Ferda Yalçın

Ferda Yalçın

ÇITIR PITIR

Biz çatapat değil çıtır pıtır derdik. Duvarlara, yerlere sürtüldüğünde kıvılcımlar çıkarırdı, taşla ezerdik ve kaybolurduk son hız. Sürtüldüğü yerde kendi rengi gibi kahverengi bir iz bırakırdı, çok güzel bir kokusu vardı. Çok patlamıştır elimizde, cebimizde; çok yakmıştır canımızı ama bir o kadar da eğlenceli anlar yaşatmıştır yıllar öncesinde, bugün bile gözlerimin içinde ışıltılı heyecanlar belirecek kadar hem de. 
Şimdi televizyonlarda küçük ama büyük olma heveslisi kaşı gözü kaymış vaziyette şarkılar türküler söyleyip alkışlanınca mutlu olan zevata bakınca ne kadar şanslıymışım diyorum .
Tevellüdü 65 ile 80’li yıllar arasında olanlar çok şanslıydı. Bugün hatırlayacağımız,anlatacağımız harikulade anılarımız var çıtır pıtır. Bizim çocukluğumuzun vazgeçilmezleri; füze, kız kaçıran, torpil, mantar tabancası ,ağaç tepeleri ,kendi yarattığımız oyuncaklar, kalabalık mahallelerde gece yarılarına kadar korkusuzca top peşinde koşmalar,topraktan fırınlar yapıp içinde patates közlemeler daha neler neler :)):)):))
Zamaneninde tv arşivlerinde paslanacak komik kayıtları, biraz büyüyünce unutulacak şöhret olacaklarını zannettikleri adları ve yaşanmamış feda edilmiş an itibariyle çocuk olmaktan öte geçmeyecek ,geçemeyecek kaybedilmiş yılları.Bazen şimdiki çocuklar şanslı desem de; ben biz daha şanslıymışız aslında .Aile içinde bile samimiyetsiz çıkara dayalı ebeveyn-çocuk ilişkilerini gördükçe ,hem çocuk yanımı ,hem ailemi daha bir seviyorum ben .Bir çift kırmızı ayakkabıyı yıllarca beklemenin tadını seviyorum.İşten geleceği anı özel kılan anlam kazandıran kaç baba vardır.Akşam saat 6’ya 10 kalayı anlamlı kılan babamı seviyorum.Bir tanesiyle baş edemediğini söyleyerek marifetmiş gibi anlatan anneleri gördükçe ;dört çocuğu yakın yaşlarda olduğu halde,her birinin dünya kadar kaprisi, sıkıntısı olduğu halde bir gün kaşı kararmayan ,sızlanmayan ,sevgisi ilgisi hiç eksilmeyen annemi seviyorum .
Unutmadığım pek çok şey gibi çıtır pıtırları da unutamıyorum . Pazar sabahlarının kovboy filmleri, İş Bankası’nın “Kumbara” dergisi… Sümerbank alışverişleri ve daha bir sürü şey. 
Çocukluğum, sığınağımdır. Belki hepimizin öyledir. Sıkılıp bunaldığımda, yabancı durduğumda zile basmadan girdiğim tek evdir. Çocuk ömrümüz, kaygılardan uzak; kir pas içinde hep aynı yerde. Mahallede kırmızı üç tekerli bisikletim yüzünden(kimse de yokken bende vardı) kıskanılan çocuk olmak nasıl bir duygu bilir misiniz? Ve hatırlar mısınız o kıskanç arkadaşları? Ben hatırlıyorum adları ve soyadlarıyla hem de. Şimdi; biz uzak, onlar uzak… Meğer ne bahtiyarmış, çocuk gönlümüz!
“Böyle uzaklaşmayın benden, yaşadığım günler!
Güneş! Getir bir bayram sabahını.
Açılın, açılın tekrar
Çocuk dizlerimdeki yaralar.
Hepiniz benimsiniz:
Mektebim, sınıflarım, oturduğum sıralar…” (Ziya Osman Saba, “Geçen Zaman”)

Cevdet Kudret gibi ben de çocukluğundan kurtulamayan kurtulmak istemeyenlerdenim sanırım.
Bilgisayarlar, adını telaffuz etmekte dahi zorlandığım telefon gibi olup ta hani bilgisayar işlevi gören boyutu belirsiz nesneler almak yerine çocuklara başlangıçta 4 sonra iki tekerli bisikletler alsak, eskisi gibi ve gönül rahatlığıyla bırakabilsek sokaklara kir pas içinde toprakla tanışmış, çamura bulanmış ayaklarla eve gelip azar işitmenin bile tatlı geldiğini öğrenebilsinler, çocuk olmanın ne demek olduğunu sorgusuz sualsiz,olması gerektiği kadar sorumlulukla yaşayabilsinler diye.
Kantoları 5 yaşında söyleyip iğreti kıyafetlerle neonlar altında sahtekâr (değerlendirmeleri yapanlardan bahsediyorum )gülümsemeler ve alkışlarla uykusuz geceler geçirmek yerine; tozlu ayaklarıyla, dizi yırtık pantolonlarıyla, paylanmak pahasına gülümseyerek kapısını çaldıkları evlerinde olmalı çocuklar.Ve yarın sabah erkenden kalkıp mahalle bakkalına gidip ( kaldıysa tabi bakkallar ) çıtır pıtır alıp zevkle patlatmalılar.Tanımadıkları bir eğlence aracı ise de anne ve babalarından yardım istemeliler .Emin olun onlar da yeni nesil çocuklarla eski dostlarından birini tanıştırmaktan mutlu olacaklar.Aranızdan “tehlikeli ama” diyenler çıkacak kuşkusuz .Bakın etrafınıza ,bilgisayar dünyası,kitle iletişim araçları ,pahası büyük yarış malzemesi hediyeleriniz kadar zararlı mı acaba? Ya da çevresindeki; bilmediği ve öğretilmediği için asla öğrenemeyeceği kendini koruma güdüsü olmadan safça yaklaştığı amcalar –teyzeler kadar.Böyle uzar gider, çıtır pıtır arada heba olur.
Konu önemlidir, hafife alınmamalıdır ve yakında uzman görüşleriyle destekleyerek bu konuyu sizlere daha detaylı aktaracağımı belirtip toparlayayım. Son söze doğru geleyim ki ; okumayı sevmeyen taksit taksit okusam olur mu? Diyen bir çoğunluk var biliyorsunuz sevgili ülkemde .Kimseleri sıkmayalım anılarla,çocukluk eğlencelerimizle.Ama sabah erken kalkıp çıtır pıtır alıp patlatmayı da unutmayalım.

Özlediğiniz ,özlediğimiz anlara …Haftaya başka bir konu ya da boncuklarla süslenmiş el yapımı tel arabayla gelebilirim.

Aktarım anında Bu Yazı 620 kez okundu


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.