• 03 Şubat 2016, Çarşamba 22:04
FerdaYalçın

Ferda Yalçın

BİZİM BEKLEDİKLERİMİZ YOK ARTIK, BİZİ BEKLEYENLER VAR...

Çocuğu olmamıştı. Bundan kimi zaman utandı, kimi zaman kızdı kendine.

Köy yerinde kolay değildi çocuksuz kadın olmak. Neydi sebep hiç bilemedi.

Ayıptı ve onundu kabahat... Karar verilmişti. Ama içinin gülümsemesi, ışığı, öyle vurmuştu ki yüzüne... Kocasının, köyün baskısına dayanamayıp babaevine göndermesine çok da içerlemedi garibim.

Baskı hep vardı hayatında. Bir o kadar da sevgi ve güzellik vardı.

Hiç soldurmadı gülen yüzünü. İçine ne acılar aktı kim bilir, paylaşabildi mi kimseyle?

Mümkünü yoktu...

Köyün çocuklarına bakarken içine aktı kan kırmızı yaşları, gözünün ışıldayan çakmak çakmak bakışına inatlaşmadan usul usul...

Hala diye arkasından koşan kendini ana yarısı saydığı yeğenleri, minikleri vardı onun etrafında cıvıldaşan, omuzunda bıkmadan taşıdığı. Bir sütünü vermemişti onlara, yoksa anaydı, can parçasıydı onlar için.

Gün geldi laf söz olmasın dendi, ana -baba karar verdi.

3 çocuğu olan bir adama gelin gitti. İsteyerek mi gönlüyle mi?..

Yoktu gönlü, mutluydu böyle yaşamaktan en derinindeki sızılarıyla. Lakin emir büyük yerdendi ve atasözüne karşı gelinmezdi.

Anasının bağrından koptuğuna değil bir kez daha, yeşiline, suyuna doyamadığı köyünden, omuz başlarında bir ömür ağırlığını taşıyacağı miniklerinden koptuğuna yanıyordu.

Veee Fehime hala, bir başka köye sessiz sedasız gelin gidiverdi. Hem de 3 çocuğun analığı olarak.

İkisi büyüktü anlayacak yaştaydı olanı biteni ama küçük daha 1.5 aylıktı. Ona hayat verdi, can verdi. Bir ömrü yoluna halı gibi serdi de bir gün ah etmedi, yüksünmedi.

Gel zaman git zaman, ömür, Tanrı nın ona vermediği, onunda hiç isyan etmediği çocukları olmadan, ama kendisininmiş gibi emek verdiği üç insana feda edildi.

Eşi incitmedi onu hiç, fakat erken terketti. Üç çocuk, tütün, ekin, bağ, bahçe derken yaş ilerledi gitti.

Okuyan, eli ekmek tutan aldı başını gitti. Ve ağır bir yalnızlıkla başbaşaydı artık.

Zordu hayatı belki ama gülümsemeyi hiç unutmadı pırıl pırıl yüzü. Yaşlanıyordu farkındaydı, hayat ona ne kadar acımasız davranırsa o bir o kadar sarılıyordu yaşama. Beli bükülmüştü artık. Köy yerinde iş yapmak, davar gütmek, odun çekmek değildi onun belini büken. Geçmişin ağırlığını taşıyamıyordu küçücük bedeni artık...

Tenhalaşmıştı o güzelim köy. Baraj inşaatı başladığında herkes sevinmişti ama sonrası fena çöktü hem onun köyüne hem civar köylere. İstimlak edilen yerlerinin parasını alanlar göçtü gitti bilmediği ellere. Onun gibi evini yurdunu terketmeyen birkaç hane ve sahibi kaldı oralarda. Issızlaştı günden güne her yer.

Yazlar kışlar geçiyordu ardı ardına. Evlat deyip bağrına bastıkları arada bir yurtdışından tatile gelince memlekete iki günlüğüne öylesine uğramış olmak için uğruyorlardı da; o bile ona bir yıl yetiyordu.

Ve bir gün işte herşeyin hem başlangıcı hem sonu oldu.

Üzgün, yorgun bedeni, cevabını bilmediği sorularla dolu beyni, senaryosu yazılmış oyunun ilk sahnesine "perde" dedi.

Düşüncelerle doluyken zihni kuzinenin üzerinde ağır ağır pişen yemeğine bakmak için tencerenin kapağını kaldırdı, ne oldu anlamadı bile... Devrilip kaldı öylece. Seslense sesini duyacak kimse yok ortalıkta, kalkamadı tüm çabasına rağmen. Sicim gibi akan gözyaşları anlatıyordu bütün hayatını ama sadece o duyuyordu.

"Yalnızlık..." adı bile ürkütücü olabiliyormuş bazen.

Etrafında dolaşan hemşireler, doktorlar ve "neden burdayım" şaşkınlığı.

Küçük oğlu yanında ama. Mutluluk okunuyor gözlerinden.

"Ne olduysa oldu oğlum gelmiş ya bitti gayrı çileler" diye seviniyor.

Bir kaç gün hastanede kaldıktan sonra "Evine dönemezsin" diyorlar.

Vurup öldürün daha iyi...

"- Nereye giderim, ne yaparım" derken ışıldıyor gözleri...

"- Alacak beni yanına, esaslıdır benim oğlum, götürecek beni de Almanya ya."

"- Fehime ninenin ziyaretçisi var, hazırlayıp getirin aşağıya..."

Işıl ışıl oluyor bakışları...

"- Kim gelmiş? Kim gelmiş?" ...

Bir telaş bir heyecan nasıl hazırlanıveriyor hemen.

Aşağıda şaşkın gözlerle etrafı izliyorum. Annem yanımda o da çok heyecanlı, tedirgin.

Ama kapıdan girdikten sonra hava değişiyor. Hiç tanımadığımız, görmediğimiz insanlar:

"-Hoşgeldiniz" diyorlar.

Sarılıp öpüyorlar. Nasıl candan, nasıl yürekten hem de.

"- Kime geldin?" diyor bir teyze hemen yanıma oturup, elimi avuçlarının içine almış çoktan ağlamaklı, sonra bir diğeri, öteki.

Salon kalabalıklaşıyor. Yemek saati olmasına rağmen neredeyse hepsi salonda. Kalabalıktan, insanlardan uzak olmayı tercih eden ben kaçamıyorum bu insan selinden.

Kaçmak da istemiyorum galiba... O gözleri gördükten sonra kaçamıyorum, kaçmıyorum.

Yıllardır tanıyormuşuz birbirimizi gibi koyulaşıyor sohbet. Çoluk çocuk soruyorlar, eş dost akraba...

Ne acıdır ki hepsini evlatları, uğruna hâlâ "Ölürüm" dedikleri getirip bırakmışlar oraya.

Ama ne kin var, ne bir dirhem öfke...

Gözlerine bakmak yetiyor aslında onları anlamak için. Nemli nemli bakıyor o gözler; özlemle hasretle yumak olmuş... Dokunsalar kopacağım. Zor tutuyorum kendimi.

Asansörün kapısı aralanıyor. Hepsi aynı anda oraya yöneliyorlar.

"- Bak, bak sana gelmişler, yeğeninmiş taa Ankara dan gelmişler" sözleri tekrarlanıyor.

Zavallı minicik kalmış hala ne kadar da güzel hâlâ.

Meraklı meraklı bakarken etrafına kalabalığın içinde annemi, yeğenini görünce canlanıyor, neredeyse koşar adım geliyor yanımıza ve işte filmin koptuğu an... Nasıl sarılıyorlar birbirlerine. Gözyaşları karışıyor ... Dakikalarca sarmaş dolaş ağlıyorlar. O yaşlar öyle çok şey anlatıyor ki; yaşanandan, gidenden, geride kalandan, yürek sızısından, acıdan.. yangından, hatıralardan yana...

İzliyorum uzaktan. Hiç ayrılmıyor elleri.

Annem dinliyor o anlatıyor...

"- Ya işte kızım düşüvermişim, gelmiş çocuklar da, baktırmışlar bana, Allah razı olsun. Geleyim sizinle dedim.. Sen rahat edemezsin oralarda dediler. Evime gideyim dedim, bırakmadılar. Artık yaşayamazmışım oralarda bir başıma. Sana güzel bir yer ayarladık, hem arkadaşların da olacak çokca, sıkılmayacaksın dediler, getirdiler buraya...."

Hepsinin hikâyesi benzer şekillerde başlıyordu. Kimi daha dingin daha kanıksamış bakıyordu yaşadığına ama ya gözü kapıda bir gün alacaklar beni, torunlarımla yaşayacağım umudu pas tutmayanlar, her geleni kendi evladı sanıp, olmayınca sessizce gözünün yaşını silip eskimiş fotoğrafları için odalarına kapananlar...

Onlar susarak çok şey anlatıyorken gözyaşlarıyla, kapının kenarında bekleyen Dursun dede ellerinin arasına almış kafasını bakıyor öyle boş boş. Yanına yaklaşıyorum.

"- Kimi beklediğimi merak ettin değil mi?" diyor. "Hep böyle oluyor herkes merak ediyor. Yanılıyorlar tıpkı senin gibi."diyor.

"- BİZİM BEKLEDİKLERİMİZ YOK ARTIK, BİZİ BEKLEYENLER VAR"...

Birkaç kare fotoğrafla ölümsüzleştirmeye çalışıyorum günü ama bu defa çok farklı duygularla.

İlerlemiş yaşlar, "bir kez daha görebilir miyim acaba?" sorularıyla dolu bakışlar.

Ama illede gülümseyen gözler...

Biliyorum o gülümsemelerin ardındaki, o bakışların ardındaki gerçekleri ama içsızısından başkası gelmiyor içimden. Ağır geliyor Dursun dedenin sözleri...

Bizimle eve gelmek istiyor halacığım. Görümcesini yani anneannemi görmek istiyor. Ev ortamında kendi yakınlarıyla az da olsa sarmallanmak istiyor. Söyleyemiyoruz ki üzülür, hastalanır diye son yaşdaşını, onu anlayan, eski günleri paylaşan en fena atışmaları kahkaya çevirip çocuk gibi şakalaştığı anneannemin artık aramızda olmadığını ...

Cenazesi kalkalı bir hafta oldu. Hepimiz başka yerlere baktık kaçırdık gözlerimizi ondan. Nasıl anlatılırdı ki acı o kadar tazeyken. Söylememe kararı aldık biz de. O anlatıyordu hâlâ köye gideceklerini, birlikte kalacaklarını hevesle... Yıkılmasındı hayalleri... Sustuk, dinledik sadece...

"- Fehime Nine nin ilaç saati geldi" dediler, bizim de gitme vaktimiz gelmiş yaklaşmıştı.

Zor oldu ayrılmak onun için de bizim için de.

Bir koca çınar yine kapalı kapılar ardında kalabalığındaki yalnızlığına istemeden de olsa bırakılıyordu. Elleri gözleri kenetli ayrılmak istemiyorlar ama!!!

Yaşlı gözlerle boğazıma düğümlenen korkunç bir ağırlıkla annemin elini tuttum sıkıca. Çıktık kapıdan. Bakamadım bir süre arkama.

En son dönüp bakınca "75. Yıl Huzurevi" tabelasının altındaki sevgi selini görmenizi isterdim.

Hepsi el sallıyordu "Yine gelin, yalnız bırakmayın bizi"...

"- Rahatız iyiyiz.." diyorlardı ya insanın kendi evi, çoluğu çocuğunun yanı gibi olur muydu ne de olsa "el" olan insanlar. Can yoldaşı hepsi birbirine ama tutar mı asıl can ın can ların yerini...

Düşündüm uzun uzun...

Hüzün ve gözyaşı topladım herbirinden.

"Vefa, hürmet, sevgi ne?" Bir kez daha anladım.

Dört elle sarıldım anneme. Hep yanımda, yanıbaşımda olsun diye dua ettim sessizce.

Zaman öyle çabuk geçiyor ki; hayattan kattıkları kadar aldıklarıyla da söz ettiriyor.

Kapı aralıklarında, pencerelerde bekleyen bütün yüzler aynı birbiriyle. Aynı hüzün, aynı acı, aynı geçmiş çizgileri...

Bir genç kız giriyor kapıdan içeri. Bütün gözler üstünde.

Müdire hanımla görüşmek istediğini söylüyor. Pek hoş pek zarif, pek naif.

Ama dolu dolu ışıldayan gözleri. Sonra koridorda bir ses yankılanıyor çok eskilerdekine benzeyen çok tanıdık...

"Ferda Nine ye haber verin... Yeğeni gelmiş, Deniz i gelmiş onu götürmeye" diyorlar...

Vefa ve sevgi hiç kaybolmasın yüreğinizden ...

FERDA YALÇIN

(Aktarım anında Bu Yazı 455 kez okundu)


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


ANKET

Yeni İnternet Sitemizi Beğendiniz mi?

