Sol, feminizm, yoksulluk!

Yeni moda yoksulluk ekonomik olgunun ötesinde, sosyal, politik ve kültürel çok bilinmeyenli bir denklemi içeriyor. Özellikle tek kişinin çalıştığı evlerde, ki istihdam yapısı genel olarak buna göre planlandı, erkek çalışıyor, kadın evde iş yapıyor. Çocuk ise sokaklarda kendi başına büyüyor

Sol, feminizm, yoksulluk!

Haber: PERİHAN TUNÇBİLEK

Dünya 21. yüzyılda en zengin dönemi yaşarken, yoksul insan sayısı da en fazla dönemini yaşıyor. Aslında yoksulluk çağlar boyunca olmuş, yoksulluğu azaltacak çeşitli politik yöntemler denendi. Ancak “ilk yoksulluk” yasaları 16. yüzyılda I. Elizabeth döneminde İngiltere’de çıkarıldı. Sonraki yüzyıllar yoksulluğun Aydınlanma felsefesine uygun olarak çağa ayak uydurduğu döneme denk düşer.

Şöyle ki; Aydınlanmayla birlikte sosyal yapılar çözüldü, feodalizm sosyal olarak olmasa bile siyasal olarak söndü. Sanayileşmeyle birlikte şehirde yaşayan birey geçmişte alışkın olduğu yaşam fikrine küserek kendine ve ötekine yabancılaştı. Kafası karışmış yabancı birey, kavramları da karıştırarak, uygarlık, kalkınma ve çağdaşlaşma fikirleri politik ve ekonomik örgütlenmelerin içine yoksulluğu azaltıcı faktör olarak sokuldu. Yani adı! sosyal politika olan sistem böyle icat edilmişi, yoksulluğu temelli ortadan kaldıracak eşitlik fikri unutuldu. Sonraları Avrupa toplum modeli olarak anılan sosyal politika uygulamaları emek-sermeye çelişkisini unutmaya/uyutmaya yönelik tasarlandı. Ancak

zamanla mızrak çuvala sığmadı neoliberal sistem son 20 yılda aradığını buldu. Bu yazı Aydınlanma felsefesini yanlış okuyan insanın şimdilerde sol ve feminizm üzerine yaşadığı kafa karışıklığına ışık tutmak amacıyla yazıldı.

Şöyle ki;

Sosyal politikanın kapitalizmle ilişkisi: Sosyal politikanın oluşmasına kaynaklık eden ticarileşme ve metalaşma, kapitalizmin birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkilerini yumuşatarak, kâr sürecini insani ve toplumsal açıdan sürdürmeyi amaçlar. Yani kapitalist düzende sınıflar arası eşitsizlik ile devletin sağladığı sözde eşitlik arasında bir gerilim vardır. Ancak bu gerilimin sosyal politikanın yaygınlığı ve uygulanabilirliğiyle ortadan kalkacağı varsayılır. Bu minvalde devletin uyguladığı sosyal haklar kapitalizmin fikir olarak bölünmeden ayakta kalmasını amaçlar. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrası uygulanan refah devleti uygulamaları kapitalizm açısından en başarılı çalışmadır.

Söz konusu refah uygulamaları

30 yıl sürmdü, Örnek Avrupalı insan/erkek eğitim, sağlık ve işsizlik devlete aitken; sosyal haklardan öncelikle kendisi faydalandı.

O çalışırken tam zamanlı ve düzenli iş kuralları oluşturulmuştur. Bu dönem Fransız İhtilali’nde olduğu gibi devlet riskleri yurttaşları arasında dağıtarak sosyal sözleşme imzalamıştır. Bu yeni dönem sözleşmede de ilk krizde sermaye güvence altına alındı.

Sosyal poltikanın sonu, neoliberal dönem: Son 30 yıllık liberal dalga ise teknolojik, iktisadi ve kültürel alanda ön plana çıkarak, başarı ve başarısızlığı, yoksulluğu ve zenginliği sınıflar arası çelişkinin ötesine taşıdı. Bu dönemde gelişen kapitalizm veya küresel sermayenin yeni icadı esnekleşmedir. Artık modası geçen sosyal sözleşme, sosyal devlet rafa kalkmış, her şey sıkılaşırken sadece birey her konuda esnekleşmiştir. Çalışma hayatında esnek ol, adam ölmüş esnek ol, yoksulluk var esnek ol, kadın ticareti yapılıyor esnek ol, dünyanın en büyük sanayisi pornografi esnek ol, savaş çıkmış esnek ol, küresel ısınma var esnek ol, insan hakları tükenmiş esnek ol, çocukların geleceği yok esnek ol. Bitmeyen bu listede esneklik önplandadır.

Sistem esnekleşirken insan da değersizleşir. Değersiz insan KÂR için bütün risklerini bu sefer açıktan sırtına yüklendi. Devlet ise kapitalizme taraf olduğu bu sözleşmede; şeytanın Hz. Adem’e yedirdiği elma misali köşesinde beklemektedir. Artık ona(devlete) iş kalmadı. Bundan sonrası birbirini boğazlayan insana aittir.

Konuya dönersek; esnek çalışma hayatı işsizlik oranını ve süresini artırırken, aynı anda kayıt dışı faaliyetleri ve kendi hesabına çalışma ön plana çıktı. Bundan böyle çalışma yaşamı sürekli iş bulamayacak, az ya da çok düzeyde yoksulluk çekecek ve sürekli büyüme eğilimi gösteren büyük bir kalabalığı ifade etmektedir. Standart iş yasaları ise daha az işçiyi kapsayarak ettiğini çeken sendikaları da gözden düştü.

Yoksulu anlamak için zengini anlamak: Peki tüm göstergelere rağmen yoksulu anlamayanlara ne diyeceğiz? Onlar için formül basit. Öncelikle yoksulu anlamak için önce zengini anlamak gerekiyor. Bunu da maddeler halinde sıralayacağız. Avrupa Yoksullukla Mücadele Ağı (EAPN) verilerine göre:

1. Dünyada 200 kişinin sahip olduğu varlıklar dünya nüfusun yüzde 41’nin sahip olduğu varlığa denk düşüyor. Yani dünya nüfusunun 6 milyarın üstünde lduğunu düşünürsek, nerdeyse 2,5 milyar insan 200 kişi ile aynı servete sahip görünüyor.

2. En zengin yüzde 3’lük kesimin serveti azgelişmiş 43 ülkenin GSMH’sını aşıyor. Hülasa azelişmiş 43 ülkenin nüfusunu alt alta yazıp, o ülkedeki gelire bölersek, yüzdelik dilimin neyi ifade ettiğini görmek mümkün. Üstelik yüzde 3 servetini kendi için harcarken,

geriye kalan 43 ülkenin zengini yoksuldan daha da fazla alıyor.

3. Dünya nüfusunun en zengin yüzde 20’lik kesimi dünya servetinin yüzde 84’ünü, ortada kalan yüzde 60 dünya zenginliğinin yüzde 14,6’sını alıyor. En dipte kalan yoksulların oranı ise yüzde 20. Bu kesim dünya servetinin yüzde 1,4’ünü alıyor. Bakın yan yana koyalım. En zengin yüzde 20’lik kesim dünyadaki servetin yüzde 84’üne sahip, en yoksul yüzde 20 ise dünyadaki servetin yüzde 1,4’e sahip. Ama ortada kalan yüzde 60’ı yüzde 14,6’ya böldüğümüzde çıkan rakam matematik dehasını zorluyor.

4. Peki başka bir şey söylemeye gerek var mı? Var. Kadınlar dünyadaki toplam özel mülkiyetin 1/100’ine sahip. Hâlbuki kadınlar dünyadaki toplam işlerin 2/3’ünü yapıyorlar. Buna rağmen kadınlar dünyadaki toplam gelirin 1/10’ini kazanıyorlar. Çünkü kadınlar dünyadaki okur yazar olmayan toplam nüfusun 2/3’ünü oluşturuyorlar.

Bu yüzdelik ifadeler ortadayken kapitalizmin sınıflar arası varlığını sürdürmek için her yurttaşın ortak olduğu ve bu sayede herkesin aynı koşulları yaşadığı fikrini nasıl sandırıyor? Cevap: Pazardan alınan 20 liralık çanta ile Nişantaşı’ndan alınan 4 bin liralık çanta kişinin temel hak ve özgürlüğü olarak kullanılıyor.

Biz yine de dünya nüfusunun yüzde 80’ini oluşturan yeni yoksulluk üzerine kafa yormaya devam edelim.

Eski yoksul, yeni yoksul

En genel anlamıyla eski yoksulluk, bireyin beslenme, barınma, eğitim ve sağlık gibi temel gereksinimlerini karşılayamaması veya toplumsal standartların gerisinde kalması ya da yaşamın gerektirdiği imkânlardan yoksun kalması anlamını taşıyor. Aslında salt gelir yoksulluğu ile açıklanmayan, toplumsal kaynaklara ulaşamama, yaşama katılamama,

evde çeşitli engellerle karşılaşma, insan olduğunu unutma ağırlıklı olarak “evde yaşama”

eski yoksulluk deniyor.

Yeni moda yoksulluk ise ekonomik olgunun ötesinde, sosyal, politik ve kültürel çok bilinmeyenli bir denklemi içeriyor. Özellikle tek kişinin çalıştığı evlerde, ki istihdam yapısı genel olarak buna göre planlandı, erkek çalışıyor, kadın evde iş yapıyor. Çocuk ise

sokaklarda kendi başına büyüyor.

Bu aile boşanma veya kocanın ölümüyle felakete uğruyor. Bu durum ise yoksulluğu çalışmaya veya çalışmamaya bağlı olmaktan çıkarıyor.

Kadın: Hak ettiği eğitim ve istihdam olanaklarına katılamayan, siyasi söz ve karar alma süreci içinde yeri olmayan, yoksulluktan daha fazla etkilenen, eskiden olduğu gibi yoksulun da yoksuluna deniyor. Çünkü her durumda sınıf dışı, under-class, öteki berikinin annesi, bakıcısı, temizleyicisi. Evinde zor koşulurda itilip, kakılıyor, derin çaresizlik ve endişe yaşıyor.

İşte her şeyi de devletten beklemeyin, feminizm ve sol nedir diyenlere sormak gerekiyor. Devlet ne iş yapacak? Erken dönem kapitalizmin soysal sözleşmesi, altın dönem

kapitalizmin refah uygulamaları ve yeni neo-liberal düzenin esnek politikaları kadını içine almıyor.

O zaman başka üç soru: Neden hep kadınlar yoksul kalıyor? Niye feministlere ve solculara kızgınsınız? Siz kimden yanasınız?

Bilgi: 29/07/2008 tarhinde Radikal Gazetesi'nde yayınlanmıştır.

Perihan Tunçbilek: Araştırmacı yazar yazıları için tıkla!



HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

SON DAKİKA HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

EN BAŞARILI HABER SUNUCUSU!