Ferda Yalçın

Ferda Yalçın

ÇOK ACIYOR

Ölüm soğuk yüzünü gösterdi bir kez daha.Her ölüm erken ,giden gitti çoktan ,geride kalan yerle yeksan.Bu gece tavan yaptı yine acı.Benim biletim ne zamana kesili....

Sabahın erken saatlerinde hiç bilmediği bir şehre 6 saat yolculuktan sonra merak endişe ve binlerce soruyla indi.Henüz aydınlanmamıştı ortalık.Sessizdi otogar.Bavullarının üzerine oturup beklemeye başladı.Bir yandan da kendini sorguluyordu:

---Neden burdayım,nasıl yaptım bunu,nasıl geçecek şu bir kaç gün?

Tam bu sorulara cevap ararken telefonu çaldı.

---On dakika sonra yanındayım canım.

İyice heyecan sarmıştı. Yanlış, doğru hiç bir şey düşünemiyordu.Sesini duyduğu ama görmediği,tanımadığı,nesi olduğunu bir türlü kestiremediği o adam az sonra yanındaydı.Bir sigara yaktı. Daha bitmeden yaklaşan siyah bir otomobilden inip ona doğru gelen Kaya´yı gördü.Sanki yıllardır tanıyorlarmış gibi birbirlerine sarıldılar.Sonra mükemmel bir manzara eşliğinde zaman zaman kaçamak bakışlarla birbirlerini süzerek bir saate yakın yol aldılar.Durdukları yerde görüntü soluksuzlaştırıyordu insanı. Muhteşemdi.Dağlara duman çökmüş,deniz korkunç dalgalıydı.Ve sabahın ilk ışıkları etrafı aydınlatırken,köpüren dalgalar eşliğinde nasıl gün saydıklarını,bugünü nasılda özlemle beklediklerini anlattılar birbirlerine durmadan.O kadar çok şey vardı ki konuşulacak. Kaya anlatacak Ela´da kaleme alacaktı onun hayatını. Üç güne sığacak mıydı herşey. Bunun planları yapıldı arada derede.

Aylar öncesinden rezervasyon yaptırdıkları oteldeydiler.Hem çok iyi iki dost gibi,hem de iki yabancı gibiydi tavırları.Kimi zaman çok samimi kimi zaman ürkek ,çekingen.Kaya yaklaşmaya çalıştıkça Ela yüreği ve mantığı arasında gidip geliyor uzak duruyordu.

----Gel ,yeter ki gel ne olur ,özlüyorum seni...

demişti ona .Belki o da yaşadığı onca sıkıntının arasında sevgiye,ilgiye iki çift güzel söze açlığıyla sıcak bulmuş Kaya´yı sonunu düşünmeden hayatının hatası olacak o yolculuğa çıkmıştı bir kez.Ne olacaksa olsundu.Geri dönüşü yoktu artık.

Biraz dinlendikten sonra dünyanın başka bir yeri gibi gelen küçük ama çok güzel sahil kasabasında gezinmeye başladılar. Konuşmaya hal bırakmıyordu eşsiz manzaralar.Yorucu ama keyifli geçen güne bir balık lokantasında devam ettiler.Denize çok yakın,ışıl ışıl kumsalı olan minik bir yerdi.Feneri lunaparkın ışıltısı aydınlatıyor, yakamozlar insanın ruhuna işliyordu adeta.Uzun yılların birikmişliği varmışcasına derin bakışlarla konuştular bir süre.Rakı kadehlerinin her birbirini buluşunda dahada sıcaklaştı ortam.Az sonra ikisi de nasıl geldiklerini bilmeden sahildeydiler..Ellerinde kadehler ,şarkılar söleyerek,birbirlerine sarılarak yürüdüler .Masum sevimli bir o kadar aşk dolu bakışlar dolanırken etrafta ,suya düştüklerini ıslandıklarını fark ettiklerinde kahkahaları her yanı çınlattı. Belliydi ki çok mutluydular.Umurlarında değildi dünya,etraflarındaki insanlar.Kumların üzerine uzanıp saatlerce konuştular aylardır biriktirdiklerini.

Geri dönüyordu. Oysa ne umutlarla ,ne beklentilerle gelmişti .Bilemezdi böyle olacağını.Mutsuzluk adım adım takipteydi nereye giderse gitsin.İçine işlemiş,yafta gibi yapışmıştı boynuna.Neden kurtulamıyordu bundan.Berbat bir evliliği vardı,anlaşılmamıştı hiç ve bile bile bir umut başkasında aramıştı mutluluğu.İşte bir hayal kırıklığı daha kapıdaydı.Geri dönüyordu , gözleri ağlamaktan balon gibi olmuştu.

--- Neden ben ,hiç mi mutlu olamayacağım tanrım? 

Sorular sorup duruyordu kendine.Hazmedemiyordu yaşadıklarını, çok ağır gelmeye başlamıştı herşey.
Terminalde vedaya bile fırsat bırakmadan bir küçük öpücük kondurup dudaklarına ,gözyaşlarını saklamaya çalışarak atladı arabasına gitti Kaya.Dönüp ardına bile bakmadan hemde.

O gece ikiside sarhoş olmuştu. Biraz içkinin ,biraz sevgi yoğunluğunun ,birazda bilinmezliklerin sarhoşluğuydu.Otele nasıl geldiklerini sabahı nasıl ettiklerini bilmeden sızıp kaldılar öylece.Yörenin en yüksek yerindeydi kaldıkları otel.Sabah Ela her zamanki gibi erken kalktı.Balkondan güneşin doğuşunu,suya yansımaları izledi uzun uzun.Şiirler yazdı. Yazmak onun nefes alışıydı.Yüzünde gülümseme,gözlerinde mutluluk vardı. Dua ediyordu bir yandan büyü bozulmasın diye....Ama içsel hesaplaşması da aklını kemiriyordu bir yandan.

---Ne yapıyorum ben?

İç sesini uzaklaştırırken aceleyle; Kaya uyandı.Sahilde kahvaltı ve akşama kadar deniz motoruyla geziler planlandı. Ama o gün Ela çok yeni birşeyi farketti.Kaya alkolik olma boyutunda içiyordu.Sabahın erken saatlerinde içmeye başlıyor bütün gün devam ediyordu.Bilincini kaybetmese de değişik biri oluyordu.İkilemleri büyüyordu Ela´nın.Kalmalı mı ,gitmeli miydi yol yakınken?Akışa bırakacaktı kendini ,öyle karar verdi sonra.Verilmiş bir sözü vaadleri yoktu nasıl olsa.
Güzel bir kahvaltı sohbetle bezendi herşey güzeldi.Birden bulutlandı gökyüzü.Dibi delinmiş gibi yağmur yağıyordu.Denize düşen her damla çok etkileyiciydi.Ela bir şaheseri izler gibi bakarken Kaya bomboş bakıyordu.Çıkıp yürümeye başladılar.Islanıyorlardı ama farkında bile değildiler ,iyice sokuldular birbirlerine.Hayatındaki fırtınadan sığınacağı liman Kaya´mıydı?Emin olamıyordu ama yanında olmaktan hoşnuttu.Sırılsıklam olana kadar hiç aldırmadan her yeri dolaştılar.Güzel bir yerdi ve Ela yerleşebilirim buraya diye düşünmeye bile başladı.Ama aklında sorular bir gidip bir geliyordu.