  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
1 Kasımpaşa 2 1 1 0 2 4
2 Beşiktaş 2 1 1 0 2 4
3 Galatasaray 1 1 0 0 3 3
4 Yeni Malatyaspor 1 1 0 0 2 3
5 Trabzonspor 1 1 0 0 1 3
6 Akhisar Bld. Genç. 1 1 0 0 1 3
7 Medipol Başakşehir 1 1 0 0 1 3
8 Fenerbahçe 1 0 1 0 0 1
9 Göztepe 1 0 1 0 0 1
10 Gençlerbirliği 1 0 1 0 0 1
11 Karabükspor 1 0 1 0 0 1
12 Atiker Konyaspor 1 0 0 1 -1 0
13 Bursaspor 1 0 0 1 -1 0
14 Medicana Sivasspor 1 0 0 1 -1 0
15 Aytemiz Alanyaspor 1 0 0 1 -2 0
16 Osmanlıspor FK 1 0 0 1 -2 0
17 Antalyaspor 1 0 0 1 -2 0
18 Kayserispor 1 0 0 1 -3 0
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
1 Medicana Sivasspor 34 17 11 6 24 62
2 Yeni Malatyaspor 34 18 7 9 7 61
3 Eskişehirspor 34 16 11 7 18 56
4 Boluspor 34 16 6 12 3 54
5 Göztepe 34 15 8 11 4 53
6 Giresunspor 34 15 8 11 6 53
7 Altınordu 34 14 11 9 8 53
8 Ümraniyespor 34 12 12 10 4 48
9 Balıkesirspor 34 10 12 12 8 42
10 Vartaş Elazığspor 34 12 11 11 8 41
11 Denizlispor 34 11 10 13 1 40
12 Manisaspor 34 11 9 14 -6 39
13 Gazisehir Gaziantep FK 34 9 10 15 -9 37
14 Adana Demirspor 34 8 15 11 -4 36
15 Samsunspor 34 9 9 16 -19 36
16 Sanliurfaspor 34 9 9 16 -8 36
17 Bandırmaspor 34 9 8 17 -9 35
18 Mersin İdmanyurdu 34 6 11 17 -36 26
    Takımlar O G B M Av P
1 Gümüşhanespor 26 17 4 5 27 55
2 MKE Ankaragücü 26 17 4 5 23 55
3 Hatayspor 26 13 7 6 13 46
4 Menemen Belediyespor 26 12 9 5 13 45
5 Karşıyaka 26 12 5 9 9 41
6 Niğde Belediyespor 26 11 8 7 8 41
7 Kastamonuspor 26 11 7 8 8 40
8 Sarıyer 26 10 8 8 4 38
9 Eyüpspor 26 11 4 11 -9 37
10 Etimesgut Belediyespor 26 10 6 10 5 36
11 İnegölspor 26 6 14 6 0 32
12 Aydınspor 1923 26 8 7 11 -4 31
13 Tuzlaspor 26 8 6 12 -8 30
14 Bugsaşspor 26 6 11 9 -1 29
15 1461 Trabzon 26 5 13 8 0 28
16 Tokatspor 26 6 10 10 -4 28
17 Kırklarelispor 26 4 9 13 -12 21
18 Kayseri Erciyesspor 26 0 2 24 -72 -1
    Takımlar O G B M Av P
1 İstanbulspor 26 17 3 6 21 54
2 Erzurum BB 26 14 7 5 23 49
3 Amed Sportif 26 14 6 6 13 48
4 Kocaeli Birlik Spor 26 13 6 7 6 45
5 Keçiörengücü 26 12 8 6 11 44
6 Sivas Belediyespor 26 11 9 6 9 42
7 Pendikspor 26 10 6 10 -1 36
8 Nazilli Belediyespor 26 9 8 9 -5 35
9 Bucaspor 26 11 4 11 -6 34
10 Zonguldak Kömürspor 26 8 9 9 2 33
11 Konya Anadolu Selçukspor 26 9 5 12 -9 32
12 Kahramanmaraşspor 26 7 10 9 -5 31
13 Hacettepe Spor 26 7 9 10 1 30
14 Fethiyespor 26 7 8 11 -6 29
15 Anadolu Üsküdar 1908 26 5 11 10 -10 26
16 Fatih Karagümrük 26 6 7 13 -9 25
17 Büyükçekmece Tepecikspor 26 6 5 15 -17 23
18 Ofspor 26 5 5 16 -18 20

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 19.08.2017 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
penti
yukarı çık