Ayakkabionline TR
Collezione TR
Collezione TR
FELSEFECİ PERİHAN TUNÇBİLEK

FELSEFECİ PERİHAN TUNÇBİLEK

Demokrasisi çürük olanın yoğurt yeyişi

Üniversitede türban serbestisi çıktı, kampüslere giriş biraz olaylı. Halbuki anayasa maddelerinde yapılan değişiklik kadınlara özgürlük getirecek, ezcümle bu mesele çözülecekti. Aslında yasa çıkmadan önce her şey daha güzeldi. Söylenen sözler büyüktü. Bu uzun mesele Cumhuriyet'in kuruluşundan başlatılıyor, modernleşme yanlısı kuruculara büyük vebal yükleniyordu. Bu konuda imzaya açılan "söz konusu özgürlükse hiçbir şey teferruat değildir" ile başlayan bildiri ise sevinçle karşılanıyordu. Şimdi daha da romantik hal alan türbana bakış, Radikal'in Cumartesi ekinde "dişi darbe" olarak adlandırılmıştı. Nur Çitay ise tarafların gazetelere verdiği "takır takır" beyanatlara takılmıştı. Halbuki Türkiye'nin modernleşme tarihini feminist literatürden okuyan herkes benzer cümleleri bulacaktı.

 

Gerçekten de Cumhuriyet kendi kadın tipini yaratmış, onu hem evinin kadını hem de eşinin yardımcısı yapmıştı. Aslında yeni devlet yeni millet kurma, ülküsü kadınlara seçme ve seçilme hakkı, medeni kanunda ve miras hukukunda düzenleme vs. getirmişti. Kadınlar eskisine kıyasla daha görünürdü. Gerçi bu kadın ne Batılı kadınlar gibi hoppa ne de Doğulu kadınlar gibi cariye olacaktı. Aslında kadınların Batı'da hoppa Doğu'da cariye olduğuna dair bir kanıtda yoktu. Yine de ortaya karışık, cinsiyetsiz bir şey çıkacaktı. Zaten kadınlar da çuvala sığmazdı. Ne kadar hak versen de doymazdı. Ama bu uygulamalar ne ilk ne de sondu. Kadınlar şimdi olduğu gibi o dönemde de milletin anası, erkeğin namusuydu.

 

Bildiri ne diyordu: Ötekilerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissedecek hukuki ve psikolojik ortam sağlanana, Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekten vazgeçilene kadar biz kendimizi mutlu hissetmeyeceğiz. Okununca güzeldi. Ancak sorunlar öyle miydi? Bir kere Alevi meselesi sadece ibadet evlerinin kültür evleri, ibadetlerinin de kültürel aktivite olarak görülmesinden daha derindi. Çünkü yüzyıllardır başkaları ne görürse görsün ibadetler her yerde yapılmıştı. Asıl sorun Alevilerin devletin söz ve yetki merkezinden uzak tutulup yoksulluk içinde yaşamaları olmuştu. Aleviler arasında şöyle elle tutulur bürokratlık, bakanlık, başbakanlık yapmış veya moda tabirle elit olmuş kimse yoktu. Öyle ki pek çok Alevi genç için sol örgütler ilk ve son kariyer merkeziydi. Bu gençlerin birçoğu o duvardan öteki duvarlara savrulmuş, hayatları kavrulmuştu. Dolayısıyla bütün bunlar gerçekleştiğinde bildiriyi yayımlayanlar mutlu olsalar bile Aleviler için uzun yol bitmeyecekti. Ayrıca türban sorunu Alevi kadınlar için de problemliydi. Onlar çene altı ve tepeye atılan düğüm, arkadan topuzlu yatıya hazır görünüm ve yaşmak modelini bilirdi. Genellikle istediği zaman örtünürdü. Bu yüzden de çevresi tarafından hor görülürdü. Kimi zaman komşularla yaşanan "olsun siz de insansınız, aramıza buyurun", aralarına buyurunca da "siz Müslüman değil misiniz" sözlerine gücenmezlerdi! Çünkü ülkemin yüzde 99.9 Müslüman olduğu bilinirdi. Bazı zamanlar ise mahalle baskısı düşündürücüydü. Özellikle mübarek günlerde dayanılmaz ikna ve özgürlük dağıtma gücü öldürücüydü.

 

Gerçi son hane içi işgücü anketleri bildirmişti. İşsizlik almış başını gitmişti. Atılan nutuklar, verilen sözler geçersizdi. Türbanlı türbansız kadınlar içeri girmişti. Beş buçuk milyona yakın ev kızı, evi bekliyordu. Aslında erkeklerin hali de kötüydü. Dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırı 2000 küsur, açlık sınırı 715'ti. Asgari ücretse görünmezdi. Bu durumda Ergenekonlara da şaşmamak gerekirdi. Çünkü demokrasisi çürük olanın yoğurt yeyişi böyleydi. Zaten Elkatmış da söylemişti. Şimdiye kadar 3000'e yakın mafya çökertilmiş, 20 binden fazla insan göçertilmişti. Yine de bitmemişti. Bazıları kendi geçim stratejisini çözmüştü. Kimisi televizyonlardaki mafya dizilerini, kimisi de gerçek mafyaların figüranlığını ekmek kapısı edinmişti.

 

Yoksul kadınlar

 

Aslında kadınlar kendi kararlarını, kendileri vermeliydi. Hangi nedenle olursa olsun başlarını kapatmalarına veya açmalarına saygı gösterilmeliydi. Asıl olarak kadınların dünyadaki toplam özel mülkiyetin yüzde 1'ine sahip olmalarına, toplam işlerin 2/3'ünü yapmalarına, toplam gelirin onda birini kazanmalarına, okuryazar olmayan toplam nüfusun 2/3'ünü oluşturmasına, ülkemizdeki yoksul kadınların yüzde 90'ını boşanmış kadınların oluşturmasına kafa takılmalıydı. Olmazsa yardım merkezlerin önünde birbirini dağıtan yoksul kadınlara bakılmalıydı. Ya da Avrupa Yoksullukla Mücadele Ağı'nın (EAPN) 2003 verilerine göre dünyada 200 kişinin sahip olduğu varlıkların, dünyadaki nüfusun yüzde 41'inin sahip olduğu varlıklara eş olmasına veya Dünya Gıda Programı'na (WHP) göre bu yıl yüzde 2 daha az gıda ihraç edecek yoksul ülkelerin yüzde 35 daha fazla ödemesine şaşılmalıydı. Bazen de ilk 100'ün içine katlanarak giren zenginlerimize sevinirken, züğürt çeneler yorulmalıydı. Bir gün bize de sıra gelir diye hülyalara dalınmalıydı.

 

Yine de erkekler devletin yetkili ve etkili mercilerinde otururken, kadınları kapı dışarı edilmesi insafsızcaydı. Ancak kadın-erkek eşitsizliğini yalnızca Cumhuriyet'in kuruluş tarihi ve felsefesine bağlamak, kadın hakları olarak verilen kazanımları yok saymak, Meclis'teki üç siyasi partinin desteğini alan çoğunluğa dâhil olmak, bu konuda atıp tutmak kolaydı. Zaten muhteremlerin bu kadar anlaşılır yoğun mesai içinde olmaları da anormaldi. Onlar yüksek zekâ gerektiren gizli işlerin kahramanlarıydı. Türban koyup beş almalı, asker cenazelerinde sıra sıra durulmalıydı. Norveç Nuh felaketine tohum saklarken, biz de insan soyuna kıran salınmalıydı. Böylece daralan istihdam rakamlarına çare olunmalıydı.

 

 PERİHAN TUNÇBİLEK: Kadın çalışmaları

 

 Kaynak: 09/03/2008 tarihinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.