sanalbasin.com üyesidir

GEZİ PARKI EYLEMİ FARKLI YÖNDEN!

Ankara Kızılay meydanı savaş alanına döndü. Gazetemiz editörü Metin Özçimen, o anları görüntülemek için biber gazlarına rağmen objektifinin yakaladığı görüntüler!

GEZİ PARKI EYLEMİ FARKLI YÖNDEN!

TAKSİM GEZİ PARKI EYLEMİ FARKLI YÖNDEN!

Erdoğan ı seviyorsanız ona gerçeği söyleyin

Zaman gazetesi yazarı İhsan Dağı’nın bugünkü yazısı günün en çok paylaşılan yazısı oldu. İşte Dağı nın Gezi Parkı olaylarıyla ilgili ilginç tespitlerinin yer aldığı o yazısı...

 Erdoğan ı seviyorsanız ona gerçeği söyleyin

"Tabii ki mesele sadece Gezi Parkı meselesi değil. Park meselesinin tetiklediği, fakat özünde gittikçe otoriterleşen ve toplumsal mühendislik projeleriyle herkesi kendine benzetmeye girişen bir iktidara yönelik tepki var.

Tepkiyi büyüten, demokratikleşme beklerken iktidarın ‘kimlik inşası na yönelmesi.

Aslında Türkiye, son dönemde önemli bir normalleşme süreci yaşıyordu. On yıl öncesinin kısır tartışmaları büyük ölçüde tükenmiş, laiklik-dindarlık gibi yıkıcı bir tartışma bile geride kalmıştı. Başörtüsü sorunu pratik düzeyde bitmiş, toplumsal gerginliğin ve çatışmanın sembol konusu olmaktan çıkmıştı. Sonuçta, dindar ile laik yaşam biçimlerinin bir arada çatışmadan yaşayabildiği bir döneme ulaşmıştık. Başörtüsü de dindarlık da, hatta Alevilik ve laiklik de normalleşmeye, öteki tarafça doğal görülmeye başlanmıştı. Dahası, ‘Kürt sorunu ndan Kürt barışına doğru yol almaya başlamıştık.

Böyle bir zeminde yeni anayasa yerine otoriter tınılar taşıyan başkanlık önerisi, çoğulculuk yerine çoğunluğun kimliğini, yaşam biçimini ve ahlak anlayışını devlet gücüyle azınlığa dayatan bir yeni ‘toplum mühendisliği çıktı karşımıza.

Böyle bir ortamda Gezi Parkı tepkisini marjinal grupların ideolojik dogmatizmi veya kökü dışarıda komplolar olarak nitelemek çok yetersiz kalır.

Başbakan, muhalif görüş belirten veya hükümeti protesto eden herkesi ‘marjinal olmakla itham ederken, asıl kendisinin artık ne kadar ‘merkez i temsil ettiğini sorgulamalıdır. Söylem ve siyasetiyle Erdoğan ‘merkez den uzaklaşmaya başlamıştır.

Muhaliflere karşı ‘onun yüz bintopladığı yerde ben 1 milyon insan toplarım veya ‘biz yüzde elliyi evlerinde zorla tutuyoruz sözleri bir ‘merkez partisi liderinin söyleyeceği sözler değildir.

Ne parti ne de lideri 2002 ve özellikle de 2007 sonrası inşa ettiği ‘merkez kimliği muhafaza ediyor. 27 Nisan günlerinde Menderes, Özal ve Erdoğan ı aynı paranteze alıp ‘demokrasinin yıldızları ilan eden görüntünün bugün maalesef bir karşılığı yok.

Ne Menderes in ne de Özal ın ‘toplum mühendisliği projeleri vardı. Onların dertleri biraz kalkınma, biraz demokrasiydi. Kafalarında devlet eliyle ‘ideal toplum kurma diye bir davaları yoktu. AK Parti bu yönüyle Menderes ve Özal çizgisinden hızla uzaklaşıp devlet kaynakları ve otoritesiyle siyaseten üzerine yaslanacağı kendi ‘ideal toplum unu inşa etme gayretinde olan ideolojik bir parti kimliğine büründü. Ancak AK Parti tabanının en az üçte biri merkez sağın hizmet ve serbestiyet çizgisinden ‘kimlik ve toplum mühendisliği pozisyonuna savrulan AK Parti de durmakta zorlanacaktır.

Zorlanacaktır, çünkü Erdoğan bugün ne Menderes e ne de Özal a benziyor.

Toplum partiye benzemez, partide oluşan havayı siz tüm topluma yaymaya, partililerden gördüğünüz itaati tüm toplumdan beklemeye başlarsanız yanılırsınız. Olmaz... Toplum öyle yukarıdan aşağıya ‘disiplinize edilecek bir şey değildir. Dün de değildi; zaten AK Parti nin varlık nedeni de toplumu disiplin altında, tek bir görüşün egemenliği, birkaç kurumun vesayeti altında tutma girişimine gösterilen tepkiydi. Şimdi tüm toplumu, medyayı, iş çevrelerini parti disiplini altına almaya çalışmak doğru mu? Bırakın doğru olmayı, bu mümkün mü?

Ancak kapalı toplumlarda olacak durumlar söz konusu. Ankara da hükümetle bir şekilde işi olan insanların neredeyse tamamının bir ‘resmî bir de ‘özel görüşü var. Hasbıhal ederken otoriterleşme eğiliminden, tek adam siyasetinden, dış politikanın yönetiminden şikâyet edenler televizyona çıktığında, gazeteye yazdığında, konferanslarda konuştuğunda ‘resmî görüşleri ni anlatıyorlar. İnsanları ikiyüzlü olmaya zorlayan bir hava, hegemonik bir iktidar var. Düşüncelerini inandıkları gibi ifade edemeyenlerden oluşan bir ‘çevre nin kimseye hayrı olmaz, başta da iktidara...

Erdoğan ı seviyorsanız gerçekleri söyleyin ona".                                                                                                     Cumhurbaşkanı Gül, Arınç ı kabul etti

Arınç Köşk e çıktı, Gezi için özür diledi

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Vekili Bülent Arınç ı Çankaya Köşkü nde kabul etti.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç bugün bir görüşme yaptı. Görüşmenin ardından Arınç düzenlediği basın toplatısında, "Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tepkiler illegal bazı gruplar tarafından kullanılmakta, Türkiye ekonomisine itibarına zarar verir hale gelmektedir."dedi.

İşte Arınç ın açıklamaları:   

Sizlere kısaca bazı konularda bilgiler sunmak istiyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızla son gelişmeleri aktardım, görüş ve önerilerini aldım. Bu görüşmeye olağanüstülük yüklememek gerekir. Ben Başbakan vekiliyim, bütün yetkilerimi biliyorum. Sayın Başbakanımızla da görüşmelerimizi de yaparak belli konulardaki tavırları netleştiriyorum. 

KENDİLERİNİN DÜŞÜNCELERİNİ ALMAK İSTEDİM

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız görüşmeler yapmaktadır. Bugün olmasının temelinde bazı sebepler var. Görevim Başbakanlık vekilliğidir. Konuşmalarımızı da hükümetimizin bu konulardaki düşünceleri olarak aktarmak istiyorum. 

Maalesef çok farklı bir boyut kazanan gösteriler konusunda kendilerinin düşüncelerini almak istedim. Toplumu nasıl yatıştırabileceğimizi kendisiyle istişare etmek istedim.

ENGELLEMEK İÇİN ÇALIŞIYOR

Tansiyonun düşmesi eylemlerin son bulması konusunda çeşitli vesilelerde yatıştırıcı açıklamalar yaptılar. Toplumun ortak arzusu sokaklara sağduyunun hakim olması. İki günden beri şiddet ya da vandallık içeren gösteriler ivme kaybetmeye başladı.

Şiddet içermeyen gösterileri saygı ve sağduyu içerisinde takip ettiğimizi söylemek isterim. Devletimiz hükümetimiz gelişmelere hakimdir. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz şiddet boyutunu engellemek için çalışırken, bir taraftan provokasyonları engellemek için çalışıyor.

POLİSİMİZ TEPKİ TOPLAMIŞTIR

Polisimiz tarafından aşırı tedbir haklı olarak tepki toplamıştır. Bununla ilgili incelemelerde başlamıştır. Son beş gündür polisin sağ duyu içinde bu milletin bir evladı olarak son derece hassas bir konumdadır. İllegal örgütlerin kışkırtma eylemlerine karşı polisimiz yasalar çerçevesinde görevini yerine getirmiş ve getirmeye devam edecektir.

Özellikle bir hususun üzerinde durmak isterim. Bu ülkeyi 29 Ekim 1923’te hepimiz birlikte kurduk. Ferdimizin her biri bunun sahibidir. 90 yıl boyunca bu cumhuriyet milletimizin her ferdinin emekleriyle alın terleriyle büyüdü yüceldi ve bugünlere ulaştı.

HEPSİNE SAYGI DUYDUK

Türkiye’nin en büyük zenginliği farklılıkları bir arada tutuyor olmasıdır. Türkiye’yi bu seviyeye ulaştıran da birlikte yaşama kültürüdür. Kurulduğumuz andan itibaren farklılıkların hepsine saygı duyduk. Her seçim sonrasında sayın Başbakanımız kitlelerin karşısına çıkmış, Türkiye’nin başbakanı olacağının altını çizmiştir. Hükümetimiz tüm kararlarında müştereklerde buluşmayı dikkatle gözetmiştir.

Yaşam tarzları bizim için son derece değerlidir önemlidir. Yaşam tarzı nedeniyle ağır baskı yaşamış bir kadro olarak kendi yaşadıklarımızı başkalarına yaşatmamak için büyük bir gayretin içinde olduk. Biz bize oy vermeyen vatandaşlarımızı anlamaya çalıştık. Toplumla inatlaşacak bir anlayışın içinde olmadık, olamayız.

Herkes bizi takdir etmek zorunda elbete değil.

BİZİ TAKDİR ETMEYENLERİN DE GÖRÜŞLERİNE AÇIĞIZ

Biz bizi takdir etmeyenlerin de görüşlerine açığız. Bize oy vermeyenlerin de talep ve beklentilerine duyarlıyız. Her bir vatandaşımızın en temel insani hakkı özgürlüğü yaşam tarzı bizim sorumluluğumuz altındadır. Demokratik bir kültür içinde ifade edilen tüm tepkilere sonuna kadar açığız. Yeter ki şiddet olmasın. Yeter ki şiddet öfke ve nefret ifade diline dönüşmesin. 

VATANDAŞLARIMIZIN MEŞRU TEPKİSİ

İstanbul  Taksim Gezi Parkı nda yanlış bilgilendirme olsa da vatandaşımız tepkilerini ortaya koymuşlardır. Ancak gezi parkında şehri sahiplenmeyle başlayan gösteriler bugün farklı boyutlara ulaşmış boyuttadır. Meşru tepkilerini ortaya koyan vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum. Bu tepkiler illegal bazı gruplar tarafından kullanılmakta, Türkiye ekonomisine itibarına zarar verir hale gelmektedir. 

BU ARZU ETMEDİĞİMİZ BİR OLAYDI

Şu ana kadar 300’ün üzerinde vatan evladı yaralanmıştır. Sadece yaralılarımızı sayarken bugün duyduğumuz haber hepimizi üzmüştür. Hatay’daki gösterilerde Abdullah Cömert isimli bir vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Bu arzu etmediğimiz bir olaydı.

Bu gösterileri bu noktaya getirenlerin sonunda bu işi ölümle sonuçlandırmak istediğini biliyorduk. Ama maalesef istenmeyen bir olay oldu. bunun üzerine yine olayı büyütmek, yeni provokasyonlar üretmek olduğunu seziyorum. 

ATEŞLİ SİLAHLA ÖLÜM YOK

İlk yapılan otopsisinde ateşli silaha ilişkin giriş çıkış deliği bulunmadığı tespit edilmemiştir. Ateşli silahla ölüm olmadığı anlaşılmaktadır. Belki bir sert cisimle başı zedelenmiş olabilir. Ancak kesin ölüm sebebi yapılacak inceleme sonucu rapor sonucunda anlaşılabileceğini bildirilmiştir. Soruşturma devam etmektedir.

Bundan bir başka kötü olaya yol açabilecek girişimlerimizi tasvip etmediğimizi ve önlem aldığımızı ifade etmek istiyorum. Allah başka ölümden ülkemizi muhafaza buyursun. Taksim Gezi Parkı nın bir yeşil olarak kalması nedeniyle vicdani tepkiyle olaya çıkan olayların geldiği nokta herkesin düşünmesi gereken konudur. Bu işin bir an evvel bitmesini son bulmasını istediklerini de tahmin edebiliyoruz.

110 POLİS ARACI TAHRİP EDİLMİŞTİR

110 polis aracı tahrip edilmiştir, 207 sivil araç yakılmıştır. Ambulanslar taşlanmaktadır. Sivil vatandaşlara karşı aşırı tepkiler gösterilmektedir. Bir takım kamu binalarına karşı, kendi özel evlerine karşı aşırı tepkiler haksız gayri meşru bir takım olaylar meydana getirilmeye çalışılmaktadır.

Çevreci duyarlılığı istismar eden bazı gruplar Ankara’da kaldırım taşlarını sökmek, kamu binalarına zarar vermek suretiyle ağır hasar meydana getirmektedir. 

Bu olaylardan Türkiye ekonomisinin, altın yıl yaşama iddiasında bulunan turizmin yara aldığını da altını çizerek ifade etmek istiyorum. 

Zarar gören varlıklar Ak Parti’nin değil,  Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının varlıklarıdır. Çözüm sürecinde silahlar susmuşken, ekonominin önünde sınırsız bir ufuk açılmışken kazanımlarımızın hedef alınması düşündürücüdür.

BDP VE MHP YE TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Biz herkesin hükümetiyiz. Biz kendimizi hesaba çekeriz ve çekiyoruz. Öz eleştirimizi yaparız. Muhalefet partilerimizin aklı selimi öne çıkararak yatıştırıcı tavır sergilemesini arzu ediyoruz. MHP’nin olayın başından beri tutumunu takdir ediyor ve teşekkür ediyoruz. BDP’nin takındığı tavra teşekkür ediyoruz. CHP Genel Başkanı’nın parti olarak değil bireysel olarak bulunduğu cümlelerine teşekkür ederiz.

CHP NİN KONUMLARI VAR

Ama üzüntüyle görüyoruz ki Türkiye’de yaşanan bir çok olayda CHP’nin milletvekillerinin olayların içerisinde olmak gibi konumları vardır. Sayın Kılıçdaroğlu’nun güçlü bir genel başkan olarak olayların vardığı bu boyutu tasvip etmediğini, tüm teşkilatlarıyla bu noktada hiçbir zaman bulunmayacakları, olayların yatışması konusunda olumlu bir dil kullanacağını bekliyoruz.

Bugüne kadar gösterileri sabırla izleyen vatandaşlarımızdan sabır ve sağ duyu bekliyoruz. Anne babalardan rektörlerden medyada sağ duyu bekliyoruz.

STK’larımızın gerginliği düşürecek bir tavır içinde olmalarını rica ediyoruz. KESK gibi DİSK gibi güçlü sendikalarımızın bu olaylar karşısındaki tutumlarının toplumsal barışı bozmayacak durumda olacağını tahmin ediyorum.  İllegal örgütlerin ekmeğine yağ sürecek davranışlarından kaçınmalarını rica ediyorum.

Vatandaşlarımızın sağ duyu ve sabrıyla huzur ve güven ortamı tesis edilmiş olacaktır. Haklı taleplerini ifade eden vatandaşlarımıza tekrar teşekkür ediyorum. Öz veriyle çalışan uykusuz yorgun bulunan güvenlik güçlerimize teşekkür ediyorum.

SORU CEVAP: 

Gözaltı sayılarını da paylaşır mısınız? Gözaltına alınanlara arasında tutuklananlar var mı? Tabiat Kanun Tasarısı var. Buna ilişkin eleştiriler yöneltiliyordu? Yeniden ele almayı düşünüyor musunuz?

Gözaltında çok fazla sayıda insan olmadığını biliyorum. Rakamı veremeyeceğim. Alınanlar bir saat sonra serbest bırakılıyorlar. Burada kolluk güçleri çok itinalı davranılıyor. Ceza muhakemesi kanunun verdiği yetkiyi de yargı minimize etmiş durumda. Bu bizce doğru bir davranıştır. Olayları tahrik eden yasa dışı faaliyette bulunduğu tespit edilenler, fiili saldırılarda bulunurken gözaltına alınan vardır. Bunların bir kısmı süratle bırakılmaktadır, çok az bir kısmın içeride tutulduğunu biliyorum.

SIRRI ÖNDER ARKADAŞIMIZIN İÇİNDE OLDUĞUNU BİLİYORUM

Şunu rahatlıkla görmemiz lazım. Olayların başlangıcında Taksim’de yayalaştırma çalışmaları olduğunu biliyoruz. Önemli bir noktaya da getirildi. Gezi Parkı diye bilinen Topçu Kışlası diye bilinen yerde betonlaşma bilgisini edinen yurttaşlarımız, özellikle iş makinalarıyla 3-4 ağacın yerinden sökülmesi birkaç tanesinin tahrip edilmesi karşısında, içlerinde çok iyi ilişkilerde olduğumuz insanlar eylem başlattılar. Sırrı Önder arkadaşımızın içinde olduğunu biliyorum.

OLUMLU KARŞILIYORUM

Fakat maalesef bu haklı taleplere karşı şu veya bu sebeple, emniyet güçlerimizin gaz kullanmaya başlaması olayları çağrından çıkarmıştır. Yaptığım basın toplantısında, mahkemenin yürütmeyi durdurma kararının olumlu karşıladığımı ifade ettim.

