Fatma Madi

Fatma Madi

Olamadık ! Olamıyoruz !

Biz ne olursa olsun takım olamıyoruz!

Bunu bir türlü beceremiyoruz.

Oyun içinde zaman zaman bireysel çıkışlar olsa da bunu ne tam bir maçta ne de bu tek tek parlayan oyuncularımızı  tam bir turnuvada toplayamıyoruz.  Maçı tabii ki oyuncular oynuyor ama kenar tüm her şeyi  oyunculara bırakıp, yenseler  teknik ekibin alameti farikası, yenilseler oyuncuların genç ve tecrübesizliğine bağlamamızı sağlama hakkına sahip olmamalıydı ama oldu!

Hep beraber unuttuk ki voleybol takım sporları içinde en çok takım oyunun oynandığı oyundu.  Kenarından sahanın içindeki her birey o takımın bir parçasıdır ve bu parçaların bir araya gelip bütünü oluşturmadığı  sürece  kaybetmeye mahkûmsunz.  Ha bir iki maçı oyuncularınızın bireysel yetenek ve inisiyatiflerinden kazanırsınız ama takımın tamamını ve turnuvaları  kaybedersiniz.

Saçma tercihlerinizin faturası jenerasyonlar arasında köprüler  kurmak yerine kurulu olanı da yakmak  olur.

Bir pasör sırf boyu diğerinden 1 cm uzun olduğu için takıma alınmaz kaldı ki o 1 cm kısa olan pasörün smaç ve blok yüksekliği kendineden 1cm uzun olandan nerdeyse 15 cm daha fazlaysa, bunu anca kendine yutturursun!

Ezgi Dilik  gibi kısa bir pasör çıkar ve sizin tüm bu söylediklerinizi yalanlar.  Evet voleybolda boy çok önemli bir faktör ama oyun zekası çok daha önemli. İki gündür bunu yazıyorum ve böyle devam ederse de yazmayı sürdüreceğim.  Açıkça kendimize  şunu diyemiyoruz;  biz hocayı dinleyen oyuncuları milli takıma aldık. Milli takıma  sakat olduklarını söylediğimiz ve ondan dolayı gelmeyen oyuncularımız değil miydi ligi sapasağlam bitirip tatile giden.  Ne oldu tatilde güneşlenirken  mi sakatlandılar? Yoksa Montreux  Volley  Masters’ta oynadıkları toplam üçer sette mi? Kimse kimseyi kandırmasın. Biz en yukardaki  TVF başkanından saha kenarındaki hocasına kadar takım olamadık.  İşte bundardır her yenilgi sonrası Ferhat Akbaş’ı eleştirmemiz. Çünkü o,  takımın en önemli parçası yani hocası olamadı.  Bir insana hoca olması için ne kadar şans verilebilir ki? Aklınıza gelen şansların hepsi tanındı.  Ama olmadı. Elindeki oyuncuların kariyerleri ve beklide egoları her türlü hocadan yukarıdaydı ve Ferhat Akbaş bunları yönetecek kapasitede olmadığı gibi   yanında  da ona destek olacak  kimse yoktu.  Kulüplerimizi eleştiriyoruz ya genç oyuncuları neden oynatmıyorlar diye ve bunu Ferhat Akbaş’ın yapmış olmasını da ayakta alkışlıyoruz ya işte orda kocaman bir yanılgı içindeyiz.

Milli takımda mecbur kalınmasa bu genç oyuncuların kaçı şans bulurdu?

İki?

Üç?

Beş?

On?

İki yıldır deneme tahtasına dönen milli takımda bu oyuncuların yarıdan çoğu olmazdı.  Şimdi olduysalar da bu takımı mecburen gençleştirdiğimiz içindir, yoksa  muhteşem spor vizyonumuzdan değil yani!

Çünkü bizim ülkece spor vizyonumuz   yok. Tüm olmayanlar bir araya gelince A Milli Takımlarımız oluşuyor.

Geleceğe yatırım geçmişi yıkmakla olmaz. Onun eksiklerini giderip üstüne koyarak olur.

Biz  vizyonu  teknik ekibimizin giydiği takım elbiselerden, eldeki teknolojik cihazlardan ibaret sanıyoruz.  Ama olmadığını her defasından çok acı bir şekilde görüyor yine de görmemzlikten geliyoruz. İşte bu çok daha vahim bir durum.

Bugünkü İtalya maçından sonra zannedersem Fatma Yıldırım dışında tüm oyuncularımızı çok rahat eleştirebiliriz. Hatta hocamızı oyuncuların kat kat fazlası eleştirebiliriz. Diyelim bunları yaptık. Yarınki Brezilya maçında ne değişecek? Brezilya’yı yensek ne değişecek? Hiçbir şey. Bazı kupalar vardır keşke hiç kazanılmamış olsalar dediğim. Futbolda Fatih Terim’in  Galatasaray’la aldığı UEFA kupası gibi.

Voleybolda Ferhat Akbaş’ın aldığı  Montreux ve Avrupa Oyunları kupaları gibi.

Galasaray’ın başarısıyla tabii ki taraflı tarafsız ülkece gurur duyduk ama o kupa nasıl kazanıldı ve bundan sonra ne yapılsa bunun devamı gelir?i hiç kendimize sormadık. Kupanın tek aktörü Fatih Terim’dir dedik ve Galatasaray’la  Milli Takım arasında bitmek bilmeyen Terim döngüsü başlamış oldu.  Yetmedi ülkenin futbol direktörü yaptık kendisini? Peki sonuç ? Şu an ülke futbolumuz ne halde ? Aynı şeyi Ferhat Akbaş’a yaptık. İki gereksiz turnuvada  Milli Takımın başında kupa aldı diye kahraman oldu ve ülke voleybolu en az on yıl geri gitti. Şimdi meyvelerini tüm turnuvalardan elenerek topluyoruz. 

Bugünkü maçla ilgili bir şey yazmak içimden gelmedi açıkçası. Yenildiğimiz için değil, yenseydik de maçı yazmayacaktım. Nesini yazayım ? Bizim yaşlı dediğimiz, sakat dediğimiz  ve takımdan gönderdiğimiz oyuncular tatillerden foto paylaşırken,  Del Core’nin molalarda gençleri nasıl kenara çekip ne yapmaları gerektiğini anlatmasını mı? Genç İtalya Milli Takımında işler az kötü giderse oyuna müdahale etmek için kenarda bekleyen ağır ablalarını mı?

Her şeye rağmen sahada mücadele eden tüm oyuncularımız kutluyorum.  Asıl ligde başlayacak olan mücadeleleri için de kendilerine şimdiden başarılar ve bol şanslar. Umarım kendilerini nasıl geliştireceklerini  onlara  öğretecek  antrenörleri ve idarecileri olur. Umarım iki sayı alınca ‘Ben oldum’  demez ve voleybol hayatları boyunca savaşmaları gerektiğini bilirler.

 Kulüp takımlarında önce kendileri için mücadele etsinler  ve formayı kazansınlar.  Sonrası ‘gelecek’tir.


MAKALEYE YORUM YAZIN
burak burak 25.06.2016

doğru söze ne denir, gerçekten çok güzel bir yazı, milli takım genç oyuncu yetiştirme yeri değildir, hak ediyorsa 37 yaşındaki oyuncuda giyer o formayı 17 yaşındaki oyuncuda, biz takımı resmen 22 yaş altı yaptık, dediğiniz bu takım ruhu e. ünal karabıyık zamanında çok güzel vardı, ne zaman bu adını hatırlayamadığım yeni başkan geldi başarısızlıklarda ardı ardına geldi, o koltukta oturmaya utanmalı bence federasyon başkanı, erol bey başarıya giden yolu gerçekten çok iyi biliyordu, onun sayesinde tesisler ve volebol liselerini kazandık, onun zamanında ilk defa olimpiyatlara gittik, eee böyle bir adam seçilmez ve gönderilirse bizede layık bu başarısızlıklar..

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.