Ferda Yalçın

Ferda Yalçın

İDEALİZMİNİ KAYBEDENLER

Neden böyle bir başlık? Sıradan ,çok bildik bir kutlama metni olmasını istemediğim için ,birilerine şirin görünmek şöyle dursun ciddi eleştiriler yapacağım için böyle bir başlığı uygun gördüm.İdealizm ateşi damarında kan gibi dolaşan pek çok öğretmenimi göz ardı edemem; onları tenzih ederek biraz buruk,biraz umutsuz,biraz öfke ve tabi beklentilerimle ,görmek isteyip göremediklerim(iz)le sizlerle birlikteyim bugün.
Hepimizin bildiği üzere 24 kasım Öğretmenler Günü.Bana göre idealizm kelimesinin anlam kazandığı tek meslek(Tİ).Nasıl kaybedildi ya da kaybettirildi peki İDEALİZM.Kişisel kayıpların yanında yaşam şartları,milli eğitimin milli olmaktan uzaklaşan biraz despot, biraz tutarsız, birazda umarsız tutumuyla gelişen, çelişen ışık hızıyla ortaya çıkan değişiklikleri,devletin politikaları ,halkın etkisiyle birleşince gün geçtikçe kan kaybeden ,can çekişir bir hale gelen eğitim kurum ve camiaları ilerlemek şöyle dursun bir gerileme bir yozlaşma sürecine iteleniverdi.Bir suçlu aramak değil meramım.Bu okumuş ,okumamış,eli kalem tutmuş tutmamış hepimizin sorunu .Ve suçlu hepimiziz.
Sorgulamaktan uzak ,vurdum duymaz ,sorumluluk almayan ,bağımlı bir nesil yetişiyor.Ebeveynler ,eğitimciler ,toplum herkes öyle ya da böyle suçlu.Her birimizin payına düşen eksiklikler var yazık ki.Bilimsel ,tarihsel kısmına hiç girmeyeceğim.Gözlemlerim doğrultusunda bu onurlu mesleğin ,eskinin tabiriyle eğitim neferlerinin günlerini kutlarken diğer yandan olması gereken ama bir türlü hayata geçmeyen eski zamanları aratan yanlarını dillendireceğim kendimce.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASINA, ATATÜRK İNKILÂP VE İLKELERİNE, ANAYASADA İFADESİNİ BULAN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİNE SADAKATLE BAĞLI KALACAĞIMA; TÜRKİYE CUMHURİYETİ KANUNLARINI TARAFSIZ VE EŞİTLİK İLKELERİNE BAĞLI KALARAK UYGULAYACAĞIMA; TÜRK MİLLETİNİN MİLLÎ, AHLÂKÎ, İNSANÎ, MANEVÎ VE KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ BENİMSEYİP, KORUYUP, BUNLARI GELİŞTİRMEK İÇİN ÇALIŞACAĞIMA; İNSAN HAKLARINA VE ANAYASANIN TEMEL İLKELERİNE DAYANAN MİLLÎ, DEMOKRATİK, LÂİK BİR HUKUK DEVLETİ OLAN TÜRKİYE CUMHURİYETİ NE KARŞI GÖREV VE SORUMLULUKLARIMI BİLEREK, BUNLARI DAVRANIŞ HALİNDE GÖSTERECEĞİME NAMUSUM VE ŞEREFİM ÜZERİNE YEMİN EDERİM."
der ; Öğretmen Andı.
Bilir ve uygular mı bunu öğretmenim!!! Önümüze atılan çamuru ,hamuru şekillendirip ,ölçüp,tartıp ne ile ne kadar besleyeceğimizi yıllarca dirsek çürüttüğümüz üniversitelerde binlerce yeminle ,şevkle ve bu mesleğin omuzlarımıza yüklediği o kutsal yükle pekiştirmiyor muyuz.?Vatanın her köşesi aydınlanmaya muhtaç evlatlarımızla dolu, her karış toprağımız aynı özveriye aynı çabaya değer deyip batıdan doğuya ayırdetmeden neresi olursa olsun gitmeye gönüllü Feride öğretmenler Kubilay lar yetiştirmiyor muyuz? O halde bugün binlerce öğretmen adayı neyi bekliyor ,niçin bekletiliyor.Ve bu kutsal mesleğin parçaları neden altından kırılma noktasındaki bir fay hattı geçiyormuş gibi sürekli sallanıp duruyor dersiniz.Eksiklerimiz bu noktada çok net çıkıyor karşımıza.Yıllarca okuyup bir de sınava tabii tutulmanın mantığınıysa hiç çözemedim.Yorgunu yokuşa sürmektir bu ya da açıkca dalga geçmektir emekle ,zamanla...
Başöğretmenimiz Atatürk:
Öğretmenler! Yeni nesli, cumhuriyetin fedakâr öğretmen ve eğitimcileri, sizler yetiştireceksiniz. Ve yeni nesil, sizin eseriniz olacaktır. Eserin kıymeti, sizin maharetiniz ve fedakârlığınız derecesiyle orantılı bulunacaktır. Cumhuriyet fikren, ilmen, fennen, bedenen kuvvetli ve yüksek karakterli koruyucular ister! Yeni nesli, bu özellik ve kabiliyette yetiştirmek sizin elinizdedir. (1924) demiştir. Bu sözü her duyuşumda ,her okuyuşumda içimde kabaran duygu seline engel olamazken ,bir yanım yas tutmakta.Zira yeni nesil hele günümüz çocukları ve gençliğini düşününce karşımda bir eserden çok bir döküntü ,bir virane görmekliğimden ötürü utanç ve keder duymaktayım.Öğretmenin karşısında saygıdan yoksun ,sevgiden nasipsiz büyüğünü küçüğünü bilmeyen, geçmişini bilmeyen, gelecek için birşeyler öğrenmekten çok ama çok uzak bir güruh var sadece.Kabahat eğitimin ailede başladığını idrak edemeyen ebeveynlerimizin ve bir o kadarda ve hatta daha fazlaca kızmayın bana ama öğretmenlerimin.Bu kadar paraya bu kadar iş,mesaimi doldurur giderim zihniyeti ve söz geçiremediklerini iddia ettikleri minikler.Sınırlanan yetkileriyle günümüz şartlarında kıt kanaat geçinmeye zorlanan öğretmenimi anlamıyor değilim ama madem ki bu mesleği seçtiniz,bu yolda gerekeni yapmak vazifeniz.Bir yılda kaç hafta olduğunu bilmeyen açıkca bilmiyorum, diyebilen ,Atatürk ilkelerini yüzlerinde manasız ifadelerle dalga geçerek sayamayan ,saçmalayan ve bilmiyorum unuttum diyen gençliği kim yetiştiriyor.Ruh taşımadıktan sonra neye yarar öğretmen olmak.Baktığı her gözde çakmakları çaktırmalı benim öğretmenim.Yıllar sonra karşılaştığında bir yerlerde gurur duymalı şekillendirdiği eserle .Kaldı ki bir sokak arasında gaspçı olarak karşısına çıkabilecek olanında onun elinden geçebileceğini unutmamalı öğretmenim.Geleceğimiz feri sönmüş gözlerinizde değil ışıltılı bakışlarınızda aydınlanmalı öğretmenim.
Türkçeyi senden öğrenmeli çocuğum en doygun şekliyle.Senin düzgün güzel konuşman örnek olmalı oğluma kızıma ...Senden korkmak yerine sevgiyle saygıyla bakabilmeli sana.Senin eşortman dediğini duyarsa hiç eşofman demeyi,muhattap kelimesini duyarsa muhatap demeyi öğrenemez miniklerim.Sen yanlışta asgari doğruda azami olmak zorundasın öğretmenim.Dilimi, dillerini yabancı sözcüklerden kurtarmalı,hazırcılıktan uzak, teknolojik donanımlı çocuklar yerine okuyan ,araştıran soran nesle atmalısın imzanı.Eskiden projeksiyon,bilgisayar mı vardı .Tamam bunlara itirazım yok elbette ama bu kadar hazırcı olmayıp kopyala yapıştır karakterinde çocuklar övünülecek eserler değil bir iç sızısı olur size ileriki yıllarda.Daha ilköğretim çağındaki çocuklarımız etek boylarıyla oynarken ,saçı başı amerikanvari okulamı düğüne mi geldiği belli olmazken,ağızlarından çirkin sözler düşmezken birbirlerine hitap şekilleri büyüklerini utandırırken hangi eğitim sisteminden bahsedeceğiz.Ben bir anlam veremez oldum.Yozlaşan sistem mi ,dayatmalar mı, adam sendecilik mi yoksa emeğin karşılığını alamamanın verdiği yılgınlık mı? 
Geçim derdine düştü de öğretmenim ek işler peşinde koşarken sınıfındaki Zeynep in Ahmet in Deniz in gözündeki ışıltıyı göremeyecek kadar yorgun mu düştü yoksa.
...
fakat açlığın, karanlığın ve çığlıkların içinden 
güneşli elleriyle kapımızı çalacak olan 
gelecek günlere güvenimi kaybetmedim hiçbir zaman...diyor Nazım Hikmet.Ben de gelecekten umutlu olabilmek istiyorum.

“eğitimdir ki bir ulusu şanlı, hür ve bağımsız kılar. Eğitim ve eğitimciden yoksun bir ulus henüz ulus olma kimliğini kazanamamıştır.” der Başöğretmenim.
2000′li yıllarda en büyük davamız, yine eğitimdir. Sürekli değişen, gelişen bilimsel ve teknolojik alandaki yeniliklere ayak uydurabilmemizin tek yolu eğitimden geçiyor.
Millî, manevî, insanî, ahlâkî ve kültürel değerlerimizi içtenlikle benimseyen, bunları geliştiren ve koruyan, Atatürk ilke ve devrimlerine bağlı, ailesini, ulusunu ve vatanını gönülden seven ve bunları yüceltmek için sürekli çaba harcayan, Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşı olmaktan gurur duyan ve bu ülkeye hizmeti en büyük erdem sayan, din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapmaksızın bütün insanların haklarına, düşüncelerine ve inançlarına saygı duyan, zihinsel, bedensel, ruhsal ve duygusal yönden sağlıklı, kendisiyle ve toplumla barışık, kendine saygı ve güven duyan, emeğe değer veren, hür ve bilimsel düşünceye, geniş dünya görüşüne sahip, grupla çalışma alışkanlığı kazanmış, ihtiyaç duyduğu bilgi kaynaklarına ulaşabilen ve öğrenmeyi hayat boyu devam eden bir süreç hâline getirmiş bir insan tipi yetiştirmek en büyük ödevimiz olmalıdır.
Pazartesi ders öncesi ,cuma ders bitiminde haftayı başlatıp bitirdiğimiz ortadan kaldırılmak için çabalanan bir İstiklal Marşımız, bayrak törenimiz var.Bu törenden kaçma çabasında olan çocuklarımız ve ellerinden tutup götüren velilerimiz var öğretmenim.Bu vakitlerde nerdesin sormalıyım sana.Ve neden öğretemedin çocuklarıma bayrağın kutsallığını,bunun bir görev olduğunu,yarın bayrağım yere indiğinde bunun vebali altında ezileceğini eyvahların fayda vermeyeceğini düşünmez misin öğretmenim.Varsın bir denklem çözmeyi öğrenemesin bu vatanın evladı ama milletine ,bayrağına ,geçmişine sahip çıkmayı senden öğrensin.Temelin malzemesi sende canım öğretmenim.

Temelini attığınız binayım ben, 
Özlemini kurduğumuz geleceğimiz benim. 
Cumhuriyeti kuran ellerden, 
Yaşatacak ellere kadar elleriniz benim. 
Yaşamaya dair maksadım , sevincimdiniz belki 
Ellerinizden öpüyorum, öğretmenim 
Ellerinizden öpüyorum... 

Ve güvenli yuvamdan sonra dışardaki ilk güvenli insanım öğretmenimdir. İlk öğretmenim. O temelin üstüne binayı kuramadan gidenler ki sadece ömürleri yetmeyenlerdir; saygıyla anılacak. Biliriz ki yağmura, çamura, depreme nasıl dayanacağımızı bu güvendiğimiz, bağlandığımız öğretmenimiz bize öğretmeden, bizi hayatın başındaki yollarda rüzgarın önüne bırakmaz yapraklar gibi, halen nefes alıyorsa. Bütün bunlar için de teşekkür ediyoruz ilköğretmenlerimize.
Memleketimizi, toplumumuzu gerçek hedefe, gerçek mutluluğa ulaştırmak için iki orduya ihtiyaç vardır. Biri vatanın hayatını kurtaran asker ordusu, diğeri memleketin geleceğini yoğuran irfan ordusudur. Bu iki ordunun her ikisi de kıymetlidir, yücedir.
Fakat bu iki ordudan hangisi daha değerlidir, hangisi bir diğerinden üstündür? Şüphesiz böyle bir tercih yapılamaz. Bu iki ordunun ikisi de hayatidir.
Yalnız siz irfan ordusu mensupları, sizlere mensup olduğunuz ordunun değer ve yüceliğini anlatmak için şunu söyleyeyim ki sizler ölen ve öldüren birinci orduya, niçin öldüğünü öğreten bir orduya mensupsunuz. M.K.ATATÜRK

İlköğretmenlerim sevgili annem babam ;ardından sıralarda tebeşir tozlu eski tahta kokulu sınıflardaki değerlerini hiçbirşeyle ölçemeyeceğim sevgili öğretmenlerim ve şu an ülkemin her sathında her şartta bu kutsal mesleğin birer neferi olan idealizmini ne koşulda olursa olsun kaybetmemiş ,kaybetmeyecek bütün öğretmenlerimin günü kutlu olsun.

24.11.2012 / Aktarım anında Bu Yazı 707 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.