KAFA KARIŞIKLIĞINI GİDERMEK LAZIM

AVM olacak mı olmayacak mı? Gezi Parkı’ndaki yeşil alanlar ortadan kalkacak mı kalkmayacak mı? Aksini söyleyen de var, orman demek bizim işimiz diyenler var. Ama kafa karışıklığını gidermek için iyi bir bilgilendirme olmalı.

İLK EYLEMLERİ BAŞLATANLARI DA DİNLEYECEĞİM

Dava açan, dernek yetkilileriyle bugün yada yarın görüşeceğim. Yine bu konuda ilk eylemleri başlatan arkadaşlardan da dinleme imkanı bulacağım. Ağaçların kesilip kesilmeyeceği konusunda bir itiraz bir şikayet endişe var. Bunları gidermek zorundayız.

Taksim’deki gezi parkıyla yada şikayetlerle ilgili yeni gelecek kanunda bazı maddeler varsa buna rıza göstermeyeceğimizi bilmenizi isterim. Peşinen karşı çıkmayalım, bu kanun ne getiriyor ne getirmiyor kamuoyunu aydınlatma görevidir. 

Şehirler hepimizin gözdeleridir. Hepimiz birşeyler söyleyebiliriz. Bir kente yapılacak bir inşaat konusunda yerel yöneticilerin belediye başkanları da meclisi de olsa, STK’ların çok daha fazla söz söyleme hakkı vardır. Kurullar vardır, kültür bakanlığına bağlı kurumlar vardır. İkazları dikkate almak gerekiyor. Bu konularda çok daha hassas olmalıyız. 

SORU: Açıklamanızda öz eleştiri yapabileceğinizi söylediniz. Bu olaylar sonucunda siz hükümet olarak nasıl bir özeleştiri yaparsınız?

Hükümet ülkeyi yönetiyor. Biz ülkeyi yönetirken yanlış da yapabiliriz. Fazla da eksik de yapabiliriz. Bizim yaptığımız her şeyin bir yargısal denetimi vardır. Yanlış işlerimizin karşılığını düşünmek gerekirse, hizmet kusuru da izlemiş olabiliriz. 

SOĞUK KANLI DAVRANMALIYIZ

Yargısal denetimle kamuoyunun denetimiyle bir hükümetin yapacağı şey olaylara soğuk kanlı bakmak. Çoğulculuk ve katılımcılık bunları inkar etmeden söyledikleri sözlerin özgül ağırlığını bilerek hareket etmek zorundayız. Olaylar başladığında meseleye net bakabilseydik bunun bir çevre duyarlılığı olduğunu görürdük.

Olaylar aşırı güç kullanımıyla çizgisini aşmıştır. Bugünkü duruma gelmiştir. Taksim’de benim üzüldüğüm konu gezi parkındaki üç ağacın kesilmesiyle böyle bir olayın özünden sapması değil. Çözüm süreciyle devasa bir olayla karşı karşıyayız. 30-35 yıldır her şeyimizi mahveden bir terör sorununu çözecekse bundan daha büyük bir başarı düşünülemez. 

Açık yüreklilikle söylüyorum. Başka olaylarda da yanlışlıklar yapabiliriz, yapmış olabiliriz, bundan sonra da yapacak olabiliriz. Bize düşen görev ülkemizi en iyi şekilde yönetmesidir.

HİÇBİR İNSAN VAHŞETİ ONAYLAYAMAZ

Soru: Bu olayların bu noktaya gelmesinde üslup sorunu olmasını düşünüyor musunuz? Başından beri hükümetiniz böyle bir tavır takınılsaydı olaylar bu noktaya gelir miydi?

Üslup şüphesiz önemli. Her birimizin kendi üslubu önemli. Siyasetçiler için de çok önemli.  Bir insanın ne olduğunu anlamak için üslubuna bakmak lazım. Hepimiz üslubumuzla sert ve kırıcı olabiliriz. Öfkeyi de bunun içine koymak mümkün olabilir. Doğru olan yöneten insanların üslubların çok daha yapıcı ve kucaklayıcı olmasıdır. Ben bunda ne kadar başarılıyım bilmem, ama hepimizin önem verdiğini ifade etmek istiyorum.

Olaylar ilk başladığında bunun çığırından çıkabileceğini düşünmüş olabilirler. Buna dikkat çekmek için, uyarmak amacıyla farklı bir üslup kullanılmış olabilir. Bugün geldiğimiz noktayı meşru göstermek mümkün değil. Bu çevre duyarlılığı olmaktan çıktı, ambulansın içinde polis var mı diye ambulansın yakıldığı duruma geldi. Hiçbir insanın bu vahşeti barbarlığı onaylayacağını düşünmüyorum. 

SORU: Ankara’daki gösterilerde polisin havaya ateş açması sonucu Ethem Sarısülük vardı, komadaydı. Onun durumu nedir? Havaya ateş açan polis hakkında işlem yapıldı mı? Genelkurmay’dan bir açıklama geldi. Bir askerin yaralandığı yönündeydi açıklama. Çözüm sürecini tehlikeye atıyor mu bu saldırı? 

Çözüm süreci sağlıkla gidiyor. Genelkurmay başkanlığı bu açıklamayı yapar görevi sürecindendir. Bu ismi biliyorum. İlk olaylarda yaralanan bir arkadaşımız. Polisle ilgili ne işlem yapıldığını arkadaşlarım not olarak ifade etsinler. Biz dün akşam ilgili bütün bakanları, emniyet genel  müdürü de 7de 12’ye devam eden bir toplantıda olayların analiz yapmalarını, hangi tedbirleri aldığımızı görüştüm.

KENDİLERİNE GAZ KULLANMAMALARI TALİMATI VERİLMİŞTİR

Polisler bu ülkenin yabancısı değil. şehit gazi olduğu zaman üzüldüğümüz insanlar. Terörle mücadelede ve güvenlik görevlerini yaparken olaylar sebebiyle üzüldüğümüz kendilerini kucakladığımız bu memleketin evlatları. Bunlar ağır bir görev yapıyorlar. Aşırı şiddet kullanabiliyorlar. Şu karara da vardık. Pasif durumdalar, yani karşı taraftan bir şey gelmedikçe bekliyorlar. Bir fiili saldırı da kalkanlarını kullanıyorlar. O yetmezse su sıkıyorlar. Ancak kendi canları bahis olunca gaz kullanıyorlar. Kendilerine meşru müdafaa olmadıkça gaz kullanmamaları talimatı verilmiştir. Polislerimize ağır hakaretler yapılmakta ölmeleri istenmektedir. Yaralı sayısına baktığımız zaman neredeyse üç misli polis memuru bulunmaktadır. Bu insanlar 5 gündür uyumadan görev içindeler. Bu milletin bu memleketin çocukları. 

SORU: Göstericilerin özür talebi hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz? Eğer bu olayları dindirecekse sayın Arınç özür diler mi?

Özür dilenmesi haklı gerekçeler varsa erdemdir. 

Bu göstericiler gezi parkında başlayan olaylarda bir yurttaş bilinciyle hareket etmişlerse, ki buna inanıyorum. Bu insanlara karşı şiddet kullanılmasını tasvip etmiyorum. Eşiyle çocuğuyla birlikte gelmiş, sanatçı doktor iletişim uzmanı yazar. Birbirlerine haber vermişler ağaçlarımıza sahip çıkalım diye. Kanunsuz da olabilir. Ağaçlarımızı kesmeyin. Bu insanlara gaz sıkmak değil, bak aldığımız karar bu. Büyükşehir belediyesinden geçmiş, oy birliğiyle geçmiş diyebilecek bir adam lazım. Bu insanlar bir proje içinde bu ağaçlar şuraya gidecek diyecek bir otorite lazım. 

BİR İNSANIN İKİ DİLİ OLUR 

Ama hayır biz size bunları yaptırtmayız ve üzerine şiddetle gidildiği zaman daha büyük bir azimle geldiler. Demokratik bütün tepkilere biz varız.

Bir insanın iki dili olur. Ya siyasetin ya şiddetin dilini kullanırsınız. Şiddetin dilini kullanırsanız kimse sizin taleplerinize bakmaz. Şiddete yöneltmeyi suç kabul ettik.

Şiddetle bir yere varamazsınız.

DEVLETİN GÜCÜ KARŞISINDA HEPİNİZ EZİLİRSİNİZ

Devletin gücü karşısında hepiniz ezilirsiniz. Demokratik eylemlerle bunu yapabilirsiniz. Bağırıp çağırabilirsiniz. Kendi özel hayatımızda da siyasi hayatımızda da bunları yaşadık. Terk edilmiş itilmiş kakılmışlık duygusunu yaşamış bir insanım. Eşimle hayat tarzımla reddedilmiş bir insanım. Refah kapandı isyan etmedik, fazilet kapandı dağa çıkmadık. 

Şimdi bizim geçmişte yaşadığımız tüm sıkıntıları birileri paylaşmak istiyorsa onu anlarım. Ama her birimizin özgürlüğü bir başka arkadaşınkiyle sınırlı. Ben istediğimi yaparım sen bana karışamazsın düşüncesi hiçbir yerde yok.

ÖZÜR DİLİYORUM

İstanbul  Yeniköy’de bir dostumuzun nikâhına gittim. Nikah şahidiyim. Yoldan geçen tencerelerine vura vura eylem yapan insanlarımız bizi gördüler. Nikah kıyılıyor dışarda toplanma arttı. Ben kendi adıma bir şeyden korkmam üzülürüm. Düşünün ki düğünün sahipleri,  davetliler. Onların gecelerinde mutsuz etmenin kimin hakkı var arkadaşlar? Yeter ki fiili saldırı olmasın. Bütün düğün boyunca bu devam etti. En basitini size söylüyorum.

TAHRİBAT YAPANLARA ÖZÜR BORCUMUZ YOK

O ilk olayda çevre duyarlılığıyla hareket edenlere karşı yapılan aşırı şiddet gösterisi yanlıştır o insanlarımızdan özür diliyorum. Ama sokaklarda tahribat yapanlara özür borcumuz olduğunu düşünmüyorum.

BELEDİYENİN PARKLA İLGİLİ REFERANDUM YAPMASINI BİLE DESTEKLERİM

Bizim siyasetimiz millet için, hizmet için. Ben Arınç olarak belediyenin parkla ilgili referandum yapmasını bile desteklerim.

SORU: Polisle ilgili soruşturmalar içinde şöyle konular da var mı?  Bazı çevik kuvvet polislerinin numarasız kaskla müdahale ettiği, bazı çevik kuvvet polislerinin hedef gözeterek gaz bombası attığı iddiası var. ABD dışişleri bakanının tepkisini nasıl yorumluyorsunuz?

Dış basında dezenformasyon var. Türk basınının gösterdiği duyarlılığı uluslararası kanallar göstermediler. Ancak basın özgür. Bu konuda yazacaklarını çizeceklerini bizim tayin etmemiz mümkün değil.  Ethem Sarısülük kafasından cisimle yaralanmış ve tedavisi devam ediyormuş.Dışarıdaki televizyon kanalları yanlı yayın yapıyorlar. Önce şuna bakmamız lazım. Bu olayları bazı gaflet içindeki insanlar, bir Arap baharına benzetme gayreti içinde. Ne kadar uğraşsanız böyle bir şey mümkün de doğru da değil. adını biz koymadık ama bir baharda bahsediliyorsa bu çok yanlış olur. Bunu Wall Street’in işgaline neden benzetmiyorsunuz? Onlar getirmezse bizim televizyonlarımız getirebilir? O zamanki açıklamaları bugünkülere getirdiğiniz zaman, kendinize öyle Türkiye’ye neden öyle bakıyorsunuz deme hakkımız olabilir mi? Kim olursa olsun Türkiye’de yaşanan olayların onlarcası kendi ülkelerinde oluyor. Hükümetimiz devletimiz güçlüdür. Sokak olaylarına pabuç bırakacak noktada değiliz. Biz sokaktakilerle baş ederiz. Onların maksatları farklı olabilir. Türkiye’nin dış itibarını azaltmaya yönelik çaba içinde olabilirler. Bağırmak bastırmaya kalkmak yok saymak güçlü bir iktidarın yapacağı şey değildir.

SORU: Siz de açıklamanızda söylediniz. Gerekirse STK’larla görüşülür vali anlatır diye. Yargının kararı da gözetildiğinde, Gezi Parkı projesinde erteleme olabilir mi? Ankara’da portakal gazı kullanıldığına dair iddialar var. Bu ne kadar doğru?

Bazı merkezlerden olayların yönlendirildiğini biliyoruz. Asparagas haberler yayınlandığını biliyoruz. Aslında ne kadar demokrat olduğumuzu gösteren imkanlar var bunların hepsini kapatmak mümkün. Erişimini engellemek mümkün. Tweetlere girin, abd’deki merkezden server kullanarak talimat yağdıranlara bakın onlar asıl failleridir. Şu kadar kişi öldü, filan hastanede şu kadar genç var. Gençler eziliyor. Bunlar içinde polisi hedef alanlar da var. Polisin katledilmesini isteyenler var. Polisin bilmem ne gazı kullandığını söyleyenler var. Aynen 27 Mayıs olaylarında önce üniversite öğrencileri öldürüldü gibi saçma sapan ahlaksız haberlerin internet dünyasında yayınlandığını biliyoruz. Çevik kuvvetin şu veya bu şekilde davrandığına dair, polisle ilgili soruşturmalar yapılıyor. Hemen üç saat sonra beş saat sonra netice almak mümkün değil. çünkü olaylar devam ediyor.Bu mahkeme kararına karşı her şey olabilir. Gösterilen hususlara önem göstereceğiz. Hangi gerekçeyle karar verdi, kültür bakanlığının düşüncesi nedir bakacağız? Orada ne yapılacağı henüz kararlaştırılmamıştır. Gezi parkına, topçu kışlasına ne yapılacağı konusunda farklı düşünceler vardır. Çok kesin bir karar alacağımızı söyleyebilirim. İstanbul’a yapılacak bir iş konusunda, büyükşehir başkanı ve meclisinin, büyük bir duyarlılık içinde hem çevrecilerle ve vatandaşlarla ortak karar alması gerekebilir. Belediyelerimiz referandum yoluyla bile karar almaya çalışıyor. İDO ile ilgili anket yapılmıştı. Büyükşehir belediyemizin referandum yapmasını gönülden desteklerim. Portakal gazı sarin gazı bunların hepsi ajitasyondur.

SORU: Kasklarda numaraların gizlenmesiyle ilgili yanıt alamadık? Hükümet adına konuşuyoruz dediniz. Şunu merak ediyoruz. Cumhurbaşkanıyla görüşmenizden sonra başbakan ile bir temasınız oldu mu?

Başbakan ile bir temasım olmadı. Akşam bilgileri aktardım. Cumhurbaşkanını ziyaret edeceğimi belirttim. Benim konuşma üslubumu başbakan bilir. Konuştuğumuz konu hükümetimizin düşünceleridir. Unutmayın ki sayın cumhurbaşkanımız çok önemli bir yerde. Türk devletini temsil ediyor. Anayasa’da 102-103-104’de geniş yetkileri var. Cumhurbaşkanımı hemen hemen her konuda yapıcı bir konuşma yapıyor. Siyasi parti liderlerini davet ediyor. Kapıdan çıktığım zaman talimatlarını aldım sözünü kimse yanlış anlamasın. Sayın cumhurbaşkanımız bize talimat verecek konumdadır.

Ben 2005’te TBMM Başkanı’ydım.  İslam Konferansı’na sayın Sezer’in gitmesi gerekiyordu gitmedi. Ben gittim. Türkiye adına bir konuşma yaptım. Sayın Abdullah Gül o zaman dışişleri bakanı ve benim üç arkamda oturuyordu. Şimdi cumhurbaşkanımız, şimdi önümde.

SORU: Yurdun bir çok yerinde gösteriler oldu. İzmir’de iki noktada göstericiler ateşe verdiler. Hizmet grubuna dair noktalar bunlar. Hizmet grupları da hedef alınmış olabilir mi?

O kadar sivil hedefler var ki, hizmet grubuyla sınır tutması lazım. Kendilerince düşman olarak gördükleri bazı noktalara saldırılar yapıyorlar. O kitledeki nefreti görmek lazım. Sadece düşüncelerini ortaya koymak, hükümeti eleştirmek adına değil, belli isimleri noktaları düşman gibi gören illegal bir yapılanma tahribat yapılmak isteniyor. Hedefe alınan parti AK Parti’dir. AK Parti genel başkanlığına karşı duyum olarak aldığımız, telsiz gibi konuşmalardan özetlerdir. 

Bu soygunları bu çapulculukları yapanlar, insana doğaya zarar vermek konusunda söz vermişlerdir. Maddi zarar 70 milyonun üzerindedir. Ambulansların, iş makinalarının yakılması büyük bir tahribat değil mi? Duyarlı insanlarımız bence bu saldırıları bugün bitirecektir. Bugün biz herkesten bunu bekliyoruz. Ben yaşadığımız olaylardan ders çıkardığımızı söyleyebilirim. Eksiğimizi gördük. Ama hiç kimseyi görmezden duymazdan gelmek lüksüne sahip değiliz. İktidarsız her ülke yönetilebiliyor ama muhalefetsiz mümkün değil. 

KASK SORUNUNU BİLMİYORUM

Kask sorusunu bilmiyorum. İçişleri bakanımız Meclis’te de konuşma yapacak gibi. Kendisine iletelim. 

11 tane illegal örgüt var. Yaralılardan bir kısmının örgüt mensubu olduğu söyleniyor ama isim vermenin doğru olmadığına inanıyorum.  Önemli olan bunlar değil, önemli olan bunların sokakta yalnız kalması. Onlar şiddetten elini çektiği zaman bu iş bir saatte bitecek bir iştir.

Rekor kırdılar

Bahçeli den Gezi Parkı yorumları

MHP lideri Devlet Bahçeli grup toplantısında gündemi değerlendirdi.

ANKARA (ANKA) -MHP Lideri Devlet Bahçeli, "Milliyetçi Hareket in hiçbir mensubu olayların içinde yer almayacaktır. Bizim için AKP nin devrileceği, görevden alınacağı tek yer sandıktır ve bunu da yapacak olan Türk milletinin kutlu iradesidir" dedi.

MHP Lideri Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Gezi Parkı protestolarını değerlendirerek, hükümeti sert dille eleştirdi. Gezi Parkı protestolarından hükümet karşıtlığına dönüşen gösterilerle ilgili olarak tencere-tava çalma eylemlerine "Tencere tava hep aynı hava" diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ı eleştiren Bahçeli, "Sayın Başbakan tencere dibin kara seninkisi herkesten kara" diyerek şöyle devam etti:

"Türkiye mizin bugünkü tablosu AKP nin yoz siyaseti yüzünden olmuştur. Başbakanın balkon konuşması ertesi gün çiğnenmiştir. Başbakan için makbul olan kendi ve yandaşlarıdır. Mazlum edebiyatı yapan gafil Başbakan dır. Küçümsemeyi, hakir görmeyi hak sayan, özgürlüklerin için boşaltan Başbakan dır. Türk milletinin 10.5 yılda Recep Tayyip Erdoğan dan çekmediği kalmamıştır. Cumhuriyetin temel kurumlarına savaş açarak, devleti partizanlığa sürükleyerek, AKP nin talanla özdeşleşen politikaları Türkiye yi kaosa sürüklemiştir. MHP nin sesi gözünü kan bürümüş AKP tarafından görülmemiştir. Yapay ve sisteamik bir şekilde yandaş olarak toplumu ikiye bölmüştür."

-"BAŞBAKAN HERKESLE İHTİLAF İÇİNDE"-

Başbakan Erdoğan ın her alanda birlikteliği sabote ettiğini ifade eden Bahçeli, "Başbakan ın her sözü olay olmakta her beyanı memnuniyetsizlik yaratmaktadır. Başbakan başına buyruk ve ölçüsüzdür, kirli kinli kaba ve keskindir. Herkesle itilaf içindedir. Ben milletin hizmetkarıyım dedikçe otoriterliğini arttırmaktadır. Başbakan sert yöntemlerle iyice abanmıştır. Başbakan ve hükümetinin oynamadık tahriş etmedik bir şey bırakmamışlardır" dedi. Bahçeli şöyle devam etti:

"Son vakalar 10 yıllık iktidarın kenarda bıraktığı kesimin taşması ve taşkınlık gösterisinden ibarettir. Vahim durum AKP nin benimsediği yozlaşmış siyasetin ürünüdür. Başbakan ın balkon konuşmaları ertesi gün bizzat kendisi tarafından çiğnenmiştir. 10 buçuk yıldır aklına eseni yapan Başbakan dır. Küçümsemeyi azarlamayı ve ötekileştirmeyi marifet sayan Başbakan dır. Güvenliği yere seren yine Başbakan dır. Türkiye nin 10 buçuk yıldır Erdoğan ve hükümetinden çekmediği kalmamıştır.

Bunlara karşılık partimiz tarafından dile getirilen iyi niyetli ihtarlar muhatap görmemiştir. Ne kadar diretsek de AKP bozuk sicilinin izinden gitmeyi tercih etmiştir. Başbakan ve partisi milletimizin kardeşlik bağlarını yıpratan tavrını sürdürmüş ve ayrımcılığı körüklemiştir. Geçmişin acılarını kaşıyarak nifak mevzileri açmış, inanç istismarından medet umarak Türkiye nin ahengini heba etmeye kalkışmıştır.

AKP nin dayatmaları milli ruh ve kimliğe darbeler vurmuştur. İktidar bunalımlardan istifade etmiştir. Düne kadar bilinçli bir şekilde huzursuzluk üretmiştir. Taksim de yaşanan ve ülkemizin geneline yayılan protestoların diğerlerinden farklı bir özellik gösterdiği gerçektir. AKP bu kez köşeye sıkışmıştır.- Taksim de başlayan gösteriler farklı yönleriyle ele alınmalı ve gerçekler derinlemesine analiz edilmelidir. Taksim geriliminin merkezi Başbakan ın kuru inadı ve benden başkası haksızdır tavrınadır. Taksim de yeşilliği kapatmak ve Gezi Parkı nı gezilemez hasle getirmek olayları tetiklemiştir. Başbakan yine gerginliğin kendisine yarayacağını sanmıştır ancak yanıldığını sonradan anlamıştır."

Başbakan Erdoğan ın mahkemenin kararını sorguladığını vurgulayan Bahçeli, Taksim de AKM yi yıkarak opera binası yapacaklarını söylediğini hatırlatarak, "Başbakan AKM den ne istemektedir? Yoksa isminin başındaki Atatürk ismi mi rahatsız etmiştir? Anıtkabir de hedef midir? Türkiye nin her tarafında AVM açarken Taksim e AVM nin temelini kazmanın ne manası ve ne gereği vardır? Gezi Parkı nın suyu mu çıkmıştır? Başbakan ın birilerine verdiği söz vardır. Bunu da ne pahasına olursa olsun hayata geçirme konusunda kararlı olduğu ortaya çıkmıştır" diye konuştu.

-"ORANTISIZ GÜÇ İÇİN DAVA AÇILMALI"-

AKP hükümetinin saldırdıkça kalabalıkların arttığına dikkat çeken Bahçeli, şöyle devam etti:

"Orantısız saldırıları ve yürekleri burkan şiddet tablosunu telin ettiğimizi de söylemek istiyorum. Polise biber gazı ve tazyikli su ile saldırı emri verenler hakkında hukuki işlem yapılmasını bekliyorum. Dikkatimizi çeken bir konu da Başbakan ın ihanet sürecini birlikte götürdüğü kimselerin Taksim de bulunması ve İmralı canisinin posterlerinin olması, PKK paçavralarının da olmasıdır. Samimi ve duyarlı bir şekilde Gezi Parkı na sahip çıkan vatandaşlarımızla bölücü militanları aynı kefeye koymak mümkün değildir. Türkiye yi anarşiye sokmak için uğraşanların arkasında kim vardır? Başbakan ve hükümeti ile neyin pazarlığı yapılmaktadır? Türkiye nereye götürülmek istenmektedir? MHP nin bölücülerle isminin yanyana anılması bile alçaklık ve müfteriliktir.

Parti olarak Taksim olaylarının kenarında köşesinde olmamız mümkün değildir. Biz yangından mal kaçırmak için karanlıktan faydalanarak heybesini doldurma çapsızlığında olmadık olmayacağız. Netiz tutarlıyız özgüven içindeyiz ve sapasağlam bir şekilde ilkelerimiz neyi gerektiriyorsa onun peşindeyiz. Biz Türkiye sevdalısı, Türk milleti aşığı milliyetçi ülkücü hareketiz. Taksim de neden MHP yok diyenlere, kafaları bulandırmaya çalışanlara kapımız kapalıdır. Biz vatan mücadelesi verirken ağaç gölgesine yatanlar acaba neredeydi? AKP, PKK, BDP ve İmralı canisinin süreç ihanetine karşı onurlu duruş gösterirken şimdi bizi hedef gösterenler ne yapıyorlardı? Bugünlerde ortalığı karıştırmak için diş bileyen ana muhalefet partisi süreç sırasında neredeydi? Başbakan a kredi verirken nerede bulunuyordu?

-"AKP NİN DEVRİLECEĞİ TEK YER SANDIKTIR"-

Bizim için AKP nin devrileceği tek yer sandıktı. Biz Bursa dan İzmir den Adana dan ayağa kalktık. Şimdi de Erzurum dan ayağa kalkacağız. Biz Başbakan a yaptıklarının hesabını sorarız. Yapılanların hesabını iktidardan sormak için yemin ettik. Etnik ve mezhep tacizli politikası bardağı taşırmıştır. Dış politikanın iflası. Sınırlarımızın ona buna peş keş çekilmesi. Taksim den tüm yurda yayılan tepki görülmelidir. Tencere tavalar çalınmış, ışıklar yakıp söndürülerek tepki gösterilmiştir. Başbakan Erdoğan ın tencere tava hep aynı hava sözleriyle halkımızla dalaga geçmiştir. Biz de kendisine diyoruz ki Tencere dibin kara seninki herkesten kara . Başbakan Erdoğan ın bu böyle bir ortamda kaçıp gitmesi nasıl bir durumdur. Yarın öbür gün daha zor bir durumda ülkeyi terk edip kaçar.

Başbakan Erdoğan ın yurt dışına gitmesi ise basiretsizliktir. Türkiye kritik bir eşiktedir. Türkiye tarihi bir virajdadır. Ya yangını hep birlikte söndüreceğiz ya da birlikte yanacağız. Sağduyunun kaybolması daha vahim sonuçlar doğuracaktır. Burada en önemli görev Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümetine düşmektedir. Başbakan ı yedirmeyiz kampanyası başlatan sanal delikanlılar, Başbakan ın kendisini yiyip bitirdiğini görmelidir. Başbakan Erdoğan kuru sıkı atmaktan vazgeçmelidir. Medya artık haberleri tarafsız vermelidir. Türk milleti seri kanlı hareket etmelidir. Türkiye yi Tunus a Mısır a Libya ya ve Suriye ye çevirmek isteyenlere fırsat verilmemelidir.

Başbakan ve hükümeti bundan sonra çözüm sürecinden bahsedemeyecektir. 63 lüklerin büyük kısmı Başbakan ı eleştirmiş, PKK da fırsattan yararlanıp yine saldırıp bir askeri yaralamıştır. Devlet ve milleti karşı karşıya getirme hevesinde olan hiçbir siyasetçinin ömrü uzun olmamıştır. Sayın Başbakan Türkiye ye hemen dönmelisin, görevinin başına dönmelisin ve Taksim olaylarını sakinleştirmelisin. Öcalan a gösterdiğin sevgi ve ilginin bir kısmını sana karşı çıkanlara göstermekten çekinmemelisin."

-3.KÖPRÜYE "ALPARSLAN" İSMİNİ ÖNERDİ-

Temeli atılan 3.köprü ile İstanbul un trafik yükü azaltılacağını belirten Bahçeli, "Buraya kadar herhangi bir sıkıntı yok. Ama 3. köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verildiğini açıklaması özellikle Alevi kardeşlerimiz tarafından tepkiyle karşılanmıştır. 3. köprünün daha başında tepkilerle karşılanması önemli bir sorundur. AKP hükümetinin Yavuz un ismini tercih ederek köprüye vermesi maksatlı bir adımdır. 1. köprüye Cumhuriyet i, 2. köprüye Osmanlı yı sembolize eden isimler verilmişken, 3. köprüye de Selçuklu nun hatırasını yaşatarak Alparslan isminin verilmesi uygun olacaktır" dedi.

Erdoğan a çağrıda bulundu

Gezi Parkı protestosunda ölüm

Hatay daki protestolarda 22 yaşındaki Abdullah Cömert, hayatını kaybetti.

CHP Hatay Milletvekili Hasan Akgöl, Hatay’ın Antakya İlçesi’nde düzenlenen Gezi Parkı eylemi sırasında açılan ateşle öldüğü belirtilen 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in kurşunla değil, başına isabet eden iki darbeyle yaşamını yitirdiğini söyledi.

Bir televizyon kanalının yayınına telefonla bağlanan Milletvekili Akgöl, Hatay Valiliği, İl Jandarma Komutanlığı başta olmak üzere yetkili birçok kurumun Cömert’in ölümünün ’Nereden geldiği belli olmayan bir kurşun’ olarak açıklandığını hatırlattı. Akgöl, "Az önce otopsi tamamlandı. Yapılan bütün tetkiklerde ölümün önden ve arkadan başa alınan darbeler sonucu olduğu görüldü. Vücutta herhangi bir kurşun izi tespit edilemedi" dedi.

CÖMERT İN SON MESAJI: BU YOLDA ÖLECEĞİZ

Hatay ın merkez Armutlu Mahallesi ndeki gösteriler sırasında başına isabet eden kurşunla yaşamını yitiren 22 yaşındaki Abdullah Cömert in sosyal medyada, cep telefonundan son paylaştığı mesaj yürek burktu. Cep telefonundan, ölmeden 8 saat önce yolladığı mesajda yorgunluğundan söz eden Cömert, şunları yazdı: "3 günde sadece 5 saat uyudum. Sayısız biber gazı yedim, 3 defa ölüm tehlikesi atlattım. Ve insanlar ne diyor biliyor musunuz? "Boşver ülkeyi sen mi kurtaracaksın" Evet kurtaramasakta bu yolda öleceğiz. (O kadar yorgunum ki, 3 günde 7 tane enerji içeceği 9 tane ağrı kesici ile ayaktayım. Sesim kısık vaziyette ama gene saat 6 da alanlardayım sadece devrim için)"

OLAY NASIL OLDU?

Hatay ‘da Taksim Gezi Parkındaki olayları protesto eden grup polisle çatıştı. Çıkan olaylarda 1 kişi hayatını kaybetti.

Antakya’da 3 gündür devam eden Taksim Gezi Parkı protestolarının son gününde Alevi vatandaşların yoğun şekilde yaşadığı Armutlu Mahallesinde toplanan kalabalık yürüyüşe geçti.

Mahallenin önde gelenleri grubu durdurmaya çalıştı. Armutlu Mahallesi girişinde barikat kuran Polis ve göstericiler arasına giren Armutlu Mahallesi’nin ileri gelenleri protestocuları saatlerce yürümemeleri konusunda ikna etmeye çalışırken, protestocuların içinden birkaç kişinin polise taş atması ile gerginlik arttı.

Polisin dağılın uyarılarına taş atarak karşılık veren protestoculara müdahale etti. Polisin biber gazı, akrep ve toplumsal müdahale araçları TOMA kullanarak yaptığı müdahaleler sırasında Abdullah Cömert (22) adlı kişi başından aldığı yara sonucu yaralandı.

Antakya Devlet Hastanesine kaldırılan Abdullah Cömert yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılmadı. 

Kılıçdaroğlu ndan önemli açıklamalar

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İşte Kılıçdaroğlu nun açıklamalarından satır başları:

O gençlerin elinde silah mı var? Kitap var şarkı söylüyorlar, çadır kurmuşlar ağaçlara sahip çıkıyorlar. Toplumun vicdanı kanıyor ve toplum Taksim’e akıyor. Neden çünkü toplumun vicdanı var. Bu toplum bir tek ağaç bile olsa o ağaca sahip çıkıyor. Ne olacak bu çocukların eylemi. Size ne zararı olacak. Demokrasilerde hükümetlere tepki göstermek son derece doğaldır.

Olağanüstü bir durum yok ortada işi olağanüstü noktaya taşıyan hükümetin yaptığı uygulamalardır. Mitingimizi iptal edip Taksim’e gittim. Size Taksim’i anlatayım. Hayatımda hiçbir zaman bu kadar genci bir arada görmemiştim. Yüzlerce miting yaptık ama bu kadar genci hiçbir partinin toplantısında görmedim. Gençlerin tamamı özgürlük ve demokrasi istiyor.

“DERS ÇIKARILMASI LAZIM”

Her partiden her inançtan her kimlikten inşalar vardı orada. Bu tabloyu siyasetçilerin dersler çıkarması lazım. Onların tepkilerini dikkatle dinlemek zorundayız. Onlar yeni bir kuşak. Bizim kuşağımız değil. Bizim anlamak zorunda olduğumuz çocuklarımız. O beklentilere yanıt verecek siyaseti oluşturmamız gerekiyor.

Eğer biz siyaseti sağlıklı okursa, gençleri dinlersek Türkiye’nin geleceğine parlak bir ayna tutmuş oluruz. Taksim Meydanı’nda CHP’liler toplandı hayır. Eylemleri CHP’liler yaptı hayır.  O ancak dar kafalı insanların düşündükleri bir olay. O gençlerin tamamının gözlerinden öpüyorum. Buradan selamlarımı gönderiyorum.

Karıncayı bile incitmek istemiyorlar. Doğaya sahip çıkmak istiyorlar. Düşünebiliyor musunuz polisin baskısından o kadar gaz bombasından sonra ellerinde çöp poşetleri çevreyi temizliyorlar. Hepimizin uyması gereken kurallar var ama Başbakanların da uyması gereken kurallar var. Demokrasi karşıt görüşleri dinlemek onlara saygı duymaktır. Eğer siz demokrasiyi baskı unsuru olarak görüyorsanız eylemleri sonlandıramazsınız. Bu gençlik farklı bir gençliktir. Demokrasi ve özgürlük talep ediyorlar.

“DAYATMAYLA ÜLKE YÖNETİLMEZ”

Başbakan bir ülkeyi yönetecekse demokrat olması ve demokrasiyi içselleştirmesi gerekiyor. Bir başbakan ülkeyi duygularıyla yönetemez. Aklı ve mantığı öteleyip öfkeyi ön plana çıkarırsanız toplumda kutuplaştırmaya neden olursunuz. Dayatmayla, inatla ülke yönetilmez. Dayatma ve inadı öne alırsanız duyguları öne almış demektir. Aklı ve mantığı öne alırsanız dinliyorsunuz demektir.

Başbakanların bir diğer görevi de demokrasiyi ve özgürlüğü savunma görevidir. Demokrasinin öne çıkan bütün engelleri başbakanlar kaldırmak zorundadır. Son olaylar bize dünyaya rezil etti. Buna kimin hakkı var. Gençler demokrasi ve özgürlük istiyor. Demokrasi ve özgürlüğü vereceksiniz.

“ONUN ADI SOSYAL MEDYA”

Demokrasinin ana omurgası medyadır. Medyanın özgürlüğü yoksa toplumun özgürlüğünü elinden almış olursunuz. Son olaylar çok üzgünüm medya sınıfta kaldı. Toplum olayları ya bir iki tv kanalından yada yabancı kanallardan öğrendi. Medyayı kısıtlayıp yayın yapma diye uyarmış sopayı göstermişseniz toplum başka yerlerden bilgi alır. Onun adı da sosyal medya.

“HABERCİLERE SAYGI GÖSTERMEMİZ LAZIM”

Medyayı eleştirmek ayır medya çalışanlarını eleştirmek ayrı. Medya çalışanlarının tamamına saygı duyacağız. Bir medya çalışanının hangi koşullarda görev yaptığını biliyorsunuz. Onların yazı kışı gecesi gündüzü yağmuru sıcağı yok. haber neredeyse onlar oradadır. O nedenle habercilerin tümüne hepimizin saygı göstermesi lazım.

“ÜÇ MAYMUNU OYNADILAR”

TV kanalları üç maymunları oynadı ve halkın tepkisini aldılar. Bundan korkmamak lazım. Tepki demokrasilerde bir uyarıdır. Bir ülkenin başbakanı çıkıp “twitter diye bir bela var sosyal medya toplumların belasıdır” diyemez. Demokrasi mücadelesi verdiğini söyleyen birisi böyle bir cümleyi kullanamaz. Hakkı da yoktur yetkisi de yoktur.

Özgürlük alanı geliştikçe toplum rahatlar. Patlayan enerjinin ne sonuçlar vereceğini kimse bilemez. Özgürlük alanında insanlar rahatça enerjiyi boşaltırlar. Yüzbinler toplantı Taksim’de bir kişinin bile burnu kanamadı. Her kesimden insan vardı ama herkes birbirine saygılıydı. Bir sağduyulu ses daha var, sayın cumhurbaşkanı. Diyor ki iletişim teknolojilerinin ulaştığı güç karşısında hiçbir kapalı rejimin ayakta kalması mümkün değildir. Kapalı bir rejim oluşturmaya çalışırsan bugünkü teknolojik ortamda hiçbiri ayakta kalamaz.

Evlerinde zorla tuttuğumuz yüzde 50 var diyor. Sorumlu insanını seven bir başbakan çevresini doğayı seven bir başbakan toplumu aldığı oy oranı ile bölmez eleştirmez.

YAKIŞIR MI BU?

AKP’ye oy veren yurttaş bizim yurttaşımız biz onları da seviyoruz. Onlar bu ülkenin onurlu insanları. Herkes şu veya bu gerekçeyle bir partiye oy verebilir.

Ne demek. Yani talimat vereceksin meydanlara çıkacaklar ve Türkiye savaş alanına dönecek. Yakışır mı bu?

Ayyaş çapulcu diye şeyler söyleyemez. Bu ülkenin her bireyi onurlu vatandaştır. Her bireyine saygı göstermez zorundayız. Kimliği rengi inancı ne olursa olsun bu ülke yaşıyorsa benim kardeşimdir. Ona her zaman saygı duyacağım ben. “Hangi ana baba kızının birinin kucağına oturmasını ister”…  Bir başbakanın ağzından şöyle bir cümle çıkamaz.

NASIL BİR HINÇTIR BU!

Eminim çocuk sahibi her annenin saçları diken diken olmuştu. Bu cümleyi nasıl kullanırsın.

Böyle bir anlayış olabilir mi. Nasıl bir hınçtır bu?

Bir ülkede vatandaşın seçimle görev verdiği birisinin insana saygı duyması lazım.

Rize’de bana yumurta attılar bana sordular davacı mısın diye hayır dedim. Yumurtayı atan adamı aradım davadan vazgeçtiğimi söyledim senin demokratik tepkindir sana saygı duyuyorum dedim.

AKP’ye oy veren bütün kardeşlerime sesleniyorum. Sayın Başbakan’a az önce utanarak okuduğum cümlesine sandıkta tepki vermek her şeyden önce sizin görevinizdir.

Orantısız güç kullanıldığı için soruşturma açıldıysa sorun yok. açılmadıysa görevi ihmal var.

Vali ve emniyet müdürleri vatandaşa saygılı kibar davranacaksınız. Bizim vatandaşımız bıçak kemiğe dayanmadıkça sesini çıkarmaz.

Polisin orantısız güç kullanma gibi bir görevi yok.

Polislerin çok zor koşullarda görev yaptığını emir aldıkları için böyle yaptıklarını biliyorum. Yasa dışı emir olmaz. O polisler de karşılarında biber gazı sıktıkları da bizim çocuklarımız.

Bir iktidar devletle vatandaşı karşı karşıya getirmez.                                                                              

Ankara’da polisin copuna el koydularAnkara’da polisin copuna el koydular

Ankara’da 3. gününe giren protesto gösterilerinde, polisin sert müdahalesi ve tutumu gerilimi iyice artırırken, yaşanan çatışmalar sırasında çok sayıda gösterici yaralandı.

Taksim Gezi Parkı’nda geçen hafta başlayan ve Türkiye’nin dört bir yanına sıçrayan protestolar Ankara’da dün de devam etti. Polis, saat 12.00 sıralarında Güvenpark etrafında toplanarak Başbakanlık’a yürümek isteyen liseli öğrencilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale etti.

Yaşanan arbede sırasında göstericilerden birinin kendisine müdahale eden polisin copunu ele geçirmesi ilginç görüntü oluşturdu.

Polis müdahalesine vatandaşların sert tepkisi üzerine sayıları artan protestocu grup, Kızılay Meydanı’na yakın bölgelerde konuşlandı.

Başbakanlık’a yürüyemeyen grup, müdahalenin ardından yönünü Kızılay Meydanı’na çevirdi. Güvenpark’ın giriş bölümünde toplanan ve trafiği kesmeyen grup, burada bir süre slogan attı. Bu sırada Atatürk Bulvarı üzerindeki çeşitli noktalarda konuşlanan polis araçları, bölgeye gelişigüzel gaz bombası attı. Atılan gaz bombalarından göstericilerin yanı sıra bazı gazeteciler de yaralandı. Eylem sırasında önceki iki günün aksine trafiğin kesilmemesi de çevreden geçen vatandaşları olumsuz etkiledi. Polislerin, gelişigüzel biçimde attıkları gaz bombaları seyir halindeki araçların camlarından, metro istasyonlarından ve bölgedeki işyerlerinden içeri girdi. Bu sırada çok sayıda vatandaş da yaralandı.

GRUBUN SAYISINI ARTIRDI

Bu sert müdahale çevredekilerin yoğun tepkisine de neden olunca, gazlı müdahalenin ardından ara sokaklara dağılan eylemciler, Kızılay Meydanı’nı boş bırakacak şekilde, meydanın iki yanındaki GMK Bulvarı ve Ziya Gökalp Caddesi’nde yeniden toplanmaya başladı. Burada barikat kurmaya başlayan vatandaşlar ile polis arasında çıkan çatışmalar sırasında, polis sert müdahaleyi sürdürdü. Atılan gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahalesini sertleştiren polis, bölgedeki apartmanların balkonlarından müdahaleyi izleyen ve alkışla destek veren vatandaşları da tazyikli suyla püskürtmeye çalıştı. GMK Bulvarı ve Ziya Gökalp’teki ara sokaklara dağılan göstericiler, bölgedeki biber gazının etkisini azaltmaya başlamasıyla yeniden ana caddeye yürümeye çalıştı. Bu kez Çevik Kuvvet polisinin devreye girmesi ve ara sokaklara müdahale etmesiyle, çok sayıda gösterici gözaltına alındı.

Kızılay Meydanı’nda bulunan Ramazan Ocak isminde koltuk değnekli bir engelli vatandaş, göstericilere biber gazı ve tazyikli suyla müdahale eden polis araçlarının her seferinde yanına giderek tepkisini dile getirdi. Daha sonra TOMA aracının önüne geçen Ocak, koltuk değneklerini havaya kaldırarak müdahalenin durmasını talep etti. Önüne yattığı aracın hareketini engelleyen Ocak’a, çevredekiler de destek oldu.

Göstericiler Ocak’ı aracın önünden uzaklaştırmak isteyen polise tepki gösterdi. Bunun üzerine, iki polis amiri, Ocak’ın yanına gelerek, sprey gazla müdahale etti. Bu müdahale çevredeki vatandaşların yoğun tepkisine neden olunca polis amiri alanı güçlükle terk etti. Copunu burada bırakan polis amiri, copuna uzun müzakerelerin ardından kavuştu.

4 SAAT ÇATIŞTILAR

Yaklaşık 4 saat süren çatışmaları Güvenpark civarında izleyen ve polise tepki gösteren vatandaşlar da polis araçları tarafından alanı terk etmeleri konusunda uyarıldı. Saat 17.00 sıralarında Güvenpark civarına gelişigüzel sıkılan biber gazları, vatandaşların parkı terk etmesine neden oldu. Bu sırada gaz kapsüllerinin isabet ettiği vatandaşlar yaralandı.

Gündüz saatlerinde Kızılay civarında yoğunlaşan polis müdahalesi, akşam saat 21.00 sıralarında Tunalı Hilmi Caddesi, Tunus Caddesi, Kennedy Caddesi ve Bestekar Sokak’ın bulunduğu alana sıçradı. Protestocular, cadde üzerinde çeşitli noktalarda ateş yakarak, barikat kurdu. Polis ise biber gazı ve tazyikli su ile müdahale etti.

Meclis te  Gezi  tartışmasıMeclis te Gezi tartışması

İçişleri Bakanı Muammer Güler in Meclis te konuşmanın ardından tartışma çıktı.

Güler in sözleri şöyle:

Eylemler şiddete varmazsa polis müdahale etmez.İllegal eylemlere karşı hepimiz, tüm meclis ortak karar ve tavır almalı.Hak arama eylemlerine tolerans gösterilmiştir Ankara da ama bırakalım meclisi mı işgal etsinler, başbakanlığı mı bassınlar.. Böyle bir lüksümüz asla olamaz.Polisle halkı karşı karşı  getirdiği görüntüsüne asla izin vermeyeceğiz.Ülkemizde kaos yaratılmaya çalışılmaktadır.Şiddete başvurmayanların başımızın üstünde yeri vardır. Şiddete başvuranlarla aramıza mesafe koyalım. Artık bu olay siyaset yapma olayı değildir.Görevini yapmayan herkese karşı gereken herşeyi yapacağız. İstanbul da iddialara ilişkin müfettişler görev yapıyor.

EYLEMLERE SON VERİLSİN

Bütün vatandaşlarımızdan, gençlerimizden illegal örgütlerden uzak durmalarını istirham ediyorum.Artık bu eylemlere son verilmesini istiyorum.Meşru zeminin kaybedilmemesi adına birlikte tavır almaya çağırıyorum hepinizi.

MUMCU MÜDAHALE ETTİ

Oturumu yönetem TBMM Başkanvekili Güldal Mumcu sık sık müdahale ederek Güler in konuşmasına müdahale edilmemesini istedi

O TALİMATI KİM VERDİ

Güler in sözlerinin ardından yerinden söz alan MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural Sabah beşte müdahale emrini, çadırların yakılması talimatını kim verdi. Gelin araştırma önergesini kabul edin, ortaya çıksın dedi.

KAMERALAR KAPALIYDI

CHP li Mahmut Tanal ise kürsüye gelerek kendisine polislerin silah çekildiğini söyledi.Olaylar sırasında kameraların kapalı olduğunu savunan Tanal Halka çapulcular diyorsanız ben de o çapulculardan biriyim. Siz zalimsiniz, siz ABD uşağısınız. Siz faşistsiniz dedi.

ZALİM İSTİYORSANIZ TARİHİNİZE BAKIN

Tanal dan sonra kürsüye çıkan AK Parti Grup Başkanvekili Ahmet Aydın ise şunları söyledi:

Zalim istiyorsanız dönün tarihinize bakın. AK Parti olmasaydı bu eylemler yapılmazdı. Sağduyu diyorsanız sizin nerenizde var sağduyu var.Millet size iktidarı vermeyecektir.

TARHAN IN KONUŞMASI

Aydın ın konuşmasının ardından CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan ise şunları söyledi:

Siz burada laf yetiştirirken bir gencin, çocuğun ölüm haberi geldi. Abdullah ı Hatay da öldürdüler. Bunun sebebi, sorumlusu kim sorguladınız mı. Başbakanınız neden kaçtı. Bu ülkeyi nasıl bu hale getirdiniz. Bizim kardeşlerimiz olan polisleri kadınlarımızın yüzüne gaz sıkar hale getirdiniz. Siz diktatörmü arıyorsunuz. Siz 1930 larda  bizi yönetseydiniz hepimiz bir kalıp sabun olmuştuk.

Demokrasi sadece sandıktan alınan oy oranıyla değerlendirilirse büyük hata yapılır Seçimde alınan oy oranını önümüze koyarak ben her şeyi yaparım demek ülkeyi nerelere getirmiştir. Bu olayların temeli başbakanın ülkenin kişisel yaşamına müdahale etmesidir. Ülke bu başbakanla otoriterleşmeye, diktatörleşmeye gitmektedir. Sayın Başbakan güç zehirlenmesine uğramıştır. Biri bunu söylemeli ona.Parkta oturan kişilerin oturma biçimine karışıyor. Parkta iki kişi oturuyor birileri onlara saygı duyabilir ama ben Tayyip Erdoğan olarak kusura bakmayın ben saygı duymam. Ben Kadıköy vapurundan inenleri gözlüyorum, onların kılık kıyafetlerine karışmıyorum diyor. Sayın Başbakan o vapurdan inenlerin nesine tahammül ediyorsunuz. Taksim de pırıl pırıl gençler var. Gençler kendi hak

ve özgürlüklerine sahip çıkıyor. Bu sese kulak verin. Şebnem Ferah tan Başbakan a mektupŞebnem Ferah tan Başbakan a mektup

Ünlü şarkıcı Şebnem Ferah Başbakan a mektup yazdı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ın Taksim deki olaylar hakkında yaptığı konuşmaya ünlülerden tepki gecikmedi.

Taksim de yaşananlara sessiz kalmayan ünlü rockçı Şebnem Ferah, Başbakan ıa mektup yazdı.

İşte Şebnem Ferah ın yazdığı o mektup:

Sayın Başbakanım,

Az önce konuşmanızı dinledim. Küçük bir hatırlatma yapmak ihtiyacını hissetim:

Unutmayınız; siz, size oy veremeyenlerin, sizinle aynı fikirde olmayanların da başbakanısınız. Günlerdir kendi vatandaşlarınıza ruhen ve bedenen şidder uygulanmaktadır. Üstelik dünyanın neresine gideseniz gidin "doğru" ve "haklı sayılacak, parkını, ağaçlarını, şehirlerini korumaya gönüllü insanların masum gösterisine karşılık olarak...

Sayın Başbakan ım, lafı hiç uzatmayayım. Hislerim beni yanıltmıyorsa bugünlerde takınacağınız tavır tarihe nasıl geçeceğiniz konusunda her zamankinden çok daha etkili olacak.Sayın Başbakan ım, eğer söylemezsem bir insan olarak büyük bir yanlışa ortak olmuş gibi hissedeceğim, lütfen bir konuşma daha yapınız ve özür dileyiniz. Zararın neresinden dönülürse kardır. Bugün konuyla ilgili söylediklerinizden çok daha yapıcı olacağına inancım sonsuzdur. Lütfen, "Vatandaşlarımın haklarını korumak şöyle dursun; en ufak ve doğal demokrasi emarisinde onları ruhen ve bedenen yaraladığım için, bu ülkede yaşayan insanların tamamının ne düşüneceğini, ne hissedeceğini, neyi kabulleneceğini yönlendirme erkine sahip olduğum yanılgısına düştüğüm için, vicdanımın sesini dinlemek ve sağduyulu bir hamleyle bana ne anlatıldığını dinlemek, görevimin ve sorumluluklarımın gerçek gerekliliklerini yerine getirmek yerine her istediğini yaptırmaya alışmış ve oyuncağı elinden alınmış öfkeli bir çocuktan farklı davranmadığım için bütün kalbimle özür dilerim" deyiniz.

Bütün kalbimle ve inanarak söylüyorum; bence bunu bize borçlusunuz.

Sayın ve Sevgili Başbakan ım... Ben bir ağaç gibi tek ve hür, bir orman gibi kardeşçe yaşamak isteyen vatandaşlarınızdan biriyim. Sizin bizim başbakanımızsınızç Rica ediyorum, karşıdan bakıldığında eksik ifadeyle erk sarhoşluğu gibi görünen bu tavrınızı bir tarafa bırakınız ve ivedilikle "dinlemeye" başlayınız...

Saygılarımla,

Şebnem Ferah

                   İşte o anı görüntülemek için uğraş verdiğim biber gazlarına rağmen objektifimin yakaladığı görüntüleri görmek için tıklayın!

Beğendim 0 Muhteşem 0 Haha 0 İnanılmaz 0 Üzgün 0 Kızgın 0

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


yükleniyor

BU HABERİ OKUYANLAR BUNLARI DA OKUDU

YAZARLAR

tümü
  • S.Lig
  • 1.Lig
  • 2.Lig Kırmızı
  • 2.Lig Beyaz
    Takımlar O G B M Av P
Şampiyonlar Ligi
UEFA
Alt Lig
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P
    Takımlar O G B M Av P

BURÇLAR

(21 Mart - 20 Nisan)

Koç Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(21 Nisan - 21 Mayıs)

Boğa Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Mayıs - 22 Haziran)

İkizler Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Haziran - 22 Temmuz)

Yengeç Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Temmuz - 22 Ağustos)

Aslan Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Ağustos - 22 Eylül)

Başak Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Eylül - 22 Ekim)

Terazi Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(23 Ekim - 21 Kasım)

Akrep Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Kasım - 21 Aralık)

Yay Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Aralık - 21 Ocak)

Oğlak Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(22 Ocak - 19 Şubat)

Kova Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

(20 Şubat - 20 Mart)

Balık Burcunun 22.07.2018 Günlük Yorumu

NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık