sanalbasin.com üyesidir 6
FOTO HABER
  • 18 Şubat 2016, Perşembe 20:55
Hasan UğurEpirden

Hasan Uğur Epirden

ÇİRKİN TRİBÜN MANKENLERİ…

ÇİRKİN TRİBÜN MANKENLERİ…

Sporun güzellikler ve erdemi içinde buluşması ve kenetlenmesi gereken bazı kirli ve yakışıksız eller gene çok büyük bir marifetmiş gibi maç içinde sahaya yazar kasa fişleri yağdırdı, ikisi de başıma isabet etti… 
Hangi maç, hangi kulübün taraftarları oluşları önemli değil ?... Birçok kulübün böylesine yakışıksız seyircisi mevcut… Salonlarımıza dadanan, çoğunu maalesef idarecilerin hamiliğini (!) yaptığı bu edep fukarası kişiliksiz, taraftar kimliğine bürünmüş sokak serserilerini herkes gibi bende kapsama alanımızda görmek istemiyorum… 
Söz konusu maçta yanında çoluk çocuk olan bir bayan maç boyunca durmaksızın öyle yüz kızartıcı küfürler etti ki anlatamam… “Yuh” demeye alıştırılmış küçücük çocukların böylesine bir ortamda spor eğitimi (!) görmesi ve sevgisini kazanması imkansızdır…

SPORDA ŞİDDET YASASI FASA FİSO…

Büyük havalarda (!), aşırı vaatlerle çıkarılan, “Sporda Şiddet Yasası”nın yetersizliği, uygulamalardaki zayıflığı bu tip tribün anarşisini önlemek bir yana neredeyse teşvik etmekte…
Salonlarda sözde güvenliği sağlamak için sokaktan, kahvelerden toplanan, eğitimsiz, toplum psikolojisinden uzak, hukukun “h”sini bilmeyen, yetkisiz ucuz piyonlarla, elleri kolları bağlanmış, yorgun, bıkkın polislerle bu terör ön-le-ne-mez !...
Cezalar arttırılmalı, en azından uygulanabilmeli… 
Samim olarak ifade etmek istiyorum, salonlarımızda can güvenliği bile yoktur… Her an çok üzücü, telafi edilmesi mümkün olmayan acı hadiseler olabilir…
Benden söylemesi…

6222 NE ZAMAN UYGULANACAK ?...

14 Nisan 2011 Perşembe günü 27905 no’lu Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren TBMM’de 31 mart 2011’de kabul edilen, 6222 no’lu “SPORDA ŞİDDET VE DÜZENSİZLİĞİN ÖNLENMESİNE DAİR KANUN”un 12. Madde b fıkrasında yer alan spor alanlarına sokulması yasak olan (Esasen bulundurulması yasak olmamakla beraber kesici, ezici, bereleyici veya delici aletler ile patlayıcı, parlayıcı, yanıcı veya yakıcı maddeler…) 12 nci maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına giren “Alet veya maddeleri spor alanlarına sokan kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır… Alet veya maddeleri seyircilere temin etmek amacıyla spor alanına sokan veya spor alanında seyircilere temin eden kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır… Spor alanında kullanan kişi, bu suretle müsabaka düzeninin bozulması halinde, fiili daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır…” müeyyideleri nedense “Es” geçilmekte, uygulanmamaktadır… Kaldı ki “Elektronik Bilet” ve “Fişleme” sisteminin devreye sokulması ile bile bu tribün teröristleri ayıklanmış olabilecek ?...

VOLEYBOL RASATHANESİNDE OLGUN TOPLANTI…

Türk voleybolunun değerli emekçileri kardeşlerimle 1 şubat gecesi çok yararlı bir toplantı yaptık...
Kadim dostum Bülent Meriç in gene olağanüstü misafirperverliğiyle ve de 7 yıldızlı bir delüks hotelin açık büfesini aratmayan çok özel yemek sunumu ile, "Voleybol Rasathanesi" yakıştırması yaptığım Moda daki evinde, geçtiğimiz "Tek Kişilik" (!) Federasyon döneminde, yabancı antrenör hayranlığı (!) ve takıntısı dolayısıyla ihmal edilen, hor görülen, onur kırıcı ve itici tutumlarında ısrar eden, idari mekanizmaların yol açtığı tahribat konuşuldu... 
Oldukça yararlı ve seviyeli geçen toplantıda ele aldığımız konuların en tepesinde birlikte 1986 yılında kurduğumuz, kısa adı VAD olan Voleybol Antrenörleri Derneği nin eski aktif ve güçlü benliği ile etkinliğini kaybettiği ve yeni bir yapılanma içine girilmesi zorunluluğu vardı... 
Toplantı sonunda aldığımız ortak kararda VAD ın son yönetimine düşüncelerimizin yazılı olarak yansıtılması ve Dernek lokalimizde, konuya ilişkin büyük katılımlı bir toplantının daha yapılması ricasında bulunulması yer aldı...

