sanalbasin.com üyesidir
  • 05 Ekim 2016, Çarşamba 23:17
BEKİRYALÇINKAYA

BEKİR YALÇINKAYA

Neler Neler Var Bizde!

Birisi, bir zamanlar bir şiir okuyordu. Televizyonu geç açtığımız için de o gün sadece ‘Hahh Haaa.. Hihh Hiii.. Hohh Hooo!’ bölümüne yetişmiştik. Bir de malûm mantıkî fetvaya. Galiba Atatürk’ün 72. ölüm yıldönümünün hatırına 10 Kasım’ı dillendiriyordu. Diyordu ki: “şimdilik Mustafa Kemal’in M’sini okudum. Yarın da K’sını da okurum.”

Demek ki taksitli/ciliğimiz Mustafa Kemal’e kadar gelmiş. Okuyan şair olsa bari.. Taksidine alkış tutarız, ama şair-mair de değildi.. Buna rağmen Uyuşuklar Cemiyeti’nden bol bol alkış topluyordu.

İşte bizim en büyük illetimiz olan Alkış Geleneği’miz; ne yazık ki şiirin yerine nesirin revaçta olduğu ve şair yerine mairlerin cirit attığı son yıllarda öylesine arttı ki, afedersiniz, sokakta öküz böğürse alkışlayacağız. Öküz ki, hiç olmazsa can özünden, bildiği ve huy verildiği gibi böğürüyor. Böğürüşünde bir aykırılık falan da yok. Gayet makûl, gayet normal, olması gerektiği biçimde böğürüyor.

Ya biz, Eşref-i Mahlûkat sıfatlı ve şu müşerrefliği malûmlar neden hep aykırı sesler çıkarmayı yeğliyoruz. Gitgide edebi sıfatlarımızı bir bir yok ederek, birbirimize hakarette Ahi’lerimizin kuşattığı şed misali ‘Yamak, Çırak, Usta’ misalinden derecemizi artırmada bir beis görmüyoruz. Omurgası malûmken omurgasız durumuna getirilen bir riyaset makamı, siyasî alışverişini dil kopartmaya yahud küfürbazlığa kadar indiren bir muhalefet hırçınlığı, memleketi idareye talib bir particilik müessesesinde ya tekme tokat ikbâl kavgası, ya da alavere-dalavereyle daha dürüst parti mensublarını saf dışı bırakma.. Hapşırma, öksürme, tıksırma, köpürme ve sair gripalliklerle tepeden tabana bir yeni yeni gelenek bozukluklarına itiliş-kakılış. Partiler içinde bölünme, partiler arasındaki nezaketi yok etme, partiye sâdık kesimlere de sirayet etmek suretiyle uhuvveti yaralıyor. Hoşgörüyü zedeliyor. Kutublaşmayı işin cahillerine kadar indiriyor. Muhatablarımız böyle hâllere müsebbib olsalar ve hak etseler dahi, ahde vefayı bir anda tepelemek hoş değil. Siyasî cebelleşmelerde düzgün ifadeler yerine habire birbirimize toplumun hem edebini, hem de siyasî ricallere bakışını bozucu bir öfkeye sarılmak yakışıksız. Hele ki durmadan Meclis çatısı altında da bölücülük gayesine matuf lüzumsuz hak iddialarında bulunanlara, işte bu alışkanlıklarımızdan taviz vermek ve kendi derdimiz hasebiyle etrafımızdaki olup bitenlere dönüp bakamamak büyük zaaf.. Hâl böyle olunca da ülkesini, ceddinin imanî zenginlik ve insanî güzellik içinde kin nefret, kibir ve fitneden uzak bir İslâmî hareketine rağmen, neslinin en berbad bir İdare-i Maslahat ile yönetmede bir beis görmeden milletin Beyt’ül-mâl’in tıkına tıkına eski mesleği Çiçek Sulama Sanatı’nı bu defa Meclis’te Hanımefendi vekillerde tekrarlaması bile âdeta anormal beyinlerden cemiyete nükseden bir normal fikir fevkinde görülüyor. Ki her kötü emsalli netice işi; sivil olup adaletin temelini teşkil eden hukukçuları takmamaya, asker olup Cumhur’un makamını temsil eden Başkomutanı tanımamaya kadar ilerletiyor. Böylece en büyük zaaflar, büyük birer ayıbları besleyip büyütüyorlar. Sonra da bu çirkin, adi ve pervasız tavırlar vatan sathındaki milyonların önüne ‘Hak, adalet ve Hürriyet Arayışı’ biçiminde sürülüyor, sürüldüğü andan itibaren de kendisine sahib çıkacak taraftarı da bulabiliyor.

