sanalbasin.com üyesidir
depolama Engelli Erişim Cihazı Merdiven Tırmanma Cihazı Taşıma iletme Sistemi Uluslararası evden eve nakliyat Adak
reklam alanı
REKLAM ALANI
  • 08 Mart 2019, Cuma 11:23
FatmaMadi

Fatma Madi

Daktilo ile Bence öyleyiz!

Fi tarihinde her şeyimizi kalemlerle yazardık. Küçük not defterlerinin üstüne, kenarına iliştirilmiș kalemler ve bir fincan kahve görsek, eli kalem tutan biri oturuyor orada diye düşünürdük.

Kalemle yazmak geniş zaman işidir. Notlar alırsınız. Onları bir araya getirmek için oturup yazıyı en baştan kurgularsınız. Silersiniz. Karalar, olmadı diye kağıtları üçlük yarışmasına hazırlanan bir basketbolcu edasıyla onlarca kez çöp kutusuna atar bileğinizi ayrıca güçlendirirsiniz.

Yazının en hararetli yerinde kalemimizin ucu kırılır. İki dakika önce elimizin altında duran kalemtrașı bulana kadar yazının ısısı soğur, nerede kaldık diye bir göz atarken birçok sözcüğü yeniden yazarız.

Kalemle yazarken nefes almak için bahanelerimiz olur. Daha naif, daha düşünerek, daha sert, daha duygusal, daha eleştirel, daha içinde insan olan yazılarımız olur'du.

Daktilo kalemden biraz daha (sesinden olacak ki) her tuşta sözcüklerin beynimize yerleşmesini sağlıyordu. Hayatımda yazmaya dair iki şeyi hep çok sevmişimdir. Biri, usta birinin kullandığı daktilodan dans eder gibi sesler (bilgisayar klavyesinde çok iyi olsam da, daktilo ile aramızda resmiyetten midir nedir bilmediğim bir mesafe olduğu için çok kullanamadığım için belki de) çıkarması, o ahengi sağlayana hayranlık da diyebiliriz buna. İkincisi ise, kurşun kalem kokusu ki hâlâ en vazgeçilmezlerimdendir.

Şimdilerde daktilo ve kalemin yerini, sessiz, kokusuz, kağıt ihtiyacı ve israfı olmayan bilgisayar, tablet ve telefonlarımızın klavyeleri aldı. Özellikle telefonlarımızdaki hızlı klavyeler biz leb demeden leblebiyi yazdığı için ayrıca vazgeçilmezimiz oluyorlar. Kağıt, kalem, kalemtraș, silgi gibi bir sürü şeyi yanımızda taşıma derdimiz ortadan kalktı. Hemen pat diye yazıyoruz. Çaaattt diye paylaşıyoruz. Aklımızda o an ne varsa, içimizden ne geçiyorsa ertelemeden, kırık kalem, kayıp silgi derken tekrar bakıp ikinci hatta üçüncü kez düşünmeden, parmağınızın ucundan ekranımıza akıp gidiyor. Daha özgürüz şimdi! Kim tutar ki bizi!?

Hepimiz yorumcu, eleştirmen, yazarız.

Değil miyiz?

Bence öyleyiz.

Yazarken düşünmeye vakti olmayan bizler, okuyarak neden vakit kaybedelim?

Hepimizde bir yazma telaşı!

Kimseyi okumaya tahammül edemezken, insanların her yazdığımızın önünde eğilmesini beklememiz son günlerde (ilgi alanım olduğu içindir belki de) voleybol sayfalarında en çok dikkatimi çeken şeylerin başında geliyor.

Biraz durup düşünmeye, nefes almaya ihtiyacımız var. Bir kalem, bir kağıt, bir silgi ve bir fincan kahve ya da kutsal çay ile daha çok vakit geçirmeye ihtiyacımız var.

Ben denemeye başladım. Size de tavsiye ederim. En kötü kırtasiyeci arkadaşlara katkımız olur.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
NAMAZ VAKİTLERİ
ETİ
yukarı çık