Akşam yine farklı ama hoş bir mekanda yemekteydiler.Biraz daha birbirlerini tanımanın rahatlığıyla şakalar ,gülüşmeler eşliğinde vakit gece yarısını buldu. Nerden gelindiyse saçma bir konu yüzünden tartışmaya başladılar.Ne olduğunu anlamadan yüzünde patlayan tokatla irkildi Ela. Tepkisizdi.Elini yüzüne götürdü.Burnu kanıyordu ve çok canı yanıyordu.Koşarak uzaklaştı ordan.Nereye gittiğini bilmiyordu.Şiddetli bir yağmur başlamıştı yine.Saatlerce ağlayarak dolaştı orda burda.Gözleri Kaya´yı arıyordu herşeye rağmen.Bilmediği bir şehirde onu yüzüstü bırakıp gitmiş olamazdı.Otele geldi. Ordaydı.Hiç bir şey olmamış gibi hala içiyordu.İkisi de kırgın ve yorgundular; kısa bir sessizlikten sonra ağlıyorlardı.Neye ,kime ,hangi yaşananaydı bu yaşlar sormadılar,konuşmadılar.Yan yana ama çok uzak hıçkırıklarla sabaha yol aldılar.

Sabah kalktığında Kaya yoktu.Merak etmedi de zaten. Eşyalarını topladı ve sahile indi.Anlam veremediği bir acı körüklüyordu içindeki yangını.Bir çay söyledi daldı gitti uzaklara.Yanına gelip oturduğunu çok sonra farketti.Konuşmadan birbirleriyle göz göze gelmeden oturdular uzun zaman.Kararını vermişti geri dönecekti.Gidip biletini aldı.Bir önceki gün keyifli gülüşmelere sohbetlere mekan olan o tepedeydiler.

--- Gitme ne olur ,bırakma beni.
--- Gidiyorum.
--- Gitme ,dayanamam.
--- Hayır gitmeliyim,,gideceğim.

İkiside ağlıyordu. Kaya son bir umutla baktı Ela´ya ama nafile.

---Sevmiyorum seni ,istemiyorum artık ,çık hayatımdan...
dedi.
--- Ben de seni istemiyorum.Çok canım yanıyor.Çok ama çok acıyor...
dedi Ela.

Gidecekti.Böylesi değildi beklediği,umduğu.O tokadı yüzüne değil,hayatına yemişti,yaşayamadıklarına ,umutlarına.Hayat en okkalı silleyi vurmuştu bir kez daha.
Bir yandan otobüsün camından dışarıyı izliyordu,bir yandan da düşünüyordu.Neydi bu hale getiren her şeyi.Hayatındaki hiçbir kadına benzemem,ne annene ,ne eski karına,ne de başkalarına .Çok mu ağırdı bu cümle ,yoksa bilmediği bir yara mı vardı içinde de kanatmıştı .Bilmedi,bilmeyecekti hiç bir zaman.

Aynaya her bakışında sızısı arttı. Yüzündeki morluklar o üç günün iziydi ,geçecek kaybolacaktı zamanla. Ya yüreğindeki ,hayatındaki izler ne olacaktı.Onlar nasıl kaybolacaktı.O öfkeyle otobüsten inip geri döndüğünü ve Kaya´yı onlarca bıçak darbesiyle öldürdüğünü yaşadığı şoku atmaya başladıkça idrak edebildi. Ömrünü geçireceği cezaevinde tüm yaşanalar her gün karşısına dikilip duruyordu.Artık yüzünde morluk yoktu ama yüreğinde ,içinde ,boynunda hayatının her anında üzerinde taşıyacağı bir yaftası daha olmuştu.Arada bir gökyüzüne baktığı koğuşunun penceresinden kalmayan ,yok olan o umutlara şiirler yazdı.Bir daha göremeyeceği yakınları için ,Kaya için, hayatı için,kalan ömrünü geçirmeyi planladığı o eşsiz manzarasına vurulduğu tepedeki sevgi dolu anlar için son bir şiir yazdı.Ve her şey bitti.....

Kaya onun ellerinde can verdi.Ela ´da acısında boğdu kendini.Sabahın ilk saatlerinde sessizce o tepede bir mezar kazıldı diğerinin yanına."Umudumdun" yazıldı mezar taşına.

ŞİİRLERSE ARTIK KALPLERİNDE ATEŞ YANANLARA EMANETTİ.

17.07.2012 / Aktarım anında Bu Yazı 531 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.