DAK
DAKTİLO REKLAM

TURGAY KIRAN İLE KIRAN KIRANA…

TURGAY KIRAN İLE KIRAN KIRANA BİR SÖYLEŞİ… / Hasan Uğur Epirden'in özel haberi...

TURGAY KIRAN İLE KIRAN KIRANA…
Rahat İngilizce INT

Turgay Kıran…
Çok eski kadim dostum…
Gerçek bir Galatasaraylı…
Galatasaray Spor Kulübü’nde uzun yıllar yöneticilik yapan ünlü işadamı…
Galatasaray’a gönül veren büyük bir çoğunluğun hayallerindeki gelecek Başkanları…
“Fair Play” ruhunu, sporun erdemini ruhunda okşayan örnek bir spor adamı…
Nesli tükenmekte olan bir İstanbul beyefendisi… Tam bir centilmen…
Güler yüzlü, candan, gerçek bir hayvan sever…
Üstelik alabildiğine mütevazı…
İşinin patronluğunu kapısında soyunan, halkla iç içe olmaktan zevk alan kalabalık dünyamda parmakla gösterdiğim özel insan;

Çırağan’ın tepesinde, Boğaziçi’ni kucaklayan, inanılmaz güzellikteki butik otelinin Roof’undaki randevuya İstanbul trafiğine deniz yolunu tercih ederek çalım atıp, saatinde varırken heyecanlıydım…
Kafamda çoğunu hince planladığım hınzır uzman sorular vardı, ne cevaplar alacağımı Galatasaray – Fenerbahçe maçı sonucu kadar da merak ediyordum? … Diğer yandan da 40 yıllık dostluğumuzun ve kardeşliğimizin sağlayacağı avantajın da rahatlığı içerisindeydim…
En azından “bu ne biçim soru? …” diye terslenmeyeceğimi (!) çok iyi biliyordum? …

Merhaba Turgay’cığım; Kaza geliyorum demez, geldim! …”

Bir kahkaha attı;

Estağfurullah kardeşim? …” dedi, ekledi…

Sevgili Hasan… Çok eski dostum olduğun için sanırım bana bugün zor sorular sorup, terleteceksin? … Ama hazırlıklı geldim… Sorularını ÖSS gibi ele geçirmek kolay olamayacağını bildiğim için dersime sıkı çalıştım…”

Tam üzerine bastın! … İstersen şimdiden şu üzerindeki ceketi çıkararak hafifleyebilirsin ?… Otel zaten yeterince sıcak? … Korkma o fiyakalı ceketin üzerine bu ters üçgen vücudumla konamam, rahat ol ?…”

Bir insan bu kadar mı güler yüzlü, neşesi yerinde olur, etrafına ışık saçar? …

Ceketini koltuğunun arkasına asarken kararlı ama bir o kadar da içten bir ifadeyle cevap verdi…

Olsun… Kardeşimin her sorusunu tüm samimiyetimle ve açıklığıyla cevaplayacağım, hazırım…”

Annesi ve babası da Galatasaraylı olan Turgay annesinin dediğine göre kundaklandığı renklerin tesirinde kalarak çok küçük yaşlarda sarı kırmızılı renklere sevgi göstermeye başlamış…

İlkokulda, Işık Lisesi’nde okurken plastik topla futbol oynamaya başlamış…

Galatasaray Lisesi’nde meşin topla futbolunu geliştirirken, voleybol da oynamış, atletizm de yapmış, koşmuş, dereceleri var…

Örnek aldığı tek lideri var… Mustafa Kemal ATATÜRK…

Nutuk adlı kitabını da hemen hemen her gece bir kez okuduğunu beni onurlandırmak için konuğum olduğu EPİRDEN 2014 bayanlar plaj voleybolu Kalkan turnuvasında bir akşam yemekte, kadeh tokuştururken paylaşmıştı… Bu bilinmeyenlerinden birisiydi… Hatta her okuduğunda da yeni dersler çıkardığını söylemişti… “Nutuk” onun başucu kitabıydı… Kırk yıllık dostuma hayranlığım bir kat daha arttı…

Spor Dünyasında saygı duyduğu isimleri iyi biliyorum… Başlarında da büyük başkanlar rahmetliSüleyman Seba ve Alp Yalman var…

Unutamadığı maç; sevgili rahmetli Metin Oktay‘ın ağları yırtan golüyle 4-0 kazanılan Fenerbahçe maçı…

Galatasaray üyeliği 1974 yılının nisan ayna denk geliyor… Sicil numarası: 6272…

En beğendiği yerli oyuncular; tıpkı benim gibi eskilerden Metin Oktay ve Turgay Şeren… Yenilerden Arda ve Emre Çolak önde gelenler… Yabancı oyunculardan ise, eskilerden Zidane, Ronaldinho, yenilerden Messi, Hazard…

Beğendiği antrenörlere gelince… Eskiler arasında Fatih Terim… Yenilerden ise Hamza Hamzaoğlu, Abdullah Avcı ve Tolunay Kafkas

En beğendiği spor köşe yazarı Mehmet Demirkol ve Bilgin Gökberk

Hobilerinin başında dört ayaklı dostları geliyor… Benim gibi… Her yerinde kedileri ve köpekleri var… Ailecek onlarla yaşıyor, onlarla daha bir mutlu oluyor… Bunun dışında spor yapmak doğal tutkusu… Daha çok yürüyüş… Zaman zaman tenis oynamak ve yüzmek… Fırsat buldukça resim sergilerini ziyaret ediyor… Hele halkıyla bütünleşmek, sohbet etmek yok mu, ona büyük enerji veriyor… Fobisini bilmiyorum, bir ara sormuştum, sanırım kendisi de bilmiyor? …

Yay burcu, yükseleni de Boğa…

Evet bu bilgiler yakın arkadaş, dost, hatta kardeş gibi olmanın avantajı… Bunları sormuş gibi de yazdım çünkü eminim… Böylelikle sohbet süresi daha kısalıyor, onun çok kıymetli zamanını çarçur etmemiş oluyorum… Üstelik biliyorum, kulüpte önemli bir toplantısı var? …

Turgay Kıran, daim şıklığından söz edilen, fiziği ve yakışıklılığıyla giydiği markaları daha da marka yapan, değme mankenlerin bile kıskandığı bir genç ağabeyim… Bakın bu konuda içten, samimi bir açıklama yapma gereği duyuyorum… Günümüzde bazılarına garip gelebilir ama bizim zamanımızda bizden 1 yaş büyük kişiye “Ağabey”, “Abla” derdik? … Bir saygı özelliğiydi bu, günümüze gelene kadar eriyip, yok olan? ...

Eeee, Başkanım; uzman sorularıma başlayabilir miyim ?…”

Gelen 2. neskafelerimizi yudumlarken o önce kravatını gevşetiyor… “Voleybol ile ne kadar haşır neşirsin ?… Beğendiğin sporcular var mı? …”

Evet, lisedeyken Voleybol takımında oynadım… Çok değerli oyuncuların olduğu bir dönemdi… İlk altıda zor yer buluyordum… Sonra Üniversite takımında da oynadım… Değer Eraybar ağabeyi, Semih Oktay’ı, İsmail Vuran’ı ve Serap Gençsu’yu çok beğenirdim… Epirden Beach Volley’i çok yakından takip ederim… Federasyonun bile beceremediği işleri, organizasyonları kusursuz, sevimli yapan bir grup… Destek bulsa, çok daha önemli turnuvalara, hatta Uluslararası organizasyonlara imza atabilecek bir yapıları var…”

Bunları senden duymak onur verici, sağol…”

Sorularımı git gide ağırlaştıracağım, bunu da farkında ama hala tebessüm ediyor, inanılır gibi değil? …

Basın ve medyanın futbol dışında amatör sporlara bakış açısını, yani ilgisizliğini etik buluyor musun? …”

Etik olup olmaması tartışılır… Ama ne yazık ki Türk Sporuna verilen önem bu… Bunun kabahatlisi de yer vermeyen basın değil… Bu kadar değersiz kılan spor yöneticileri ve federasyonlar… Varlığı ile yokluğu bir olan sözde Milli Olimpiyat Komitesi… Olmayan bir spor politikası… Sonunda içler acısı bir amatör spor ne yazık ki… Ayrıca spor kültür ve eğitimini ilkokullara taşıyamayan bir zihniyet… Fanatizme yol açan başka olaylar… İddialar, bahisler ve Türk Sporu…”

Baktım iş fazla ciddiye gidiyor, o şekilde devam etsek, yukarıları öfkelendirecek bir moda yükseleceğiz, araya bir mola sıkıştırayım dedim, hem böylelikle magazincilere de gündem yaratırız diye düşündüm…

Sence aşk nedir? …”

Zannederim, çalıştığı yerden sordum, bir bilirkişi rahatlığında cevapladı ama biraz da geçiştirdi gibime geldi…

Ben her güzel olaya, insana, hayvana, canlıya, bitkiye aynı aşkla bakarım… O bakışın içinde dolu dolu sevgi ve saygı vardır…”

Turgay Kıran gibi biri bu aşina sorumu 2 satırla geçiştirmesi pek beni tatmin etmedi desem, yalan söylemiş olmam… Ben açıkçası kompozisyon bekliyordum? …”

Mola bitti…

Şimdi sıkı sorularım var, onları sorma zamanı…

Turgay’cığım; Devletin bu denli spor karışmasını, Federasyonlara müdahale etmesini doğru ve etik buluyor musun? …

Gömleğinin en üst düğmesini açtı… İlk kez ciddileşti…

Hükümetlerin her konuda olduğu gibi bir spor politikaları olur…  Bu politikalar üzerinden çalışmalar yapılır ve uygulanır… Ama politikacılar politikaları üzerinden hem kanun hem de uygulayıcı oldukları zaman işte bugünkü kaos meydana gelir ne yazık ki… Etik olması yine ayrıca tartışılır… Geçmişte spor politikamız olmadığı için neyin etik olup olmadığını da söylemek zor…”

İstanbul 2020’yi elimizden kaçırma nedenlerimiz sence ne? …”

Elimizden kaçırdığımız bir şey yok ki? … Zaten adaylık başvurusuna iki ay kalaya kadar böyle bir niyetimiz de yoktu… Ama ülkeye zaman zaman gündem gerektiği için bir anda aday olduk… Ciddi olmayan bir spor kültür ve eğitiminin sonuçları… Ama ‘az kalsın kazanıyorduk değil mi? …’ diyerek avunuyoruz…”

Peki, Türk futbolu nereye gidiyor? …”

Güzel bir soru… Yıllardan beri çalışan Federasyonda görev yapanlar sonunda doğru yolu buldular ve devrim (!) yaptılar… Bakalım geçmişte yaptıklarının hesabını nasıl verecekler veya yaptıkları devrimin hesabını? … Anlaşılır gibi değil…

Son 10 yıldır Türk futbolu çok fazla politize olmaya başladı… Futbola siyaset karıştı ve Türk futbolu özgürlüğünü yitirdi…

Hep başkasının emri altında ve serbestliği olmadan bir politik güç gibi davranmaya çalışıldı… Türk futbolunda bir çöküş yaşanmaktadır, dibe vurmak üzeredir… Böyle devam ettiği sürece de ilerleme olmaz! …”

Mayıs ayında yapılan kongrede başkanlığa adaylığını koyduğunu, Galatasaraylı kongre üyelerinden ve de taraftarlardan büyük destek aldığını biliyorum… Bence bu çok zor dönemde koca Galatasaray Spor Kulübü Başkanlığına talip olmak mangal yürek ister? …”

Bu teveccühe ben de kayıtsız kalmak istemiyorum… Her ne kadar Türk futbolu kötüye gidiyor olsa da bizlerin bu arenada olması, bir mücadele vermesi gerekir…”

Türk sporunda doping hala yapılıyor mu? …”

Dopingden yeni ceza alan sporcularımız olduğuna göre bence devam edıyor… Yapılan kontrollerde soruşturulmalı… Onlar da kifayetsiz…”

Sporda şiddet nasıl önlenir? …

Sporda şiddeti önlemek sadece polisiye tedbirlerle sonuçlanmaz… Spor eğitimine ilköğretimde başlamak ve uzun vadede eğitimle olur… Eğitim aynı zamanda sporcular ve yöneticiler için de geçerli olmalı tabii…”

Çok başarılı bir turizmcisin… Hatta en önde gelenlerden birisin… Türk Turizmi hakkında düşüncelerin neler? … Turizmimiz nasıl daha gelişebilir? … Otelcilikte sorunlar neler? …”

Türkiye turizm açısından oldukça önemli ve hızlı bir yol kat etti… 1980’lerde rahmetli Özal’ın turizme verdiği ivmenin önemi çok büyük… Arz ve talep dengelendi… Yine sıkıntı personel eğitiminde… Zira fiziki yapılar, teknoloji uygulamaları oldukça başarılı… Sıkıntı ucuz turiste yönelmekle sürüyor… İpler yabancı ve büyük tur operatörlerinin elinde… Oynuyorlar… Bu devam da eder… Yeni bir turizm politikası oluşuncaya kadar…”

Peki, elinde bir olanak olsa, hangi yıllara ışınlanmak isterdin? … Niçin? …”

Keşke… Ama olanak yok ki… Gerçek dışına çıkmayalım derim… Şu andaki sağlıklı yıllarımız da, herşeye rağmen iyi… Ama çok zorlarsan 70’li yıllara ışınlanmak isterdim…”

Gene futbola dönelim… Sence gelmiş geçmiş en büyük futbolcular kimler? …”

Tartışmasız ilk sıra Pele’nin… Yaşin, Zidane, Gullit sonra… Bizden de Metin Oktay, Lefter, Can Bartu, Metin Kurt, Baba Recep, Ali Gültiken…”

Gerek dünyada, gerekse bizde gelmiş geçmiş efsane 11’leri sayabilir misin? …”

Kısa bir süre düşündü ve saymaya başladı…

Oliver Khan – Roberto Carlos – Vogts – Schwarzenberk – Beckenbauer – Cruyf- Maradona – Pele – Ardiles – Gerd Muller – Zico…

Yasin – Ahmet Bir – Zekeriya – Alparslan – Muzaffer – Ziya – Can Bartu – B.Mehmet – Lefter – Metin Oktay – Çilli Mehmet…”

2016 Rio Olimpiyat Oyunlarını nasıl değerlendiriyorsun ?…”

Gülümsedi… Bu kez acımtıraktı…

Sadece bir ders daha aldık !…”

Sporun içindekilere, sporcusundan antrenörüne, idarecisine, hakeminden seyircisine ne söylemek istersin? …”

Sporun iki kişi veya iki ekip arasında bir saygı mücadelesi, bir dostluk mücadelesi olduğuna bilinçlendirmek olduğunu… Sonuçta yenenin de, yenilenenin de alkışlanması gerektiğini ve barış içinde mücadeleyi bitirmeleri gerektiğini bilinçlendirmemiz gerektiğine inanıyorum… Tüm renklerin kardeşliğine dikkat etmeleri gerektiğine inanmalarını arzuluyorum…”

İkimiz de iflah olmaz (!) birer hayvan severiz… Sence Hükümetin ve vatandaşların hayvan haklarına bakış açılarını nasıl değerlendiriyorsun? …”

Bu son sorun çok can alıcı oldu kardeşim… Hükümetler daha bir yasa düzenleyememişler ki… Vatandaşlar bu konuda nasıl duyarlı olabilirler… Onların hiç bir hakları olduğuna inanmıyorum… Çok küçük bir azınlık bu konuda mücadele vermeye çalışıyor ama bürokratlar ve milletvekilleri bu konuda duyarsız… Katliam üstüne katliam yapılmakta… Sonra da marka değerinden bahseden bürokratlar var ne yazık ki? … Onların da bir can taşıdığına inanan insanlar çoğalmadığı müddetçe…”

Butik oteli La Maison’da öğleyi neredeyse akşam yapmak üzereyken, Turgay kapalı tuttuğu telefonunu açtı, saydı, tam 49 arama, 14 mesaj vardı…

Yahu benim yüzünden kim bilir işlerin ne kadar aksamıştır? … Doğrusunu söylesen, ‘Epirden beni esir aldı…’ desen amma küfür yerim, rekorlar kitabına girerim? …”

Ben yoruldum sorduğum sorulardan, kasıldım verdiğim zarardan ama o sanki dinlendi cevaplamaktan…

Bir gece çok daha özelleri konuşmak üzere sözleştik, La Maison’dan ayrılırken arkamdan hala gülücüklerle uğurluyordu… Ama artık üzerinde ceketi vardı…

Sizler belki bir solukta bu yazıyı okuyacaksınız ama sohbetimiz saatler aldı, sonrasında da mutfağımda (çalışma masamda) eldeki malzememle (notlarımla) pişirilip (yazılıp) servis edilmesi (yayına hazırlanması) ise tam bir günümü aldı…

Ama sanırım tam arşivlik, tarihi bir yazı oldu?…

Röportaj: Hasan Uğur Epirden 



HABERE AİT RESİMLER

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER
ANKET

EN BAŞARILI HABER SUNUCUSU!

Silk&Cashmere TR
Aliexpress TR