Türk voleyboluna yön veren ve bugünkü saygın seviyesine ulaşmasında başrol oynayan antrenörlerimize artık gereken, hak ettikleri itibarın ve desteğin tekrar verilmesini, gerek kulüp, gerekse Milli Takımlarımızın artık olması gereken ellere emanet edilmesini ülke voleybolumuzun prestiji açısından da kaçınılmaz görmekteyim… 
Bu konuda başta Federasyonumuz olmak üzere kulüplerimizden de anlayış ve özveri bekliyorum…
Ama önce başta VAD olmak üzere tüm Voleybol Antrenörleri Derneklerini uykularından uyandırmak gerek…

3 MAÇ, 6 TAKIM, BİRKAÇ İSİM…

Geçen hafta 3 maç seyrettim…
Vakıfbank – Beşiktaş Bahçeşehir Üniversitesi
Fenerbahçe Grundig – Arkas Spor
Eczacıbaşı Vitra - Galatasaray Daikin

Süper 2 takımımız Vakıfbank ve Eczacıbaşı Vitra’nın minik eksiklikleri var… Birbirlerine üstünlük sağlayan hem Acıbadem Ligi’nde, hem de Şampiyonlar Ligi’nde şampiyon olur… Bence bu 2 takım da, her ne kadar Vakıfbank yarım adım önde gibi gözüküyorsa da, her an birbirlerini yenecek güçte… 
Şampiyonlar Ligindeki maçlarını sizler için yorumlayacağım…

Galatasaray Daikin ile Fenerbahçe’ye lig üçüncülüğü için eşit şans veriyorum… Beşiktaş ligi 5. tamamlar…

Eczacıbaşı Vitra’da Poljak mükemmeldi, maçın da tartışmasız yıldızıydı… Neslihan’ın varsa maça favori başlıyorsun ?... Senna gitgide daha etkili olmaya başladı…
Galatasaray’da Calderon’u daha diri ve kondisyonlu, Neriman’ı ve Gioli’yi ise 
tutuk gördüm…

Erkeklerde haftanın maçında Arkas’ı çok beğendim… Ancak Şampiyonlar Ligi’nde işi bu kez daha zor…
Maçın yıldızı ve skoreri Miljkovic dışında Fenerbahçe’yi sıradan bir ekip olarak gördüm… Aslan Ekşi’nin de eksikliği çok belirgin…

KAFALARI KARIŞTIRAN AYRILIK ?...

Acıbadem Bayanlar Voleybol 1.Ligi takımlarından Sarıyer Belediyesi Spor Kulübü’nün, Teknik Direktörleri Mehmet Bedestenlioğlu ile yollarını ayırdığı haberi gündeme soru işaretleriyle birlikte düştü….

Konu ile ilgili olarak Sarıyer Belediyesi Spor Kulübü nden yapılan açıklamada, “Ülkemiz voleybolunun en önemli isimlerinden, gerek Milli Takım gerekse Kulüp bazında sayısız başarılar kazanan, birçok voleybolcu yetiştiren geliştiren, kazandığımız 2. lig şampiyonluğunda büyük emeği olan, herşeyden öte "semtimize voleybolu sevdiren adam" dediğimiz antrenörümüz Mehmet Bedestenlioğlu ile yönetimimiz karşılıklı anlaşarak ayrılma kararı aldı. Bu karara gönülden üzüldüğümüzü belirterek hocamıza şampiyonluktan çok verdiği emek ve semtimize kattığı heyecan için çok çok teşekkür eder, bundan sonraki hayatında başarılar dileriz. Seni asla unutmayacağız büyük usta !” ifadeleri yer alıyor ?...

Yani kulüp, yere göğe sığdıramadığı biricik antrenörlerinden ayrılmanın çok büyük üzüntüsünü duyuyor ?...

Eğer bu açıklama yapmacık, yani olası bazı terslikleri örtbas etmek amacıyla (Buna parasal sorunları da dahil edebiliriz…) yapılmadıysa Mehmet Bedestenlioğlu kulübü bıraktı manasına geliyor ?... O halde akla diğer bir soru geliyor… Bir antrenör, durup dururken, kendisi için methiyeler düzen kulübünü neden pat diye bıraksın ?...

İşin içinde bir bit yeniği var ama ne diye düşündüm... Sabah kendisini aradım… Öyle ya, tablo ister istemez merak uyandırıyor… Bedestenlioğlu ile aynen bu tereddütlerimi paylaştım… Ancak kendisi bu ayrılığın sadece bazı şeylerin iyi gitmediğini karşılıklı gördüklerini ve dostça el sıkıştıklarını vurguladı… Kendisine bundan sonraki yaşantısında başarılar diliyorum…

Bu arada, yılan hikayesine dönen Brezilyalı Raquel Peluci transferi ve sonrası yaşananlar ile ilgili yazdıklarımın doğru olmadığını, menajerler tarafından kandırıldığımı iddia etti… Bu tabii ki yazdıklarım doğrultusunda, Hukuk Kurulunun görüşleri ve 2 tarafın da belgeleriyle karar veren TVF Yönetim Kurulu’nun da kandırıldığını (!) ifade etmekte…

Son dakika haberinde göreve Gökhan Edman’ın getirildiği açıklandı… Edman’a başarılar diliyorum…

ZORUNLU AÇIKLAMA :

Voleybol basınımızda, kendi çapında koşturan, maç devamlılığı olan, dolayısıyla gazetesine maç sonuçları yetiştiren, haftalık panoramalarla gazetesinde ve de bir çok web sitesinde voleybolumuza katkıda bulunan başarılı bir muhabirdir Tayyar Sümen, namı diğer “Tay Tay”…

“Tek Adam” Erol Ünal Karabıyık’ın Federasyon Başkanlığı süreci içinde ona yüksek bağlılığıyla tanınan “Tay Tay”, Genel Kurul öncesi, bir sitede yer alan 24.09.2012 tarihli yazısında, tahmin ediyorum, bazı kişi veya kişilerden güç alarak o zaman Başkan adayı olan Özkan Mutlugil’e, voleybol ve genel kültürünü (!) zorlayarak da olsa, nezaket çerçevesi dışına da taşarak akıl vermeye (!) kalkışmış, Mutlugil için zamanın geçmiş olmadığını hatırlatmış (!), adaylıktan çekilmesini önermiş, aklınca doğrusunun da bu olduğu fetvasında bulunmuştu… Üstelik bazı yandaş görünen gazeteci ve kişilerin dolduruşuna da gelmemesi konusunda kendisini bir güzel uyarmıştı…
Karabıyık’ın başkan seçileceğine inandığını, görünen köyün kılavuz istemediği örneğiyle vurgulamış (!), yanılması halinde“Özür dilemesini de bilirim !...” sözünü vermişti…
Sanırım sevgili Başkanının 2050’ye kadar görevde kalacağını (!) açıklamasından etkilenmişti ?...

Sonrasındaki sonuç malum…
Başta Başkanlık koltuğuna delegelerin büyük çoğunluğunun güveni ve teveccühüyle oturan Özkan Mutlugil olmak üzere bazı cevap hakları (!) doğanları bilemem ama ben açıkçası “Tay Tay”dan delikanlıca, verdiği sözü tam tutup camiamızdan düzgün ve üsluplu özür dilemesini bekledim, ama kalıbının adamı olmadığını bir kez daha anladım…

06.10.2012 tarihli, yani bozgun (!) sonrası yazısında “Tay tay” sadece okurlarından, o da “Kerhen” yani istemeye istemeye, gönülsüz olarak özür diledi ?...
O yazısında gene eşi görülmemiş pişkinlikte fetvalarına devam etti, “Seçime adaylığını koyma, girme !...” dediği, seçimi büyük farkla kazanan Özkan Mutlugil’e “Eski başkan Karabıyık gibi dik dur, çokbilmişlere elini kaptırma, kolun da gider… Camiada çokbilmişler var. Bunlar sizi rahat bırakmayacaklar. Aman dikkat diyorum. Özellikle papazlara, taş kafalara, sinecen ve ikiyüzlülere elini kaptırma, yoksa kolun da gider.” diye de yeni, sıfır kilometre nasihatte (!) bulundu…

Ülkemizde her türlü entrikaların döndüğünü, seçimin de demokratik bir seçim olmadığını, 115 imza ile seçime giren Karabıyık’ın, seçimde 81 oy almasına karşın seçimi, 40 imza ile seçime giren, ancak 100 oy alıp kazanan Özkan Mutlugil’in
Türkiye Voleybol Federasyonu nun yeni başkanı olmasına kafasının basmadığını dile getiren “Tay Tay” Özkan Mutlugil’e oy veren saygın delegelere de fütursuzca, haddini ve terbiye sınırlarını fersah fersah aşarak, “Kaypaklık”la itham ederek, onlara küstahça seslenme cüretini göstererek, aynen şu çirkin ve seviyesiz ifadeleri kullandı… 
“Yaptığınız bu kaypaklıktan, mutlu musunuz? Seçim gecesi yattığınızda, kafanızı yastığa koyduğunuzda, rahat uyuyabildiniz mi? Hiç sanmıyorum. Yatağınızda kıvranmışsınızdır. Eşiniz de sormuştur. Neden kıvranıyorsunuz diye. Cevap hazır. Bu gün seçim vardı. Biraz kaçırdım galiba. O nedenle rahatsız oldum. Demişsinizdir. Sizi çok iyi tanıyan eşiniz, inanmış gibi görünmüştür. Çünkü sizin kaypak olduğunuzu yıllardır biliyor.” 
Yani “Tay Tay”a göre Erol Başkanına oy vermeyenler “Kaypak” ?... 
Üstelik, adam sanki delegelerin yatak odasından (!) naklen yayın yapıyor ?... Bu ne çirkinlik ?...

“Tay Tay”a bu yazısının hemen ardından olmak üzere tüm yazılarımda, Özkan Mutlugil Başkan’a öğütte bulunurken (!) “Elini kaptırma, kolun da gider !...” diye bahsettiği o Papazların, taş kafalıların, sinecen ve iki yüzlülerin kimler olduğunu açıklamasını istedim, açıklayamazsa kendisini “Müfteri” ilan edeceğimi yazdım… Üstelik, bu karalamayı yaparken de yüce Allah’ın bir Din Adamını aşağılamasının etik değil, çok çirkin olduğunu da ifade edip ayıpladığımı vurguladım !...

Aradan aylar geçtikten sonra “Tay Tay” bir yerlerden tekrar cesaret almış olacak ki gene 05.02.2013 tarihli yeni yazısında gene saçma sapan bir şeyler yazmaya yeltenmiş ?...

“Özkan Mutlugil Başkanlığındaki yeni yönetim ise göreve başladı. Aradan da 4 ay geçti. Her şey yolunda diyorlar. Karabıyık öyle bir temel atmış ki, aradan 4 ay geçmesine rağmen her şey yolunda gidiyor. Değişen bir şey yok. Karabıyık yemedi, yedirmedi. Altı yıl boyunca Türk Voleybolu için gecesini gündüze kattı. Voleybolumuzu bu günlere getirdi. 12 takımla Avrupa kupalarında mücadele etme olanağı bulan takımlarımızdan 3’ü “lenirken, 9 takımımız Avrupa’yı sallamaya devam ediyor. Milli takımlarımızın başarıları ise herkesçe biliniyor. Bunları tek, tek yazmaya gerek yok.” demiş…

“Tay Tay” efendi, yeni yönetimin devraldığı salon enkazlarını, borçları, hacizleri, açılan 
davaları bilmiyor ?… Plaj voleybolundaki dibe vurmanın sorumlusunu bakkal Ahmet olduğunu zannediyor ?... Voleybolumuzdaki Uluslar arası başarıların kahramanı olarak, o sporcuları yetiştirenin (!), transferlere cebinden para akıtanın, Federasyon bütçesini oluşturanın hala emekli başkanı olduğunu zannediyor ?... Bozuk psikolojisiyle halüsinasyonlar görüyor ?... Yani psikolojik durumu vahim ?...

“Tay Tay”, aynı yazının devamında seviyesizliğini sürdürüyor…
“Bunlar dostça bir öneriydi. Bunu büyütmeye, kulp takmaya gerek yoktu. Akıl vermeler, istekler, menfaatler gibi şeyler her yerde, her zaman olabilecek işler. Ama bazı gazeteciler, başkan Mutlugil’e iyi niyetle yaptığım bu öneriyi sağa, sola çektiler. “Papaz, taş kafa, sinecen ve ikiyüzlüler kim?” sözcüklerini kendilerine yakıştırdılar. Biri, bir yolculukta arabaya binerken “ Papaz geldi” dedi. Hele biri var ki, yazısında, beni kastediyorsan, “Elhamdülillah Müslümanım” diye yazdı. Bazı sitelere de iki günde bir yazıp, benden “papaz, taş kafa, sinecen, ikiyüzlü kim?” açıkla diye yazıp duruyor. Bu kişiyi ciddiye alıp da cevap dahi vermedim.”Diyor…Ona soruyorum… Sen hala nasıl iyi niyetten bahsedebiliyorsun ?... Ne yüzle ?... Ne utanmaz, arlanmaz adamsın ?... Sen beni ciddiye alsan zaten “Tay Tay” olmazsın ?... Verecek akıllı, mantıklı cevabın olsa da ?...
Sen kalk, “… Camiada çokbilmişler var. Bunlar sizi rahat bırakmayacaklar. Aman dikkat diyorum. Özellikle papazlara, taş kafalara, sinecen ve ikiyüzlülere elini kaptırma, yoksa kolun da gider.” de, sonrasında da bizler bunun hesabını senden “Papazlar, taş kafalar, sinecen ve ikiyüzlüler kim ?...” diye sorduğumuzda kıvır, bize, yakıştırdığın bu nadide sıfatlarını (!) sağa sola çekmekle, üzerimize almamızla suçla ?... Pes vallahi ?... 
Tabii ki soracağım !... “Bunlar kim ?...” diyeceğim… Kaç gazeteci var voleybolumuzda ?... Bunlardan kaçı köşe yazıyor, eleştiri yapıyor ?...
Onların da kaçının sakalı var, Papaz’a benzettiğin ?... Benden başkası mı var sakalı olan ?... Sen kendini akıllı, zeki mi zannediyorsun terbiyesiz adam ?... O eleştirdiğin kişilerin hepsi senin gibileri beher ceplerinden üçer beşer çıkarırlar… Tabii değer verip ceplerinde taşırlarsa ?...

“İki gazeteci de yazılarımdan dolayı bana küsler. Canları sağ olsun. Ben o yazıyı yazarken birilerini kastetmemiştim. Bu kelimeleri üzerlerine alınan varsa artık onlara da diyeceğim yok. Son anda aklıma geldi. Yine bir gazeteci arkadaşımız, bir toplum içerisine geldiğimizde laf çakıştırıyor. “Öyle yazıyorlar, böyle yazıyorlar. İsim yazmıyorlar, birçok kişiyi zan altında bırakıyorlar” diye. Merak etme arkadaş, gerektiği zaman isminizi de yazarız. Tayyar dolduruşa gelip seviyesini düşürmez. Sizle toplum içerisinde tartışmaz. Bundan emin olun. Bir Haber Türk Gazetesi’ne bakın, bir de kendi gazetenize bakın, voleybol ne kadar yazılıyor. Lafa değil icraata bakın.” Diye devam etmiş büyük üstat (!)…
Sen zeka özürlü müsün “Tay Tay” ?... Sen yazılarını hayali kişiler için mi yazıyorsun ?... Öyle ya, birilerini yazarken nasıl kimseleri kastetmeme durumu söz konusu olur ?... Bu gerçekten ancak sende gördüğüm olağan dışı bir yetenek ?... 
“Öyle yazıyorlar, böyle yazıyorlar. İsim yazmıyorlar, birçok kişiyi zan altında bırakıyorlar” diyenler haklı… Bak bazen kafan çalışıyor, bu sözlerin adresinin zatı alin olduğunu ne güzel anlamışsın ?... O halde gönderme yaptığın kişileri isimleriyle telaffuz et, kaçak güreşme, korkak olma ?... O delikanlılık her yazarda gerekli… En fazla da senin gibi kıvıranlarda… 
İnsan haklıysa ve de öne sürdüğü iddialar doğruysa, toplum önünde aslanlar gibi çıkar, tartışır ?... Hele hele camiası içinde bunu da onur meselesi yapar… 
“Tay Tay” efendi “Tayyar dolduruşa gelip seviyesini düşürmez.” demişsin ?... Seviyenin düşmesi için önce oluşması, sonra da yükselmesi gerek… Kulağına küpe olsun ?... 
“Tay Tay” efendi, öğrenmen gereken bir şey de, voleybolumuzun gazete sütun santimlerinde yer alış büyüklüğü kadar okunabilirliğidir… Bazen minnacık bir yorum kendisini yarım sayfalık şişirme bir yazıdan daha çok okunur ve beğenilir ?... Bilmem anlatabildim mi ?... Ayrıca habercilikle yorumculuk arasında, bilgi, görgü, tecrübe, Türkçeyi kelime dağarcığıyla iyi kullanabilme yetenekleri açısından büyük farklılıklar vardır… Ayrıca sana şunu hatırlatmak istiyorum…
İçinde Alev Anakök, Cengiz Tokgöz, Enver Bağlarbaşı, Zeki Kuban, Ragıp Tekin gibi duayenlerin olduğu, hepimizin yerlerini alacak olan yetenekli genç kardeşlerimizin omuz verip, Voleybol Basını yükünü sırtladıkları günümüzde, aramıza desturla girmen, saygılı ve düzgün olman gerekiyor… Yoksa Voleybolumuzun hassas dokusu seni toksin gibi dışarı atar…

“Karabıyık federasyon başkanıyken, durmadan istek ve suçlamalar yazanlar, aradan 4 ay geçti, aynı istek ve suçlamalar yerine geldi mi? Nerde o gazeteciler, şimdi neden yazmıyorlar. Her şey yolunda yazacak bir şey yok galiba. Ne basın tribününde değişiklik var, ne de internette. Yürekli gazeteciler yazsanız ya. Neredesiniz?”demişsin bir de…
Yürekli gazetecilerin önde gelenlerinden biri tam karşında… O yalakalık yaptığın Başkanına sorduğum soruların çoğu cevapsız kaldı, bazıları da üstadın engin demagoji kültürü sıcaklığında (!) tereyağı misali eridi, vıcık vıcık oldu…
Yahu yazının başında sen değil misin, “Karabıyık öyle bir temel atmış ki, aradan 4 ay geçmesine rağmen her şey yolunda gidiyor.” diye yazına başlayan ?... Kendi sorduğun sorunun cevabını sen vermişsin, haberin yok ?... İşte iddia ettiğin 36 yıllık gazeteciliğinin geldiği son nokta… 
Önümüzdeki yazımda ilavelerim ve yolunda gidip gitmeyenler konusunda seni ve senin gibileri daha da rahatlatacak açıklama ve yorumlarım olacak ?...
O zamana kadar gel şu “Papaz” benzetmesini kim için yaptığını delikanlıca açıkla !...
Ve de kötü niyetle, aşağılayıcı bir düşünceyle kullandığın bu benzetmeden dolayı önce Hıristiyan aleminden özür dile !...

BU KEZ ANKARA’DAYIM…

Ankara’ya cumartesi Plaj Voleybolu maçlarını izlemeye gidiyorum…
Takımlarımızın maç programı şöyle :
09.02.2013 - 12:00 : Epirden-Lion Club Energy Drink - Konak Bld.
09.02.2013 - 12:00 : Voleybolx.com-Caan Sports - Adana Gökyüzü Spor Kulübü
09.02.2013 - 15:30 : Konak Bld. - Voleybolx.com-Caan Sports
09.02.2013 - 15:30 : Tireboluspor - Epirden-Lion Club Energy Drink

GÜMÜŞBAŞ BU İŞTE…

Biz ne kişiler gördük ?...
Kimler geldi, kimler geçti…
Bazı koltuklara oturanların, kartvizitlerine görev ekleyenlerin anında nasıl değiştiklerine, yok olduklarına (!) az şahit olmadık ?... 
Aptullah Gümüşbaş voleybolumuzun gerçek emekçilerinden biri…
Burhan Felek Spor Salonu Amiri olduktan sonra o salonda taşlar yerine oturmaya başladı…
Orası zaten önceden de yuvasıydı…
Geçenlerde uğradığımda bir de ne göreyim ?...
Elinde hortum, salonun önündeki çiçekleri ve yeşillikleri suluyor…
Üstelik, Kamer Genç gibi de bu işi gizli ve karanlıkta yapmıyordu ?...
Önceki günde kafama isabet eden rulo kağıdı sonrası da uzaklardan gene yetişti, anında buz torbası ulaştırdı…
Devamlı ayakta, sanki hassas radarları var ?... 
Her yere yetişiyor…
“Tek Adam” onun da değerini bilememiş, küstürmüştü…
Rüzgarların yönleri bazen öyle bir değişir ki, önlerine kattıklarını menzil dışına fırlatıverirler…
Gümüşbaş’a bir kez daha “Hoş geldin” diyor, gönül alkışımı yolluyorum…

RAGIP HOCA MAAŞALLAH TURP GİBİ…

Cengiz Tokgöz, Alev Anakök ve Enver Bağlarbaşı ile birlikte Türk voleybol basınının “Kare Ası”nı tamamlayan emekçisidir Ragıp Tekin hoca… 
Ben onlara “Mahşerin 4 Atlısı” diyorum… 
Ragıp hocayı bazı aşina sağlık sorunları sonrası maçlarda zaman zaman görebiliyoruz… Eczacıbaşı Salonunda, Allah nazardan saklasın, turp gibiydi… Ayak üstü söyleştik, dertleştik…

ŞULE AŞKIN SALONDA…

Ağır bir ameliyat geçiren, eski Milli voleybolcumuz ve Milli hakemlerimizden Şule Aşkın’ı geçen gün Eczacıbaşı Vitra – Galatasaray Daikin Bayan maçında gördüm, çok mutlu oldum… Daha tam iyileşememesine rağmen salona gelmesi voleybola olan büyük aşkını bir kez daha ortaya koydu… Şimdi onun tekrar salonlara “Gözlemcilik” göreviyle dönmesini bekliyorum…

GENE NOSTALJİ…

Sizleri bilemem ama ben, bekli de yaşım ve özlemlerim sayesinde geçmişe zaman zaman kısa, bazen de uzun menzilli yolculuklar yaparım…
İşte onlardan biri…
Yıl 1975…
Yer : Kütahya…
Üniversiteler Türkiye Şampiyonası…
Soldan sağa : Koç Epirden, Kaptan Eşref Yıldırımer, Cem Sallı, Can Çavuşoğlu, Bozkurt Şener, Osman Dehrioğlu ve Metin…
Zımba gibi takım…
Üstelik yabancısız…
Koçu da Türk…
Anlayanlara göre ideal, çok bilmiş günümüz idarecilere göre sıradan takım…

Batımda Batıkan, doğumda Doğukan, yakın doğumda ise Melih Erdem, o geceyi ölümsüzleştirdik…

BARIŞ MANÇO’NUN EVİNDE DERİN NOSTALJİ VARDI…

Barış Manço aramızdan ayrılışının 14. yılında Moda’daki müzeye dönüştürülen köşkünde yakınları ve tüm sevenleri tarafından coşkuyla ve nostaljiyle anıldı…

Katıldığım "Anma Toplantısı"nda Ailesinden Babası Muhittin bey, Ablası İnci İlbay, eşi Lale, oğulları Doğukan ve Batıkan ın yanı sıra emektarı Melih Erdem, Kurtalan Ekspres in ağır vagonlarından Celal Güven, Ahmet Güvenç, Eser Taşkıran,"7 den 77 ye"nin Mine ablası Mine Mucur ile Hakan Peker, Burak Kut, Soner Arıca, Jale, Özlem Yüksek, Ömer Yüzbaşıgil, Naci Keklik, Teoman Keser, Semra Cicigöz ve tüm sevenleri köşke sığmadılar...

Barış Manço şarkıları, anılarıyla anıldı…

Onun sadece Türk Popunda bıraktığı boşluk değil, aramızdaki yüce bilgeliğinin yarattığı eksikliği de gerçekten çok büyük… Özlemimiz her geçen gün daha da artıyor…

BARIŞ MANÇO VAPURUNDA AİLE HUZURU…

Barış Manço vapuruyla Kanlıca’daki kabrine onun şarkılarıyla giderken tıklım tıklım dolu salonlarda kocaman bir aile tablosu ve “O’nunla bütünleşmenin tarifsiz huzuru vardı… Sanki herkes akrabaydı… Boğazın eşsiz manzarası ve havası vapurdaki nostaljiye resmen teslim olmuştu…

BARIŞ MANÇO’YU KABRİNDE ANDIK…

Barış Manço’nun Kanlıca’daki kabrinde binlerce kişi onun sanki mezar taşına dokunabilmek, dualarını yanı başında göndermek için sıra beklediler… 
Mezarındaki mermerden defterinde “Doğru bildiğini yaptı…” yazısı, halkıyla bütünleştiği yaşamını çok kısa da olsa özetliyordu…

VEFA VE ADALET HERKESE LAZIM…
Ali Tongülüs / Manşet Gazetesi

Barış Manço..
Türkiye’nin gelmiş-geçmiş en iyi “POP” yıldızlarından biri..
O’nu ebediyete uğurlayalı 14 yıl oldu, ama hala tahtına yanaşan bile yok..
Olacağını da hiç sanmıyorum..

Konuya böyle girdim, ama bugün sizlere Barış Manço’yu anlatmayacağım..
Antalya’da yaşayan, Barış Manço’nun hayatındaki en önemli insanlardan birini ve ona verilmeyen değeri anlatacağım..
Bu olanlar, eminim birçok kişiye de ders olacaktır..

Hasan Uğur Epirden’i neredeyse tanımayan yoktur..
Özellikle Türkiye’de bütün dünyaya örnek olacak “PLAJ VOLEYBOLU” turnuvalarında Epirden’in imzası vardır, buradan tanınır..
Ama..
Epirden’i “Barış Manço’ya yaşantısında en büyük emek verenlerden biri” olarak çoğu kimse tanımaz..
Oysa..
Yıllarca rahmetli Manço’nun menajerliğini yapan ve rekor düzeyde organize ettiği konserlerle şöhretine katkıda bulunan kişidir Hasan Uğur Epirden.. 
Epirden, Barış Manço’nun sadece menajerliğini üstlenmek ve yüzlerce konserini organize etmekle kalmamış, dev sanatçımızın aile fertleri dahil, hiçbir kişiye nasip olmamış “genel Noter vekaletnamesi“ ile onu her konuda temsil etmiştir.. 
Gerçek sırdaşıdır.. 
Medya tarafından çok sıkıştırılsa da, Epirden hep susmuştur.. 
Hatta bir keresinde de sohbetimizde, “mezara kadar gidecek, paylaşamayacağı sırlar”ının olduğunu söylemişti..

İşte bu Epirden, mütevazı yaşantısını 17 yıldır Antalya’da sürdürüyor.. 
Biliyorsunuz..
Geçtiğimiz hafta çarşamba gecesi Büyükşehir Belediyesi, AKM’de Barış Manço anısına çocuklarla bir anma gecesi düzenlemişti.. 
Ancak, geçen yıl da olduğu gibi, Hasan Uğur Epirden yine hatırlanmadı veya hatırlanıp da çağrılmaya lüzüm görülmedi..
Oysa..
Büyükşehir’in neredeyse her hafta bir eğlence veya kültür etkinliği düzenleyen..
Düzenlediği bu etkinliklere Türkiye’nin her yerinden konuk, konuşmacı, sanatçı çağıran..
Kültür Dairesi Başkanı Adem Akyürek, Epirden’i hem çok iyi tanıyor, hem de Antalya’da yaşadığını biliyordu..
Düzenlediği bir “Barış Manço Gecesi”ne, Barış Manço’nun her şeyini bilen en yakınındaki kişiyi nezaketen de olsa davet edemez miydi?
Buna “vefasızlık, değer vermezlik” denmez de ne denir söyler misiniz?

Bakın..
Hasan Uğur Epirden’i, yaşadığı kentin belediyesi görmezden geliyor, değer vermiyor, geceye davet etmiyor..
Ama..
Taa İstanbul’dan bir belediye başkanı (Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk) Epirden’i arıyor, Antalya’da buluyor ve Kadıköy Belediyesi tarafından düzenlenen “Barış Manço’yu Anma Gecesi”ne davet ediyor..
“Madem bir Barış Manço gecesi düzenliyorum, o halde sanatçının her şeyini bilen en yakınındaki kişi de burada olmalı” diyebiliyor..
Aradaki farkı görebiliyor musunuz?

Kendisine rastladım, yüzünden düşen bin parçaydı.. 
Yaşadığı kentte hatırlanmamış ve geceye davet edilmemiş oluşu onu epey üzmüştü.. 
“Zaten ne zaman hatırlandım” diye sitem etti..
Ardından, “Sevgili Ali’cim” dedi, “Antalya’nın en büyük eksiği nedir biliyor musun; ufku geniş yöneticisi yok.. Bunu beni çağırmadıkları ya da hatırlamadıkları için söylemiyorum.. 17 yıldır bir-iki istisna dışında bunu birçok konuda yaşadığım için söylüyorum..”

Önemsersiniz ya da önemsemezsiniz, ama özel bir anma gecesi düzenlediğiniz sanatçı ile uzun yıllar birlikte olmuş birisine, onunla ilgili bir-iki kelam ettirmeniz gerektiğini bilirsiniz..
“Vefasızlık” tıpkı “adaletsizlik” gibidir..
Bunlar bir gün herkese lazım olacak..

(Yıların usta gazetecisi Ali Tongülüs’e duyarlılığı için teşekkür ediyorum…)

BARIŞ MANÇO’NUN İMZALI FOTOĞRAFI NUR GENCER’İN…

Barış Manço’nun aramızdan bedenen ayrılmasından sadece 3 gün önce imzaladığı sayılı orijinal kartlarından biriydi bu…
Paha biçilmez… Tam müzelik…
Bu hediyemi, sorduğum soruya doğru cevap verenler arasından çekeceğimiz kurada çıkacak şanslı kişiye vereceğimi yazmıştım…
“Bir zamanlar A Bayan Milli Takımımızın ilk altısı 76-82 yıllarında 5 Eczacıbaşılı voleybolcu tarafından temsil edilmekteydi… Eczacıbaşılıların arasına girmeyi başaran 2 sporcu vardı… O zamanların en iyi voleybolcusu Galatasaraylı Deniz Dosdoğru ve sonrasında O... İşte o ikinci voleybolcu üstte Arzu, K.Hülya, Selcan, Violet ve Hülya’nın arasında bir Milli maçımızda ilk altıda… Tanıyabildiniz mi ?...” diye sormuştum…

Doğru cevap : Esra Temelli idi…
87 Kişi doğru cevap verdi…
Kura çektik ve kurayı Türk sporunun ve Eczacıbaşı Kulübü’nün unutulmaz idarecilerinden sevgili Nur Gencer kazandı… 
Bu müzelik fotoğrafı kendisine takdim edeceğim…

FATİH ÜNSAL’I YAD ETTİK…

Çocukluk ve gençlik arkadaşım Fatih Ünsal…
Onu kaybedeli tam 16 yıl oldu…
Pazar gecesi onu can eşi Nilgün, oğlumuz Çağın, ailesi, mahalle ve okul arkadaşlarıyla birlikte andık…
Işıklar içinde yatsın…

07.02.2013 / Aktarım anında 1450 kez okunmuştur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Galatasaray 6 5 1 0 11 16
2 Beşiktaş 6 4 1 1 5 13
3 Göztepe 6 4 1 1 4 13
4 Fenerbahçe 6 3 2 1 4 11
5 Kayserispor 6 3 2 1 2 11
6 Medipol Başakşehir 6 3 1 2 0 10
7 Akhisar Bld. Genç. 6 3 1 2 -2 10
8 Bursaspor 6 3 0 3 3 9
9 Trabzonspor 6 2 2 2 1 8
10 Kasımpaşa 6 2 2 2 0 8
11 Yeni Malatyaspor 6 2 1 3 -1 7
12 Aytemiz Alanyaspor 6 2 1 3 -3 7
13 Atiker Konyaspor 6 2 0 4 -1 6
14 Medicana Sivasspor 6 2 0 4 -3 6
15 Karabükspor 6 1 2 3 -2 5
16 Gençlerbirliği 6 1 1 4 -6 4
17 Antalyaspor 5 0 3 2 -4 3
18 Osmanlıspor FK 5 0 1 4 -8 1
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Giresunspor 6 4 2 0 7 14
2 Çaykur Rizespor 5 4 0 1 5 12
3 Vartaş Elazığspor 6 3 2 1 2 11
4 Altınordu 6 3 1 2 6 10
5 Ümraniyespor 5 3 1 1 4 10
6 İstanbulspor 6 3 1 2 1 10
7 Adanaspor 5 3 0 2 -2 9
8 Boluspor 6 2 2 2 2 8
9 Balıkesirspor 5 2 2 1 1 8
10 MKE Ankaragücü 6 2 2 2 1 8
11 Adana Demirspor 5 2 1 2 -1 7
12 Gazisehir Gaziantep FK 6 1 3 2 2 6
13 Manisaspor 6 2 0 4 -2 6
14 Erzurum BB 6 1 3 2 -3 6
15 Samsunspor 6 1 2 3 -4 5
16 Eskişehirspor 6 0 4 2 -3 4
17 Gaziantepspor 6 1 1 4 -10 4
18 Denizlispor 5 0 1 4 -6 1
    Takımlar O G B M Av P
1 Menemen Belediyespor 2 2 0 0 5 6
2 Keçiörengücü 2 2 0 0 4 6
3 Amed Sportif 2 1 1 0 7 4
4 Afjet Afyonspor 2 1 1 0 2 4
5 Sivas Belediyespor 2 1 1 0 2 4
6 Tokatspor 2 1 1 0 2 4
7 İnegölspor 2 1 1 0 1 4
8 Bucaspor 2 1 0 1 2 3
9 Sancaktepe Belediyespor 2 1 0 1 1 3
10 Etimesgut Belediyespor 2 1 0 1 1 3
11 Bodrumspor 2 1 0 1 0 3
12 Hatayspor 2 1 0 1 -1 3
13 Kocaeli Birlik Spor 2 1 0 1 -2 3
14 Tuzlaspor 2 0 1 1 -3 1
15 Sarıyer 2 0 0 2 -3 0
16 Kastamonuspor 2 0 0 2 -4 0
17 Eyüpspor 2 0 0 2 -5 0
18 Mersin İdmanyurdu 2 0 0 2 -9 0
    Takımlar O G B M Av P
1 Altay 2 2 0 0 5 6
2 Bandırmaspor 2 2 0 0 4 6
3 Sanliurfaspor 2 2 0 0 4 6
4 Gümüşhanespor 2 2 0 0 2 6
5 Kırklarelispor 2 1 1 0 1 4
6 Karşıyaka 2 1 1 0 1 4
7 Fethiyespor 2 1 1 0 1 4
8 Konya Anadolu Selçukspor 2 1 0 1 1 3
9 Nazilli Belediyespor 2 1 0 1 -1 3
10 Zonguldak Kömürspor 2 1 0 1 -3 3
11 Sakaryaspor 2 0 2 0 0 2
12 Bugsaşspor 2 0 1 1 -1 1
13 Hacettepe Spor 2 0 1 1 -1 1
14 Pendikspor 2 0 1 1 -2 1
15 Fatih Karagümrük 2 0 0 2 -2 0
16 Kahramanmaraşspor 2 0 0 2 -2 0
17 Silivrispor 2 0 0 2 -3 0
18 Niğde Belediyespor 2 0 0 2 -4 0

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 25.09.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
penti
yukarı çık