İşte; hâl ve hâllerimiz böyle olunca da, hani içimizden bir şeyler icad edeceğiz ya, birisi de çıkıyor, Mustafa Kemal şiirini parça parça önce M, sonra K ile okumaya kalkabiliyor ve bu adama da Şair diye şakşaklarımızla itibar ediyoruz..

Keşke, saçmalıklarımızın dozu bu kadarla kalsa.. Berbad mecralardan fışkıran her çirkeflikten içe içe beslenip büyüdüğümüz lânet olası nefsî nokta işte şu olmuştur; ”Doğduk, Tekbir’siz aldığımız adımız Ad’dan değil.. Yetiştirildik, yetiştirildiğimiz cenahlarda bizim edebimiz, bizim adabımıza yer yer yoktu. Bunun için de şeklimiz şemalimiz haricî unsurları taklitten ibaret kaldı.”

Koskoca Adam olduk; Zannet ki adamız. Makamımıza çağırdığımız babamıza sadece Adam olduğumuzu göstermek için Koltuklu Makam emriyle hükmettik.

O bedenler ki, haşâ Allah (cc)’a Şükür ve Peygamber’ine biatını gösterecekken İman’a ve İslâm’a elvermez bir iç boşluğuna düşüp; fasulye sırığı kadar bile tabiatına dik duramayan kazıklar biçimine döndürüldüler.

İşte İslâm ülkeleri bugün ne çekiyorlarsa, kendilerine has ve Asr-ı Saadet ölçüsündeki bir hayatı umursamamalarından yahud da terketmelerinden çekmektedirler.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


Bekir Yalçınkaya Bekir Yalçınkaya 06.02.2018 19:24

Yeni TÜRKMEN Türkümüz: “EL’de AYNA KAŞ’ta CIMBIZ! ADANA’ya Geçti Bir KIZ!. GÔRDÜN MÜ?” Bekir YALÇINKAYA Mukallid bir cemiyet teşekkülünde yer alan her ferdimiz, ne yazık ki gün gün Öz Türkçe’den sıyrılıyor ve cümle kurmakta öylesine hatalar yapıyor ki işte bu hâl insanı kahrediyor. Bu hâlden kurtulmak için önce ülkenin şooo böyyyükk başlarından sayılan Prof’ları var ya işte onlar kendilerine bir çekidüzen vermeliler.. Niye? Çünkü Mukallid Cemiyet’in baş müsebbibi bunlar.. Son zamanlarda, özellikle de son birkaç yıl içinde Ülke TV’larında gazeteci-yazar-araştırmacı vesair öylesine yorumcu çoğaldı ki, aralarına ara ara da Prof’lar, Doç. Dr.’lar, Uzmanlar, Tarihçiler gibi vesair çoğunluk katılmak suretiyle Memleket Meseseleri’ni konuşuyorlar habire.. Haaa.. Ekranlarda ilâç niyetine şalgam suyu, lahana turşusu, üzüm-elma sirkesi veya ıspanak ezmesi, turp pürçü de satan doktor kesimi furya.. amma işi uzatmayalım..dönelim esasa.. Peki o memleket meseseleri ziyadesiyle neyin muhtevası.. Yani onların diline göre İÇERİK’i ne âlemde.. Varsa siyaset, yoksa siyaset.. Hattâ bunların konuştukları siyaset de değil; Her zaman hatırlattığım POLİTİKA.. Politika’nın ne berbat bir CAZGIRLIK MAHARETİ olduğunu birçok defalar da makalelerimizde işledik.. Yinelemeye gerek yok.. Merak edenler; bunu bir ünlünün; yalanından yalan tarifini bir zahmet, politikayı bırakarak OKUMA zahmetine katlanırlarsa ‘ATIYORUM’dan da kurtulurlar.. SİYASÎ hafifliğin daniskası ÖNGÖRÜ’den de.. *** *** *** Geçenlerde, hayatımızın GÜL’leri hâline gelen -ötekiler bir yana da- ÜLKE’miz TV’larından birinde, DR. Nahiye Taşer namlı Hatunu şöyle birazcık dinleyeyim dedim.. Zira ÜLKE bizimdi nasıl olsa ya, ÜLKE’mizde ÜLKE’lilere eksik-yanlış falan olmazdı.. Derken dinlediğimiz Hatun Dr. sanki, koydukları ARTI-EKSİ proğramı adına münasib ola deyu dedi ki; ‘Gencin Yetenek ve kabiliyetlerine (!) göre..” Yetenekle Kabiliyet birdi de Kaa’nın ikinci a’sı nirede.. Haydaaaa.. Buyur buradan yak.. Hani gencin ahvâlini analiz ediyorduk ya.. Galiba mübarek hatun da genci TEST ediyordu.. İyi ki ELEKTRİK filân aldım demedi.. Şükür.. Niye Şükür? Çünkü ELEKTRİK ala ala öyle çarpılan bir cemiyet hâline geldik ki.. Değme gitsin.. Geçelim.. Tam da Dr. Hatun’un ‘Yetenek ve kabiliyeti’ne uygun birisi bir başka TV’da bir şeylere VURGU YAPIYOR’du.. Bir başkasında bir ötekisi; dakikalarca konuştu konuştu, sonra döndü dolaştı lâfın berisini, gerisine; ‘Diye Düşünüyorum’la bağladı.. Biz de BİRi’leri çok ya.. Hâşâ, Allah’ın gücüne gitmesin.. Öteki Biri de galiba İSPAT yükü sırta ağır geldi ki KANIT’la dedi. Bir diğeri ŞÂHİD diline acı geldiğinden TANIK diye Biri bir ibare hortlattı.. TANIK’tan K’yı atanlardan Biri de TANI emrini TEŞHİS’dir diye yutturmaya çalıştı.. Yutalım mı? Neyin sorusu bu? Biz bunları yutalı kaç yıllar oldu beyim.. Bunlar haydi neyse de, şu dilimizdeki acaib sürçmeler.. Biri’lerinin sözleri gibi işlerini ‘MASAYA YATIR’maları ve deyip durduklarının ‘ALTINI ÇİZME’leri, üstüne dizmeleri.. Hey gidi Hâtiblik Sanatı ve Öz Hitabet Ka’abiliyeti heyyy.. ‘Ne oldu sizlere.. Diken oldunuz özlere..’ Yooo.. Sizlere bir şey olmadı, olan; adamların irad ve ishâl ettikleri YENİ TÜRKÇE berbadlığında Hakikî TÜRKÇE’ye oldu.. Peki bunlar şimdi.. Bin yıl üstü konuştuğumuz ibare, üslûb, dil geleneği ve tarihî kültürümüze rağmen yeni bir Kekeme Dil icad ettilerse gerçekten daha ehil, daha verimli konuşan ve faideli bir Cemiyet mi teşekkül ettirdiler?? Soru??+Sorgulama!!=YANIT Evet.. Cevaba lüzum yok, YANIT’ını veriyoruz.. TV ekranında altyazı olarak geçen ve UYGUN’luğu anlatalım derken; TBMM Başkanvekili Ahmet Aydın’ın; ‘Makûl düzeyde kullanılmayacak’ sözündeki Makûl’u Maktûl (Katledilen) alt yazı hâline sokanları, onların DİL TEPESİ’yle TAKTİR edebilir miyiz? Taktir’in İ’sinin şapkası da var amma boşverelim şapkaya, mapkaya.. Yoksa sonra Mübarek Türk Dil Kurumu’muz ne der bize.. Diiiii mi? Çünkü sahibine göre TAKTİR; Kullanan kesimin meâliyle; ‘Kıymet verme.. Beğenme, değer biçme, değerini kıymetini, lüzumunu anlama yani bir de Ezelde Allah’ın olmasını istediği şeyler.’ değil de ‘Değer verme’ iken niye Makûlu; Maktul gibi, Takdîri; Taktîr olarak kullanıyoruz.. Çünkü; Takdîr’i Taktîr’in yerine kullanan O’ Kafa ve O’ TEPE Mantık, onu böyle anlıyor ve böyle söylenmesi-yazılmasına da hiçbir müdahalesi olmuyor.. Peki, esasen Taktîr’in manâsı ne; ‘Damla damla akıtma, dökülme..’ Yukarıdaki birkaç kelimeler ve ibareler, bugün ‘Kaş Yaparken Göz Çıkaran’ toplumun ancak Deve’de Kulak’ca kullandıkları bir hayli saçma-sapan sözün birkaçından ibarettir.. Varın, TDK Lûgatı’na bir bakın.. Daha neler nelerle konuşmayı MAHARET’ten sayan bir TOPLU’m olmuşuz.. Şayet bir cemiyet; Durmadan yaptıklarının ALTINI ÇİZMEK ve hattâ işlerini güçlerini iki de bir MASAYA YATIRMAK’la meşgûl olup üstüne de Şekerli Kahvesi’ni yudumlaya yudumlaya iki de bir DİYE DÜŞÜNME’ye dalıyorsa vayy hâline ki.. Vayy.. Vayy.. Neyse.. Fazla söze ne hacet.. Anlayabileceklere anlattık.. *** *** *** Hâl böyle olunca da Dil’i bozulmuş bir milletin içinden lüzûmunca konuşamadığı için; TBMM Başkanlık Divanı Üyeleri’nden CHP'li Kâtip Üye Elif Doğan TÜRKMEN’imiz de sözünü mektuba bağlıyor ve birkaç kelime yerine Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU'nun ADANA mitingine katılacak seçmenlerine 1 Milyon 200 bin TL’lik Davetiye Mektubu postalamak zorunda kalıyor.. Kalıyor da, iş açığa çıkınca buna nasıl bir cevab veriyor dersiniz; “Haberim yok. Mesaj, ara ara da mektup gönderiyoruz. Kimden kaça aldıklarını hiç bilmiyorum. Henüz öğrendim. Çok çok üzüldüm. Çünkü Meclis’teki tuvaletin ışığını bile söndürürüm. Gerçekten şok oldum. Keşke uyar’salardı.. (Acaba farkında olmadan mı bana uyar demeye getiriyor. İKAZ’a ne oldu?) Bugüne kadar kimse söylemedi. Bu hizmetin bu kadar pahalı olduğunu bilsem kullanmazdım. Bundan sonra kontrol etmeden zaten kullanmam.” Aboooo.. Ne kadar da, önce MASAYA YATIRILACAK, sonra da ALTI ÇİZİLECEK bir DİYE DÜŞÜNCELİ mesabesinde TATLI KAZIKLI bir açıklama değil mi? Yani.. Hatun da; ‘Toroslar’ın Yayla Yolları’nı tepe tepe ADANA’ya geçip giden Bir Kız masalı ne kadar da Tatlı Rüyalı değil mi? Hele hele çeşitli bahanelerle GSMH’ye verilen 2 Tirilyonluk zarara uydurulan Muhatab Parti kılıfları içinde Kemal Ağa’nın; TBMM’nin Harcama Yetkisi’ne VURGU’lu sözlerinin tadı vallahi Baldan da Tatlı, Pekmez’den de.. Hatun’lar senin vergilerinle verdiklerini YETKİLİ kepçeyle yesin, sen kaşıkla yala/Tadın damağın karışsın Anzer Bal’a.. Ne kadar Çatlak Ar Damarlı bir dalga-dümen.. Birkaç kelimelik mektuba bu kadar Bol Para.. Şu kadar Büyük Millete küçücük bir Pardooonn’la alay üstüne alay, dalga üstüne dalga.. Öyle yaaaa.. Anla ‘Bidon Kafalı..’ Anla ‘Göbeğini Kaşıyan Adam..’ ..Ve ey millet.! Gördünüz mü saçma-sapan kelimelere sığınarak yaptığınız konuşmaların bedelini.. Zevki nerenize vurdu, acısı nerenizden çıktı.. Siz Dil Kültürü’nüzü kaybetmekle; 1-CHPliler’in dilinin tutulmasına 2-Hatun vekillerince milletin hakkının yutulmasına sebeb oldunuz ..Ve; 3-Yarın Laik Demokrat ve Atatürkçü bir Ana Muhalif Parti’nin EVET çoğunluğuyla Hayır’ından Hayr çıkmayıp seçimi kaybetmesine de sebeb olacaksınız.. Yazık değil mi TÜRKMEN Hatun’lara.. Şaka bir yana, bu aralar milletce +’sıyla birlikte ‘Bir Trilyon +filânlık O Mektup Parası’ ADANA’ya Gitmeseydi Kime Gider ve Ne Kadar Eder’ mişle meşgûlüz ya.. Hesab-Kitab etmişler ki şöyle ediyor muşş.. -1379 Asgarî Ücret, (Ne garibanlar sevinirdi değil mi?) -600.000 Ekmek, (Ne mazlumların karnı doyardı değil mi?) -370.370 Lt. Benzin, (Toplu Taşıma Tasarrufu’na ne gerek. Millet tasarruf ederdi değil mi?) -İstanbul'da 7 Lüks Daire, (Haaaa.. Biri bize düşmese de ikisi O’ vatandaş Gök ‘neli Ergun’a düşebilirdi değil mi?) -60 Otomobil, (İthalata ne gerek var.. Halk azıcık yerliye binerdi değil mi?) -2.116 Cumhuriyet Altını; (Para Cumhuriyetcilerin mektubuna gitmez, Kuyumcu’ya gelirdi değil mi?) -23.529 Tüpgaz, (Eskinin kuyrukçuları bir hatırlasınlar.. Ne kuyruğu birader değil mi?) -62.500 Kg. Dana Eti, (Siz hesaplayın artık.. Kaç hırsızımız daha Karda Mangal yapabilirdi değil mi?) -2 VIP Helikopter, (Uç babam uç.. Ardahan ne ki, Adana ne ki,taaa Persilvanya’ya kadar uçulurdu değil mi?) Nasıl.. Bir Kötü Kazığa binbir türlü İyi Hesab.. Fena değil diiiiii mi? HAYIR’ınız HAYRlı olsun ‘Göbeğini, -Pardonnn..- Mektubunu Şişiren Hatun’cuklar..’

YAZARLAR

tümü
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık