Ferda Yalçın

Ferda Yalçın

ENGEL BEDENLERDE Mİ - YÜREKLERDE Mİ?

Savaşacağım o kadar çok şey var ki….. Karnımı doyurmak için savaşıyorum, çünkü yutmakta zorlanıyorum. İstediğim bir cismi tutmak için savaşıyorum, çünkü parmaklarım cisimleri kavrayamıyor. Oturmak için savaşıyorum, çünkü dengem bozuluyor. Düşünce kalkmak için savaşıyorum, çünkü hareketlerim kısıtlı. Yürümek için savaşıyorum, çünkü ayaklarımın üstünde duramıyorum. Konuşmak için savaşıyorum, çünkü çene kaslarım ve dilim düzgün çalışmıyor. Benim savaşımın adı ‘yaşamak . Yaşamak için savaşılır mı demeyin. Ben tam 10 senedir savaşıyorum. Her gün yattığımda, Allah a şükrediyorum: Bu gün de belki bu savaşı kazanamadım, ama yenilmedim de. Ömrümün sonuna kadar da savaşmaya devam edeceğim. Diyor bir engelli kardeşim. Bir yandan üzülürken bir yandan verdiği savaşa sonsuz saygı duyuyorum. Bu savaşlarında onları yalnız bırakmamak gerektiğini ve ötelemek yerine sağlıklı her bireyin hak ve özgürlüklerini her birine sağlama mecburiyetimiz olduğunu hatırlatmak istiyorum . 90 lı yıllarda ülkemizdeki engelli oranı. Konuşma engelli, %2 üstün zekalı , %2.03 zihinsel engelli , ortopedik engelli ,%0.06 işitme engelli ,%0.02 görme engelli .Oran bu kadar yüksekken bu engelli insanlarımızın eğitimdeki yerlerini düşündük mü hiç.Hangisi olması gerektiği gibi eğitim alabiliyor.Bu anlamda oran küçük hem de çok küçük yazık ki.Avrupa da engelli bireylerin tamamı eğitim alma şansına sahipken üzülerek öğreniyoruz ki bizim ülkemizde eğitim şöyle dursun tıkılıp kaldıkları yaşam alanları olan evlerinin dışında hayatlarını idame ettirebilecekleri hiç bir kolaylık sağlanmıyor.Sadece aileleri görüyor ve yaşıyor bütün duyguları çaresiz bir karmaşa içinde.Mücadele edenler bir nebze başarıyor belki varlığını kabul ettirmeyi.Ya sesini duyuramayanlar ,duymadıklarımız. Varlıklarından bile haberdar olmadıklarımız....Bir hafta engelliler haftası ,konuşuluyor paneller seminerler düzenleniyor göstermelik icraatlar ballandıra ballandıra anlatılıyor ; hafta bitti yapı paydos.Seneye bu haftaya kadar allah kerim.Siz sağ biz selamet komedyası başlıyor. Balık vermeyip balık tutmayı öğretmek için sıvasak kolları, biraz azimli biraz tutarlı olsak çoğunu kazandırırız topluma. Yıllar önce senaryosunu Jaco van Dormael in yazdığı ve yönettiği 8. Gün isimli bir film hala aklımda .Bir engelli çocuğun sağlıklı bir insanın hayatına kattıkları o kadar güzel anlamlandırılmış ki bir kez daha izleyin sizlerde ve bir ufuk çizgimiz olsun o insanlar için derim.Forrest Gump başka bir örnek .Bizimde onlardan öğreneceğimiz çok şey var. Hayata bir sıfır yenik başlayan engelli dostlarımız vücut dillerini çok mükemmel kullanıyorlar mesela, hiç şahit oldunuz mu bilmem. Kendilerini ifade yetenekleri o kadar takdire şayan ki.Nice başarılara imza atıyorlar kim görüyor duyuyor.Gözden mi kaçıyor ,görmek mi istemiyoruz yoksa? İğneyle kuyu kazmak deyimini anlamak için bir engellinin hayatından bir kesiti görmek bile yetecek bakmayı bilene... Hem engelli olmaktan kaynaklanan içsel sorunlar, hem de engelsizlerin neden olduğu dışsal sorunlar ve yeni engeller. Görünürde engelli olmayanların, engellileri göz ardı etmesi yüzünden etraflarına örülen ama görünmeyen duvarlar asıl engeli oluşturuyor. Toplumsal yaşam içerisinde, kamusal alanları herkesin eşit ölçüde kullanım hakkı vardır. Bu hak engelli olanlar için de geçerlidir. Uygulamada böyle midir ? Tartışılır ; bizler, bugün için engelsiz görünenler, engellilerin kamusal alanları kullanma haklarına ne ölçüde katkıda bulunuyoruz? Bunu sağlıyor muyuz, yoksa onlar için yeni engeller mi oluşturuyoruz. Merdiven koyduğumuz yerlerin yanına rampalar yapıyor muyuz? Çok nadir . Tekerlekli sandalyeli engellilerin kullanımına telefon kabinleri, WC ler sunabiliyor muyuz? Henüz tek tük ,ya da yok .Kamu binalarında ve toplu ulaşım istasyonlarında asansör bulundurabiliyor muyuz? Varsa da sağlıklı insanların saçma bahanelerle kullanımından onlara fırsat kalıyor mu? Engellileri gerçekten düşünüyor muyuz? 

Bir gün (her an) bizim de engelli olabileceğimizi unutuyor muyuz? Sokakta, kaldırımda, alışveriş merkezlerinde hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşabilmelerine imkan sağlanmalı. Engellilere yol açalım, önlerine yeni engeller koymayalım ki, zaten varolan engelli halleriyle baş edebilsinler, toplumsal yaşam içerisinde yer alacak özgüvenlerini yitirmesinler. Yol açalım ki, yeteneklerinden, bilgi birikimlerinden, yaşam deneyimlerinden ve potansiyellerinden yararlanabilelim. Engelsizler ve engelliler olarak değil de, tüm toplum olarak hep birlikte varolalım ve zenginleşelim. 

Engelsiz bir yaşamı tüm engellilerle birlikte yaşamaya varız diyebiliyor muyuz? Bedensel engelle mücadele edilebilir ,ya gönül gözü...o engelli ise ; ona ne çare...Biraz empati. (Ferda Yalçın)

03.12.2012 / Aktarım anında Bu Yazı 995 kez okundu

Ressam-Şair-Yazar 2012-12-04DAKTİLO GAZETESİ MUHTEŞEM...SÜRPRİZLER OLAĞANÜSTÜ.
Tüm etkinliklerde ki güzelliği ince ince takip etmek, basının marifetidir.Bunu ispatlıyor Editörümüz..

SULTAN ÖZATEŞ 2012-12-04SEVGİ BİRLİKTEN DOĞAR
Daktilo Gazetesi ve Editörü kardeşlik bağlarını güçlendiren bir köprü.Bu köprüden bana da geçme izni veren kalemimle aranızda olmak çok anlamlı. Arkadaşımızın EFTELYAM adlı eserine şans diliyorum.

Metin Özçimen 2012-12-04Editör Yorumu
Aranızda olmayı çok isterdim...Yazarlarım hepiniz usta kalemsiniz...Basının Özgür Sesi Olmak işte bu! Sizler olduğunuz sürece bizler varız...

FERDA YALÇIN 2012-12-04Teşekkür
Beni yalnız bırakmayan tüm yazar dostlarıma çok teşekkür ediyorum .Fuarlarda bu tür ziyaretler daha bir anlamlı ve gurur verici oluyor.Sevgili editörümde bizlere ses nefes oluyor ya onun hakkı ödenmez

SULTAN ÖZATEŞ 2012-12-04TEŞEKKÜRLER.
Ferda Hanım, Eserinizle mutlu olduk.Davetinizle anlık bu fuara katılmaktan ve iyi ki gitmişim dediğim dakikalardan mutlu oldum.Geniş bir vakitle gezseydim ve tüm kitapları inceleseydim dediğim bir fuardı.Nasip, sizinle olmak anlamlıydı. Eftelyam adlı eserinizi okuyup, içindeki şiirlerinizi severek sayfama paylaşacağım. Fuar süresince kardeş sevgilerini hissettiğim çok anlamlı bir buluşmayı organize eden yönünüze teşekkürler ediyorum.Bizleri bir araya getiren organizasyonlarının devamını diliyorum. 

SULTAN ÖZATEŞ 2012-12-04" DAKTİLO GAZETESİ VE YAZAR EKİBİMİZ SEVGİMİZ DAİM OLSUN."
Daktilo Gazetesi/Basının Özgür Sesi köşe yazarı olarak, sizlerle olmak bana yazma alanımdaki sevgime güç katıyor. Edebiyat alanında yanımda güçlü kalemlerin olması yazmadaki azmimi kuvvetlendiriyor.Editörümüz/Müdürümüz Metin Özçimen'e yazılarımızın yayınlanmasında verdiği emeklerden ötürü şükranlarımı borç bilirim. Sizlerin yazılarını takip ederek, okuyarak hayatımı daha da anlamlı noktaya taşıyorum."


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.