluşuyla birlikte çok önemli büyük organizasyonlara imza atmıştı… 
Bunda zamanın Federasyon Başkanı Naci Bayamlıoğlu (Sağdan 2.) Başkanın desteği ve hoşgörüsü altında yönetimdeki değerli arkadaşlarımın da rolleri büyüktü…
İşte onlardan biri… 
Yer Mersin…
Yıl 1992…
Zamanın başarılı ve müteşebbis Belediye Başkanı Kaya Mutlu (Fotoğrafta sol başta…) bizim ricamızı kırmamış, deniz kıyısına 1500 kişilik tribün kapasiteli, ışıklandırmalı özel tarafleks zeminli çift sahalı açık hava voleybol tesisi yapmış, Enver Göçener’in ismini vermiş, biz de orada 8 erkek, 8 bayan takımın katıldığı Uluslar arası turnuva organize etmiştik… 
Turnuva açılışında zamanın Mersin Valisi de fotoğrafta görüldüğü gibi beni ve tabii ki şahsımda emeği geçen tüm arkadaşlarımı tebrik etmişti…
O tarihlerde aynı zamanda hem VAD, hem de Voleybol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesiydim…
Bu ara o muhteşem tesisin Kaya Mutlu Başkan’dan sonra çürüdüğünü ve yok olduğunu da üzülerek vurgulamak isterim…

2020 Adaylarından Tokyo’da Japon yöneticiler ve denetleme kurulu bir arada…

2020 İÇİN BÜYÜK SINAV…

2020 Yaz Olimpiyat Oyunlarının aday kentlerinden Tokyo ziyaretini tamamlayan IOC (Uluslar arası Olimpiyat Komitesi) Denetleme Heyeti 18 Mart pazartesi günü (Bugün) ikinci aday kent Madrid’e giderek 21 marta kadar bu şehirdeki hazırlıkları denetleyecek… 
Heyet Başkanı Sir Craig Reedie “Tokyo’yu gördük, notlarımızı aldık. Madrid’den sonra 24-27 martta İstanbul’da olup çalışmalarımızı tamamlayacağız” demiş…
Madrid’i bilemem ama Japonlar dev sanayileri, dev sponsor firmaları, astronomik bütçeleriyle ve plan, program ve tesisleriyle ensemizde boza pişirmekte, arkamızdan gelip, 2020 ipini göğüslemek için varlarını yoklarını ortaya koymaktalar… Tokyo’daki bir dostumun anlattığına göre heyet uçağının önüne kırmızı halı serilerek Devlet protokolu ile karşılanmış, müthiş ağırlanmış… Tahmin ediyorum, o şekilde de uğurlanmıştır… Japonlar 2020’e kesin gözüyle bakıyorlarmış ?...

Her ne kadar eylülde 2020 şehrini IOC Genel Kurulu adayları oylayacaksa da, Denetleme Kurulu’nun raporunun bunda çok etkili olacağı tartışmasız… Bu fırsatı kaçırmamız çok şeye mal olabilir…

Valla doğrusunu isterseniz, ben 2020 İstanbul için endişeliyim… Gerek Hükümet’in, gerekse uzantısı ev sahipliğine soyunan İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin bu konuda yeterli donanıma sahip olduğunu zannetmiyorum…
Bütün iş TMOK’un (Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi) engin bilgi, tecrübe ve gücüne kalmış durumdadır… Devletimiz bu konuda alışıla gelmişin aksine (!) TMOK’un görüş ve direktiflerine uymak ve uygulamak zorundadır… Zira SPORDA İKTİDAR TMOK’tur…

Eksiklikler çok fazladır… 2020 için A’dan Z’ye İstanbul’umuzun yeni baştan yapılanması şarttır… Tüm açılımları yıllarca yenilediğim “Olimpiyat Dosyası”nda sizlerle paylaşmıştım… Umarım korktuklarım başımıza gelmez, hayallerimiz ve beklentilerimiz yıkılmaz, enkaz altında kalmayız ?...

ARIPINAR : “………………………….”

Türk sporunun ve TMOK’un en eski duayenlerinden Erdoğan Arıpınar ağabeyin TMOK Genel Kurulu’nda yaptığı ve de büyük alkış topladığı konuşması ders verir nitelikteydi… Aynen yayınlıyorum…
“Kongre Başkanlık Divanını ve siz TMOK üyelerini saygı ile selamlarken bu kongreyi göremeyen sevgili arkadaşlarımızı rahmetle anıyor ve sözlerime Tanrının adı ile başlıyorum. TMOK’un faaliyet raporunu okudum.Komitenin son yılki çalışmasını yansıtmış…Eski tabirle “Ala” diyelim..,
Şimdi gelelim ana başlıklara: TMOK Osmanlıdaki gibi bir “Fetret Devri”ni devirmenin bugün mutluluğunu yaşıyoruz. Yurt dışındaki temsilcilerimiz artık hem IOC’de hem EOC’da hem de diğer Uluslararası kuruluşlarda saygı görüyorlar. Bu genel kuruldan sonra Tüzük Tadil Kongresi’nde yapabilir. “Fetret Devri”nden kalan parçaları değiştirirsek TMOK arabası son model olacaktır. Tüzük tadilinden sonra, kısa sürede 4 yıla damgasını vuracak yeni bir “Genel Kurul” görülüyor…
Eskilere yapılan doğru veya yanlış işlere değinmek istemiyorum. Bunu bir KARADENİZ Fıkrası ile noktalayayım : TEMEL kötülükler yapmış ölmüş birisine kızıp küfür ediyormu… Dursun “Ölen adama küfür edilir mi, ne olacak ?...” demiş... Temel cevabı yapıştırmış…”Niçin olmasun, dua ediysun, cidiyo ya ?...”
Şimdi en önemli konumuza değinmek istiyorum…
Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi Atatürk İdeallerine bağlı, her dine saygılı ve laik bir Cumhuriyet kurumudur. Hiçbir parti, kulüp, cemiyet,cemaat onu bu ideallerinden 1005 yıldır vazgeçirtememiştir. Bu durum bundan sonrada sizlerle de böyle olacaktır.
Peki, TMOK’a üye olanların ne yapmaları lazım?... Yalnız rozet takıp oturmakla değil, TMOK’un her işinde olmak zorundadırlar. Aksama görürlerse, yazılarla, bizzat gelerek, bunu seçtikleri heyetlere iletmelidirler. Her üye TMOK’da etkin olmalıdır. TMOK’dan ancak şeref ve onur alınır. Ona üye alırken çok dikkat etmeliyiz. TMOK’a maddi ve manevi destek vermek de üyeliğin ilk şartıdır.
Şimdi bana, “Ama bazı bulanık bakan, Olimpiyatevi’ni babalarının malı gibi gören birileri üyeleri TMOK’da görünce “Ne işleri var?” diyorlar diyeceksiniz. Onlar, her devirde vardır .Merak etmeyin böcekler gibi DDT ile bir gün giderler derim…
Peki, üyeleri için TMOK ne yapmalıdır?... Bence tüzük tadilatında ilk olarak “Sosyal Komisyon” kurulmalıdır. Tek Görevi ise üyelerle temas olmalıdır. Bugün en küçük kuruluşun bir üyesi ölse vefat ilanı veriliyor. TMOK’da niçin yok?.. Olması şart… Bakın Türkiye Spor Yazarları Derneği 50. yılında ölen ve sağ olan üyeleri için bir orman kuruyor. Her ağacın altında üyenin adı bulunacak… Bunu TMOK da yapmalıdır. Bunda gönüllü çalışacak çok arkadaşımız vardır. Vefat eden arkadaşlarımızın ailelerinin ziyaret edip gönüllerinin alınması da bu komisyonun görevi olmalıdır…
TMOK yönetim kurulu her üyenin yazılı veya sözlü her sorusuna cevap vermelidir… TMOK bir İstanbul kuruluşu değildir. Türkiye’nindir. Onun için şubeler organizasyonu önemlidir. TMOK yeni fikirlere her zaman açık olmalıdır…
Şimdi bize düşene gelelim… Rahmetli efsane başkanımız Sinan Erdem’e verilen Olimpiyat sözü için tüm gücümüzle TMOK yönetimine, ayrımcılık düşünmeden, tek vücut olarak destek vermeliyiz… Adında “Olimpiyat” olan bu kurumun ana görevi de zaten budur…
Ben ilk Monaco’dan başlayan Olimpiyat adaylığının hepsini yaşadım. Bu Uluslar arası bir politik savaştır. Devletimizin bu defa tam desteğini alan başta Başkan Erdener ve Başkan yardımcımız Arat canı gönülden çalışıyorlar… Sonuçta inşallah mutlu olacağız…Amma, olmazsa; bu da dünyanın sonu olmayacaktır…
Merhum Şair Cemal Yeşil şöyle diyor :

Sindik bu dağarcık bu çarık rengi kır…

Kestirme iner, her yolumuz bir sınıra… 

Dağ taş yediden yetmişedir biz de nöbet… 

Oğlan babanın, kız ananın ardı sıra.. 
Bugün Türk sporu ve Olimpiyat için savaşanların yerini gelecekte yeni kuşaklar alacak, TMOK yeniden yapılanmasına; ülke içinde ve dışında halkımızla bütünleşerek devam edecektir. Bu meşale sönmeyecek bu bayrak inmeyecektir… Sevgi ile kalın…

TMOK GENEL KURUL SONUÇLARI…

TMOK’ta seçim sonucunda Tüzük Tadil Kongresi’ne kadar görev yapacak heyetler belli oldu. Bireysel adaylar olmasına karşın Başkan Erdener’in önerdiği liste oy verenlerin yarısından çoğunun oyunu alarak aşağıdaki şekilde seçildi ve görev dağılımı şöyle oldu.
Prof. Dr. Uğur Erdener Başkan 
Türker Arslan I. Başkan Yardımcısı 
Hasan Arat II. Başkan Yardımcısı 
Neşe Gündoğan Genel Sekreter 
Nihat Usta Genel Sekreter Yardımcısı 
Bilal Porsun Genel Sekreter Yardımcısı 
Oktar Tertemiz Sayman Üye 
Üyeler: Sezai Bağbaşı, Ekmel Totrakan, Alpay Cin, Sema Kasapoğlu, Ş. Gürsel Şen, C. Levent Karataş, Perviz Aran, Aysel Pehlivan, Mustafa Keten. 
Denetleme Kurulu: Mustafa Cengiz Aydın, Abdülkadir İlbeyli, Cengiz Gümüş. 
Sicil Kurulu: Şadan Akın İra, Selahattin Yıldız, Oral Yılmaz, Hüdaverdi Talay, Necati Çeteci.
Konsey Üyeleri: Kahraman Bapçum, Turhan Göker, Ali Ergenç, İlyas Tunaoğlu, İlhan Hattatoğlu, Ömer Lütfi Gültekin, Harun Sevinç.
Yüksek Danışma ve Disiplin Kurulu: Mehmet İhsan Yalçın, Ümit Kesim, Şefik Sivrikaya, Ömer Naci Bayamlıoğlu, Lale Orta, Kazım Gedik, Vural Akarçay, Saim Feridun Güray, Aydın Yolaç.

BİR ÖNERİM VAR…

2 Ezeli takımımızın, Avrupa’da “Çeyrek Final” maçları ebedi dostluğa atılacak bir vesile olsun, iki güzide taraftar grubumuzda birbirlerinin Avrupa maçlarında tribünlerde yer alarak, birbirlerine kol kola, omuz omuza destek versinler… Başta Beşiktaş ve Trabzon spor olmak üzere diğer değerli kulüplerimizin taraftarları da bu tabloda yer alsınlar ?... 
Türk sporu bu centilmenlik olgusunun özlemi içerisinde..
Bunun aynısını voleybol salonlarımızda da görmek istiyoruz…
Ben fitili ateşliyorum… Destek verin !...


KARDEŞ SİTEDE YAZIMA REKOR ZİYARETÇİ…

Kardeş sitemiz TNA (Türkiye Haber Ajansı) bünyesinde yer alan köşemde “Kızlarımız Doludizgin” başlıklı eski tarihli yazımla bir rekora imza atarak, 1.200.000 ziyarete dayanmıştır… Saygıdeğer okuyucularıma teşekkür ediyorum… İşte o yazı :
Yazıyı okumak için tıklayınız....

SOKAK MÜZİSYENLERİNDEN NE İSTİYORSUNUZ ?...

Dünyanın gelişmiş, sanatı ve kültürü bağrında taşıyan ülkelerinde sokaklarda, duraklarda, metrolarda sokaklar müzisyenlerle şenlenmektedir… Bunların bir kısmı öğrencidir, bir diğer kısmı ise harbi müzisyenlerdir… İçlerinde Senfoni orkestraları müzisyenlerine ile sıklıkla rastlarsınız… Önlerinde açmış oldukları enstrüman kutularına gelen geçen para atar… Harçlıkları çıkar…

Ama gelgelelim ülkemizde seyrek de olsa bu tablo yadırganır ?... O müstesna müzisyenlere neredeyse dilenci gözüyle bakılır… Belediye zabıtaları işportacılarla karıştırırlar, başlarında biterler… Polis ise, onca görevini, işini gücünü bırakır, müzikleriyle huzur bozan (!) bu gürültücüleri (!) dağıtmaya, uzaklaştırmaya yeltenir ?...

İşte geçenlerde Bursa’da bu çirkin aymazlık herkesin gözü önünde yaşandı… Sokak müzisyenlerinin ellerindeki aletlere zabıtalar el koydular…Ceza kestiler ?... Sokaklarımıza renk katıp, ahenk vermekten başka suçları olmayan kültür elçileri uğradıkları bu saldırıya mı yansınlar, dilenci yerine konulduklarına mı, yoksa,yoksulluk düzeyinde varlarını yoklarını mal beyanlarında (!) enstrümanları olarak gösterdiklerine mi ?...

O zabıtalar, umursamazca, fütursuzca ellerinden aldıkları aletlerinin onlar için ne kadar kıymetli olduğunu düşünemeyecek kadar kültür fakiri bir yoz anlayışın temsilcileri olarak o gün yaptıkları haltı eminim, başta Başkanları olmak üzere arkadaşlarına ve ailelerine kim bilir nasıl ballandıra ballandıra anlatmışlardır ?...

“Ucube” olarak gördükleri sanat şaheseri heykelleri yıkan, sanatın içine tüküren, tiyatro kapılarına kilit vuran başların (!) kol gezdiği ülkemizde acı ve üzücü tablolardan sadece biriydi hüzünle paylaştığım ?...

UNUTULMAZ TURNELERİMDEN BİR DİĞERİ…

20.03.2013 / Aktarım anında 1246 kez okunmuştur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 18.11.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık