sanalbasin.com üyesidir 6
Hozzt satış
Hozzt Satış Ortaklığı
  • 07 Şubat 2016, Pazar 17:29
FerdaYalçın

Ferda Yalçın

HER ŞEYİN TEMELİ NİYET VE AMAÇTADIR

Kalpten geçen niyet yaratıcıya hitap etmek ise bunun şekli ve ismi önemli değildir.
Aylardır sosyal paylaşım ağlarında bir şekilde yazılarını, şiirlerini, denemelerini, araştırmalarını okuduğumuz yüzlerce isim var. Pek çoğu ile yüz yüze karşılaşma ve sohbet fırsatı da yakaladığımız oluyor kuşkusuz. Sohbet konularımız genellikle edebiyat, sanat ve dalları olmakla beraber; zaman zaman cevap hakkı doğuracak söylemlere meydan vermemek ve bildiklerimin ötesinde gereksiz lafazanlık yapmamak için girmediğim dini konular, inançlar, inananlar ve inanılanlara da kıyısından köşesinden değiniliyor. Konuşma ve sohbet aralıklarında dikkatimi çeken bir başlık var. Bu konu başlığında görüyorum ki insanlar bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuşlar ahkâm kesiyorlar. Bilmediği bir konuda ölümüne savunmalar yapanlarsa hem teorikte hem pratikte sınıfta kalıyorlar bana göre ve duruşlarıyla ilgili soru işaretlerine sebep oluyorlar. 
Başlığımız TANRI mı ALLAH mı ?
İnanma, inanamama konusu varoluşla beraber başlayan tarihin en eski, tartışılır ve öncelikli sorunlarından olmuştur. Günümüzde de bütün canlılığı ve çekiciliğiyle karşımızda durduğunu kimse inkâr edemez.
Her inançlı birey, kendi aklı ve ruhsal zenginliği sınırları çerçevesinde , Tanrı kavramı ve tasarımını kendisi yapar. Bu bağlamda, her insanın düşündeki Tanrı imajının tek doğru, ya da tek gerçek olduğunu söylemek olası değildir.
Tanrı kavramı, her kültür dünyası için farklı anlamlar ifade etmektedir. Buna karşın tanrı kavramı hakkında yapılan tanımlar, hemen her kültürel düşünce tarzında bazı ortak noktalarda da birleşebilmektedir.
Bilimsel açıdan ve araştırmalar üzerinden gidelim. 
Tanrı ya da ilâh, özellikle tek tanrıcılar tarafından evrenin tek yaratıcı ve yöneticisi olduğuna inanılan varlık. Çok tanrılı inançlarda genelde ilâhların cinsiyeti bulunur ve erkek olanlarına Tanrı, kadın olanlarına Tanrıça denir. Monoteistik ve henoteistik inançlardaki Tanrı kavramını tanımlamak için ise sadece tanrı sözcüğü kullanılabilir.
Tanrı nın varlığı, felsefenin metafizik ve din felsefesi alanlarında incelenen önemli bir konudur. Tanrı kavramının anlamı kolaylaştırmak amacıyla Avrupa’da yaygınlaşan bu sözcüğün kullanımı, hala tartışma konusudur. Felsefede Tanrı kavramı; “ilk neden”, “ebedi ilke” ya da “insanlığın, yaşamın ve doğanın tamamının en yüce aşaması” olarak ifade edilir ve çoğunlukla ilah veya mutlak olan şeklinde tanımlanır
Tanrı sözcüğü Türkçe dir ve kökeni tengri dir. Arapça kökenli Allah adından farklı olarak, cins isimdir. Bu kelimenin Arapça daki karşılığı "ilah"tır. Büyük yaratıcı, her şeye kadir olan yaratıcı, olağanüstü güç ve kudret sahibi anlamındadır. Orhun Yazıtları nda rastlanan Gök Tanrı ve benzeri ifadeler, Türk dinsel inancında görülebilen, Allah benzeri özel isimlerdir.
Türk Dil Kurumu tarafından yayınlanmış olan Güncel Türkçe Sözlük e göre, Tanrı sözcüğü "Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah." ve özel isim olarak da "Allah." anlamlarına gelmektedir.
İslam dininde Allah ismi, Tanrı nın özel ismidir ve genel olarak bu ismin yerine kullanılır. Allah kelimesi, el- (El Arapçada belirlilik ekidir) ve ilah (yaratıcı) kelimelerinden türetilmiştir. İslam da ayrıca bu ismin yerine kullanılabilecek, Allah ın çeşitli sıfatlarından oluşan Esma –ül hüsna yani "Güzel İsimler" mevcuttur.
Tanrı’nın varlığını kabul eden inanç sistemleri, Tanrı’nın var olduğunu bazı kanıtlarla desteklemeye çalışmışlardır. Bu kanıtlar:
Ontolojik Kanıt : Tanrı kavramından Tanrı’nın varlığını çıkartmaktır. Bu görüş Orta Çağda St. Anselmus ve Yeni Çağda Descartes tarafından geliştirilmiştir.
Hudus Kanıtı (Varlığın ortaya çıkması) : Meydana gelen her şey, mantıken onu meydana getiren bir varlığa muhtaçtır. Evren de zaman içinde sonradan meydana geldiğine göre, onu meydana getiren varlık Tanrı’dır. Bu kanıt ilk olarak İslâm felsefesinde kelamcılar [1]tarafından kullanılmıştır.
Erdem kanıtı : Bu kanıtı St. Thomas kullanmıştır. Bu kanıtlamaya göre, evrende var olanların bir mükemmellik sıralaması vardır. Bu sıralamanın en üst katında bulunan, her şeyin en mükemmeli olan Tanrı’dır.
Ahlâki Kanıt : İnsanoğlu iyilik yapmaya, kötülüklerden kaçınmaya eğilimlidir. Bu bir ahlâk yasası olup, bu yasa öğrenilmemiş ve vicdanımızda hazır olarak bulunur. Bunu da insana kazandıran Tanrı’dır.
Yukarıdaki kanıtlar çerçevesinde Teist düşünce sistemini benimseyenler, Tanrı’nın varlığını nedensel olarak kanıtlamak isterler. Her şeyin bir nedeni vardır ve her bir neden başka bir nedenin sonucudur. Bu nedensellik zincirini, sonsuza kadar götürmek insan aklı için mümkün olmadığından, kendisi sonuç olmayan nedende durulur. Teizme göre, Tanrı bu ilk nedendir. Paul Tillich, 20. yüzyılın ilâhiyat dalında en değerli eserlerinden biri olarak kabul edilen kitabında, Tanrı’nın varlığını kanıtlamaya çalışmanın, Tanrı’nın yokluğunu savunmakla, yani ateizmle eş anlamlı olduğunu savunurken şöyle der: “Tanrı’nın varlığını kabul etmek de, reddetmek kadar ateistçe bir tutumdur. Tanrı, var olmanın ta kendisidir, ayrı bir varlık değildir.
DİN KAVRAMI
Dünyayı ve evreni tanıma, varlık hakkında bilgi edinme gereksinimi ile önce din ve daha sonra, içerik ve niteliği gereği dinin yanıtlayamadığı sorulara yanıt bulma çabası ile felsefî sistemler ortaya çıkmıştır. Sırayla; tanrısal İlham ve ilahi vahiyden din, filozofların düşünce ve sentezinden felsefe, ilim adamlarının deney ve gözlemlerinden de ilim ortaya çıkmış, bu üç temel sistemin insanlığa verdiği dinsel, felsefî ve bilimsel bilgi, değişim ve gelişime kaynak oluşturmuştur.
Tanrı inancı ile din inancı arasında kesin ve belirgin bir çizgi ve ilişkinin varlığı hakkında somut veriler yaygın değildir. Zira tanrısız dinler olduğu gibi gerçek dinle ilgisi olmayan tanrılar da vardır. Buda ve Konfüçyüs gibi, giderek din halini almış öğretilerde, açıkça Tanrı yoktur. Bir vahye dayanmayan dinlerin ise türlü türlü tanrıları vardır. Peygamberlerin getirmiş oldukları dinlerdeki Tanrı farklı özellikler taşımaktadır
İnsanoğlu, kadim dönemlerden bu yana içinde yaşadığı evrenin sırlarını araştırırken, temel düşünce sistemi (tefekkür) olarak Şamanizm, Hermetizm, Kabbala ve Epifani olmak üzere dört temel evre geçirmiştir. Budizm, Konfiçyüs Din’i ile Semavi Din’ler olan Musevilik, Hiristiyanlık ve Müslümanlık, bu dört tefekkürden etkilenerek ayrı ayrı yollardan insanlığı aydınlatmışlardır. Buna karşın bu dört tefekkür, bütün dinlerin dışında kalarak, insanlığı akıl ve hikmet, vicdan ve güzellik duygularıyla etkilemeye devam etmiştir.
Birçok araştırma, birçok kişisel belge ve bilgiye ulaşılabilir bu konuda. Buna gerek duymayarak kulaktan dolma kelimelerle karşıdakine fetvalar vermeye çalışan ve Tanrı kelimesini kullananlara dinsiz gözüyle bakanların sayısı azımsanmayacak boyutta. Fakat bu kısır düşüncelerini ifade ettikleri ortam ve zamanları unutan, karşısındakini inançsız, dinsiz kabul eden ve sınıflandırmalar yapanların da günün şartlarına uyarak zaman zaman Tanrı kelimesini kullanıyor olduklarını da ifade etmeden geçemeyeceğim.
Arapça’da Allah deyince sadece evrenin yaratıcı ve yöneticisi hatıra gelir. Ama ilah kelimesi hem Allah için kullanılır hem de Tanrı diye tapılan melek, cin, insan, yatır, hayvan, ağaç, taş, herhangi bir yaratık için kullanılır. Bu husus, Tanrı adını kullananın niyetine bağlıdır.
Pek çok araştırma, inceleme ve belgelemeler sonrasında farklı yorum, düşünce ve fikirler olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Kimseyi yermeden, suçlamadan ve ötelemeden bakılması gereken bir pencere var bana göre. O pencereden bakınca gördüğüm her şeyin temeli niyet ve amaçtadır. Bu sebeple kimse kimsenin niyetini bilemeyeceği, kestirmeyeceği için yargılamaya, sınıflandırmaya kalkmasın. Herkesin bir görünen bir de görünmeyen hali vardır. Görünen göstermek istediğimiz kadarıdır; kalanı da sadece kişiyi ve inandığı ya da inanmadığı Allah ya da Tanrı dediği ile onun arasında sırdır sonsuza gidecek.
“Bütün öğretiler pencere camını andırır. Arkasındaki gerçeği görürsün de, cam, seninle gerçeği ayırır.” / Halil Cibran

25.06.2013 / Aktarım anında Bu Yazı 1312 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 12.12.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık