sanalbasin.com üyesidir
reklam alanı
REKLAM ALANI

Selçuk Üniversitesi'nde yaşananlar doğru mu?

Sosyal medyada Hasan Mor adlı vatandaşın YÖK hakkında yazdıkları çok çarpıcı. Noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz...

Selçuk Üniversitesi'nde yaşananlar doğru mu?
  • 03 Ağustos 2016, Çarşamba 1:33

Yeni Yüzyıl Gazetesi'nin internet sitesinde yayınlanan bu haber büyük yankı uyandırdı.

Sosyal medyada Hasan Mor adlı vatandaşın YÖK hakkında yazdıkları çok çarpıcı. Noktasına virgülüne dokunmadan yayınlıyoruz...

..............

Yeni Akit Gazetesi takip ettiğim bir gazete değildir; bir arkadaşımın bahsetmesi üzerine aşağıdaki yazıyı okudum.

Önce “YORUMSUZ” paylaştım; fakat yazıda bahsi geçen şahıslardan Yavuz ATAR ile ilgili benim de şahsen hatırı sayılır nispette bilgi ve görgüye sahip olmam hasebiyle, söz konusu yazıyı “YORUMSUZ” paylaşarak yakinen bildiklerim ve hatta yaşadıklarımı dile getirmemeyi “sorumsuzca” bir davranış olarak düşündüm ve vicdanıma yediremedim.

Yavuz ATAR’ı ben fakülteye ilk intisap ettiğim zamanlarda Milli Görüşçü zannetmiştim. O zamanlar fakülte yönetimi ile “arası iyi değildi”. Yönetim kendisi ile yakın olmaya sıcak bakmamaktaydı.

Bendeki kronik bir haleti ruhiye olan “müesses nizamın-otoritenin-gücün” buyruklarına “müzmin muhalif olma” temayülü yine galebe çaldı ve o zamanlar bir tecrit hayatı yaşayan Yavuz ATAR’a yakınlık gösterdim.
Anayasacı olması hasebiyle de memleketin “sistemsel sorunları” üzerine konuşmalar yapmaktaydık.
Derken 28 Şubat gelip çattı; demokrasi ve hukuk dışı baskılar, başörtüsü meselesi yine akademik sohbet ve hatta mutabakat konularımızdan oldu ve zamanın akışı içerisinde bayağı bir dost olduk.

Daha sonra AKP iktidara geldi; üniversitede de rektör değişti ve Yavuz ATAR yeni dönemde üniversite yönetiminde oldukça etkin oldu.
Yavuz ATAR’ın Cemaat’ten başta Sami KARAHAN, Mehmet AYAN, Ömer ULUKAPI olmak üzere yakın dostları vardı. Ayrıca bu arkadaşların MİMOZA adında bir yayımcılık şirketleri ve ortak bir de Avukatlık Büroları vardı.

Üniversitenin yeni yönetimi, bu arkadaşların her birini önemli idari konumlara getirdi.

Cemaatçi kimliğini AYAN beyan ortaya koyan Sami KARAHAN, 2006 yılında stratejik bir kararla İstanbul’a giderek, önce İstanbul Ticaret Üniversitesine geçti. Daha sonra ise bir yolunu bulup, kanunu dolanarak önce Selçuk Üniversitesine geri döndü. Mehmet AYAN’ın dekan olduğu bir yıllık süre içinde kendisini Konya’da hemen hiç görmedik. Belki bürosuna gitmiştir. İlerleyen zamanda her nasılsa, Marmara Üniversitesine geçtiğini öğrendik.

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesinde de cemaatçi kimliğini fazla ön plana çıkarmAYAN Mehmet AYAN Fakülte Dekanı; Ömer ULUKAPI da, Üniversite Genel Sekreteri yapıldı.

Yavuz ATAR, Kamu Hukuku Bölüm Başkanı oldu.

YANİ "MİMOZA EKİBİ" FAKÜLTENİN YÖNETİMİNİ TAMAMEN ELE GEÇİRDİ.

Böylece Hukuk Fakültesi ve Hukuk Fakültesinin üniversite yönetimi üzerindeki fiili asimetrik dominant etkisinden dolayı Selçuk Üniversitesinde TAM BİR CEMAAT İSTİLASI başladı.

Selçuk Üniversitesi rektörlük seçimlerinde Süleyman OKUDAN’ı destekleyen Milli Görüşçü, kısmen Ülkücü vs. diğer bütün kesim mensupları hep şahsi konum ve statülerine dair avantaj elde etmeye koyulmuşken; CEMAATÇİLER kararlı ve sistematik bir şekilde zümresel avantaj ve çıkarlar elde etmeye konsantre olmuşlardı.
Yani Cemaat, kararlı ve sistematik bir şekilde Selçuk Üniversitesini topyekun ele geçirme hedefine yönelmişti.
Bunu yaparken de son derece hesaplı ve stratejik davranılmaktaydı.

Bu açıdan bakıldığında sinsi bir yol izlenmiş, Cemaatçi kimliklerini fazlaca ön plana çıkarmayan ve fakat su katılmamış Cemaatçiler olan Mehmet AYAN, Ömer ULUKAPI gibi şahıslar sahaya sürülmüş; Sami KARAHAN, Hakan HAKERİ gibi Cematçi kimlikleri temayüz etmiş olanlar ise perde arkasında tutulmuşlardır.

CEMAATİN Üniversitenin diğer birimlerinde de benzer şekilde davrandığını genel olarak biliyorum ve fakat Hukuk Fakültesinde olduğu kadar yakından vakıf olmadığım için, ben Hukuk Fakültesinde yakından şahit olduğum Cemaat İstilası üzerinde duracağım.
Stratejik olarak Cemaatçi Profilini fazlaca ön plana çıkarmayan katışıksız Cemaatçi Mehmet AYAN, fakülteyi tamamen Cemaatin kontrolüne sokma istikametinde dekan olur olmaz hemen kolları sıvadı ve tam bir baskı ve sindirme havası içerisinde icraatlarına başladı.
Bu durum karşısında çoğu öğretim üyesi fakülteden ayrılarak başka üniversitelere gitti; bazıları ise bu durumu kabullenerek boyun eğdi; bazısı ise Cemaatçi oldu; ben dahil birkaç öğretim üyesi ise Cemaatçi yapılanma ve istilaya karşı çıkarak direndi.

Mehmet AYAN, ne fakülteyi terk eden, ne Cemaatçiliğe geçen, ne de sessizliğe bürünerek sinen birkaç öğretim üyesine yapmadık zulüm bırakmamıştır.

Mesela: Benim Yüksek Lisans ve Doktora danışmanlığını yaptığım Araştırma Görevlisi Selcen ERDAL, kürsü asistanı olarak benim Devletler Umumi Hukuku dersinin sınav kağıdı üzerinde Mehmet AYAN’ın Dekan Yardımcısı yaptığı Cemaatçi İbrahim ERCAN’ın yeğeninin SINAV KAĞIDINDAKİ NOTUNA TAM 20 (YİRMİ) PUAN EKLETEREK GEÇMESİNİ SAĞLATTIKLARINI FARK ETTİM.
Selcen ERDAL’ı çağırıp, kağıtlardaki tahrifatın fotokopilerini önüne koyarak “bu nedir?” diye sorunca, “Hocam çok zorlandım, yine de yapmamalıydım, fakat yaptım bir eşeklik” demiştir.

Bu durum karşısında dekanlığa 25.09.2003 Tarih ve 280/1334 Kayıt Numarası ile bir dilekçe vermek suretiyle gerekenlerin yapılmasını talep ettim.
Ancak daha sonra babamın ölümcül bir hastalığa düçar olmasından dolayı, bu dilekçenin akıbetini takip edemedim.

Fakat dekanlık bu konuyu soruşturarak sorumlularla ilgili işlem yapmak yerine, çok yönlü olarak bana karşı harekete geçmiştir.

Çok sayıda soruşturmalar, davalar vs. vs…

Benim dersimde Cemaatçi Dekan Yardımcısı İbrahim ERCAN’ın yeğeninin sınav kağıdında 20 puan eklenmek suretiyle tahrifat yapan kürsümüz Araştırma Görevlisi Selcen ERDAL hakkında Cemaatçi Dekan Mehmet AYAN tarafından hiç bir işlem yapılmadığı gibi tam aksine, Selcen ERDAL FETÖ’ye devşirilerek tam bir korumaya alınmıştır.

Önce yönetmeliğe aykırı bir şekilde, Selcen ERDAL’ın danışmanlığı benden alınmıştır.

Yönetmelikte “Öğrencinin tez danışmanı, danışmanın yazılı tavsiyesi ve bölüm başkanının onayı ile değiştirilebilir” yazıyor olmasına rağmen; bir danışman olarak benim haberim dahi olmadan, Yavuz ATAR’ın “Enstitünün taktirine” parafı ile Selcen ERDAL tarafından Sosyal Bilimler Enstitüsü’ne ulaştırılır ve Enstitü Yönetim Kurulundan danışmanlığımın alınması kararı çıkar.

Telefonla o günkü Enstitü Sekreterine, “bu yönetmeliğe ve akademik teamüllere aykırı kararı nasıl alırsınız?” sorum üzerine; Cemaatçi Mehmet AYAN’a izafeten “Valla hocam biz de çok söyledik
ama bir hukukçu hocamız olarak Mehmet Hoca çok ısrar edince böyle bir karar alındı” cevabını almıştım.

Yavuz ATAR, ne yazık ki benim açımdan bu yeni FETÖ yapılanmasının fakülteyi ve buradan hareketle de üniversiteyi sistematik istila planında FETÖCÜLERLE işbirliği içerisinde olacağının ilk işaretlerini vermişti. Ki sonraki zamanda ve hele hele Yavuz ATAR YÖK üyesi olduktan sonra bu hal sayısız defa ortaya çıkarak mutat hale gelecekti.

Enstitünün hukuka aykırı olan bu işlemine karşı Konya İdare Mahkemesinde iptal davası açtım ve mahkeme işlemi iptal kararı verdi.
Bu arada dekan Mehmet AYAN apar topar bir yeterlilik sınavı tertipledi ve Selcen ERDAL, doğal olarak(!!!) yeterliliğini almıştı.

Akabinde, görünüşte milliyetçi kamuflajı kullanan ve fakat esasında sadık bir FETÖCÜ olan Mehmet Akif KÜTÜKÇÜ dekan Mehmet AYAN tarafından Kırıkkale Üniversitesinden fakültemize getirilmiş ve Ana Bilim Dalı Başkanı yapılmış ve fakültedeki Normal ve İkinci Öğretim derslerinin tamamı ona verdirilmek suretiyle, bana Hukuk Fakültesinde bu dersten el çektirilmiştir.

Konya İdare Mahkemesinin işlemi iptal kararı vermesi üzerine Danışmanlığım iade edildi; fakat Selcen ERDAL, Araştırma Görevlileri için mutat olan Kürsünün hiçbir işi ile ilgilenmediği gibi doğru dürüst fakülteye dahi uğramadı.
Dekanlığa 7 defa yazılı olarak müracaat etmeme rağmen; dekan Mehmet AYAN FETÖ DAYANIŞMASI İÇERİSİNDE hiçbir işlem yapmayarak Selcen ERDAL’ı tam bir korumaya almıştır.

Daha sonra İdare Mahkemesinin iptal kararı bilinen sebeplerden dolayı Danıştay’da “BOZDURULMUŞ” ve danışmanlığı benden alınmak suretiyle Selcen ERDAL, FETÖ DAYANIŞMA mekanizması içerisinde yıldırım hızı ile Dr. yapılmış ve FETÖCÜ Mehmet Akif KÜTÜKÇÜ en az üç şahit huzurunda “Ben Selcen için gelmiştim, Selcen’i Dr. yaptık, benim işim bitti ve şimdi gidiyorum” demiş ve bir FETÖ kuruluşu olan Zirve Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne dekan yapılmıştır.

Diğer taraftan da bu süreç içerisinde FETÖCÜ dekan Mehmet AYAN, Hukuk Fakültesini ağzına kadar FETÖCÜ kadrolarla doldurmuştur.
Bu çerçevede Dicle Üniversitesinden meşhur FETÖCÜ öğretim üyeleri Hakan HAKERİ, Ramazan YILDIRIM ve Mustafa AVCI’yı fakültemize ithal etmiş, Ali Tarık GÜMÜŞ, eşi Nurşen AYAN ve diğer FETÖCÜ Araştırma görevlilerinin seri bir şekilde doktoralarını vermelerini sağlayarak Yrd. Doç. olarak atamalarını gerçekleştirmiş ve çok sayıda yeni FETÖCÜ araştırma görevlisi ile fakülteyi tam bir FETÖ ordusu ile ağzına kadar doldurmuştur.

Bir defasında bir hamlede 20 araştırma görevlisi alınmış ve bunların 18 tanesinin apaçık FETÖCÜ oldukları bilenler tarafından uzun süre konuşulmuştur.
Selcen ERDAL Dr. yapıldığı zaman FETÖCÜ Dekan Mehmet AYAN’ın iki dönem dekanlık süresi tamamlanarak, yerine yine FETÖCÜ Ömer ULUKAPI dekan olarak atanmış, Mehmet AYAN’ın eşi Nurşen AYAN da, FETÖCÜ İbrahim ERCAN ile birlikte dekan yardımcıları olmuşlardır.
İbrahim ERCAN’ın İstanbul Üniversitesine geçmek üzere, dekan yardımcılığından ayrılması üzerine de yıldırım hızı ile Yrd. Doç. yapılmış olan FETÖCÜ Ali Tarık GÜMÜŞ onun yerine dekan yardımcısı yapılmış olup, bu FETÖ idare kadrosu düne kadar fakülteyi yönetmekteydiler.

Selcen ERDAL seri bir şekilde Dr. yapılmasının ardından; yukarıda da işaret edildiği üzere fakültede Devletler Umumi Hukuk Ana Bilim Dalını “emin ellerde” tutmak ve Selcen ERDAL’ı hızla Dr. yapmak için sipariş edilmiş olan Mehmet Akif KÜTÜKÇÜ, Selcen ERDAL DR. YAPILIR YAPILMAZ, Yrd. Doç. kadrosuna atanmasının ardından, Zirve Üniversitesi Hukuk Fakültesine dekan olarak gitmesi ile boşalan Devletler Umumi Hukuk ABD Başkanlığını kısa bir süre Ömer ULUKAPI kendi uhdesinde tuttuktan sonra; benim Lisans, Yüksek Lisans ve Doktora öğrencim olan Selcen ERDAL’ı benim üstüme Devletler Umumi Hukuku Ana Bilim Dalı Başkanı olarak atamış olup, kendisi halen bu görevi deruhte etmektedir.

Bütün bunları şahsi bir konu olarak değil; FETÖ/PDY mekanizmanın devletimizin önemli kurumlarını sistematik olarak nasıl ele geçirdiklerine dair benim bizzat şahidi ve/veya mağduru olduğum somut çarpıcı bir örnek olması itibariyle anlatmaktayım.

Konu ile ilgili olarak oldukça anlamlı olması açısından:

1-Sözde Milli Görüşçü/AKP’li YÖK başkan vekili Yavuz ATAR, Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve buradan hareketle de büyük ölçüde üniversitenin tamamında FETÖ/PDY istilasında önde gelen bir işbirlikçi ve hami olmuştur.

2-FETÖ/PDY devletin hassas kurumlarını sistematik olarak ele geçirirken, Selçuk Üniversitesinde takip ettiği strateji ve yöntem çarpıcı bir örnek teşkil etmektedir.

3-Bütün bu veriler dikkate alınarak, bugünlerde ülkeyi son derece muhataralı bir cendereye sokmuş olan ileri derecede sofistike FETÖ/PDY hain ve alçakları ile bu verilerle mütenasip bir mücadele yapılması zarureti vardır.

Zira Cemaat, bir kurumu ele geçirirken son derece dikkatli ve hassas davranmakta ve ince stratejiler uygulamaktadır.

Mesela: Bizim Hukuk Fakültesini ele geçirirken, Cemaatçi kimlikleri bariz bir şekilde bilinmekte olan Sami KARAHAN, İbrahim ERCAN, Hakan HAKERİ vs. gibi şahısları kesinlikle ÖN PLANA ÇIKARMAMAKTA; Cemaatçi kimlikleri ile fazlaca temayüz etmemiş şahıslara sırf amaca yönelik olarak başkaca “kamuflaj kimlikler” izafe etmekte (Mehmet Akif KÜTÜKÇÜ gibi) ve/veya fazlaca barizleşmemiş Cemaatçi kimliğe sahip kişilerin Cemaatçi kimliklerini “törpülemek” suretiyle “sırf sempatizan maskesi” giydirmekte (Mehmet AYAN, Ömer ULUKAPI, Mustafa AVCI vs. gibi) veya bazı atraktif yapı ve mekanizmalara dahil etmek suretiyle (MİMOZA-Yavuz ATAR mekanizması gibi) sinsi ve sistematik bir şekilde kurumları ele geçirme stratejisi uygulamaktadır.

Bir bütün olarak Selçuk Üniversitesinin büyük ölçüde, Hukuk Fakültesinin ise neredeyse tamamen FETÖ/PDY tarafından ele geçirilmesi sürecine dair kuşkusuz söylenecek daha çok husus ve boyutlar vardır, fakat ben bu oldukça “uzun hikayeye” dair olabildiğince kısa bir kesit sunmak istedim.

Burada dile getirdiğim hususların somut olgusal tezahürleri sabit olduğu gibi ayrıca bunların tamamına yakının belgeleri de mevcuttur.
Kaldı ki, bir parça analitik bir yaklaşımla eğilinmesi durumunda resmin tamamı bütün açıklığı ile kolayca ortaya çıkarılabilecektir.

SON OLARAK ŞUNU İFADE ETMELİYİM Kİ, FETÖ/PYD YAPILANMASININ DEVLETİN KURUM VE KURULUŞLARINI ELE GEÇİRMELERİNE SOMUT BİR KESİT/ÖRNEK TEŞKİL EDEN YUKARIDA ANLATTIKLARIM KONJONKTÜREL OLARAK İLK DEFA DİLE GETİRİLMEMEKTEDİR.

SOMUT GÖRGÜ VE GÖZLEMLERİME DAYANAN BU OLGULARIN, EN AZ 5-6 YILDIR MUHTELİF VESİLELERLE SÜREKLİ DİLE GETİRİP YAKINDIĞIM HUSUSLAR OLDUĞUNU BU SAYFAYI TAKİP EDENLER ÇOK İYİ BİLMEKTEDİRLER…

İŞTE HASAN MOR'UN BAHSETTİĞİ O KÖŞE YAZISI...

YÖK’teki parazitler, bağırsakta yaşıyor, bağırmasak da…

YÖK’ün bağırsakları gurul gurul…

Bakın tâ “Paralel Yapı’nın Kandili” Dicle Üniversitesi’nde YÖK nasıl da dizayn edilmeye çalışılıyor.

Diyorlar ki “YÖK başkanı değişsin…”

Kimler diyor?

Korkaklar!

Sebep?

“FETÖ’ye karşı sağlam tavır koyamıyor. Locaefendicileri himaye ediyor.”

“Falanı Cumhurbaşkanı ile görüştürelim… Filanı Cumhurbaşkanı’na gönderelim... ama illa bu YÖK’ü dizayn edelim!”

Sanırsınız ki, kendileri sütten çıkmış AK kaşık…

Anlatacağım… Bunları tanımanızı sağlayacağım. 

Anlatırken dahi tüylerim diken diken oluyor, midem bulanıyor ama yine de anlatacağım…

Dicle Üniversitesi Rektörlük seçimleri öncesiydi…

Sıkışınca Fransa’ya topluklayıp, Eyfel Kulesi önünde “acımadı kiii, acımadı kiii” diye selfie çeken FETÖ  Rektörü Şerif Ali Tekalan, Locaefendi’nin emriyle Diyarbakır’a sızmıştı  tabii... 

Locaefendi’nin emri, FETÖ’nün adliye imamı olduğu bilinen Mustafa Tuna’nın kavli ile Jale Saraç’la görüştürülmüş, FETÖ adayı olarak Jale Saraç seçilmişti.

Zira beyin cerrahı eniştesi Locaefendi’ye yakın bir isimdi. Bir de FETÖ adliye imamı görevine aynı hız ve gazla devam eden Mustafa Tuna’ya yakındı tabii…

Derken, F Tipi operasyonlar tetiklendi…

Diğer rektör adayları hakkında YÖK’e “Yeşil Dosya”lar gönderildi.

Prof. Dr. Talip Gül de bunlardan biriydi! Hakkında, “PKK terör örgütünün Üniversite sorumlusu” olduğu iddialarını içeren bu dosya, FETÖ’nün en sızma, en tehlikeli akademisyenleri eliyle YÖK üyelerine gönderildi. 

O dönemde Locaefendi henüz Kırmızı Bültenle aranmıyordu… İşimiz zordu… Biz de FETÖ örgütünü en çirkin yüzüyle tanıma fırsatı bulduk tabii…

Buna rağmen defalarca yazdım… Lakiiin, ayyynen şu filleri şikâyet için Timur’a giden Nasrettin Hoca gibi arkamda bir tane “adam gibi adam” bulamadım!

Eh…

Kiminin “Diyaliz merkezi” vardı… Kiminin muayenehanesi…

Eğer uslu durmaz da konuşurlarsa, FETÖ Zülfiyâre dokunabilir, ticari işleri alt üst olabilirdi.

Hadi “destek” vermelerinden geçtik… “Bize Allah yeter” dedik… “Allah büyük” dedik… “Ölmek var, PKK ve FETÖ ile mücadeleden dönmek yok” dedik…

Amaaa…

Seçim ertesi bir de ne görelim? 

FETÖ projesi Jale Saraç lokomotif, Prof. Dr. Talip Gül ve FETÖ mağduru kim varsa rektöre vagon olmuşlar… Rektör düdüğü çaldığı gibi anında vagon pozisyonuna geçip “çuf, çuf, çuf” diye geziyorlar arkasında…

Tesellim düştü…

Zaten “Yeşil Dosya mağduru” Gül’ün de gıkı çıkmadı ondan sonra…

Diyarbakır’ın damarlarından kan çeker gibi, beni Diyarbakır’dan, Diyarbakır’ı benden ettikleri yıllardan bu yana Dicle Üniversitesi’nde FETÖ düzeni değişmedi.

Hey gidi günler…

Nevzat Yalçıntaş 2005-2007 yıllarında Diyarbakır’a ne de sık gelirdi.

FETÖ rektörü Şerif Ali Tekalan…

Tâ o yıllardan FETÖ-PKK işbirliği halindeydi.

SODES projeleri bunlara peşkeş çekildi…

FETÖ, SODES projesi paralarıyla “Okuma salonları” kurarak, PKK içerisine “sızdırmak üzere”, FETÖ istihbarat elemanlarını devşirdi. 

Bir düşünsenize! FETÖ, PKK içerisindeki emniyet ve istihbarat elemanlarını neden deşifre etti sizce?

Söyleyeyim… PKK içerisinde FETÖ istihbaratına yer açabilmek, ve PKK’yı Kobani eylemleri ve malum “Çukur Savaşı”nda olduğu gibi parmağında “Erdoğan’a darbe” sopası olarak kullanabilmek içindi.

Biz yazdık… Cüppeli Bülent Arınç, Dicle Üniversitesi Rektörü Jale Saraç’ı himaye etti.

Biz yazdık… Cüppeli Bülent Arınç, Aydın Doğan’ın CNN’inden bize “Başörtülü Troliçeler” dedi.

Biz yazdık… Cüppeli Bülent Arınç’ın rektör kardeşi Ümit Doğay Arınç, FETÖ’nün adliye imamı Mustafa Tuna ve FETÖ ablalarından rektör Jale Saraç’la, Diyarbakır’da o komik şapkaları takıp “Kovboyculuk” oynuyordu.

Biz yazmaya devam ettik… Dicle Hukuk Fakültesi’nden İlyas Doğan, YÖK Denetleme Kurulu başkanı olarak, Rektör Jale Saraç’la birlikte YÖK’te beş çayı içiyordu.

Biz yazmaya devam ettik… YÖK Denetleme Kurulu Başkanı İlyas Doğan, benim lojman komşusu olduğum yalanına varana kadar, algı operasyonları yapıyordu.

Biz yazmaya devam ettik… AYM Başkanı Zühtü Aslan’ın İngiltere’deki ev arkadaşı olan Yavuz Atar’ın, Marmara ve Haliç Üniversiteleri’nin “dosyalarını” sümen altı ettiği iddia ediliyordu!

Biz yazmaya devam ettik… YÖK Başkanvekili Brutüs Yavuz Atar’ın FETÖ yayınevlerinden Mimoza Basım Yayın Şirketi’nin ortağı olduğu ortaya çıkıyordu.

Biz yazmaya devam ettik… YÖK Başkan Vekili Yavuz Atar’ın, Konyalı hemşehrisi Aydoğan Vatandaş’la Konya’da üniversite ve bürokrasiyi dizayn etmeye çalıştığı ortaya çıkıyordu.

Biz yazmaya devam ettik… FETÖ sempatizanı Aslan Bilici, FETÖ rektörü Jale Saraç’ın YÖK’teki işlerini YÖK üyesi Mehmet Emin Yılmaz sayesinde tıkır tıkır yürütüyordu.

Biz yazmaya, bunları deşifre etmeye devam edeceğiz! 

Öyyyle yengeç gibi yan yan yürürseniz!

FETÖ’nün yaptıklarını, “düzeniniz” bozulmasın diye görmezden gelirseniz.

Rektör Arınç gibi kovboyculuk oynamaya kalkarsanız!

Kalemimizin hışmından, mazlumların ahından kurtulamazsınız!

“Sobe” Yavuz Atar…

Dur, bir yere gitme…

Daha karpuz keseceğiz…

Yeni başladık!

Sahi de hele 2009’da AIPAC tarafından görevlendirildin mi?

Haberin kaynağı için tıkla!

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 20.11.2018 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
İŞ BANKASI
yukarı çık